Adı:
Mimoza Sürgünü
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050812350
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Tamam, estetize ediyorum, idealleştiriyorum biliyorum. Düpedüz yazıyorum. Romantik olduğum da bir yafta gibi boynuma asılı. Ama ben gördüğümü söylüyorum. Neticede şu yazdıklarımda ben hem mecazlı hem de gerçekçiyim. Yani düpedüz kinayeliyim. Eğer öyle değilse ya ben hayal görmüşümdür ya bana hülya anlatmışlardı.

Nazan Bekiroğlu'ndan yıllarca okunacak bir deneme kitabı Mimoza Sürgünü. Bir mimoza ağacının altında insanın içine ve dışına doğru bir yolculuk bu. Kördüğümleri çözmekte üstüne olmayan ama basit bir fiyongun ucunu çekemeyen, yüce dağları aşıp da tatlı bir yamaç yolunda sendeleyen bir kalbin gücünün ve kırılganlığının iç dökümü. Aşkın ve metafiziğin, yıllarca biriktirilen hatıraların, yaratılmış her şeyle kurulan incelikli ilişkilerin izleriyle dilin büyüsünün iç içe geçtiği denemeler Mimoza Sürgünü'nde.
(Tanıtım Bülteninden)
280 syf.
·7 günde·Puan vermedi
https://1000kitap.com/YagmurM/Duvar/ hanımın tavsiyesiyle okumaya başladım bu kitabı. Nazan Bekiroğlu hiç bir dönemimde ilgi duymadığım bir yazardı. Burada yapılan etkinlikte bile, inceleme ve alıntılara baktıktan sonra bana göre olmadığını düşünmüştüm işin doğrusu. Hatta o kadar alakasız birisiydim ki, çeşitli hile ve desiselerle Necip G.'yı da ikna ederek alakasız kitap türleri etkinliğine de katıldım bu tür ve kitapla:) Ne olacağını bilmiyordum. Siparişi verdim ve beklemeye başladım.

Bu arada 1K'daki incelemelere de göz atma fırsatı buldum haliyle. Kitabın, yazarın Zaman gazetesinde çıkan yazılarının derlemesi olduğunu söylüyordu bir okur. Nedense daha en başta bir antipati duydum kitaba. Aptal bir ön yargı, yani baktığım diğer incelemelerden yazarın dinine bağlı birisi olduğunun farkındaydım elbette, ama o kadar önemsemiyordum en başta. Neyse, bahsettiğim ön yargıyla başladım kitaba (Başlayacaktım bir kere, söz vermiştim.)

Kitap dört bölümden oluşmakta, daha önce bahsettiğim gibi 2-3'er sayfalık yazılar var gazetede çıktığı söylenen. Bu bölümler Kalp Sathı, Defter Kağıdı, Seyahat Albümü ve Dünya Yüzü.

Nazan Bekiroğlu'nun kaleminde ilk göze çarpan özellik samimiyet. Kesinlikle kötü bir şey düşünmüyorsunuz bu satırları yazan hakkında, içine alıyor sizi, inandırıyor sonuna kadar içinden geçenlere.

Onun dışında, özellikle yeteneğini daha çok konuşturduğu Kalp Sathı bölümündeki yazılarda, kelimelerle nasıl oynadığını fark ediyorsunuz yazarın. Bu bölümdeki yazılar birbirine benziyor genelde, ama kesinlikle aynı değil. Bu duygusal ama bir o kadar da zekice olan yazılarla adeta dans ediyorsunuz bölüm boyunca. Bolca da gönderme var çeşitli kitaplara bu bölümde. Dostoyevski ağırlıklı bir kitap bu işin aslı. İlk hikaye en başta Borges'in Öteki'sini hatırlatsa da bana kesinlikle daha samimi ondan.

İkinci bölüm Defter Kağıdı, daha çok yazarın hayatından samimi ve güzel öyküler/yazılar içeriyor. İlk bölümdeki yetenek gösterisi burada fazla ön plana çıkmıyor. Daha çok içini, kendini açan bir kadın var bu bölümde. Onunla sevinip onunla ağlıyoruz. Güzel şeyler yazıyor sonuçta Nazan Bekiroğlu.

