Min Möhtəşəm Günəş

·
Okunma
·
Beğeni
·
192,8bin
Gösterim
Adı:
Min Möhtəşəm Günəş
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
455
Format:
Karton kapak
ISBN:
2000026567967
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş (Cep boy)
Bin Muhteşem Güneş (Midi Boy)
Min Möhtəşəm Günəş
A Thousand Splendid Suns
Roman Əfqanıstanı darmadağın edən müharibənin qurbanı olmuş iki əfqan qadınının həyatından bəhs edir: əfqanlı zəngin birisinin nikahdan kənar qızı, uşaqlıqdan ailə sevgisindən məhrum olmuş Məryəm və mehriban ailənin sevimli qızı, maraqlı və rəngarəng həyat arzusunda olan Leyla.

Onların arasında ümumi heç nə yoxdur, ayrı-ayrı dünyalarda yaşayırlar, amma müharibə onların həyat yolunu birləşdirir. Özləri də bilmir onlar kimdir – rəqib, rəfiqə, yoxsa bacı. Təklikdə orta əsr desportizminə, amansızlığa qarşı dura bilməyəcəklərini başa düşüb birlikdə mübarizə aparırlar, ağır sınaqlardan keçirlər.

“Min möhtəşəm günəş” güclü, dramatik, lirik romandır – oxucu qəlbini riqqətə gətirən ağrısı, sevinci ilə, nəcib məqsədi, sonsuz lütfü ilə.
430 syf.
·4 günde·9/10 puan
Bana az yazan ama öz yazan bir yazar söyle deseler aklıma gelecek ilk yazar Afganistan doğumlu Tacik asıllı şuanda Amerikan vatandaşı olan Khaled Hosseini gelir. Köken coğrafya olayını neden uzattım derseniz insan her yerden kendine birşeyler kapıyor sanki ondan belirtmek istedim. Uçurtma avcısı beni o kadar etkilenmişti ki onun üzerine hiçbir eserin çıkamayacağını düşünmüştüm gel gör ki bu kitap da onu kadar etkileyiciydi.

Savaş dönemi ve sonrasında çekilen acılara Türk Dünyasının gururu Cengiz Aytmatov eserlerinde bolca rastlarız. Bu kitabın onlardan farkı ne derseniz insanın ne kadar al alçalabileceğini ve durum ne olursa olsun insan kalmanın gerekliliğini gösteriyor bize. Ayrıca yaşlı çocuk evliliği gibi toplumun sınırı uçlarına dokunan çok sayıda trajedi mevcut. Özellikle şu korona günlerinde gayet güzel bir okuma olacağına eminim.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
430 syf.
·9/10 puan
Khaled Hosseini'nin bu kitabını okumadan önce önyargılıydım. Uçurtma Avcısı(henüz okumadım)kitabının yaptığı sükse yüzünden şişirilmiş bir yazar olabileceği hakkında endişelerim vardı ama yazar, kitabının sayfalarını her çevirişimde bu önyargılı tavrımı paramparça etti.

Kitabımızdaki olaylar Afganistan'ın çeşitli bölgelerinde geçiyor. Başlarında her şey normal, sıradan bir Afgan hayatı anlatılıyor gibi geliyor ama en beklenmedik anda can alıcı bir hamleyle yazar bizi kitaba bağlıyor ve olaylar ardı ardına sıralanarak kitabı elimizden bırakmaya fırsat vermiyor. Başta sovyetler sonra iç karışıklıklarla olan mücadelenin göbeğinde buluyoruz kendimizi. Savaşı yaşamıyoruz belki ama hissedebiliyoruz. Benim analizim, insan; ne olursa olsun insan kalabilmeli. İçinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulsa dahi, savaşın içinde, yoklukla mücadele ederken, varlık içinde yaşarken, gülerken, ağlarken, her an yaşamın verdiği neşeyle ve güçle insan kalabilmeli. O günün şartlarını ve zamanın koşulları, savaşı, kıtlığı, duygusuzluğu göz önünde bulundurmuyor değilim. Aksine bunları daha çok göz önünde bulundurduğum için o savaşa katılıp, o kıtlığı ve yokluğu kitaptaki karakterler ile birlikte yaşadığım için bu kanıdayım.


