Minerva'nın Baykuşu (Batı Siyasi Düşünce Tarihi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
549
Gösterim
Adı:
Minerva'nın Baykuşu
Alt başlık:
Batı Siyasi Düşünce Tarihi
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054412747
Kitabın türü:
Çeviri:
İbrahim Yıldız
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dipnot Yayınları
Çoğunlukla kuru, yapay ve mesafeli bir üslupla yazılmış giriş kitapları karşısında önemli bir alternatif oluşturan Minerva'nın Baykuşu, siyaset kuramını Platon'un mağarasından çıkarıp ışığa kavuşturmada kendi payına düşeni fazlasıyla yerine getiren bir çalışma olarak sivriliyor. Yazar, Batı siyasi düşünce geleneğine damgasını vuran filozofları Platon'dan John Rawls'a uzanan o büyük kanon kapsamında incelerken, güncel ve çağdaş -kimi zaman eğlenceli- örneklerin de yardımıyla siyasetin aslında toplumsal evrimi tepeden tırnağa belirleyen, insan yaşamını her alanda kuşatan ve bizi zorlu tercihlerde bulunmaya zorlayan bir olgu olduğunu vurguluyor.

Yazar, söyleşi tadındaki yalın anlatımıyla, en zor düşünürlerin en çetrefilli düşüncelerini -içeriğinden eksiltmeden, anlam kaymasına meydan vermeden- öylesine berrak bir şekilde aktarıyor ki, söz konusu güçlükler geride kalıyor ve bu düşünürleri gerçekten anladığınıza kanaat getiriyorsunuz. Abramson, okuru, kendi siyasamıza ilişkin derinlikli bir kavrayış geliştirmeye davet etmekle kalmıyor, aynı zamanda radikal yönelim ve içgörüler üzerinde düşünmemizi de sağlıyor. Yazarın yirmi beş yılı aşkın bir süredir vermekte olduğu siyaset felsefesi derslerinden damıttığı, öğrencilerin ilgisinin bu konuya nasıl çekilebileceği ve onlar üzerinde siyasetin ne denli önemli olduğuna dair göz açıcı bir etki yaratılabileceği güdüsünden hareket ederek ve kendi somut deneyimlerine yaslanarak kaleme aldığı bu eser, siyaset kuramının ölümsüz klasiklerini öğrenciler ve genel okur açısından -başka hiçbir kitabın başaramadığı ölçüde- anlaşılabilir kılıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
464 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Yirmi gün süren, gerçekten ''keyifli'' bir okuma sonrasında sizleri bu kitabı okumaya yönlendirmek için ne yazacağımı bilemiyorum. Mesele felsefe, hatta siyaset felsefesi olunca birçoğumuzun günlük hayatın hayhuyu ya da memleketin iç karartan siyasi gündemleri yüzünden bu meseleleri ne kadar yorucu bulduğunun farkındayım. Farkındayım çünkü kitap alındığından beri bir yıldır kitaplığımın dehlizlerinde usul usul yatmaktaydı. Alıp okumak, üzerine düşünmek beni düşüncesiyle bile yoruyor ve ürkütüyordu. Nihayet tatili ve uzun zamandır beyin fırtınası yapmayışımı fırsat bilerek bir hışımla ve tüm zırhlarımı kuşanarak okumaya başladım. Sonuç: Pişman değilim, kafasının üstünde bir sürü düşünce balonu oluşmuş bir mutlu!
2018'in Mart ayında katıldığım ve üç ay süren Siyaset Felsefesi Tartışma Atölyesi'nin kitaplığıma bahşettiği kitaplardan biri ''Minerva'nın Baykuşu''. Ne yazık ki atölyemiz, dehşet verici sıcakların başlaması ile dağılmış, bizler de kitabı okuma ve üzerine tartışma olanağı bulamamıştık. Yazın epriyen ve popülerleşen bünyem de kitabı okumayı başka bir mevsime bırakmıştı. Bu açıdan, geçtiğimiz yıl felsefe atölyesinde yaptığımız feyz verici sohbetlerin zihnimde yeniden canlanması ile aldığım keyif bir kat daha arttı benim için.
Yazarın kendi deyimiyle, ''siyaset kuramının rahatlıkla anlaşılmasını ve sevilmesini sağlamak'' için yazdığı Batı Siyasi Düşünce Tarihi'ni kapsayıcı bu kitap sırasıyla Platon, Aristoteles, Augustinus, Machiavelli, Hobbes, Locke, Rousseau, Kant, John Stuart Mill, Hegel, Marx gibi siyasi düşünce tarihinin geleneğini oluşturan ve bu geleneğin yıkılması gerektiğini söyleyen ( Marx) filozofların yanında, 20. ve 21. yy. filozoflarından ve akademisyenlerinden John Rawls, Sandel, Nozick, Walzer, Strauss, Susan Moller Okin gibi isimlerin siyaset kuramlarını anlatıyor. Aslında sadece ''anlatıyor'' demek eksik kalacaktır, çünkü yazar bu siyasi kuramları olabilecek en basit şekilde anlatırken ve açıklarken, kuramların gediklerine ''cuk'' diye oturan sorular soruyor. Bu sorular, siz tam bir siyaset kuramına ''Evet ya, aslında bu mantıklı gibi.'' derken zihninizin birden karışmasına ve her yeni satırda meselelere daha ''eleştirel'' bir bakışla bakmanızı sağlıyor. Bu yönüyle - bu yazarın oluşturduğu ve bence çok önemli olan bir tarafıdır kitabın- her daim ''ayık'' olmanızı gerektirecek bir okuma sürecine hazır olmanız gerekiyor.
