Adı:
Misak'ın Aynaları
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057949295
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ketebe Yayınları
Misak’ın Aynaları’nda genç bir öykücünün “Anadolu’dan manzaralar” sunduğu söylenebilir ama bu söyleyiş fazlasıyla kestirme ve özensiz bir yorumdan öteye gitmez. Çünkü M. Fatih Kutlubay, bu kitaptaki öykülerinde Ömer Seyfettin’in, Sabahattin Ali’nin, Abbas Sayar’ın hatta Cengiz Aytmatov’un Anadolu’sunu bir pencereden görmeyi başararak dikkate değer bir öykü toplamı ortaya koyuyor. Balkanlar’ı da, Akdeniz’i de Kafkaslar’ı da Karadeniz’i de kuşatan bir mekân ve söylenti haritasından bahsediyoruz.
Son yıllarda çok fazla anlatılan kırılgan, naif biraz da romantize edilmiş Anadolu hikâyelerine, aynı anda hem masalsı bir yumuşaklığa hem gerçekçi bir sertliğe sahip olabilen kendine has bir bakış açısı ekliyor Kutlubay. Parlak bir öykücüden yılkı atları, atmaca avları, define arayışları, çingene masalları, Milli Mücadele destanlarıyla örülü dört başı mamur Türkiye hikâyeleri dinlemek fırsatını kim kaçırmak ister ki?

“Muazzezlerin sokağına girince portakal çiçeği kokuyor. Burası Muazzez var diye böyle gu¨zel. Yanlış sokakta da var oysa portakal ağacı. Yanlış sokakta da mevsim bahar. Yok, orası böyle gu¨zel kokmuyor. Muazzez. Derdi için kırk dağı sırtlanırım. Muazzez. Her sabah uyanır uyanmaz karşıma dikilen suret. Muazzez. Gözleri Mu¨jgan’dan bile mavi. Adından işte. Adamın sevdiği ne varsa adı Muazzez.”

(Tanıtım Bülteninden)
120 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitap öyle güzel bir mozaik oluşturuyor ki, tüm öyküleri okuyup şöyle uzaktan seyredince Çingene Kızı yanında halt ediyor neredeyse.

Portakal kokan Çukurova sokaklarından Bereketli Hilal'in koynuna, Kafkaslardan Balkanlara aşk hikayelerinden destan ve masallara geniş bir göğün altına serpilmiş öykülerden oluşuyor Misak'ın Aynası. Thamadeler, Dengbejler, Hz.Ali'ler, Hüseyinler, Yılkılar, Kanaviçeler ve sevdalarla örülü sıcacık öyküler sizi bekliyor Misak'ın Aynalarında.

Kutlubay'ın dupduru, sımsıcak anlatımı hiç sıkmıyor. Dicle gibi akıyor tüm öyküler dimağınızdan içeri. Uzun zamandır elimde olmasına rağmen henüz okuduğum için pişmanlık duyduğum bir kitap. Sevgiyle öneriyorum. Kapağına da ayrı bir selam iletirken kitaptan altı çizili bir cümleyi de hemen şuracığa bırakmak isterim.
" Pencere, bir tavanı olan her yer için "dışarı" demek."
Hani ne zamandır tanıdığınızı bilmediğiniz insanlar olur ya. Ne zaman hayatınıza girmiş bilmezsiniz. Hep olmuşturlar.
M. Fatih Kutlubay
Sayfa 45 - Ketebe Yayınları
Yolculuklar geride bırakmak için var. Ama kafamın içi de benimle geliyor. Geriye bir şey kalmıyor.
M. Fatih Kutlubay
Sayfa 37 - Ketebe Yayınları
Sen yine de kokla, çiçekler ölürken de güzel pencere. Hem baksana zaten bu dünya da koca bir hüsran dağı değil mi?
Mehmet beni görünce kabak çekirdeğini attı bir kenara. Elini pantolonuna sildi. İki eliyle düzeltti saçlarını geriye doğru. Hani böyle ayın bilmem hangi on dördü gibi parlıyordu saçları. Başıyla mahcup bir selam verdi. Almak ne mümkün. Yönümü ev tarafına döndüğüm gibi annemin "İnin kız aşağıya eşek sıpaları" diyen zılgıtı. O gün. Mehmet'e sever gözümle baktığım ilk gün. O güz. Mehmet'i sevdiğim ilk güz. Sonra sürü sürü güzler. Yazlar, kışlar, baharlar.
M. Fatih Kutlubay
Sayfa 45 - Ketebe Yayınları
"Hikâyemiz dünyanın kalbinin atmaya başladığı zamanlardan geliyor. Dünyanın bir avuç toprak olduğu."
M. Fatih Kutlubay
Sayfa 74 - Ketebe Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Misak'ın Aynaları
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057949295
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ketebe Yayınları
Misak’ın Aynaları’nda genç bir öykücünün “Anadolu’dan manzaralar” sunduğu söylenebilir ama bu söyleyiş fazlasıyla kestirme ve özensiz bir yorumdan öteye gitmez. Çünkü M. Fatih Kutlubay, bu kitaptaki öykülerinde Ömer Seyfettin’in, Sabahattin Ali’nin, Abbas Sayar’ın hatta Cengiz Aytmatov’un Anadolu’sunu bir pencereden görmeyi başararak dikkate değer bir öykü toplamı ortaya koyuyor. Balkanlar’ı da, Akdeniz’i de Kafkaslar’ı da Karadeniz’i de kuşatan bir mekân ve söylenti haritasından bahsediyoruz.
Son yıllarda çok fazla anlatılan kırılgan, naif biraz da romantize edilmiş Anadolu hikâyelerine, aynı anda hem masalsı bir yumuşaklığa hem gerçekçi bir sertliğe sahip olabilen kendine has bir bakış açısı ekliyor Kutlubay. Parlak bir öykücüden yılkı atları, atmaca avları, define arayışları, çingene masalları, Milli Mücadele destanlarıyla örülü dört başı mamur Türkiye hikâyeleri dinlemek fırsatını kim kaçırmak ister ki?

“Muazzezlerin sokağına girince portakal çiçeği kokuyor. Burası Muazzez var diye böyle gu¨zel. Yanlış sokakta da var oysa portakal ağacı. Yanlış sokakta da mevsim bahar. Yok, orası böyle gu¨zel kokmuyor. Muazzez. Derdi için kırk dağı sırtlanırım. Muazzez. Her sabah uyanır uyanmaz karşıma dikilen suret. Muazzez. Gözleri Mu¨jgan’dan bile mavi. Adından işte. Adamın sevdiği ne varsa adı Muazzez.”

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Cemile Ünal
  • Onur
  • Tahir Ceyhun Yıldız
  • E.
  • S
  • Serhat Akarsu
  • Büşra Çelik
  • Soner Aydın
  • Zeynep Karadağ
  • Hakan S.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (2)
9
%50 (4)
8
%12.5 (1)
7
%12.5 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0