Bu kitaptaki karakterleri tek tek analiz etmek istiyorum.


Nana'nın bir sözünü yazarak başlamak istiyorum.
"Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir."
O kadar güzel telkinler veriyor ki bu kadarı da olmaz diyorsunuz. Nana resmen herkesin Nana'sı. Her zaman evladını düşünen ve bir yanlışa düşmemesi için çırpınıp duran. Yürek kırıklığının ne kadar kötü olduğunu bize kendisi gösteriyor.

Meryem bir harami olmasına rağmen öyle büyük fedakarlıklar yapıp öyle çok acıya katlanıyor ki, merhamet etmemeniz, duygulanmamanız hatta onun acısını hissetmemeniz elde bile değil. Keşke Nana haksız çıksaydı diyorum ben hala. Ama Meryem'e söylediği her konuda haklı çıktı neredeyse. O yüzden öğütleri dinlemekte her zaman fayda vardır. Kulağımıza küpe etmeliyiz özellikle Nana'nın sözlerini. Meryem'in o kocaman, içi sevgi dolu yüreği keşke herkesin gözünde birer ışık yaksa da bizlere örnek olsa.

Celil Meryem'in babası. Yaşattıklarıyla bu kitabın en iyi karakteri haline geleceğini düşündüm ama ona duyduğum kin hala damarlarımı geriyor. Bir insanın durumunu gözardı etmeksizin böyle şeyler yapabilmesi insanın kanını donduruyor açıkçası. Sonlara doğru kefaret istese de iş işten çoktan geçmiş oluyor. İnsanın hayatında yapabileceği en kötü şey pişman olacak kadar kötü kararlar vermek. Celil'in yaptığı da affedilemezdi.

Raşit'e acımış, onun duygularını paylaşmıştım. Oysa onun da aradığı çok farklıymış. Mutlu bir yuvadan ziyade insanı üretim makinesi olarak görmek hiçkimseye yakışmayan bir davranıştır. Durumun ve zamanın koşulları ne olursa olsun. Hak ettiğini bence çok geç yaşadı. Daha erken olsa içimin yağları eriyebilirdi diyebilirim. Leyla için kurduğu tuzak resmen midemi bulandırmıştı. Öğrendiğim an bir an önce diğer sayfaları çevirip bu anın gelmesini bekledim diyebilirim.

Leyla'nın her düşüncesi her hareketi güzeldi. Keşke istediği şeyler olabilseydi derken iyi ki olmamış ki böyle bir sonu yaşamış dedim. Eğer düşünceleri bölünmeseydi (yani faaliyete geçtiği şey gerçekleşseydi) hayalini gerçekleştirme fırsatını hiç bulamayabilirdi. İçi umut dolu Leyla her zaman umudun paçasına yapışmış ve hep güçlü durduğu için, Meryem'in de yardımıyla daha güzel bir hayata adım adım yaklaşmıştır.

Tarık elinde olmadan yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalıyor ama bu günlere kadar Leyla ile yaşadıkları o güzel sıcacık günler resmen kitabın içindeki soğuk savaşta, çarpışmalar göbeğinde bile içimizi ısıtıyor. Leyla'nın yolunu gözlemesi, kendi aralarındaki şifreli iletişim, o yaşta bile birbirlerine olan bağları, yürekliliklerine hayran kaldım diyebilirim. Tarık'ta çok zor bir hayata Katlanmak zorunda kalmış ailesi için, çok cefa çekmiş olmasına rağmen vazgeçmemek, azim ve istek sürekli onu kamçılayan ve hayata bağlayan şey olmuş. Kendisinin olduğu sayfalar diğerlerinden ayrılmayı hak ediyor neredeyse. Özellikle Leyla ile ikisinin olduğu sayfalar.



