·
Okunma
·
Beğeni
·
2024
Gösterim
Adı:
Mezarlar Ne Söyler?
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944979924
Kitabın türü:
Çeviri:
A. Erkin Köylügil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Avrupa Yakası
Baskılar:
Mezarlar Ne Söyler?
Mezarlar Ne Söyler?
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların, geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz? Nasıl mı? Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla. Mezarlar Ne Söyler? kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin. Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir.

Ağaçların arasından genç bir kız göründü. Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı. Tedirgindi. Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu. Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü. Bir anda dünyası karardı. Yürek parçalayan çığlıklar kopardı. Delikanlının üzerine kapandı. Onu bağrına bastı. Titriyordu. Gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Parmak uçlarıyla, onun kıvırcık saçlarını okşuyor, ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu. Sonunda bitkin düştü. Gücü kesildi. Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı. Genişçe bir mezar açtı. Cesedi mezara taşıdı. Yavaşça yatırdı. Kanlı başını omuzlarının arasına koydu. Üzerini toprakla örttü. Başucuna, başını kesen kılıcı dikti. Tam dönmek üzereyken, ona doğru yürü düm. Ürktü. Korkuyla titredi. Sonra başını önüne eğdi. Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu. İç çekerek şöyle dedi:
"İstersen beni krala şikâyet edebilirsin. Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken, onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense, ölmek benim için daha iyidir." Şöyle dedim: "Benden korkma bahtsız kızım. Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum. O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı? Sen asıl bunu anlat bana."Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı:
"Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu. Bizim tarlamıza geldi. Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü. Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu. Oysa babam çok fakir bir çiftçidir. Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere, yakaladı. Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı. Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı. Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim. Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı. Kumandan çılgına döndü. Onu öldürmeye kalktı. Nişanlım ondan önce davrandı. Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı. Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü. Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı. Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi. Bir süre sonra askerler geldi. Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler."

(Tanıtım Bülteninden)
180 syf.
Kitabın ilk 50 sayfasında Halil Cibranin biyografisi resimlerle gayet akıcı ve anlaşılır bir şekilde yazılmıştır. 4 adet hikayeden oluşan kitapta günümüzde halen süregelen olayların anlatılması okuyucuya anlatılmak isteneni başarılı bir şekilde yansitabilir hatta derin düşüncelere sevk etmektedir. Halil Cibran okuyorsanız 3...5 saat araliginda okuyabileceginiz eserini bitirmeniz günlerce süre bilir o esnada kendinizi, çevrenizi yaşamakta olduğunuz düzeni sorgulamanız gayet normaldir.
192 syf.
Kurallar, töreler ve bunlara başkaldıran insanlar.
Oluşturulan kuralların insanlık dışı yanlarını göremeyen nice kitleler, bundan menfaat elde eden güç sahipleri.. Bir de bu insafsız kurallara başkaldıran, vicdanının peşinde giden, aşkından vazgeçmeyen, insani değerlerini yitirmeyen, toplulukları cahillikten kurtarmaya çalışan bir kaç İnsan..
Halil Cibran'ın düşünceleri okunmalı...
192 syf.
·3 günde·7/10
Kitaptaki 4 mini hikayenin 3ünü çok beğendim. Kurgusu ve anlatımı çok güzeldi. En sondaki "Gelin beşiği" isimli hikayeyi sevemedim. Ugrunda ölünesi aşkların varliğina inanmadıgimdan bana çok tiyatral geldi. Genel olarak sürükleyici bir kitap.
192 syf.
·Beğendi·9/10
Belki de farkına varmadan, bir şeylerin esiri olarak yaşamaktayız.

Bu kitapta yıllarca Hristiyanlığın dini yönetici olan Rahiplerin, dönemin insanlarını nasıl köleleştirdiğini ve halkında kuşaktan kuşağa sanki morfin yemiş gibi buna alışıltırılmış şekilde hayat sürdürdüğü bir zamanda aklının ve vicdanının hurriyetiyle alışılmış bu düzene başkaldıran kişilerin bütün tabuları yıkışına şahit oldum.

Halil Cibran bir dönemin resmini bizlere güçlü bir anlatımla çizmektedir. Halka zulmeden, zayıfları ezen, halkı maşa olarak kullanan rahiplerin, papazların ve kralların dini kendi çıkar ve menfaatlerine göre şekillendirip, kanunlarla bunu meşrulaştırmaları karşısında aklın ve akıllı düşünmenin yolunu açarak halkın uyanmasına ön ayak oluşunu gözler önüne sermektedir.

Bugün belki de bizler de bir şeyleri olduğu gibi hiç eleştirmeden kabulleniyor, ve bir şeylerin farkına varmadan, araştırmadan, akıl süzgecinden geçirmeden olduğu gibi kabulleniyor ve kendimizi köleleştirdiğimizin farkında olmadan yaşıyoruzdur.

