1000Kitap Logosu
Milena'ya Mektuplar
Milena'ya Mektuplar
Milena'ya Mektuplar

Milena'ya Mektuplar

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.8
7bin Kişi
32,6bin
Okunma
8,4bin
Beğeni
597bin
Gösterim
408 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 11 sa. 34 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Timaş Yayınları · Nisan 2017 · Karton kapak · 9786050811278
Orijinal adı
Briefe an Milena
Diğer baskılar
"Ve gece yazdığın mektup orada işte, nasıl okunabileceğini aklım almıyor, bir göğüs havayı solumak için böyle nasıl daralıp genişliyor, aklım almıyor, senden nasıl uzak kalınır, aklım almıyor." Milena Jajenská'nın, Franz Kafka'nın öykülerini Çek diline çevirmesiyle başlayan ilişkileri; Kafka'nın ölümünden kısa süre öncesine kadar devam eden mektuplarla büyüyen bir aşka dönüşür. İkilinin yaşamlarına, düşlerine, kalplerine kapı aralayan bu mektuplar, dönemin edebiyat dünyasına da ışık tutuyor. Franz Kafka'nın Milena Jajenská'ya ve Milena Jajenská'nın da Kafka'nın yakın dostu Max Brod'a yazdığı mektuplardan oluşan Milena'ya Mektuplar, bu ölümsüz ve keder yüklü aşkı günümüze taşıyor. (Tanıtım Bülteninden)
5 mağazanın 209 ürününün ortalama fiyatı: ₺14,57
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
10 sa. 0 dk.
7.8
10 üzerinden
7bin Puan · 1118 İnceleme
Oğuz Aktürk
Milena'ya Mektuplar'ı inceledi.
400 syf.
·
2 günde
·
4/10 puan
Ah Milena, Vah Milena, canım Milena...
YouTube kitap kanalımda Milena'ya Mektuplar kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim : youtu.be/FLNbCSjFh2I "Nasıl yani?! Bir Kafka kitabı ve 10 üzerinden 4 puan mı verilmiş? Ama iyi de bu nasıl mümkün olabilir ki?" diye soruyorsanız bu incelemeyi sonuna kadar okumayı unutmayın. Sonuna kadar okumayan bir sabah kendisini yatağında Gregor Samsa gibi kocaman bir böceğe dönüşmüş olarak bulsun... Şimdi bu kitap öyle bir kitap ki, Kafka neredeyse her mektubun başında "Ah Milena, vah Milena" diye sayıkladığında aklıma sürekli Batman'in Robin'e attığı tokat geldi. Yani tam olarak şöyle: i.ibb.co/dfp740J/ahah1.jpg Gerçekten Kafka'nın artık biraz susmasını, Milena'yı darlamamasını ve kendi kurgularına bakmasını istediğim bu kitapta elbette harika cümleler de yok değil. Fakat çok muhtemel ki, 20.yy'daki Prag'da Tinder uygulaması henüz icat edilmediği için ve Kafka'nın da yalnızlık başına vurduğu için bu konuda birilerini darlama ihtiyacını Milena'ya yolladığı mektuplar üzerinden sağlamış gibi görünüyor. Bu kitapta Kafka o kadar sıkıntılı ve saplantılı bir aşk biçiminin içinde bulunuyor ki, bir süre sonra yurtdışındaki Posta ve Telgraf Teşkilatı'na gizlice sızıp Kafka'nın mektuplarının Milena'ya ulaşmasını engellemek istediğim bile oldu. Hatta şu alıntıyı örnek vermem yeterli bile olabilir bu sıkıntılı aşkı size özetleyebilmek için: "Ben bütün zamanımı ve bütün zamanımdan bin kat fazlasını ve daha da iyisi, dünya üzerinde var olan bütün zamanları senin için kullanmak istiyorum; seni düşünmek, senin içinde nefes almak için." [s. 111] BRUHH. Kendi görüşüme göre ne bütün zamanımı ne de bütün zamanımdan bin kat fazlasını, hatta ve hatta dünya üzerinde var olan bütün zamanları hak edecek bir insan bu dünya üzerinde yok. Çünkü Yusuf Atılgan'a göre de "Aylak Adam'ın aradığı gerçek sevgi bu dünyada yoktur" Eh peki hadi birisini bulduk diyelim, o zaman da evli olan bir kadına karşı bunları demezsin be Kafka... Yani bütün sosyal medya platformlarında hesap açıp da evli bekar fark etmeden her kadına yürüyen bir manyak tiplemesi gibi bir şey geliyor gözüme şu anda bu kitaba ve içindeki mektuplara baktığım zaman. "Sana da ne mesajlar geliyordur şimdi" temalı merakların katilisin be Kafka... Bu kitabın tek taraflı bir mektup süreci içermesinin sebebi muhtemelen Milena'nın Kafka'yı bir sosyopat olarak görmesi ve keşke mail'ın icat edildiği çağda yaşasaydım diye düşünmesinden dolayı olabilir. Eğer ki Kafka ve Milena şu an çağımızda yaşasaydı, Milena ilk fırsatta Kafka'nın mail'ını spam olarak işaretler ve e-posta listesindeki aboneliğini sonlandırırdı. Sonuç olarak evet, bu bir Kafka kitabı ve hatta ben de profil fotoğrafımda uzun zamandır Kafka'yı taşıyorum. Onun irrasyonel görüşlerini ve çağ hakkında yazdığı çıkmazları artık okumaktan öte içselleştirmiş ve kendi benliğimin uzantısına katmış biriyim. Fakat yine de, Kafka'nın mektuplarındansa kesinlikle kurgu kitaplarını tercih ederim diyen biriyim aynı zamanda. Dava'daki arayış sürecini ve bilinmeyenin peşinden gidilişi; Şato'daki görünen hedefe bir türlü ulaşamayış sürecini; Dönüşüm'deki yabancılaşmayı ve toplumun soyutlanmış insanlara karşı kayıtsız kalışını; öykülerinde ölüm, yaşam ve birey sorgulamalarını okumayı daha çok tercih ediyorum Kafka'nın. Bu incelemeyi sonuna kadar okuyup yarın sabah uyandığınızda kendinizi yatağınızda kocaman bir böceğe dönüşmüş olarak bulmamayı tercih ettiniz, umarım siz de bir gün yazdığınız mektuplarla bir insanı bu kitapta olduğu gibi darlamazsınız.
Milena'ya Mektuplar
7.8/10
· 32,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
15
1.013
Osman Y.
Sevgili Milena'yı inceledi.
400 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Sevgili Milena, Sana bu mektubu ruhlar aleminden yazıyorum.Ya da kulağına hatta yüreğine fısıldıyorum diyelim. Bildiğin gibi ben öleli 3 sene oldu , neden bu kadar beklediğimi soracak olursan sebebi basit. Burada işler pek dünyadaki gibi değil, önce her fani gibi verilmesi gereken hesaplarımla meşguldüm.Asıl hesap kıyametten sonra görülecek olsa da bazılarımız için ölünce başlıyor. Bu süreç bizim gibi okuyan yazan kişilerde biraz uzun sürüyor, kalem deyip geçme.. Sorumluluğu olduğunu bilirdim ama ölünce daha iyi anladım. İlk bir yılım böyle geçti. İkinci yılım ise benden önce ölen bütün akrabalarımla tanışma ,konuşma, muhabbet faslıydı. Bir görsen herkes nasıl yolumu gözlemiş, bizim çocuk ne güzel ne vicdanlı adam diye hep övünmüşler buradan dünyaya bakıp bakıp. Üçüncü yılım ise benim için bambaşkaydı. Gelmiş geçmiş büyük yazarlarla tanıştım, tabi hep dünyadan konuştuk. Meğer bizim burun kıvırdığımız dünya hayatı, kısacık oluşuyla ve tam da bu nedenle biricikliğiyle ne de kıymetliymiş. İnsan bazı şeyleri ölmeden anlayamıyor. Kimlerle tanışmadım ki, Dostoyevski başta olmak üzere beş bin yıllık filozoflara kadar. Detaylara giremiyorum üzgünüm, katı kurallar var. Sen henüz dünyada olduğun için fazla bir şey anlatamam, gelince kendin görürsün. Sanırım seni ölene dek yeni acılar bekliyor olacak, sabretmekten başka çaren yok. Bütün bu söylediklerim asıl söylemem gereken şey için bir giriş. Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum, söylemesi bir ölüye bile öyle ağır geliyor ki, hele de sen henüz hayattayken. Yani ölmüş olsan belki işim daha kolay olurdu, beni anlayabilirdin. Milena! Aramızdaki her şey çok büyük bir yalandı. Aslında ben bunu dünyadayken de seziyordum ama burada apaçık anladım, anlamak ifadesi hafif kalır gerçi. Bana bildirildi, sözsüz ve kelimesiz üstelik. Elim kırılsaydı da sana o mektupları yazmasaydım diyecek oluyorum ama yazmışım işte ne fayda. Bizden sonraki nesilleri zehirlemekten başka bir işe yaramayacak. Yalnızlığımın beyhude haykırışlarıydı onlar. Yok yere senin de kafanı karıştırdım, üzdüm,hırpaladım. Bunları sana ulaşmanın tek yolu olan rüyanda anlatıyorum. Milena lütfen beni bağışla , hakikati sadece Tanrı bilir ve izin verdiği kadarıyla da ikimiz. Senin ne zaman bu tarafa yani gerçek hayata adım atacağını bilmiyorum. Sağlığında olmasa da ölünce o mektupları birileri okuyacaktır.Belki de kitap haline dönüşür de milyonlarca kişi okur, ne kadar da ızdırap verici ah. Sabah uyandığında bütün ayrıntıları hatırlıyor olacaksın, senden ricam kimseyle bu konu hakkında konuşmaman. Ne kadar tedirginim farkında mısın? Bu huyumu ölüm bile değiştiremedi. Ama her şeye rağmen dostluğumuz gerçekti Milena! Dostluk ki aşk,arzu,hayal gibi kavramların ne kadar beyhude olduğunu gösteren yegane yakınlık biçimidir. İşte bunu dünyadayken de anlamaya başlamıştım. Hatırlar mısın bir zamanlar sana, “En çok seni seviyorum diyorum; ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki… ” diye yazmıştım. Aslında insan yalnızlığına bir tanık, hatalarına da bir suç ortağı arar hepsi bu. Yalnızlığından ayrılmak istemeyen ve hatalarını tekrar etmekten vazgeçmeyen benim gibi birisi de hayatını boş yere tüketir işte böyle . Tek tesellim düşünen,okuyan ve yazan biri olmuşluğum. Böylece gelecekte benimle gönül bağı kuran pek çok dostum olacak. Ölüler aleminde gördüğüm saygıyı ve değeri de buna bağlıyorum. Milena sevgili dostum ! Şimdilik araftayım ve gelişin cennetim olacak, seni bekliyorum.. Haziran 1927 , Franz K.
Sevgili Milena
7.8/10
· 32,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
69
667
Ferdi Yılmaz
Milena'ya Mektuplar'ı inceledi.
400 syf.
·
9/10 puan
Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim? Kafka'nın derin sözlerinden oluşan Milena Jesenská'ya yazdığı mektupları içerir. bu mektuplar bize Milena sayesinde ulaşıyor. Milena, toplama kampında öldürülmek için yakalanmadan önce bu mektupları arkadaşına veriyor ve bu şekilde bizlere ulaşmış oluyor. sonlara doğru biraz sıksa da kesinlikle okunması gereken bir kitap. gerçek ve derin aşkı bu mektuplar sayesinde daha iyi anlayabiliyorsunuz..
Milena'ya Mektuplar
7.8/10
· 32,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
78