Bahsi geçen filozofları direkt olarak kendi eserlerinden okumak her zaman daha zordur. Minerva'nın Baykuşu, filozofları asıl kitaplarından okumaya hazırlık açısından bence çok güzel bir başlangıç. Kavram kargaşasına boğulmadan, üstelik gerekli kavramları açıklayarak anlatan bu kitap, siyaset felsefesine giriş açısından ve ilk yüzyıllardan günümüze kadar olan siyasi perspektifteki gelişmeleri ve kırılmaları anlatması ile bir bütünlük ve kolaylık bahşediyor okura.
Minerva'nın Baykuşu ile siyaset felsefesine giriş yaptıktan sonra, tarih sırasına göre filozofların ''Devlet'' üzerine geliştirdikleri argümanları okumanız yerinde bir karar olacaktır. ''Arayan bulur, inleyen ölür.'' diyerek ve ''arayıp bulmaya'' inanarak neleri okumanız gerektiği ile ilgili çokbilmişlik yapmayacak ve sizi merak duygunuzun rüzgârına teslim edeceğim.
Yukarıda bahsettiğim gibi gündelik hayatın hayhuyu ya da ülke siyasi gündeminin iç karartıcılığı hasebiyle kitabı okumaktan kaçınırsanız aslında tam olarak bu sebeplerle, ''hayatımızın kuşatılmışlığını'' ve ''karanlık mağaralarımızı'' idrak edebilmek ve Marx'ın bahsettiği gibi ''hoşumuza gitse de gitmese de bir bilince sahip olmak'' adına, bu kitabı okumalısınız, şu sorulara yanıt bulmak için:
İnsan doğası itibariyle adil, özgür ve iyi midir; öz-çıkarcı, bağımlı ve kavgacı mıdır?
İyi ve doğru olan nedir?
Ahlakın görecesi nedir, nereye kadardır?
Adalet nedir? Var mıdır? Hiç olmuş mudur? Olacak mıdır?
Hak nedir?
Özgürlük nedir? Özgürlüğün sınırları nelerdir? Sınırları olan bir özgürlük özgürlük müdür?
Mülkiyet nedir? Başımıza nasıl bela olmuştur? Mülkiyette eşitlik mümkün müdür?
Devlet nasıl oluşmuştur? Devlete gerek var mıdır?
Devletler haklarımızı korumak için mi yoksa gasp etmek için mi kurulmuştur?
İdeal devlet şekli hangisidir?
...
Sorular alabildiğine çoğaltılabilir. Tüm sosyal ve iktisadi hayatımızın devlet politikaları ile şekillendiği bir dünyada, nerede konumlanacağımızı bilmenin ve konumlandığımız yerden uzaklaşarak kendimize bakmamızın, var oluşumuzu anlamamız açısından kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Bunu anlamak için de sanırım sığdan derine yüzmek gerekiyor. Tüm bu kargaşayı - cinayetleri, tecavüzleri, kavgaları, yalanları, ekonomik güçlükleri, gelenek ve görenekleri- çözmek, hayatımızı şekillendiren politikalar üzerine düşünmeyi gerektiriyor. İşte bu yüzden, sığdan derine doğru vira!
464 syf.
·6/10
kitap bir hocanın kendi notlarından oluşuyor. yer yer derste olduğunuzu ve hocanızın gerek ders anlatımı gerek espirileriyle orada olduğunu sanıyorsunuz. oldukça akıcı, anlaşılır bir kitap. siyasete giriş için rahatça kullanılabilir diye düşünüyorum. samimi dili de öğrencileri/öğrenicileri sıkmayacaktır.
464 syf.
·40 günde·7/10
Başlığının hakkını veren bir kitap. Batı siyasi düşünce tarihine çok güzel bir daldırtıyor insanı. Her şeyden ufak ufak alıp nereye yöneleceğinize ne yapacağınıza çok iyi karar verebilirsiniz. Kitabın artısı başlığının hakkını vermesi ama bir yandan da bu hak veriş kitabın eksi yanı olu çıkıyor. Yazarın kendisinin de dediği gibi bu alanda çok eser çıkarmış İslam siyaset felsefesine hiç girilmiyor. Ve bize bu yoldan rehber olamıyor. Onun dışında gayet güzel sade güzel özet bir geçiş yapan kitap.