Bu kitabı okuduğunuz da kendinizi sorgulayacak, hayatınızın bütün dönemlerini gözden geçireceksinizdir...
192 syf.
·2 günde·9/10
Eser dört kısa öyküden oluşuyor. Öykülerin ana teması toplum ve din baskısı...

Yaşarken, ölen bedenler ve ölürken dirilen ruhlar...

Halil Cibran, cesaretli bir bireyin, doğruları söyleyerek zincirlerini kırmasını ve arkasından baskı altında ki bir köy halkını sürüklemesini "Gavur Halil" adlı ilk öyküde oldukça iyi kurgulayıp, doğruların her zaman taraf bulduğuna, insan fıtratı gereği cesaretli bir bireyin arkasında güç oluşturup, zalime karşı gelerek kendi ruhunun derinliklerine yeniden ayağa kalkmasını, kelimelerle zenginleştirerek, zulme baş kaldırışı oldukça iyi işlemiş...

İkinci öykü olan, "Mezarlar Ne Söyler?" adlı öyküde ise, insanın yarattığı töre ele alınmış. Bir Kralın huzuruna getirilen suçlular hakkında verdiği hükümler irdelenerek verilen cezalar ile işlenen suçların neredeyse aynı olduğu, fakat birinin adaleti diğerinin ise sucu teşkil ettiği için sorgulanışını ve her olayın arkasında gerçekten ziyade nasıl göründüğünü sorgulayan bir öykü ve oldukça başarılı. Nedeni ise, gördüğümüz olayların arkasındaki olaylara değilde o an görünenler arasında ki farkı yansıtması...

Üçüncü öykü, Verde El-Hani adlı kadının aşkını, sadakatsizliğinin sebebini ve kendince haklılığını anlatıyor...

Son öykü ise Gelinin Yatağı...
Bu öyküde ise zor bir aşkın hüsran dolu sonu var.

Dediğim gibi tüm öyküler toplum ve din baskısına baş kaldırı...
Yazarın her kitabında olduğu gibi bu eserini de, gücü elinde bulunduran rahiplerin, güç sahiplerinin güçsüzlere ve düşkünlere uyguladıkları ezici zulümlerini düşünerek ve sorgulayarak okudum...
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Mezarlar ne söyler, Halil Cibran'ın okuduğum ilk eseriydi. Halil Cibran ile tanışmama bu kitap vesile oldu, iyi ki de olmuş. Kitap yazarın biyografisinden ve dört hikayeden oluşmaktadır. Ben hikayelerin hepsini sevdim lakin gerek sürükleyiciliğiyle gerekse benzetmeleriyle beni en çok etkileyen hikaye Gâvur Halil oldu. Sülük gibi insanların kanını emen kiliseye ve din adamalarına karşı yapılan bir başkaldırıdan, sonucunda ise halkın özgürlüğü selamlayışından bahsedilmektedir hikayede. Dini sömüren, belki de sadece ceplerini ve midelerini doldurmaları için insanların yaşamalarına izin veren rahip ve papazların, Halilin kutsal kitabı haykırışı altında ezilişlerinden...

Ne var ki kendi toplumuma baktığımda da sömürgeci rahip ve papazların ortada kol gezdikleri yadsınamaz bir gerçek olarak önüme çıkıyor. Dini kendilerine göre uyarlamış insanlar.. Bu insanlar ki, kendi düşüncelerine, yaşayış biçimlerine ve aile hayatlarına uymayan bir davranışınızı gördüklerinde "aman estağfirullah..!!!", "cehenneme git görürsün", "kâfir! Seni yolda görsem suratına tükürürüm." gibi ithamlarda bulunur, sizi bir kalemde siler, sizi dinden aforoz eder, hatta bir davranışınıza bakarak cennet veya cehenneminize karar verirler. Oysa ki kendi çıkarlarında olan zinaya, içkiye, adam kayırmaya sıra gelince adeta gözlerine mil çekmiş, ağızlarına kilit vurmuşlardır. Din kardeşimdir diyip uyardığınızda da "sana ne be?! Sen kim oluyorsun da karışıyorsun?", " o benim ile Allah arasında olan şey, sen işine bak!" derler. Bu ne yaman çelişkidir.. İnsanlık adına dua etmek için kaldırdıkları ellerini aynı zamanda insanların gırtlağına yapışmak için de kullanırlar. Bu insanlar, kitabın da dediği gibi; vadilerdeki boş mağaralar gibi manasını bilmedikleri bir takım sesleri yansıtıyorlar. Ne Allah'ın yarattıkları için koyduğu kanunu ne de dinin gerçek anlamını biliyorlar.
Yazıklar olsun bilmeden yargılayanlara!
Yazıklar olsun dini kendi kokuşmuş nefisleri uğruna harcayanlara!


