Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı Kadından Nefretin Evrensel Tarihi

9,3/10  (4 Oy) · 
7 okunma  · 
5 beğeni  · 
434 gösterim
"Kadın düşmanlığının tarihi, binlerce yıl sürdüğü için eşi görülmemiş bir nefretin tarihidir. Öyle bir tarih ki, Aristoteles'i Karındeşen Jack'e, Kral Lear'ı James Bond'a bağlar."
-Jack Holland-

Tarihin başlangıcından bu yana insanlığın bir yarısının, diğer yarısı tarafından baskı altında tutulması ve insanlık onurunun elinden alınması nasıl açıklanabilir?

Hindistan'da dul kadınların yakılması, yeni doğmuş kız bebeklerin öldürülmesi, Kuzey Afrika'da kız çocuklarının sünnet edilmesi, savaş bölgelerinde kadınlara toplu tecavüzler… Tüm bunlar yalnızca geçmiş dönemlerin canavarlıkları değil, günümüzün de acı gerçekleridir.

Bugün mizojinin yani kadın düşmanlığının, artık sadece şiddetin ve adaletsizliğin nedeni olarak değil, insani gelişmişliğin ve toplumsal eşitliğin engeli olarak tanımlandığı bir çağı yaşıyoruz. Ama hâlâ, kadınlar eşit işe eşit ücret için savaşıyor. Gerçek bir kadın-erkek eşitliği hâlâ çok uzaklarda.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde, kadının durumu son yüzyıllardan günümüze kadar hemen hiç iyileşmedi. Başka hiçbir önyargı bu kadar uzun süre yaşamadı ve bu ölçüde dayanıklılık göstermedi. Ve hiçbir önyargı, toplumca konmuş sosyal ve siyasal aşağılama kurallarından, hasta bir beynin nefret dolu fantezileriyle beslenen taşkınlıklarına kadar uzanan bu denli değişik yüzler göstermedi.

İrlandalı yazar ve gazeteci Jack Holland, bu kitapta, tüm toplumsal değişimleri, tüm bilimsel ve felsefi anlayışları hiçe sayarak binlerce yıldan beri süregelen bu olgunun genlerini, nedenlerini ve sonuçlarını araştırıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    302
  • ISBN:
    9789755338446
  • Çeviri:
    Erdoğan Okyay
  • Yayınevi:
    İmge Yayınları
  • Kitabın Türü:
Yağmur SÖNMEZ 
 13 Haz 2017 · Kitabı okudu · 40 günde · Puan vermedi

“ Avrupa’da her üç kadından biri partnerinin ya da başka bir erkeğin fiziksel/cinsel şiddetine maruz kalıyor.”
“Kadınlar siyasi alanda erkeklere göre daha az yer alıyor ve tüm eğitim düzeylerinde erkeklerden daha düşük ücret alıyor.”
“Türkiye’de 2016 yılında yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı toplamda %26,2 iken bu oran erkeklerde %14,2, kadınlarda %38 oldu.”
“Türkiye’de günde tam 115 kadın öldürülme tehlikesi içinde yaşıyor.”
...
Her gün haberlerde, gazetelerde gördüğümüz bu oranlar beni hep düşündürüyordu. Ortak yaşadığımız şu dünyada iki cinsten birine karşı duyulan bu saf öfke neden? Kadınlardan bu kadar nefret edilmesinin sebebi ne?
Ve bu kitap geçti elime bir arkadaşım vasıtasıyla. Bende hemen alıp okumaya başladım. Gerçi çok ters bir zamana denk geldiği için bir türlü fırsat bulamasam da sonunda bitirebildim. Kitabın içeriğine gelirsek adından da anlaşıldığı gibi, Antik Yunan’dan başlayıp günümüze kadar kadınların yaşadıklarını ve toplumun kadına bakışını anlatarak bu nefretin kaynağına inmeye çalışılmış. Yazara göre ise bu nefretin altında yatan iki sebep var: Korku ve arzu…
Kadından nefret edenlerin korkularının temelinde kadının güçlenip bağımsız hale gelmesi ve hatta zamanla toplumda yerleşmiş olan rollerin yer değiştirmesiyle kadına bağlı kalmak yatıyor.
Arzudan kaynaklanan nefret ise tamamen kedi ulaşamadığı ciğere pis dermiş mantığına dayanıyor. Kadınlara ulaşılamadıkça, kadınlar toplumda sözde görevleri olan şeyleri yapmak istemedikçe sürekli aşağılanmış ve ağır bir baskıya maruz kalmışlar. Yüzyıllar boyunca bu hep böyle devam etmiş...Ve bunun sonucunda kadınlar ya daha fazla isyan etmişler ya da baskılardan bıkıp boyun eğmişler...
Kitap gayet bilgilendirici,düşündürücü bir kitaptı. Hatta çoğu yeri okurken kadınlara yapılanlar karşısında öfkelenmeniz de muhtemel. Okumanızı tavsiye ederim.

Hakkında yazılabilecek o kadar çok şey var ki...Nereden başlayacağımı bilemiyorum. Aklıma geldiği gibi yazacağım. Umarım faydalı olur okumak isteyenlere.
Jack Holland kitabında kadın düşmanlığının Batı toplumlarında tarih boyunca nasıl ortaya çıktığını, hangi düşüncelerden etkilendiğini ve ne gibi sonuçlara yol açtığını yazıyor. Kitabın ismi "Kadından nefretin evrensel tarihi" olsa da, ne yazık ki Doğu toplumlarına yeterince değinmemiş. Örneğin Müslüman toplumların kadına bakışına dair bir başlık açmadan, evrensellikten bahsetmemiz zor. Ancak bu eksik, kitabın belki de tek kötü yanı.
Konular, sözde demokrasinin beşiği olarak anılan Antik Yunan'dan günümüze dek geliyor. Yunan dönemini, Romalıların kadına bakışı izlerken, akabinde Orta Çağ'ın karanlık cadı avı devreye giriyor. 18. yüzyılın sonunda bile cadılık suçlamasıyla kadınların öldürüldüğünü hatırlatmak isterim. Daha sonra sanayi devrimi, sözüm ona daha modern toplumlar inceleniyor ama göreceksiniz ki kadınların hayatındaki gelişmeler ancak kaplumbağa hızıyla ilerleyebiliyor.
Sizi üzecek, şaşırtacak ve öfkelendirecek birçok bilgiye ulaşacaksınız bu kitabı okuduğunuzda. Fikirlerine saygı ve hatta hayranlık duyduğunuz bazı düşünürlerin konu kadınlar olduğunda sizi hayal kırıklığına uğratabileceğini de belirteyim.
Eğer Müslüman toplumlara da değinmiş olsaydı yazar, kitaba kesinlikle 10 puan verirdim. Bu eksiğinden dolayı puanım 9 :)

Emin ERDEM 
08 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

“Mizojini, Dünyanın En Eski Önyargısı, Kadından Nefretin Evrensel Tarihi”. Kelime anlamı itibariyle Mizojini; “Erkeğin kadına üstünlüğünü anlatan düşünce ve inanç sistemi” anlamına geliyor. Kitabımızın yazarı 1947 doğumlu İrlandalı yazar ve araştırmacı Jack Holland. Yazarımız maalesef Mizojini kitabını ölüm döşeğinde kızının da yardımlarıyla tamamlayabiliyor. Yazarın ölümünden sonra yayınlanabilen kitabın yayın aşaması da biraz maceralı, yazarın ölümünden önce sözleşme imzalanmış olan yayınevi kitabın taslağını inceleyip kitabı yayınlamak istemiyor. Kitap ancak yazımı tamamlandıktan iki yıl sonra baskıya verilebiliyor.

Kitaba gelince; Mizojini, ilk cümlelerinden itibaren göz bebeklerinizi büyüten bir kitap. Antik ve hatta mitolojik Yunan döneminden başlayıp, Keltlerden, Sümerlerden, tarihe mâl olmuş Roma, Bizans gibi devletlerin kadına nasıl da değersizleştiren bir anlam yüklediğini, bu dönemler boyunca siyasette, sosyal ve kültürel hayatta yer alan kadınların nasıl istenmeyen kişi ilan edilerek sonunda cezalandırdığını, Hırıstiyanlığın ilk yıllarında nispeten hafifleyen mizojininin maalesef ileri Hırıstiyanlık döneminde sadece kilisenin propagandası uğruna nasıl uyandırıldığını, Yahudilik inancındaki mizojen dayatmaları, ortaçağ Avrupasında yaşanan -aslında bana göre kadına dayatılan günah ve şeytan kavramlarının vardığı son nokta olan- cadı avlarından, yakın tarihimizin 2. Dünya Savaşı, Ekim Devrimi, Amerika kıtasının keşfi gibi büyük olaylarının içinde, kadının bazen tanrısallaştırılarak bazen de şeytanlaştırılarak ama her durumda insanlıktan uzaklaştırılarak mizojininin nasılda hep var olduğunu, Lenin, Hitler, gibi tanınmış siyaset adamlarından, Aristo, Plato, Nietzsche gibi düşünürlere, Freud gibi bilim adamlarından karın deşen Jack gibi seri katillere kadar ve hatta Marksizm, Nasyonel Sosyalizm gibi sistemlere varıncaya kadar farklı birçok yer ve zamanda, kişiler, yasalar, inançlar, sistemler içinde yaşanan, çekinmeden ifade edilen Mizojiniyi, okuyucusunu hayretler içinde bırakacak şekilde aktarıyor.

Kitapta bahsedilen sizleri de şaşırtacak birkaç olayı alıntılamak istiyorum.

