Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı Kadından Nefretin Evrensel Tarihi

9,0/10  (5 Oy) · 
9 okunma  · 
5 beğeni  · 
474 gösterim
"Kadın düşmanlığının tarihi, binlerce yıl sürdüğü için eşi görülmemiş bir nefretin tarihidir. Öyle bir tarih ki, Aristoteles'i Karındeşen Jack'e, Kral Lear'ı James Bond'a bağlar."
-Jack Holland-

Tarihin başlangıcından bu yana insanlığın bir yarısının, diğer yarısı tarafından baskı altında tutulması ve insanlık onurunun elinden alınması nasıl açıklanabilir?

Hindistan'da dul kadınların yakılması, yeni doğmuş kız bebeklerin öldürülmesi, Kuzey Afrika'da kız çocuklarının sünnet edilmesi, savaş bölgelerinde kadınlara toplu tecavüzler… Tüm bunlar yalnızca geçmiş dönemlerin canavarlıkları değil, günümüzün de acı gerçekleridir.

Bugün mizojinin yani kadın düşmanlığının, artık sadece şiddetin ve adaletsizliğin nedeni olarak değil, insani gelişmişliğin ve toplumsal eşitliğin engeli olarak tanımlandığı bir çağı yaşıyoruz. Ama hâlâ, kadınlar eşit işe eşit ücret için savaşıyor. Gerçek bir kadın-erkek eşitliği hâlâ çok uzaklarda.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde, kadının durumu son yüzyıllardan günümüze kadar hemen hiç iyileşmedi. Başka hiçbir önyargı bu kadar uzun süre yaşamadı ve bu ölçüde dayanıklılık göstermedi. Ve hiçbir önyargı, toplumca konmuş sosyal ve siyasal aşağılama kurallarından, hasta bir beynin nefret dolu fantezileriyle beslenen taşkınlıklarına kadar uzanan bu denli değişik yüzler göstermedi.

İrlandalı yazar ve gazeteci Jack Holland, bu kitapta, tüm toplumsal değişimleri, tüm bilimsel ve felsefi anlayışları hiçe sayarak binlerce yıldan beri süregelen bu olgunun genlerini, nedenlerini ve sonuçlarını araştırıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    302
  • ISBN:
    9789755338446
  • Çeviri:
    Erdoğan Okyay
  • Yayınevi:
    İmge Yayınları
  • Kitabın Türü:
Yağmur SÖNMEZ 
 13 Haz 2017 · Kitabı okudu · 40 günde · Puan vermedi

“ Avrupa’da her üç kadından biri partnerinin ya da başka bir erkeğin fiziksel/cinsel şiddetine maruz kalıyor.”
“Kadınlar siyasi alanda erkeklere göre daha az yer alıyor ve tüm eğitim düzeylerinde erkeklerden daha düşük ücret alıyor.”
“Türkiye’de 2016 yılında yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı toplamda %26,2 iken bu oran erkeklerde %14,2, kadınlarda %38 oldu.”
“Türkiye’de günde tam 115 kadın öldürülme tehlikesi içinde yaşıyor.”
...
Her gün haberlerde, gazetelerde gördüğümüz bu oranlar beni hep düşündürüyordu. Ortak yaşadığımız şu dünyada iki cinsten birine karşı duyulan bu saf öfke neden? Kadınlardan bu kadar nefret edilmesinin sebebi ne?
Ve bu kitap geçti elime bir arkadaşım vasıtasıyla. Bende hemen alıp okumaya başladım. Gerçi çok ters bir zamana denk geldiği için bir türlü fırsat bulamasam da sonunda bitirebildim. Kitabın içeriğine gelirsek adından da anlaşıldığı gibi, Antik Yunan’dan başlayıp günümüze kadar kadınların yaşadıklarını ve toplumun kadına bakışını anlatarak bu nefretin kaynağına inmeye çalışılmış. Yazara göre ise bu nefretin altında yatan iki sebep var: Korku ve arzu…
Kadından nefret edenlerin korkularının temelinde kadının güçlenip bağımsız hale gelmesi ve hatta zamanla toplumda yerleşmiş olan rollerin yer değiştirmesiyle kadına bağlı kalmak yatıyor.
Arzudan kaynaklanan nefret ise tamamen kedi ulaşamadığı ciğere pis dermiş mantığına dayanıyor. Kadınlara ulaşılamadıkça, kadınlar toplumda sözde görevleri olan şeyleri yapmak istemedikçe sürekli aşağılanmış ve ağır bir baskıya maruz kalmışlar. Yüzyıllar boyunca bu hep böyle devam etmiş...Ve bunun sonucunda kadınlar ya daha fazla isyan etmişler ya da baskılardan bıkıp boyun eğmişler...
Kitap gayet bilgilendirici,düşündürücü bir kitaptı. Hatta çoğu yeri okurken kadınlara yapılanlar karşısında öfkelenmeniz de muhtemel. Okumanızı tavsiye ederim.