Kitabı okurken hep bunları düşündüm. Düşündürdü.. Bana içimizle dışımızın bir olduğu zaman kurtulacağımızı hatırlattı. Sadece midesini ve cebini düşünen insanların ve bunun uğruna tüm değerleri çiğneyen insanların toplumdan silineceği zaman.. Mezarlarlar ne mi söyler? Güzel şeyler söylemeleri umuduyla...

Selamun aleyküm.
192 syf.
·8/10
Üç insan..İnsan töresini,insan kurallarını çiğnediler.Kokuşmuş yasalar onların elini kesti onları ezdi geçti.
Üç insan..Cehalet onları suçlu ilan etti,onlar güçsüzdür.Töre onları yok etti,töre güçlüdür.
Bir insan..Başka bir insanı öldürdü;herkes azılı katil dedi.Kral onu öldürdü;herkes adaletli kral dedi.
Bir insan..Kiliseyi soymaya kalktı;herkes gözü dönmüş hırsız dedi.Kral onun hayatını elinden aldı,herkes erdemli kral dedi.
Bir insan..Kocasına ihanet etti;herkes fahişe dedi.Kral onu çıplak olarak teşhir etti ve herkesin gözü önünde taşlayarak öldürttü,asil kral dediler.
--Kan dökmek haramdır.Peki kralın kan dökmesi helal midir ?
--Mal gasp etmek suçtur.Peki can gasp etmek erdem midir?
--Kadının ihaneti iğrençtir.Fakat insanı taşlayarak öldürmek güzel midir?
--Yasa bir kötülüğü daha büyük bir kötülük ile karşılık vermek midir??
192 syf.
·Puan vermedi
Eser dört kısa öyküden oluşuyor.
Öykülerin ana teması toplum ve din baskısı...
Yazar; dönemin tarihi, siyasi ve dini yapısını kendine has üslubuyla aktarmış..

... Toplumun, ruhbanların, sermayedarların görüşüne göre aydın olan, bağnaz , donuk, barbar dini(!) kurallara itaatsizlik yapan herkes dinsizdir
Özellikle Ortaçağ Avrupasının katolik kesimlerinde bu ibarelerle yargılanmış nicelerini görüyoruz
Giyotinlenen, aforoz edilen, linç edilen, halk tarafından dışlanan niceleri
Bu nicelerinin zihinleri değişime sorgulamaya açık bir hal üzeredir Oysa elit, ruhban, politik kesim için sorgulayan insan tipi en tehlikeli düşmandır
Bu düşman nasıl ne şekilde ortadan kaldırılmalı peki?
Cahil halkın en büyük hassasiyeti ve zaafı nedir?
"Din"
Tanımadığı ve anlamadığı dinini sevmekte yüceltmekte aşırı bir tutum ortaya koyar.
Halkın nabzını ölçen elit, politik ruhban kesim, menfaat ve çıkarlarına zarar veren, kendilerine muhalif olan herkesi halkın kucağına atar
Sevmeleri için değil
Vahşice öldürmeleri için
Alın size dinsiz, zındık, hain
Ortaçağ Dönemini anlatmak çok uzun sürer
Günümüze ve ülkemize gelelim
İktidarı sermayeyi medyayı gücü elinde bulunduranların muhalifleri hakkında söyledikleri en meşhur sözler hangileridir
Dinsiz, vatan haini, ajan, mason, terörist
Ortaçağ Katolik Zihniyet günümüzde varlığını güçlü bir şekilde sürdürüyor
Haa şunu da unutmayn
İstisnasız tüm peygamberlerin yaftalandığı en bilindik kavram şudur
"DİNSİZ"

(Peygamberlerin getirdiği din, iktidarın, sermayenin, ruhban sınıfın elinde bir köleleştirme ve sömürü aracına dönüşen din ile mücadele etmiştir..)