- Mesela; Aristotales –evet şu bildiğimiz Aristo- kadının aslında başarısız, sakat doğan bir erkek olduğunun en sıkı savunucularından olduğu,

- Antik Yunan döneminde doğan ilk kız çocuklarından sonra doğan her kız bebeğin, doğar doğmaz çöplüğe atıldığını çığlık ve ağlama sesleri arasında ya donarak ya da vahşi hayvanlarca yenilerek öldüğünü ve bunun çok normal karşılandığı,

- Ortaçağda ki 200 yıllık bir dönemde, kilisenin, sadece şeytanın varlığını ispat etmek için cadı olduğunu iddia ettiği ve canlı olarak yakılan kadın sayısının kesin olmamakla birlikte 60.000 ile birkaç milyon arasında olduğu,

- 1817 Hindistan’ nın da kadınların eğitilmesi izninin yalnızca tapınak fahişelerine verilmiş olduğu, bunun da eğitimli kadının istenmeyen kadın olduğu düşüncesini oluşturmak olduğu,

- Alman kadınına en uygun yerin evinde ocağının başı olduğu, kadın hakları denen şeyin aslında bir Yahudi propagandası olduğu yolundaki düşüncelerin 1930 larda Nazi Almanyası öğretileri olduğu,

- Amerikan Üniversitelerinden mezun olan ilk kadının 1948 yılı gibi yakın bir tarihte diploma almış olduğu,

- 1960 yılında Kabil Üniversitesinde okuyan kız öğrencilerin okuldan ayrılmaları için bir kız öğrencinin öldürülerek cesedinin bir yarısının dersliklerden birine çiviyle çakılması gibi,

mizojininin aslında hiçte bizim tahmin ettiğimiz gibi sıradan ve uzakta olmadığının kitapta anlatılan sadece birkaç örneği.

Kadın ve erkek arasındaki ilişkinin kaçınılmaz olduğu, yaşamın gerekliliğinin ve insanlığın geleceğinin buna bağlı olduğu son sözleriyle tamamlanan mizojini kitabı için ise unutulmayacak, belkide ayrıca konuşulması gereken bir diğer konu ise “mizojini, tekerleğin icadından önce bulundu, bu gün tekerlek marsa giderken mizojini hala devam ediyor” kısmıdır.

Benim düşüncem; gerek bireysel gerek toplumsal anlamda farkındalık oluşturabilecek düzeyde dolu bir kitap. Birçok dönem, düşünce ve olay yazarın araştırmaları ışığında akıcı bir dille okuyucusuna sunuluyor. Tam burada çevirmen Erdoğan OKYAY ın da eline sağlık demeden geçmek istemiyorum.

Kitabın eleştirel yanına gelince; 21 Marttaki 21. buluşmada dikkatimizi çeken eksiklik ise kitabın eski Türk tarihinden hiçbir bilgi ve alıntıya yer vermemiş olması olmuş.

Kitaptan 56 Alıntı

Yağmur SÖNMEZ 
 10 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Kershaw
Hitler'in gözünde ideal kadın, "sevimli, dolgun bir kedi yavrusuydu: Yumuşak, tatlı ve aptal."

Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 234)Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 234)
Yağmur SÖNMEZ 
10 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Kampa ilk gelişlerinde çırılçıplak soyunmaya zorlanan ve hamile oldukları görülen kadınlar doğrudan fırınlara gönderiliyordu. İçinde canlı bir yaşam taşıyan Yahudi kadının bu durumunun fark edilmesi, onun için ölüm kararı demekti. Kadından nefret, nasyonal sosyalist rejimin son gününe kadar sistemin ayrılmaz bir parçası oldu ve bu sistemde öldürme eylemi tarihte ilk kez otomatik hale getirildi.

Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 241)Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 241)
Yağmur SÖNMEZ 
29 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Demokrasi, kadın-erkek ilişkilerinde iki cinsin statüsü arasında bugüne kadar süregelen büyük eşitsizliğin giderilmesine yardımcı olmuyor mu?

Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 217)Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 217)
Yağmur SÖNMEZ 
04 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Erkekler, bir erkeğin köpeğini tekmelemesine şiddetle karşı çıkıyordu ama karısını döven bir erkeğe kimse müdahale etme zorunluluğu hissetmiyordu. Bu aldırmayışlarına buldukları garip özür de "karı koca arasındaki ilişkinin kutsallığı"ydı.

Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 19)Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 19)
Yağmur SÖNMEZ 
07 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Dünyanın, ilke olarak karşıtlıklara göre ayrılması, insanları değişik kategorilere göre sınıflandırmamızı kolaylaştırıyor.

Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 46)Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 46)
Yağmur SÖNMEZ 
10 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yani kısacası, evlilikte ihanet, ancak kadınlar tarafından yapılırsa bir suçtu.

Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 70)Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 70)
Yağmur SÖNMEZ 
17 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Christine de Pisan
Küçük kız çocuklarını okula göndermek ve onlara oğlan çocuklarına öğretilen aynı şeyleri öğretmek âdet olsaydı, onlar da tüm iyi şeyleri öğrenecek, bilimin ve sanatın inceliklerini kavrayacaklardı.

Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 153)Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı, Jack Holland (Sayfa 153)