Fakat gençler genelde tutkulu insanlar olsa da, politik uğraşlarında kolaylıkla hayal kırıklığına uğrayabiliyorlar. Onların kabul edemediği şey yenilgi değil: ihanete uğramışlık duygusu, idealizmi bulmayı umarken ikiyüzlülükle karşılaşmaları.
Jeffrey Abramson
Sayfa 12 - dipnot yayınları
Marx, devrimden önce içinde bulunduğumuz zamanın önümüze koyduğu işin çağımızın mücadelesinin ve arzularının anlamını açıklığa kavuşturmak olduğunun çok iyi farkındadır. Kavga edenlerin yanında, dünyaya neyin uğruna kavga edileceğini gösterenler de vardır ve bilinç, hoşunuza gitsin ya da gitmesin dünyanın edinmesi gereken bir şeydir.
İnsanlar kuvvet,hız,hüner, boy ve hattâ güzellik bakımından doğuştan farklılık gösterebilirler. Fakat doğuştan farklılıklar, toplumsal gelenekler şu değil bu vasıflar kümesine daha fazla değer yüklediğinde ancak, önemli olmaktadır.
Aristoteles kol emeğinden kurtulmanın insanlığımızı yücelten ve ilerlemeyi besleyen o yüksek ve ahlaki ve yaratıcı yetileri geliştirmenin anahtarı olduğunu varsayar. Fakat Marx, Aristoteles'in meseleye ters baktığını, beşeri ilerlemenin fiziksel emekten kaynaklandığını, yani yaşamdaki dinamik ve dönüştürücü gücün fiziksel emek olduğunu, ekonomik değeri, yeni ürünleri ve keşifleri yaratanın kol emeği olduğunu öne sürer. Emeğin yaratıcılığndan koparılan bir efendi sınıfı, kuruyup gider, tarihin gerisinde kalan ölü ve eskimiş bir yaşam tarzına mahkûm olur. Hegel meseleyi efendinin kölelerine olan ironik bağımlılığı açısından ortaya koyar. Aristoteles'in efendiyi özgür ve bağımsız kılacağını düşündüğü şey gerçekte tam tersi bir etki yaratır, efendinin kölelere olan bağımlılığını -kontrol edilemez biçimde- daimileştirir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Minerva'nın Baykuşu
Alt başlık:
Batı Siyasi Düşünce Tarihi
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054412747
Kitabın türü:
Çeviri:
İbrahim Yıldız
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dipnot Yayınları
Çoğunlukla kuru, yapay ve mesafeli bir üslupla yazılmış giriş kitapları karşısında önemli bir alternatif oluşturan Minerva'nın Baykuşu, siyaset kuramını Platon'un mağarasından çıkarıp ışığa kavuşturmada kendi payına düşeni fazlasıyla yerine getiren bir çalışma olarak sivriliyor. Yazar, Batı siyasi düşünce geleneğine damgasını vuran filozofları Platon'dan John Rawls'a uzanan o büyük kanon kapsamında incelerken, güncel ve çağdaş -kimi zaman eğlenceli- örneklerin de yardımıyla siyasetin aslında toplumsal evrimi tepeden tırnağa belirleyen, insan yaşamını her alanda kuşatan ve bizi zorlu tercihlerde bulunmaya zorlayan bir olgu olduğunu vurguluyor.

Yazar, söyleşi tadındaki yalın anlatımıyla, en zor düşünürlerin en çetrefilli düşüncelerini -içeriğinden eksiltmeden, anlam kaymasına meydan vermeden- öylesine berrak bir şekilde aktarıyor ki, söz konusu güçlükler geride kalıyor ve bu düşünürleri gerçekten anladığınıza kanaat getiriyorsunuz. Abramson, okuru, kendi siyasamıza ilişkin derinlikli bir kavrayış geliştirmeye davet etmekle kalmıyor, aynı zamanda radikal yönelim ve içgörüler üzerinde düşünmemizi de sağlıyor. Yazarın yirmi beş yılı aşkın bir süredir vermekte olduğu siyaset felsefesi derslerinden damıttığı, öğrencilerin ilgisinin bu konuya nasıl çekilebileceği ve onlar üzerinde siyasetin ne denli önemli olduğuna dair göz açıcı bir etki yaratılabileceği güdüsünden hareket ederek ve kendi somut deneyimlerine yaslanarak kaleme aldığı bu eser, siyaset kuramının ölümsüz klasiklerini öğrenciler ve genel okur açısından -başka hiçbir kitabın başaramadığı ölçüde- anlaşılabilir kılıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Erdi YILDIRIM
  • Zeynep Akbulut
  • Esmeralda
  • Emel
  • Merve İman
  • Feriş yılmaz
  • Emre
  • Yusuf
  • Büşra İn
  • Emre Meral

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (3)
9
%16.7 (1)
8
%0
7
%16.7 (1)
6
%16.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0