"Aklını ve vicdanını kullanamayan insanlar zillete mahkumdurlar"
192 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Okuma yaparken tat aldığınızı hissedeceğiniz, gerek sürükleyici gerekse anlaşılır bir dille kaleme alınmış bu eser sizi dönemin tarihi, siyaseti ve dini hakkında fikir sahibi olmanızı sağlayacak ve belki de aradan 100 yıl geçmesine rağmen bazı konuların değişmediğini göreceğiniz, bir hikayede bin öğütle karşılaşacağınız, hayatı sorgulatıcı, tabuları yıkmaya iddialı , günlük hayata indirgenebilen bu eseri okumanızı tavsiye ederim.
192 syf.
Yine bir Cibran farkı. Kitabın ilk 52 sayfası otobiyografiden oluşmaktadır . Cibraninin hayatını bilmeden eserlerini anlamak mümkün değil. Yerinde bir uygulama olmuş. Onun kitaplarında boşa yazılmış bir söz, tesirsiz bir cümle bulmak olanaksızdır kanımca . Usta bir yazar ve düşünür oluşu onu diğer yazarlardan ayırıyor . Her anlattığı öyküde beni Lübnan’a, Beyrut’a götüren ender ve benim için çok farklı bir yazardır . Kitap daha sonra 4 güzel öyküden oluşmaktadır . Halil’in öyküsü okunmaya değerdir . Cesaretin yasalara, törelere ve dine körü körü bağlanmayaların hikayesi. Mezarlar ne söyler bizim o dinlemeden yargılayıp infaz ettiğimiz acımasızca sadece görünen taraflarıyla yetinip peşin hüküm verdiğimiz o saçma adeletimize gönderme yapıyor. Verdel El-Hani sevmediği bir adamın hayatında köle olarak mal mülk içinde sefa sürmek yerine kendinden başka birşeyi olmayan içindeki aşkına gidişinin o derin aşkının hikayesi size kendi aşklarınızı sorgulatacak . Gelinin yatağı hikayesi 19. Yy sonlarında kuzey Lübnan’da yaşanmış bir olayı anlatmaktadır . Aşkın tuzaklarından kaçamamış iki genç aşığın hikayesi sizi hüzne boğacaktır. Keyifli okumalar
192 syf.
·3 günde·9/10
Kitap Halil Cibran'ın biyografisi ile başlıyor. Bu kitaba neden bu biyografi ile başlanmış önce anlamadım. Kitap bitince anladım diyebilirim. Hayatında nelere değer verdiği, neyin peşinde koştuğu, nelerle mücadele ettiğini kitap içerisindeki öykülerde bulabilirsiniz.

Kitapta, Gavur Halil, Mezarlar ne Söyler, Verde El-Hani ve gerçek yaşam öyküsünden alınmış Gelinin Yatağı öyküleri var.

Hepsi çok dokunaklı ve Halil Cibran'ın aforizmaları ile dolu nefis anlatımlı öyküler. Hepsinde, ortak tema özgürlük, aşkın ve sevginin kutsallığı ve din dahil tüm öğretilerin eleştiri.

Halil Cibran'ın tüm yaşamını verdiği Lübnan'ın özgürleşmesi, aydınlanması, uyanması, cehaletten kurtulması uğraşısını bu kitapta çokca bulmak mümkün.

İyi okumalar dilerim...
Bir insan... Başka bir insanı öldürdü; herkes, azılı katil dedi. Kral onu öldürdü; herkes adaletli Kral dedi.
Halil Cibran
Sayfa 131 - Maviçatı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mezarlar Ne Söyler?
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944979924
Kitabın türü:
Çeviri:
A. Erkin Köylügil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Avrupa Yakası
Baskılar:
Mezarlar Ne Söyler?
Mezarlar Ne Söyler?
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların, geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz? Nasıl mı? Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla. Mezarlar Ne Söyler? kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin. Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir.

Ağaçların arasından genç bir kız göründü. Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı. Tedirgindi. Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu. Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü. Bir anda dünyası karardı. Yürek parçalayan çığlıklar kopardı. Delikanlının üzerine kapandı. Onu bağrına bastı. Titriyordu. Gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Parmak uçlarıyla, onun kıvırcık saçlarını okşuyor, ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu. Sonunda bitkin düştü. Gücü kesildi. Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı. Genişçe bir mezar açtı. Cesedi mezara taşıdı. Yavaşça yatırdı. Kanlı başını omuzlarının arasına koydu. Üzerini toprakla örttü. Başucuna, başını kesen kılıcı dikti. Tam dönmek üzereyken, ona doğru yürü düm. Ürktü. Korkuyla titredi. Sonra başını önüne eğdi. Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu. İç çekerek şöyle dedi:
"İstersen beni krala şikâyet edebilirsin. Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken, onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense, ölmek benim için daha iyidir." Şöyle dedim: "Benden korkma bahtsız kızım. Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum. O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı? Sen asıl bunu anlat bana."Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı:
"Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu. Bizim tarlamıza geldi. Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü. Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu. Oysa babam çok fakir bir çiftçidir. Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere, yakaladı. Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı. Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı. Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim. Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı. Kumandan çılgına döndü. Onu öldürmeye kalktı. Nişanlım ondan önce davrandı. Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı. Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü. Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı. Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi. Bir süre sonra askerler geldi. Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler."

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 138 okur

  • Beril
  • Muharrem EROL
  • Esra Çetin
  • Leman kuyumcu
  • seda
  • Ezgi Karasu
  • mavera
  • Yağmur Köse
  • Burhan
  • Ersin Denk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%15
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%45
35-44 Yaş
%0
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63
Erkek
%37

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.6 (6)
9
%18.2 (8)
8
%22.7 (10)
7
%15.9 (7)
6
%6.8 (3)
5
%2.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0