İncelememi okuyan herkese teşekkür ederim. Kitap çok hoşuma gitti ve herkese okumasını tavsiye ederim.
  • Serenad
    9.1/10 (21,4bin Oy)23,5bin beğeni73,1bin okunma64,8bin alıntı237,1bin gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (10,5bin Oy)11,2bin beğeni48,2bin okunma13,7bin alıntı157,2bin gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (27,2bin Oy)30,8bin beğeni97,7bin okunma47,7bin alıntı338,7bin gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (32,4bin Oy)36,6bin beğeni119,5bin okunma79,2bin alıntı578bin gösterim
  • Çalıkuşu
    8.9/10 (12,8bin Oy)15bin beğeni59,7bin okunma32,4bin alıntı232,5bin gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (14,8bin Oy)16bin beğeni57,5bin okunma13,3bin alıntı240bin gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (22,3bin Oy)23,6bin beğeni92bin okunma56,7bin alıntı476,4bin gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.7/10 (21,9bin Oy)21,9bin beğeni84,2bin okunma24,9bin alıntı325,6bin gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (29,9bin Oy)31,5bin beğeni113,3bin okunma95,4bin alıntı360,8bin gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (23bin Oy)27,6bin beğeni83,4bin okunma116,5bin alıntı900,4bin gösterim
430 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Yine bir savaş hikâyesi! Ardında yitirilen hayatlar, kaybolan gençlikler, hüzünler, dertler ve nihayetinde savaşların sonucunda en ağır bedel ödeyen kadın ve çocuklar…
Afganistan, yarım asırdan beri dünyanın gözü önünde, süper güçlerin gövde gösterisi yaptığı bir saha, din istismarcıları için mezbaha oldu ve olmaya devam ediyor maalesef.
Daha önce okumuş olduğum “Uçurtma Avcısı” kitabının kurgusu, olayları kronolojik sırasıyla aktarması ve vermiş olduğu karakterlerin duygu yansıtmasıyla beni çok etkilen yazar, bu eseriyle bir daha gönlümde taht kurmuş oldu.
Duygularınıza yenilip yer yer gözyaşlarınıza hâkim olamadığınız bu eserde, feleğin çemberinden geçmiş aynı adamla evlenmek zorunda kalan, iki çocuk gelinin hayatı anlatılmaktadır. Çaresizlik karşısında boyun eğerek, yaşama tutunmaya(Her ne kadar istemeseler de) çalışan iki mazlumun, iki fidanın hayatı.
Dünya yakın tarihi hakkında da oldukça aydınlatıcı olan, Asya’nın göbeğinde İnsan hayatının özelliklede kadınların, ne kadar değersiz olduğunu anlatan bu eser kesinlikle okunmalı ve okutturulmalıdır.
430 syf.
64 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlendirilmesi,45 yaşındaki bir adamın 15 yaşındaki yeni adet görmüş bir çocukla evlendirilmesi..neresinden baksan korkunç olayların şeriat kanunlarıyla uygulanması.Okurken gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız ve en kötüsü de bunu yaşayan tüm kadınların durumlarını kabul etmesi ve hatta kendilerini suçlaması. Kısacası şeriatın hakim olduğu Afganistan gibi ülkelerde kız çocukları daha dünyaya geldikleri andan itibaren bu düzene ve kurallara alışmış ve benimseyerek büyüyorlar. Beyinlerine sokulan olgu çocuk yaşta yetişkin bir kadına dönüştürülmelerine sebep oluyor.
430 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Yazarın betimlemeleri çok hoşuma gitti her satırında sanki bir film izliyormuşum gibi hissettirmeyi başardı. Çoğu yerde gözyaşlarına hakim olamayacağınız gerçekten beklenen bir roman herkese tavsiye ederim.
430 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Muhteşem bir kurgu ve akıcı bir anlatım.

Hüzünlenecek, canınız yanacak, hayal kırıklığı yaşayacak, din adına/dini bahane ederek insanlara reva görülenleri okurken lanet edeceksiniz.

