Mış Gibi YaşamlarDoğan Cüceloğlu

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.246
Gösterim
Adı:
Mış Gibi Yaşamlar
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
352
ISBN:
9789751410702
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Ne demek "mış gibi" yaşam?

Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaşamı demek.

"Böyle insanlar var mı?" diye sorarsanız, çevrenize bir bakın! Aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde asık yüzlü, kırıcı, ilgisiz anne veya babaları; öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanları göreceksiniz.

Üstelik mış gibi yaşam, insanların bu anlayışla oluşturduğu ya da işlettiği kurumlar yoluyla giderek tüm topluma yayılıyor: Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşıyor; güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline geliyor; adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor.

Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor: Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak... Ve yaşamadığının farkında bile olmamak...

Ancak, farkında olan, gözlemleyen ve irdeleyen iki kişi var! Doğan Bey ve Arif Bey sizi sohbete davet ediyorlar.
(Arka Kapak)
Mış gibi yaşamak ne demek?
Bizmişiz gibi yaşamak yerine biz olarak yaşamayı öğrenmeliyiz.Günlük hayatta karşımıza çıkan birçok sorunları nedenleri ile sorgulayan Doğan Cüceloğlu, kitabı bitirdiğinizde birçok şeye bakış açınızı değiştirmenizi, çevrenizle daha çok empati kurmanızı sağlıyor.
Hayatımıza şöyle tekrardan göz atmak isteyenler için güzel bir kitap..
Doğan Cüceloğlu'nun kitaplarını çok bi okuma fırsatı bulamamıştım. Bundan önce savaşcı yı okudum. Ve bana gerçekten faydasının olduğunu farkettim. Fakat bu kitap o kadar etkili olmadı ne yazık ki..

Yazarın amaçlarından biri farkındalık yaratmaya çalışmak .. Bunu da yapıyor ; gerek seminer de gerek konferanslarda gerek sosyal medya da gerek kitap yazarak gerekse insanlardan gelen mektuplara dönüt yaparak.. Tabi faydalı olmaya biseyler başarmaya çalıştığı ve hatta başarılı da olduğu yadsınamaz bir gerçek. Bu faydalı olma eylemi bende tam yerini bulamadı sanırım.(sözüm sadece bu kitaba) Güzel bilgiler elde ettim fakat kitap sıkıcıydı. Sürekli okuma isteği belirmedi bende.
Tabi ki diğer kitaplarını da okuyacağım ama bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye edeceğimi sanmıyorum.

Benzer kitaplar

Öyle insanlar var ki, düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında değiller; sözü, gözü, eli başka telden çalar. Bu insanların yaşamına ‘mış gibi yaşam’ diyorum. Çevrenize bir bakın, aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde asık yüzlü, kırıcı sözlü, ilgisiz gözlü anne ve babalar; öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanlar göreceksiniz. Mış gibi yaşam, insanların bu anlayışla oluşturduğu ya da işlettiği kurumlar yoluyla tüm topluma yayılıyor: Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşıyor; güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline geliyor; adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor. Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor. Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak… Ve yaşamadığının farkında bile olmamak…”
Kitabın adını ilk okuduğumda bana anlamsız gelmişti. Doğan Cüceloğlu'nun kitabı olduğu için okumaya başladım. İyi ki ön yargılı davranmamışım dedim. Mış gibi yaşamın ne olduğunu kavradım. Aslında hepimizin bildiği, bazen yapmak zorunda kaldığı, bazen etrafındakilerin yaptığını gözlemlediği toplumsal davranış türüymüş. Tanımlaması olunca anlamak ve gözlemlemek çok daha kolay oldu benim için. Ah bide tekrar okumak için vaktim olsa...
1998 -2005 yılları arasındaki haberlerden örnekler vererek mış gibi yaşamak ne demek onu anlatıyor yazar. 350 sayfa içinde çoğunlukla olumsuz ve karamsar haberleri görmek içimi karartsa da hayata daha farklı bakmama yardımcı oldu

Kitabın bazı bölümlerinde önyargıyla yaklaşılması şaşırttı.
Mış gibi yaşamak nasıl diye merak ederken aslında bi taraftan da kendi soruma cevap verirken buldum bu kitabı incelerken... Ve daha önce bu kitabı okuyan insanların da mutlaka okumalısın diye tavsiyelerini de alınca okumadan olmaz dedim..
Kendi mış "gibi" yaptığım işlerin farkına varmamı sağladı, bu nedenle sevdim kitabı. Ama sadece bu konular üzerinde konuşulsa işte onu yedik bunu içtik olmasa daha hoş bir kitap olurmuş.
mış gibi yaşamlar, düşünmeyi sağlıyor bu zamana kadar farkında bile olmadığımız şeyler üzerine.
"onu yedik bunu içtik" sohbet havasında yazıldığı için göze batmıyor bence tabi :)
Kitapla ilgili soylenebilecek o kadar cok sey varki cunku kitap icerisinde ayni anda o kadar cok alani irdelemis ki. Aslinda kitabi okuduktan sonra, hala neden uygarlasma kilometre taslarinin neden hala en basindayiz anlamak zor almasa gerek diye dusundum. Bizim farkindaligimiz körelmiş yanlis durumlarla yaşamaya alısmısız ve onların yanlış olmasini farketmiyoruz bile. Ama bazi konulara biraz onyargili yaklasilmis sanki..
Doğan Cüceloğlu' da okuduğum yazarlardan biri .Çok beğenerek ve zevk alarak okuyorum .Aile içindeki çatışmaların çocukluktaki yanlış eğitimden kaynaklandığını anlatmış .Herkesin kendine uygun cümleler bulabileceğini tahmin ediyorum . Ben elimden bırakmadan okudum.
Hevesle alıp beklentimi karşılamayan bir eser. Doğan Cüceloğlu'nun konferansları kitaplarından daha verimli oluyor. Bu kitabı da biraz sıkılarak okudum.
Eğitimden adalete, trafikten ana babalığa değişik konulara yer vermesi ile bakış açınıza, topluma duyarlılığa, değişime 'kapsamlı, derin, çok boyutlu' ama mümkün olandan, varoluş paradoksuna uzanıp içinde sevdiğim yazarlardan alıntılar barındırması ile okumaya değer bir kitaptır. Mış gibi yaşamadığımız günlere...
"Bir insanın anavatanı çocukluğudur ; çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur . O nedenle ,bir anne ve babanın en temel görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamalarına olanak yaratmaktır ."
-En acı olanı da, yöneticilerin ve öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu eksik ve yetersiz olduklarının farkında bile değiller.
-Ve sanırım farkında olmadıklarının da farkında değildirler.
-Söylemek istediğim de o zaten. Eksikliklerinin farkında olmadıkları için de öğrenmeye hiç açık değiller.
Öğrenciler karşısında acizliğini hisseden öğretmenler daha otoriter bir tutum içine girerek ve öğrencilerin kendilerine yakınlaşmasını önleyerek kendilerini güven içine almaya çalışırlar...
Sıradan bir insan en gizemli olayları bile sıradan görür, şair ise en sıradan olayları bile sadece aklının değil gönlünün gözüyle de görür. Şairi farklı yapanda herhalde budur.
"Eğer Türk milli eğitiminin amacı -sizin deyiminizle 'niyeti'- kişilerin eğitilmesi değil sindirilmesi, özgür düşünen, yaratıcı insanlar olması değil, sürünün bir parçası haline getirilmesi ise, gazete haberinde okuduğumuz eğitim ortamı o 'niyetle' tutarlıdır ve bu nedenle de evet, gerçek bir eğitim ortamıdır. Milli eğitimimiz bilgiye meraklı, araştıran ve keşfeden insanlar yetiştirmek istiyorsa, o zaman söylem ile eylem, yani dediği ile yaptığı birbirine uymuyor."
Doğan Cüceloğlu
Sayfa 39 - Remzi kitabevi
İnsanlar yumuşak yüzü ve kibarlığı zayıflık olarak algılıyorlar ve hemen bundan yararlanmaya çalışıyorlar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mış Gibi Yaşamlar
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
352
ISBN:
9789751410702
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Ne demek "mış gibi" yaşam?

Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaşamı demek.

"Böyle insanlar var mı?" diye sorarsanız, çevrenize bir bakın! Aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde asık yüzlü, kırıcı, ilgisiz anne veya babaları; öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanları göreceksiniz.

Üstelik mış gibi yaşam, insanların bu anlayışla oluşturduğu ya da işlettiği kurumlar yoluyla giderek tüm topluma yayılıyor: Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşıyor; güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline geliyor; adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor.

Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor: Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak... Ve yaşamadığının farkında bile olmamak...

Ancak, farkında olan, gözlemleyen ve irdeleyen iki kişi var! Doğan Bey ve Arif Bey sizi sohbete davet ediyorlar.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 352 okur

  • Hilal Mutlu Temirkıran
  • Özlem
  • Recep Çako
  • Muhammed Küçükakıncı
  • Ayşenur Gülük
  • Emine Yaramış
  • Herşey ve Hiç
  • Ezgi Çelik
  • Şeyma Gökçe
  • Hüseyin ERİŞGİN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.2
14-17 Yaş
%1.2
18-24 Yaş
%12.5
25-34 Yaş
%29.8
35-44 Yaş
%34.5
45-54 Yaş
%16.7
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.7
Erkek
%32.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.4 (14)
9
%23.6 (17)
8
%33.3 (24)
7
%9.7 (7)
6
%6.9 (5)
5
%2.8 (2)
4
%2.8 (2)
3
%1.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları