Adı:
Michel Foucault
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755397023
Kitabın türü:
Çeviri:
Şule Çiltaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
1984 yılında, genç denebilecek bir yaşta, 58 yaşında öldüğünde, Michel Foucault 20. yüzyılın en büyük düşünürlerinden biri olarak kabul ediliyordu. Özellikle sık sık ziyaret ettiği Amerika Birleşik Devletleri'nde seçkin tarihçilerin baş tacı ettiği Foucault, savunduğu tezleri ve yaptığı kapsamlı çalışmalarıyla, günümüzde de halen pek çok tartışmayı ateşlemektedir. Liberal düşünceyi ve gelenekçi ve tutucu Marksist yaklaşımları reddeden düşünür, çağdaş entelektüelin bir modeli haline gelmiştir.

Her ne kadar kendisi hakkında pek konuşmamış ve yazmamış, hatta bizatihi "ilginç hiçbir yanının bulunmadığını" söylemişse de, Didier Eribon elinizdeki kitabıyla onun bu iddiasının pek de doğru olmadığını gösteriyor. Bir gazeteci olarak, Foucault'yu ölümünden çok önce tanıyan Eriborn, Foucault'yla yapılan sayısız görüşmeyi annesi, öğretmenleri, sınıf arkadaşları, Simone Signoret ve Yves Montand gibi eylem arkadaşları dahil olmak üzere, onun en yakınlarının anlatımlarıyla harmanlayarak zevkle okunan bir kitap kaleme almış.
Michel Foucault, dünyanın tanıdığı bu sıra dışı filozof, eylemci, hayat insanı kimdi? 1950'lerin sonunda De Gaulle'cü diplomatlarla dostluk kuran genç kültür ateşesi, 1960'ların ortasında yapısalcılığın öncülerinden biri olarak Fransız düşüncesinin yeni yıldızı, Mayıs 1968'de öğrenci ayaklanmaları Fransa'yı ve De Gaulle'cülüğü sarsarken sıkı bir solcu ve Maocu olan Foucault tüm bu süreçte aynı zamanda, akademi dünyasının en üst basamaklarına tırmanıyordu. Bu kitap, olağanüstü bir entelektüelin yaşam yolculuğunun izini sürmekle kalmıyor, II. Dünya Savaşı'ndan günümüze, Fransa'nın kültürel, politik ve entelektüel hayatını da son derece iyi bir şekilde özetliyor.
Gençlik dönemi İkinci Dünya Savaşı yılları ve savaşın ardında insanlığa bıraktığı yıkık dökük bir dünyaya denk gelen Foucault hem muhalif hem de eşcinsel olması sebebiyle ülkesi Fransa'da büyük eleştirilere maruz kalmış daha lise yıllarında intihara teşebbüs etmiştir.Babası muhafazakar olan Foucault'nun babasının kendi üzerinde kurduğu otoriteden sıyrılmayı başarması onun fikirlerini geliştireceği ortama girmesini sağlamış.Babası ona ''Paul'' demeyi tercih edermiş Aziz Pavlus'a istinaden o ise bu ismini kimliğinden sildirmeyi tercih etmiş.Foucault,ilk başta çareyi komünizmde aramış fakat Marksizmle olan flörtü de pek uzun soluklu olmamış ve FKP'den ayrılarak bağımsız bir düşünür olma yoluna girmiş.Öyle ki Foucault'nun görüşleri daha sonrasında onu Marx'ın karşısındaki düşünürlerin yanına oturtulmasına neden olmuş.Althusser'in de etkisiyle Freud'u incelemeye başlamış ve ondan etkilense de bir Freudyen olmamış hatta onun düşüncelerine karşıt görüşler geliştirmiştir.Onu asıl etkileyen ve tezlerine kaynaklık eden düşünür Nietzsche'dir ve onun ''Güç İstenci'' kavramıdır.Bu kavramdan yola çıkan Foucault iktidar ,cinsellik,şiddet ve devletin mekanizması üzerine önemli görüşler ortaya atmıştır.Hapishaneler ,tımarhaneler ve cinsellik üzerine yaptığı çalışmalar halen aşılmış değil.Ben sadece kitabın küçük bir bölümünü anlatabildim Foucalt'nun felsefi ve siyasal düşüncesinin evrimi ve özel yaşamıyla ilgili pek çok bilgi eserde mevcuttur.Çok iyi bir biyografi kesinlikle tavsiye ediyorum.
Ben bir peygamber değilim. İşim bir zamanlar duvarların olduğu yerlere pencereler açmak.
İktidar mücadelesinin tarihi ve bunun sonucu olarak iktidarın uygulanması ve bakımının gerçek koşulları, neredeyse tamamen gizlidir. Bilgi bunun bir parçası değil: bilinmemesi gereken.
Tüm eğitim sistemleri, ifade ettikleri bilgi ve güçlerle konuşmaların yeterliliğini sürdürmenin veya değiştirmenin politik bir yoludur.
Hapishanelerin fabrikalarımıza, okullara, askeri üslere ve hastanelere benzemesi ve aynı şekilde, bunların hepsinin de cezaevlerine benzemesinin şaşırtıcı yanı ne?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Michel Foucault
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755397023
Kitabın türü:
Çeviri:
Şule Çiltaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
1984 yılında, genç denebilecek bir yaşta, 58 yaşında öldüğünde, Michel Foucault 20. yüzyılın en büyük düşünürlerinden biri olarak kabul ediliyordu. Özellikle sık sık ziyaret ettiği Amerika Birleşik Devletleri'nde seçkin tarihçilerin baş tacı ettiği Foucault, savunduğu tezleri ve yaptığı kapsamlı çalışmalarıyla, günümüzde de halen pek çok tartışmayı ateşlemektedir. Liberal düşünceyi ve gelenekçi ve tutucu Marksist yaklaşımları reddeden düşünür, çağdaş entelektüelin bir modeli haline gelmiştir.

Her ne kadar kendisi hakkında pek konuşmamış ve yazmamış, hatta bizatihi "ilginç hiçbir yanının bulunmadığını" söylemişse de, Didier Eribon elinizdeki kitabıyla onun bu iddiasının pek de doğru olmadığını gösteriyor. Bir gazeteci olarak, Foucault'yu ölümünden çok önce tanıyan Eriborn, Foucault'yla yapılan sayısız görüşmeyi annesi, öğretmenleri, sınıf arkadaşları, Simone Signoret ve Yves Montand gibi eylem arkadaşları dahil olmak üzere, onun en yakınlarının anlatımlarıyla harmanlayarak zevkle okunan bir kitap kaleme almış.
Michel Foucault, dünyanın tanıdığı bu sıra dışı filozof, eylemci, hayat insanı kimdi? 1950'lerin sonunda De Gaulle'cü diplomatlarla dostluk kuran genç kültür ateşesi, 1960'ların ortasında yapısalcılığın öncülerinden biri olarak Fransız düşüncesinin yeni yıldızı, Mayıs 1968'de öğrenci ayaklanmaları Fransa'yı ve De Gaulle'cülüğü sarsarken sıkı bir solcu ve Maocu olan Foucault tüm bu süreçte aynı zamanda, akademi dünyasının en üst basamaklarına tırmanıyordu. Bu kitap, olağanüstü bir entelektüelin yaşam yolculuğunun izini sürmekle kalmıyor, II. Dünya Savaşı'ndan günümüze, Fransa'nın kültürel, politik ve entelektüel hayatını da son derece iyi bir şekilde özetliyor.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • İlkay Şal
  • ismail

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0