Fazla söze gerek yok. Âdeta, okumayıp yaşayacağınız bir kitap...

İyi okumalar
430 syf.
·15 günde·Beğendi·6/10 puan
Savaş zamanın da herkes acı,üzüntü,yokluk çekiyor ama en acı kısmı kadınlara ve çocuklara kalıyor.Afganlının kaleminden yansıtılması okunası romanlardan zaman zaman şiddetin bu kadarı olamaz dedirten bir roman.
497 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Dünyayı kötüler değil, kendini iyi insan zanneden, fakat, iyiliğik bir yana, insanlıktan bile mahrum olanlar batıracak...

Bu tür kitaplar okurken çok zorlanıyorum. İçeriğinden dolayı değil, böyle yüzüme yansıyan bir kitabı, içindeymişçesine mimiklerimi değiştiren bir kitabı, insanlar arasında okuyamamdan dolayı. Ne var ki, aile ferdim beni yalnız bırakma inceliğini göstermekte biraz zorlanıyorlar. Ama öyle ya da böyle. Kitabımı alıp kaçacak bir kuytu köşe buluyorum sonunda kendime..

Peki ya onlar? Kaçacak bir kuytu köşe bulabiliyor mu kendine? Baba hasretiyle her perşembeyi nefesini tutup bekleyen Meryem? Annesini ağaçta sallanan ipin ucunda görünce, babası onu bir loş, soğuk kapıda bekletince, üvey anneleri tarafından, insafsızca, insansızca, merhametsizce, babası yaşındaki adamla evlendirilince hangi kuytu köşeye saklanacaktı.. Ve babası, otobüse bindiğinde bir kez olsun gözlerine bakması için ne kadar koşacaktı peşinden, bir gün ansızın ziyarete geldiğinde, ne kadar bekleyecekti kapıda, sadece perdenin arkasından görebilmekle yetinip, daha kaç sene umutla yaşayacaktı.. Ve hangi yürek dayanacaktı bu karşılıklı sevginin, özlemin birbirine hiçbir zaman kavuşamamasına..

Birisi babasıyla sınandı, biri aşkıyla.. Ve her ikisi de annesiyle..

"İnsanlar ne der?" korkusunu yaşamamalı kimse.. Kimse de yaşatmamalı bu duyguyu.

Sonra daha iyi bir şey olmuyor ki, birisi babası yaşındaki adama eş oluyor, diğeri dedesi yaşındaki adamın, annesi yaşındaki kadına kuma.. Fakat kuma değil, bir anne kız oluyorlar sonunda. Sabırdan, nefretten, kavga ve tartışmalardan sonra. Biri hiç evlat sahibi olmadığı halde onunla tadıyor anneliği, diğeri anne sevgisi tadmadığı halde onda buluyor bu şefkati. Bazı şeyler vardır, okusan da, dinlesen de, hissetmeden anlamazsın. Öyle işte. Anlatamıyorum.

Abartmıyorum, kim abarttığımı düşünebilir ki, bir anne, karanlıklarda, saatin kaç olduğunu kestiremiyor. Kulağını çocuğun ağzına dayıyor, nefes alıyor mu hala diye, sadece bir umutla.. Kim abarttığımı düşünebilir ki? Bir yaz günü, sırf kızını görebilmek için çıktığı yolda polisler tarafından dövüldüğünde, tam anlamıyla işkence yapıldığında, acısına dayanabilmek için dışarıya üst üste kazak giyip çıkan anne... Kim abarttığımı düşünebilir? Evde bir boğaz eksik olsun diye yetimhaneye verilen, psikolojisinden peltek konuşmaya başlayan bir kız çocuğu... Oğluna boş, gereksiz fazlasıyla oyuncak alıp öz olmasa da, kızını dilenci yapmak isteyen bir üvey baba. Birgün merhamete gelip ikisine de hediye alan, sonra kıza bırakmasını söyleyen üvey.. Küçük çocuğa alınan televizyon.. Çocuğun kendi elini televizyona izini çıkarıp, buğusunun silindiği gibi, dar ağacına götürülürken hayalleri de gözünde teker teker silinen bir kadın.. Ama onuruyla, ama gururuyla.

Neden mi? Avuçların içindeki masum kızı, bir anneyi öldürmemesi için, insan görünümlü bir aşalığı öldürdü diye.. İyiyi kurtarıp kötüyü ortadan kaldırdı diye. Ama kimse sorgulamadı, o yaşasaydı başkasının öleceğini farkedemedi kimse. Peki... İnsan sadece bedenden mi ibaret? Peki umudu öldürenler, bu da insanı öldürmekten sayılmıyor mu, yaşam hevesini öldürmek, sevgiyi öldürmek, saygıyı öldürmek, bu da katliama girmiyor mu? Parasını çalanın bileğinden kesiyorlarda, çocukluğunu çalanların bileği neden hala yerinde.

Bu dünyadaki en aşağılık şey, kalbi başkasına ait birinin bedenini istemek. Bunun bir suçu yok mu..?

Ve kadın gülmemek için zor tutuyor kendini polisin karşısında. Kanun diyor, Korumak diyor adam. Kocamdan kim koruyacak diye soruyor kadın.. Ona biz karışmayız aile içi diyor polis.. Ve ben gülüyorum... Saçmalığına, aşağılıklarına acıyorum...

Ve yineliyorum sözümü. Düşünüyorum da, dünyayı kötüler değil, kendini iyi insan zanneden, fakat, iyiliğik bir yana, insanlıktan bile mahrum olanlar batıracak...

Ama iyiler hep olacak, ve onlar er ya da geç hüküm sürecek dünyaya. Biliyorum ve umut ediyorum..
430 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Roman değil de bu zamana kadar gözümüzü yumduğumuz gerçek hayat.
Ah Leyla, Meryem ve niceleri hep olmuş ve olacak olan hayatlar.

KHALED HOSSEINI gerçek dünyayı yüzümüze yüzümüze vurmuş.
Kitabı okurken o anları yaşadım, Meryem'in çocukluğu, Raşit'in acımasız yüzü, Leyla ve Tarık'ın yarım kalmışlıkları. Hepsi de gerçek hayattan birer parça.

Savaşın gerçek yüzü, ayrılıklar, yok olan hayatlar, baskı, şiddet, zulüm, kan revan, ortada yok olmuş insanlık, ve yarım kalmışlıklar.

Kitabı defalarca kez okusam yine aynı duyguları hissederim. Çok daha önce okumalıymışım.
Herkesin düşünmeden okuyacağı ve hediye edebileceği bir kitap.
Muhteşem...
430 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kadın olmak; bana göre hep idare eden taraf olmak demek. Karşılıksız feda etmek hayatını, gençliğini, hayatının en güzel günlerini belki sevmediğini bile bile belki hiç sevmeyeceğini bile bile... Bir de savaşta kadın olmak var tabii daha çileli Meryem ve Leyla'nın- bu iki mücadeleci kadının- kaderini anlatan kitapta yazarımız bir önceki kitabında olduğu gibi yine Afganista'nın siyasi durumu üzerinden bir kurgu yapmış bu kurguyu gerçekten çok seviyorum.Savaşın acı gerçeklerini yüzüme çarpan bu kitabı okuduğum sırada ara ara zorlandım okuduklarımı kaldıramadım ama ne yaparsın 'SAVAŞ' işte dedim kendi kendime. Khaled Hosseını 'nin kendine özgü anlatımıyla damağımda konusuyla dimağımda yer etmiş bir eser.
430 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Uçurtma Avcısı'nın aldığı beğeniden ötürü biraz şımartılmış bir kitap olduğunu düşünüyordum. Bin Muhteşem Güneş'in arkası sağlam çünkü Uçurtma Avcısı büyük bir ün kazandı bu iki kitaba da yeter. Fazla pohpohlanmış diye düşünüyordum. Kitabı elime alınca kapağında "Uçurtma Avcısı'nın yazarından" notunu gördüm. Tamam dedim bu sefer yanılmadım kesin düşündüğüm gibi dedim. Ama işte ne yaparsınız... Gene önyargılarım ve ben. Bu düşüncelerim her sayfada domino taşları gibi devrildi. Aslında bu devrilme olayı yazarın ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Okuyucuyu bir yandan yanıltırken bir yandan da gönlünü fethediyor. En sevdiğim kısım da bu. Tamam diyorum bu adam işini biliyor.

Kitabı bir cümle ile özetleyecek olursam "Haklı olanı güçlü kılamadığımız için güçlü olanı haklı kıldık."
Erkeğin kadının üzerindeki fiziksel gücü ne yazık ki her koşulda ön planda oluyor. Her ne kadar haksız olsalar bile. Erkeğe o güç kadını koruyup kollaması için verildi sövüp dövmesi için değil! Sahip olduğu bu gücü istisnasız her koşulda kullanabileceğine kimseyi dinlemeden inanan bazı yaratıklar hâlâ haklı ve savunmasız kadınlara işkence ediyor! Hele bir de kız çocuk doğurursa o zaman gözü kimseyi görmüyor. Ama çocuk erkek olursa bak o zaman işler değişir! Değil mi?!! Daha düne kadar dövdüğü kadın bugün birden baş tacı olur. Kadının üzerindeki bütün haklara sahip olduğunu düşünen ve onu sadece yemek yapıp ortalığı temizleyen, istediği zaman kapının önüne koyabileceğine inan onlara bir robot gibi davranan bazı canavarların hâlâ nesli tükenmedi.
Kadınlar kendilerine bir dayanak bulurlarsa ne âlâ. Ama bulamazlarsa kaderlerine boyun eğmek zorunda kalıyorlar. Şşşş... ağladığın duyulmasın sus!

Bilmiyorum bunu okurken sinirlenen bir tek ben miyim? Raşitdeki bu kendini üstün görmeler nereden geliyor? Onu da bilmiyorum. Ama bir yerlerde bir türlü kapanmayan yaramızın hala kanadığını biliyorum. Bu gibileri Allah'a havale ediyorum yani ne diyim.:(

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Min Möhtəşəm Günəş
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
455
Format:
Karton kapak
ISBN:
2000026567967
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş (Cep boy)
Bin Muhteşem Güneş (Midi Boy)
Min Möhtəşəm Günəş
A Thousand Splendid Suns
Roman Əfqanıstanı darmadağın edən müharibənin qurbanı olmuş iki əfqan qadınının həyatından bəhs edir: əfqanlı zəngin birisinin nikahdan kənar qızı, uşaqlıqdan ailə sevgisindən məhrum olmuş Məryəm və mehriban ailənin sevimli qızı, maraqlı və rəngarəng həyat arzusunda olan Leyla.

Onların arasında ümumi heç nə yoxdur, ayrı-ayrı dünyalarda yaşayırlar, amma müharibə onların həyat yolunu birləşdirir. Özləri də bilmir onlar kimdir – rəqib, rəfiqə, yoxsa bacı. Təklikdə orta əsr desportizminə, amansızlığa qarşı dura bilməyəcəklərini başa düşüb birlikdə mübarizə aparırlar, ağır sınaqlardan keçirlər.

“Min möhtəşəm günəş” güclü, dramatik, lirik romandır – oxucu qəlbini riqqətə gətirən ağrısı, sevinci ilə, nəcib məqsədi, sonsuz lütfü ilə.

Kitabı okuyanlar 58,2bin okur

  • Aydan Aydınqızı
  • Sibel Hasanli
  • Jabrayil Mammadli
  • S k y
  • Thea
  • Su Lin
  • Rəna♡
  • Xeyale
  • Fatimə Zöhrablı
  • Eyyubova Şəbnəm

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.8
Erkek
%17.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (71)
9
%0.1 (18)
8
%0.1 (13)
7
%0.1 (12)
6
%0 (2)
5
%0 (1)
4
%0 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları