Moda ve Zihniyet

·
Okunma
·
Beğeni
·
852
Gösterim
Adı:
Moda ve Zihniyet
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753551328
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Otoritesi eleştirilmezlik üzerine kurulu olan moda, güzelin tarifini değiştirdi: "Moda olan güzeldir." En çok tartışılan ve göze batan zevkler ve renkler bile, modanın şemsiyesi altına girdiğinde "zevkler ve renklerin tartışılmazlığı" payesine yükseldi. Kitle kültürü içinde milyonlarca insan aynı şekilde giyinip aynı şeyleri tüketirken modacılar, modanın "oluşmayan sınır"ını hareket ettirip durdular. Çalışma modanın eleştirilebilirliğine bir kapı aralıyor.
216 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Moda nedir, insanlığı, hususi ile Müslümanları ne hale getirmiştir, modaya tabi oluyoruz derken kimlerin değirmenine su taşıdığımızı ortaya koyan bir kitap.
216 syf.
·Puan vermedi
Yaz mevsimi geçiyor, bitmek üzere. Sonrası eylül ve sonbahar. Yapraklar dökülmeye başladı bile. Tabiat sarıya beleniyor git gide, rengini, elbisesini değiştiriyor. Bu geçici kıyafetten sonrası kış; beyaz elbiselerini çıkaracak dolaptan. Çok sonraları, yeşil ve diğer canlı renkli elbiseler...

Tabiat bile tek kıyafette karar kılmıyor, insan mı kılacak. Her sezonun değişen "moda" sına uymak zorunda. Medya, kitle araçları, çevre yani bilumum bireyin maruz kaldığı tüm uyarıcılar ona bunu telkin eder: Modaya uymak lazım.

Barbarosoğlu'nun kitabı bir eleştiri metni değil. Modayı yahut zihniyeti eleştiren, yeren ya da onu göklere çıkaran bir kitap yok elimizde. Yaptığı şey ise, durum tespiti. Verileri, araştırma sonuçlarını sunuyor bizlere. Moda'nın tarihinden günümüzdeki etkisine, Osmanlının son döneminden Cumhuriyet devri moda ve zihniyet anlayışı, edebiyatımızda moda ve modacıların "kutsallığına" değin birçok konuda nesnel inceleme sonuçlarını aktarıyor. Kendisi bir sosyoloji doktoru. Bunu gerçekten hak etmiş bir isimdir. Tüm kitap boyunca titiz araştırmanın izlerini görebiliyorsunuz.

Bugün postmodernizmin etkisiyle her şey birbirinin kopyası durumunda. Meslek ya da üniforma haricindeki giyim kuşamda tam bir benzerlik söz konusu. Tek fark ise fiyatında. Yani modacı ablalarımız der ki, modaya uy yeter ki, biz paran kadar olanını da üretiriz. Peki zihniyet modanın neresinde? Fatma ablanın sözüyle yanıtlayalım: "Giyim sahip olunan zihniyetin sembolleşmiş şeklidir."

İyi okumalar
216 syf.
·10/10
Kişinin bireysel ve toplumsal kimliğinin; bir parça kıyafette, bir tutam sakalda, bir nakış desende cem olması; görmeyi duymayı bilmeyi basit anlamlardan çıkarıyor. Bu anlamları bir büyüteç altında inceleyip gözümüzü büyüteçten kaldırınca çok farklı bir dünyayla karşılaşıyoruz: sanki aşağı tükürsen İngiliz, yukarı tükürsen Alman olacakmışsın. Bu kitabı okuduktan sonra şöyle bir bakma fırsatım oldu etrafa. Konu gündemden hiç düşmeyen ve çözümü bulunmadıkça da düşmeyecek olan bir sorun olduğu için bu bakışımı biraz daha irdeledi ve kafama birçok düğüm soktu, ya da beynimin tozlu raflarının silip yıpranmış birkaç kitabı sundu zihnime. İsminden de anlaşılacağı üzere zihinleri yoran bir zihniyet, mesele ve meselesi(Emin Yıldırımın, beyni yakan beyin konusuna döndü iş)…
Ben yine de sözümü bir açayım. Şapadanak başlamak olmaz kitaba. Evet, moda, zihniyetin şifresini verirken zihniyet, bir modaya sebebiyet verir. Sözü, tümdengelime bağlayarak günümüzdeki moda-zihniyet kavramına getireceğim. Örneğin ben, günümüzde Müslüman kızların dış kıyafetlerine dikkat etmeyişlerinin, onların, kıyafetlerine dikkat eden genç kızlardan farklı bir İslam zihniyetine sahip olduğunu söyleyebilirim. Ya da bir bakkalda haram helal gözetmeksizin her yiyeceğin reyonlarda sunulması, o mahallenin yanlışlara göz yumucu bir zihniyette olduğunun az çok habercisidir. Daha fazlası elbet verilir. Herkes illaki böyle bir şeyle karşılaşır: en basitinden, köyden şehre inen Mehmet dayı.
Şu ana kadar ‘‘Türkiye’de’’ bu konuda kırk tane laf edildi, genç kızlar birbirine girdi, gazetelere manşet oldu, günlük gazete yazıları da cabası; ama bir yiğit çıkıp doğru düzgün bu işin dur durağını anlattı mı, bilmiyorum. Barbarasoğlu’nun destek aldığı kaynaklar böyle bir şeyin Türkiye’de ilgili kitaplarda değinilip çoğunlukla batının bu konuda adamakıllı eserler verdiğini gösteriyor. Ayrıca diğer kaynaklar da gerçekten çok sağlam ve yerinde kaynaklar. Bu konuda istenileni ve daha fazlasını verdiğini düşünüyorum.
‘‘moda, yunanca modus kökeninden gelip, oluşmayan sınır anlamını vermektedir.’’ Bu cümleyi ezberlediğimi düşünüyorum. Zaten kitap da bu yönüyle ele alınmış. Oluşmayan sınırın, israfçılığın kişiyi nerden getirip nereye götürdüğü anlatılıyor. Ama daha çok kadın ve elbise, süslenme yoluyla anlatıldığından yani çoğunlukla bunlar örnek verildiğinden hatta sayfalarca bu örnekler verildiğinden çoğu defa atlayasım geldi.
Nereden alıp nereye götürür?
Denizden alıp dereye götürür. Kişilerin ortak bir paydada samimi birlikteliğinden meydana gelen cemaatten alır, herkesin kendi başının çaresine baktığı ve yalnızca ferdi menfaat maksadıyla bir araya geldiği cemiyete sokar. Çaresi olan ve ilimle, güçle başa çıkılabilen dertlerden alır, içinden hiç çıkılamayan denklemlere duçar eder. Sade ve özgünlükten alıp, taklit ve riyaya…
Geçen, diktatörlükten bahsedilmişti sınıfta. Hani birisinin başa geçip aynı renkteki insanları istediği gibi yönlendirmesi falan… Moda ise batının cemiyet üzerindeki diktasının tesiri, bir üniforma ve hep bir mekanizma içerisinde gelişen bir süreçtir. Aynı kıyafet aynı üslup ve tabi ayni mimik ve konuşmalar… İnsanlar çark, çark bir parçası haline getiriyorlar kendilerini bu mekanizmanın. Döndükçe yalnızlaşıyor ve fakirleşiyorlar. Ayrıca değinildiği üzere bir meşrulaştırma aleti de diyebiliriz, örneklerde veririz. O kadar değişken bir şey ki, kişinin yasak-meşru anlayışını bir anda çarçur edebilir. Öyle bir oynatır ki parmağında savurup attığında neye uğradığını şaşırır insan. Oysa böyle bir şeyin değil Müslümanlar Türkler tarafından dahi kabul edilmesi akıllardan geçmemiştir. Ve bana öyle geliyor ki bu ülke bu yanlış Batı taklitçiliğinden vazgeçmedikçe kaybolan güzellik anlayışını bulamayacak.
Yazar, Osmanlıda modayı anlatarak bu zehirli meyvenin köklerine inmiş ülkemizdeki. Beni en çok etkileyen kısımlardan biri olan Moda Yasakları da bu bitin budanma süreçlerini teşkil ediyor. (başarılı mı? -?.)