Üçüncü bölüm adı üzerinde Seyahat Albümü,. Dolaştığı ülkelerden hoşuna giden anları resimliyor, anlatıyor burada Bekiroğlu. Ama Avrupa, Amerika değil. Rusya , İran , Azerbeycan, Suriye, İsrail- kısaca daha bizden, bize yakın ülkeler. Rusya macerası daha çok yazarlar çerçevesinde anlatılırken, diğer yerlerde, İslam coğrafyası biraz daha ön plana çıkıyor.

Son bölüm Dünya Yüzündeki yazılar, daha münferit, daha bir cari geldi bana. Burada genel olarak , çevre bilinci içeren ve hayvan haklarını savunan yazılar olsa da, yazarın hayatının geçtiği Karadeniz'e ilişkin güzel betimlemeler de bulunmakta. Bunların dışında kitabı vurucu bir finalle bitirmek istediği için olsa gerek, kitabın sonunda birbirini tamamlayan iki güzel öykü var. (Belki de bu kitap için kaleme almıştır özellikle bunları)

Neyse, baştaki ön yargımı tam olarak aşabildiğimi söyleyemeyeceğim aslında. Ama yazılarda (Gazetenin okuyucu kitlesini de göz önünde bulundurursak) olması gerekenden fazla bir din vurgusu görmedim. Diğer okurlara baktığımda alıntılar genelde ilk bölümden olsa da , beğenilen bölümler genelde farklılıklar göstermiş. Gezi yazılarını beğenenler de var, sıkılanlar da. Ben kendi adıma Kalp Sathı'nda bulunan yazıları daha çok sevdim. Yazarın şu anda bulunduğu yere kaleminin hakkıyla geldiğini düşünmekteyim, bazı diğer yazarların aksine. Ama yine de tam olarak bana hitap ettiğini söyleyemem. Boş bir zamanımda bir romanını da okuyabilirim ilerde.

Yağmur Hanıma buradan çok teşekkür ediyorum, biraz da olsa yazdığım yazıları Nazan Hanıma benzettiği için, umarım üzmemişimdir bu incelemeyle kendisini. Ve umarım fazla bir beğeni alarak üst sıralara çıkmaz bu inceleme.(Çok hipokrat bir temenni gibi gelse de size). İnsanların Nazan Bekiroğlu'nu benim gibi ilgisiz alakasız bir insanın kaleminden tanımasını istemem doğrusu. İyi geceler.
280 syf.
·Beğendi·10/10
Nazan Bekiroğlu... Kendini bir kediye emanet eden ip yumağı gibi tüm kelimeleri Nazan Bekiroğlu'nun kalemine emanet edip beklemek lazım. Neyi beklemek? Cümlelerin tadını, anlatımın hissini, kelimelerin ahengini...
Genelde roman ve hikâyelerde biri anlatıyormuş da biz dinliyormuşuz hissi uyandırır bazı kitaplar. Mimoza Sürgünü'nde ise öyle nazenin bir anlatım var ki, o denemelerin tamamının kalemi benim aşkın hislerimden doğmuş gibi. Sanki ben yaşamışım, ben hissetmişim ama Nazan Bekiroğlu yazmış. Kalemindeki şiirsel tat onu çok farklı kılıyor. Sıradan meseleler altın kıymetiyle hayat buluyor onun yazılarında.
'Biraz küçülsem diyorum.' diyor. Günümüz insanın klasik sadeleşme isteğidir: Yalnızlaşmak. Ama Nazan Bekiroğlu bu yalnızlaşmayı öyle basit ifadelerle sunmuyor. 'Biraz küçülsem, biraz azalsam. Daha sade, daha düz, daha yoksul olsam.' Enfes bir yorumlama...
Mimoza Sürgünü, histen hisse, sevinçten sevince, yalnızlıktan yalnızlığa, kalpten kalbe, kalabalıktan yalnızlığa ve hatta yalınlığa göçen, kaçan, giden bir sürgün...
Lütfen kelimeleri incitmeden okuyunuz.
280 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Ne güzel, ne zarif bir insansın sen Nazan Hocam... Hiç görmediğim, birebir sohbet etme fırsatına -ne yazık ki- hiç sahip olamadığım bir insanı böylesine yakın hissetmem çok garip ama çok güzel.
Mimoza Sürgünü, Nazan Bekiroğlu'nun denemelerinden oluşan bir kitap. Romancılığının ne kadar iyi olduğunu zaten biliyordum, denemelerini okumaksa apayrı bir lezzet verdi, kendisine hayranlığım kat kat arttı. Elimde olsa tek tek her cümlesini alıntılayacağım. Öylesine naif bir ruha sahip ki Nazan Hanım, aylarca evinden çıkmayan ve nefret ettiği karasinekle ilgili bile vicdan azabı hissedip bir yazı kaleme almış sineğin ağzından. :) Her yazısı birbirinden hoştu, belli konularda görüşlerini, hayranlıklarını öğrenmek beni oldukça sevindirdi.

Hoş vakit geçirmek için, güç bulup da dile getiremediğiniz gizli düşüncelerinizi başka birinin kaleminden okumak için; hiç değilse insanlığa dair biraz olsun düşünmek için mutlaka okuyun. Keyifli günler.
280 syf.
·42 günde·Beğendi·6/10
Bir gün sahafta gezerken kapağı dikkatimi çeken kitap. Heyecanla aldım elime bir de yazarının Nazan Bekiroğlu oluşu daha da cezbetti tabi, aldım hemen okumaya başladım. Kitap deneme yazılarından oluşuyor ve dört bölümü var. İlk iki bölümünden gerek akıcılığı gerekse anlatım biçimi ve fikirleriyle çok etkilendim. Ama itiraf etmek gerekirse 3. bölümü bir türlü akmadı, -hatta kitabı bırakmayı bile düşündüm :( - baya uzun sürse de 3. bölüm de bitti.. 4. bölüm de gayet güzeldi. İyi ki bırakmayıp sonuna kadar okumuşum..
280 syf.
·5 günde
Nazan Bekiroğlu... Bu kadar geç mi birleşecekti kalplerimiz, bu zamana mı kalmış ancak benim sizi böylesine derin bir şekilde anlayabilmem. Tanışmam demiyorum çünkü tanışmam Mücella kitabınızla olsa da sizi anlayabilmem ve sizin değerinizi farkedebilmem Mimoza Sürgünü'nüze kalmış. Olsun tabii ne demişler "geç olsun güç olmasın." Biraz güç de oldu sanki ne yalan söyleyeyim, bu kitabınızı bulmam mesela, bulmak derken satın alma sürecinden bahsetmiyorum, gönlüme ve aklıma uygunluğundan bahsediyorum. Bu sitede yaşadığım bir konuşma da olmasaydı alır mıydım yine kitap fuarından bir kararlılıkla..

Kitaba gelecek olursam eğer, çokça samimiyet, hassasiyet, tevazu ve farklı bakış açıları mevcut. Kitabın içinde bir çok deneme olsa da bazılarını bazılarından çok sevdiğim su götürmez bir gerçek tabii. Tabii diyorum ya okuyanlar bilir hemen Nazan Hoca'nın kitaptaki denemesi aklıma geliyor. Denemeleri bu yüzden seviyorum aslında ne büsbütün edebiyat kaplı ne de rasyonalist bilgilerle dolu. Hem gerçekler var hem de gerçeğin resmedilişi. Her yazarın denemesi de okunmaz mutlak, kalemini sevmediğiniz birinin bilgisine güvenebilir misin? Ben Nazan Bekiroğlu'nu okuyamamamın suçunu hep kendimde ve doğru kitabı bulamayışımda aradım, iyi ki de bunda aramışım.

Kitabın içinde 4 bölüm var. İlk ikisi bana göre daha bir başkaydı, daha bir son zamanlarımın hislerine aitti. Üçüncü bölüm ise gezi yazılarından oluşuyordu. Ve tabii burada en çok beğendiğim yazılar da Kudüs'le ilgili olanlardı. Kudüs.. İsmi bile geçildiğinde yüreğimiz böylesine yanarken onun için yazılmış yegâne cümleleri okurken nasıl hayran olmam ki.. Son bölümde hocanın biraz daha merhameti, vicdanı, bakış açısı, duyarlılığı ve ekolojik yaklaşımı bulunuyor. Yazarımız kara sineği bile öldüremeyen ve kitabın sonuna kara sineğin dilinden kendisine bir mektup yazarken kitap bittiğinde kötü diyebilir miydim hiç? Diyemedim.
280 syf.
·Puan vermedi
Çünkü aşk bir Pygmalion düşüdür. Oluştutulan imaj (suret) karşısında kehanetin gerçekleşmesi beklentisi ve büyük geri dönüş. Bu yüzden aşkın külliyatı daha asıl görülmeden aşık olunan bir suret ile onun gerçeği arasındaki didişme ile doludur.
280 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Şimdi ne yazsam da karşılasa Nazan Bekiroğlu'nun kalbimdeki yerini...
Mimoza Sürgünü ile satır aralarında kaybolurken ben,bu kitabın bir denemeden daha fazlası olduğu aşikardı. Nazan Bekiroğlu her bir sayfasını adeta kalbinden damıtarak kaleme almış. Okurken bana en çok teshir eden kalemindeki samimiyetti. Bunun yanında fikrimce, bir yazar içindekileri ancak bu denli zarif ve dokunaklı kelimelerle anlatabilirdi.

Kitabın amiyane,basit tek bir sayfası dahi yok. Bu nedenle ki bazı satırları yeniden okumakta hiç tereddüt etmedim. Son olarak,bugüne kadar okuduğum en güzel denemelerden biriydi diyebilirim.
Gönül rahatlığı ile kitaplığınıza dahil edebilirsiniz.
Ve Mimoza Sürgünü'nden birkaç satır;
“ Gidecek hiçbir yeri olmayanlara özgü hasret duygusuyla bakıyorum denize. Hiçbir yere sığmayan bu ruh, hiçbir yerde huzur bulamayan ben diye ben diye bildikleri bu kırk dokuz kiloluk beden.
Bir nokta kıvrımında bir `mimoza ağacının` altına sığınıyorum.”
280 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
Samimi,akıcı bir anlatıma sahip olan eser bir o kadar da bilgi yüklü. Bu eserde Nazan Bekiroğlu'nu biraz daha yakından tanıdım. Daha önce okumuş olduğum "Nar Ağacı "eserine hayran kalmıştım. Bu eserde ise o Nar Ağacını yazan Nazan Bekiroğlu' nu tanıdım ve yaşadıklarını ve samimiyetini eserlerine kattığını gördüm. Hani derler ya bakmak ve görmek aynı şey değildir diye sanırım ben hep gören oldum ya da bakmaya çalışmayan veyahut bakarken mânâ bulamayan. Bazen soruyorum kendime neden kendimi bu kadar kitaplara kaptırıyorum diye. Aslında cevabı buldum. Çünkü ben bakmayı öğrenmek istiyorum ve Nazan Bekiroğlu bu konuda bana çok yardımcı oldu. Bir fotoğrafa bakmak ve zamansızlığı yakalamak... Bunu becerir miyim bilmiyorum ama deniyorum.
280 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap hakkında objektif bir yorum yapamam.. Çünkü ben Nazan Bekiroğlu ne yazsa okurum.. Eminim ki birine adres tarif edecek olsa onu bile edebî şekilde tarif eder..
Denemelerden oluşan kitabı, diğer kitaplarimi okurken ikinci kitap olarak günde 20-30 sf kadar okudum. Ne kadar bitmesin diye kıyamadıysam da bitti malesef..
Bana göre çok güçlü bir kalem.. Bu kitabinda hayatın her alanına kalemini dokundurup çekmiş sanki.. Birçok farklı konu hakkında ustaca yazılmış denemeleri keyifle okudum.. Birçok farklı konu dediysem de öyle beylik lafları yok.. Doğruyu yazarken nacizane fikrini beyan edip eleştireceği zaman da naifliğini hiç elden bırakmıyor.. Kesinlikle tavsiye ederim..
280 syf.
Inceleme değil de tam anlamıyla hissedeceğim fakat kelamimdan bizar olup yaklaşıp belki de tam da bu diye anlatamayacağım bir incelemeye beni emekletecek ilk kitap olacağın için öncesinde bir tanışmış olalım dedim.Ben ilk sürgünün bir süreği yaşamı olan bir gölge..Tanisacagimiza eminim çok mutlu olacağım Mimoza Sürgünü: )
280 syf.
·7 günde
Nazan Bekiroğlu'nun gazetede haftalık çıkan yazılarından oluşan bir kitaptır. (Yazıları tek tek kontrol etmedim ama bir iki yazı dışında belki hepsi öyledir, gazetenin internet sayfasında görülebilir, zaman gazetesi). Kitabın içinde beğenmediğim bir tane yazı yoktur. Lakin seyahatlerini anlattığı yazılar daha çok ilgimi çekti. Yazıların bir çoğunda zaman kavramını işlemekte, insanın insaniyetini, insanlığından kopmuşlar için cehennemin varlığına sevinmekten, hayvanların korunmasına, edebiyat, doğa, tarih, aşk, ölüm, doğum, fotoğraflar, vs. vs. Her daim yaptığı gözlemler ve İç dünyası... Sıkılmadan okuyacağınız, yılların birikimi ve bakış açısı...
280 syf.
kördüğümleri çözmekte üstüne olmayan ama basit bir fiyongun ucunu çekemeyen, yüce dağları aşıp da tatlı bir yamaç yolunda sendeleyen bir kalbin gücünün ve kırılganlığının iç dökümü. aşkın ve metafiziğin, yıllarca biriktirilen hatıraların, yaratılmış her şeyle kurulan incelikli ilişkilerin izleriyle dilin büyüsünün iç içe geçtiği denemeler.
"Rabbim, çok yorgunum. Bana bütün haberlerin yerini tutacak bir haber gönder. Üzerime bir iyilik ve güzellik kondur."
İçimde çok büyük bir ağlamak var. Bir ağacın altında oturarak hem kendime, hem bütün insanlara hem börtü böceğe, kurda kuşa. Bin yıllık gözyaşıyla ağlamak istiyorum.
İçinde hep aynı cümle: " Siz gidin,ben çok yorgunum. Konuşacak çok şey,yürünecek çok yol var. Oysa ben çok yorgunum."
Yorgunum. Yorgunsun.
Şimdi sen çok yorgunsun. Her gün daha az şaşıracak
daha az sarsılacak kadar. Bütün eski defterleri kapatacak
ama yeni bir sayfa da açamayacak kadar. Bir ömür boyu can taşır gibi saklanmış sayfaları bulup çıkaramayacak, emanet cümlelere sığacak kadar. Anlatmaktan değil susmaktan. Yaşamaktan değil yaşamamaktan. O kadar yorgunsun.
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 16 - Timaş Yayınları - 1. Baskı
Zor, biliyorum. Ama nasipte varsa açılır yollar. İzin ver, yolum açık olsun.
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 209 - Timaş Yayınları - 1. Baskı
Seviyordum ama sevdiğimi bilmiyordum. İşte şimdi fark ettim. Seninle karşılaşmamız bir dostluktan fazlası içindi. Tanışmamız kaçınılmazdı, çünkü araya muhabbet ezelden girmişti.
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 60 - Timaş Yayınları - 1. Baskı
Lâkin iade ettiği bütün sükunete rağmen af, aşkın külliyatı içinde en pahalı makamdır. Bedeli bizatihi aşkın kendisidir çünkü.
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 54 - Timaş Yayınları - 1. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mimoza Sürgünü
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050812350
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Tamam, estetize ediyorum, idealleştiriyorum biliyorum. Düpedüz yazıyorum. Romantik olduğum da bir yafta gibi boynuma asılı. Ama ben gördüğümü söylüyorum. Neticede şu yazdıklarımda ben hem mecazlı hem de gerçekçiyim. Yani düpedüz kinayeliyim. Eğer öyle değilse ya ben hayal görmüşümdür ya bana hülya anlatmışlardı.

Nazan Bekiroğlu'ndan yıllarca okunacak bir deneme kitabı Mimoza Sürgünü. Bir mimoza ağacının altında insanın içine ve dışına doğru bir yolculuk bu. Kördüğümleri çözmekte üstüne olmayan ama basit bir fiyongun ucunu çekemeyen, yüce dağları aşıp da tatlı bir yamaç yolunda sendeleyen bir kalbin gücünün ve kırılganlığının iç dökümü. Aşkın ve metafiziğin, yıllarca biriktirilen hatıraların, yaratılmış her şeyle kurulan incelikli ilişkilerin izleriyle dilin büyüsünün iç içe geçtiği denemeler Mimoza Sürgünü'nde.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 577 okur

  • Melahat Bodur Kıran
  • Esra Çiçek
  • Bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte,
  • Bünyamin.
  • Eda Boz
  • Bir Delinin Günlüğü
  • Nurayet Karakurt
  • Merveren.25
  • hatice sümeyye  bayar
  • Elif nur gümüş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.5
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%24.7
25-34 Yaş
%37.6
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%6.5
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%0.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.8
Erkek
%20.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35 (55)
9
%16.6 (26)
8
%22.3 (35)
7
%12.1 (19)
6
%5.1 (8)
5
%4.5 (7)
4
%2.5 (4)
3
%1.3 (2)
2
%0.6 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları