1000Kitap Logosu
Mezbaha Beş
Mezbaha Beş
Mezbaha Beş

Mezbaha Beş

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.8
267 Kişi
626
Okunma
194
Beğeni
9,3bin
Gösterim
208 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 5 sa. 54 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Can Yayınları · Mayıs 2021 · Karton kapak · Kurt Vonnegut
Diğer baskılar
Mezbaha No:5
Mezbaha Beş
Mezbaha No. 5
Mezbaha No:5
Slaughterhouse-Five
Mezbaha Beş
Slaughterhouse-Five
Yaşamın Her Anını Farklı Bir Şekilde Deneyimlemek İsteyenlere! Dinleyin: Billy Pilgrim zamanda koptu. Billy bunak bir dul olarak uykuya daldı ve düğün gününde uyandı. 1955’te bir kapıdan geçti ve 1941’de bir başka kapıdan çıktı. O kapıdan tekrar geçti ve kendini 1963’te buldu. Doğumunu ve ölümünü bir çok kere gördüğünü ve aradaki tüm olaylara gelişigüzel seyahatler yaptığını söylüyor. Öyle söylüyor. Billy Pilgrim zamanın akışından kopmuştur. Artık hayatını dilediği gibi ileriye ve geriye sarabilir. İsterse Tralfamadore gezegeninden uzaylıların kendisini kaçırdığı güne, isterse savaş esiri olarak tutulduğu Dresden’i müttefik uçaklarının bombaladığı güne ışınlanabilir. Billy’nin parçalanmış hayatı hepimize kendi hayatımızda aradığımız anlamı düşündürüyor. Mezbaha Beş bir modern klasik – Vonnegut’un başyapıtı. #vonnegut #ikincidünyasavaşı #uzaydayolculuk #seneler #parçalananzaman “Çok sert ve çok komİk. Hüzünlü ve keyifli. Tam bir Vonnegut eseri.” The New York Times
4 mağazanın 9 ürününün ortalama fiyatı: ₺24,69
7.8
10 üzerinden
267 Puan · 66 İnceleme
İpek Dadakçı
Mezbaha Beş'i inceledi.
208 syf.
·
8/10 puan
Savaş karşıtı eserler arasında önemli bir yere sahip Mezbaha Beş, yazar Kurt Vonnegut’un İkinci Dünya Savaşı sırasında başından geçenlerden yola çıkarak kaleme aldığı muazzam bir hiciv. Kitap, 2. Dünya Savaşı’ndan dönen ve Dresden Bombardımanı’na tanıklık eden bir askerin bu katliamla ilgili bir kitap yazma fikriyle başlıyor ve sonrasında bu kitabın kurgusu aktarılıyor. Kitapta, Billy Pilgrim isimli karakterimiz, hayatının farklı dönemlerine ileri-geri yolculuk yapıyor ve bu yolculuklarla hayatından kesitler aktarıyor. Savaşın anlamsızlığı ve yıkıcılığının yanında, Vonnegut, dünya düzeni, kapitalist sistem, gelir adaletsizliği ve insanların buna karşı tutumları, medyanın ve tarihin yanıltıcılığı, savaşın insanlara sinema ve edebiyat aracılığıyla ‘pazarlanması’ ve hayvan hakları gibi birçok önemli konuda eleştirilerini aktarıyor. Kitabın başlarında, daha önce Vonnegut okumadıysanız afallayabilir, ‘Ne okuyorum ben?’ diye düşünebilirsiniz; ancak ilk 30-40 sayfadan sonra tarzına alışınca elinizden bırakamadan okuyacağınız kitaplardan. Vonnegut’un keskin zekasına, hayalgücüne, farklı yaklaşımına hayran kaldım. Muazzam bir kara mizah örneği. Mutlaka okuyun derim. Yakın zamanda Kedi Beşiği’ni de okumayı planlıyorum.
Mezbaha Beş
7.8/10
· 626 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
37
Gökhan Alkan
Mezbaha Beş'i inceledi.
208 syf.
Savaş Ölüm Öldürme İşkence Açlık Tecavüz Şiddet Katliam Kaza . . . Oluyor işte! diyor yazar. Her gün yüzlercesi yaşanmıyor mu? Yazar ikinci dünya savaşı özelinde dünya denen mezbahayı başlıyor tasvire. İronik, düşündürücü ve tabi ki haklı olarak savaş karşıtı.
Mezbaha Beş
7.8/10
· 626 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
18
Erhan
Slaughterhouse-Five'yi inceledi.
275 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Mezbaha No:5, 20 Yüzyıl Amerikan edebiyatının en başarılı isimlerinden biri olan Kurt Vonnegut’un en bilinen, en çok satan romanı. Sitede 360 kişi okumuş yaklaşık 190 sayfalık bu romanı. 60-70 binlerin okuduğu Zweig kitaplarıyla karşılaştırınca az geliyor biraz insana. Çeşitli nedenler vardır elbette, pahalı olabilir kitapları telif ücretinden dolayı, ya da Amerikan Edebiyatına olan önyargıyı kıramadığımızdandır belki. Belki de fazla baskısı yoktur, bakalım. 1975 – 2007 ve 2015’de olmak üzere üç kere yayınlanmış ülkemizde farklı çevirilerle. Bendeki versiyonu 2007 yılından, fazla beğenmediğimden çeviriyi (Bilim kurgu yerine hayal bilim diyor mesela) orijinalini bulup oradan okudum kitabı. 2015 çevirisini görmedim ama kitapta 100’den fazla geçen “So it goes” cümlesini “falan filan “diye çevirdiğini öğrenince ondan da soğudum açıkçası. Bugünlerde fazla takıyorum galiba çevirmenlere. Ama basit kitaplarda bile yapılan çeviri hataları ya da kötü cümle kurulması okuma zevkini mahvediyor tamamen ve yazardan soğuyoruz sırf bu yüzden. Neyse kitaba döneyim diğer konuları fazla zorlamadan. Zaten diğer incelemelere göz attıysanız ya da kitabın arkasından (Daha yeni fark ettim, burayı da oldukça eğlenceli yazmışlar:) bunun farklı bir roman olduğunu anlamışsınızdır. Açıklamaya çalışayım. Öncelikle bir nevi anı roman bu – Kurt Vonnegut’un İkinci Dünya Savaşında yaşadıklarını andırıyor bir nevi. Kurgu ağırlıklı tabii. Bu aynı zamanda bir savaş romanı oluyor dolayısıyla, türün klasiklerinden çok farklı ama. Savaş karşıtı roman diyelim o zaman. Ama sadece savaşı ya da karşıtlığını içermiyor ki? Dönem romanı? Ama hangi dönem, yazar kitap boyunca bir yıldan başkasına atlıyor. Bu bildungsroman olayını da geçersiz kılıyor bir parça. Nasıl yapıyor bunu peki, uzaylılar kaçırmamış mıydı onu? Hoop bilim kurgu, ama bir sürü de insan ölüyor kitapta. Hayat böyle ama ya da so it goes. Evet hayat gibi kitap da geçiyor bir şekilde. Oldukça keyifli bir anlatımı var Kurt Vonnegut’un. İkinci Dünya Savaşının en dramatik olaylarından birisi olan Dresden Bombardımanını oraya katılan askerlerin gözünden anlatıyor, kitabın yazılış amacı bu zaten. Ama bombardımanın kitaptaki yeri en fazla bir iki sayfa, toplarsak. Ben anlatıcı var kitapta, ilk bölümde bu anlatıcı Kurt Vonnegut, kitabın yazım öyküsünü anlatıyor. Daha sonra esas anlatıcı girip Billy Pilgrim isimli bir savaş gazisi optrometristin gözünden hayatı ve savaşı anlatıyor. Ama bu anlatıcıyı da rahat bırakmıyor yazarımız, kendisi de yaşamış olayları çünkü. Arada girip ben de orada şunu yapıyordum diyor ya da bir şekilde anlıyorsunuz hardal gazı ve gül kokusundan. İkinci bölümden itibaren bir o yana bir bu yana savrulup duruyoruz zaman ve mekan olarak. Karışık biraz evet, çünkü kendisini kaçıran Tralfamadoryanlardan hayatın her anının orada bir yerde durduğunu ve bizim istediğimiz an istediğimiz yere gidip bakabileceğimizi/yaşayabileceğimizi öğrenmiş Billy. Böyle olunca bir an Dresdendeki 5 No’lu mezbahadayız, bir an Tralfamadoryan hayvanat bahçesinde Billy ile birlikte sergileniyoruz, ya da hak ettiği değeri bulamamış bilim kurgu yazarı Kilgore Trout’un kitaplarından birini karıştırıyoruz. Böyle olunca da kitabı anlamak oldukça zorlaşı… saçmalamayın, bu kadarcık bir kafa karışıklığını bile kaldıramıyorsanız belki de doğru yerde değilsiniz en başından beri. Yazarın oldukça keyifli bir dili var daha önce söylediğim gibi, bilim kurgunun altın dönemleri henüz bitmiş ve feyz alıyor ustalardan, ama daha önce söylediğim gibi bu bir bilim kurgu kitabı değil tamamen. (Zaten kaçırılma olayının gerçek olup olmadığı muallak her şeye rağmen). Bolca ironi var romanda. Mesela, Billy Pilgrim’in o zayıf çocuğun o kadar insan etrafında ölürken savaştan sağ çıkması ve Dresden nüfusunun büyük bir kısmının öldüğü bir saldırıdan, ölümle bağdaştırılan bir mezbahada kurtulmaları. Onbinlerce sivilin eridiği Dresden Saldırısını haklı göstermeye çalışanlarda var kitapta. İnternette gezindiğimizde gerçek hayatta da bunların benzerlerini görüyoruz ama. Yine atom bombasını haklı göstermeye çalışan bir ABD başkanı görüyoruz arada. Savaşı normal hayatın bir parçası gibi anlatmış Vonnegut. İnsanlar ölüyor kitap boyunca sürekli, bazen tek tek , bazen binler halinde. Ama sonuçta hayat devem ediyor yine (Ya da diğer çevirmenin dediği gibi falan filan) Bundan başka, simgelerle doldurmuş yazar romanı. Bazı şeyler (İsa, Ölümler, Berber dörtlüsü,vb.) sürekli tekrar ediyor kitapta, bir şeyleri hatırlatıyor bize. Savaş ve ölüm ana temalar evet, ama zaman yolculuğu ve buna bağlı olarak özgür irade, bilim kurgu , ya da Amerikan rüyasının gerçekleşmesi de insanı düşündüren şeyler arasında. Sözün kısası “Mezbaha No:5” kesinlikle” overrated” bir kitap değil bana göre. En fazla bu kadar kısa bir kitaba bu kadar çok şey sığdırdığı için şikayet edebiliriz belki yazardan. Ya da Tralfamadoryanlar gibi hayatımızın neşeli günlerine bakıp kalan kısımları boş vermeye çalışırız. Ne de olsa hayat devam ediyor ve bizim yapabilecek hiçbir şeyimiz yok bununla ilgili.
Slaughterhouse-Five
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
46