Şeytan kırk deliğe girer de in bulamaz, gider bir kadının üstüne tüner. Burada da modanın temellendirmesi yapılır. Kitap bundan sonra benim o çok sıkıldığım kadın-kıyafet konusuyla devam eder. Burada bir istismar vardır: mizaç istismarı. Kadının mizacında olan süslenme ve güzellik elde etme arzusunu, İslam’ın en temel birimi ve ülkenin en yüce değerini-aile kurma işlevini- verdiği kadın ve anneliği; ahlak ve toplumun geleceği uğruna istismar edilişi.
Son olarak, modanın başka bir boyutu da var ki, insanoğlu var olduğundan beri süre gelmesidir. Bu, diğerine kıyasla daha düşük bir hipotez olsa da savunulur tarafları az değil. Kişi elbette bir iklimden diğer bir iklime gidince birtakım değişikliklere başvurur. Ama bu değişiklik derinlere gidip kalbe vurunca iş değişir, zihniyet meselesi olur.
Şüphesiz ki İslam’ın koyduğu nizamdan daha uygun bir yaşayış yoktur.
216 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10
Zihniyetin moda üzerindeki etkisinin kaliteli kaynaklar ve güzel bir araştırma ile elimize ulaştıran eser, okurken sonradan bakmak için konu ile ilgili farklı eserlerden de haberdar ediyor bizleri.
Sosyoloji okumaya henüz başlamamış insanların okurken başlarda zorlanacağı, alıştıktan sonra ise kitabın ilerleyen kısımlarındaki tarih notları, edebiyat çözümlemeleri ile hem farkındalık oluşturacağının hem de daha eğlenceli olacağının kanaatindeyim.
"Yalnız kalma modern insanın en önemli problemini oluşturmaktadır. Defile ve reklamlar bu korkusunu kullanarak kişinin kendini 'ötekiler'le aynileştirerek yalnızlığından kurtulabileceğini düzenli olarak ima etmektedir."
"Sağlık konusuna gelince; moda kıyafetlerin doğrudan sağlıklı oldukları yolunda bir imaj oluşturulması her zaman mümkün olmaz. Çünkü genellikle moda kıyafet ve aksesuar sağlığa aykırıdırlar. Dar pantolonlar, sivri yüksek topuklu ayakkabılar, ağır küpeler, bilezikler, cilde zararlı kozmetik ürünler, modanın sağlık ile zikredilmesini önlemektedir."
"Genel bir tanımlamayla 'toplum hayatına giren geçici yenilik' olarak tarif edilen moda, belirgin olarak kılık-kıyafet biçimi ile alâkalı olarak kullanılır ve toplum hayatında bir baskı mekanizması oluşturduğu kabul edilir."
Modern hayat tarzı adeta gençlerin her türlü aşırılığına hoşgörü sunan ama, yaşlıların en tabi haklarının bile gözardı edildiği bir yapıya sahiptir.
Osmanlıca'da elbise kelimesinin yanısıra kıyafet kelimeside kullanılmıştır. Elbise manasına kullanılan kıyafet aynı zamanda kişinin ruh dünyasını yansıtan bir ayna olarak kabul edilmiş ilm-i kıyafet'te suretten sirete gitme gayesini güden
pek çok eser kaleme alınmıştır.
Varlığını modernleşmeye borçlu olan moda, otoritesini "modanın eleştirilmezliği" üzerine kurmakta oldukça mâhir davrandı. Bu mahâretiyle birlikte moda, güzelin tarifini değiştirdi. Bu yeni tarife göre “moda olan güzeldir"; moda
olan yani göze çarpan. En çok tartışılan ve göze batan zevkler ve renkler bile, modanın şemsiyesi altına girdiğinde
"zevkler ve renklerin tartışılmazlığı" payesine yükseldi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Moda ve Zihniyet
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753551328
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Otoritesi eleştirilmezlik üzerine kurulu olan moda, güzelin tarifini değiştirdi: "Moda olan güzeldir." En çok tartışılan ve göze batan zevkler ve renkler bile, modanın şemsiyesi altına girdiğinde "zevkler ve renklerin tartışılmazlığı" payesine yükseldi. Kitle kültürü içinde milyonlarca insan aynı şekilde giyinip aynı şeyleri tüketirken modacılar, modanın "oluşmayan sınır"ını hareket ettirip durdular. Çalışma modanın eleştirilebilirliğine bir kapı aralıyor.

Kitabı okuyanlar 55 okur

  • İsmail Çiftçi
  • Abdullah Demir
  • M A X I M U S
  • S.
  • Saliha
  • Leyla ışık
  • beyhan alkan
  • Beledi
  • Kitaplara tutkun muallime
  • Gregor Samsa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.8 (4)
9
%0
8
%53.8 (7)
7
%7.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%7.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0