Moks (Başarıya Giden Yol - Türkiye ve Dünyadan Yüzlerce Uygulama Örneği)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.394
Gösterim
Adı:
Moks
Alt başlık:
Başarıya Giden Yol - Türkiye ve Dünyadan Yüzlerce Uygulama Örneği
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756093450
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Başarıya ulaşmak için ne yapmalı? Çalışan ve yönetici ilişkileri nasıl olmalı? Şirketinize nasıl daha fazla değer katarsınız? Nasıl daha verimli bir çalışma ortamı oluşturabilirsiniz? Bunlar gibi pek çok sorunun cevabını bu kitapta bulacaksınız.

Her zaman kitapların önemli yerlerinin altını çizerek okurum. Moks'u okurken fark ettim ki tüm cümlelerin altını çiziyorum. Müthiş bir kitap!
-Onur Kahraman-

Moks, insanın okurken bazen güldüğü bazen inanamadığı bazen de "İşte olması gereken" dediği çok güzel hazırlanmış bir kitap. Şirket uygulamaları ile ilgili çok faydalı bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Emeğinize teşekkürler.
-Seçil Dinçel-

Kitaplarınızı okuduktan, seminerinizi izledikten sonra hayatım değişti. Sizin verdiğiniz örneklere baktım. Neden olmasın dedim. Adım adım ilerleyerek bir kahve evi kurdum. Hakkınızı ödeyemem. Çünkü Ahmet Şerif İzgören'den önce, ekmeğe sürebileceğim yoğurdu alamıyordum. Samimi söylüyorum; haftada 1 yoğurt, 3 ekmek... Bugün ayakta sıkı durabilmem sizin sayenizdedir.
-Melek Yaşar-

Şerif Bey'in tüm kitaplarını bir çırpıda okudum. Yıllardır çözemediğim birçok sorunun cevabını buldum. Ne kadar teşekkür etsem azdır.
-Murat Tunca-
(Tanıtım Bülteninden)
208 syf.
·Beğendi·9/10
Motivasyon, gelişim, ekip çalışması, doğru rekabet gibi bir çok konuda çok yararlandım.Örneklerle de bilgilerin kalıcı olmasını sağlıyor.Güzel tanımlamalar da var.Örneğin:
Misyon: Hayat amacı
Vizyon:Gelecek hayali gibi...
Çıkarımlarımdan biri: Bildiğin ve öğrendiğin her şeyi paylaş.Böylece sırayla aile,mahalle,şehir ve ülke gelişir.Hem de bilgilerim kalıcı ve yararlı olur.
Öğrendiğim zaman üzüldüğüm şeylerden biri Almanya' da kamuya ait araç sayısı 15 bin, Japonya'da 10 bin, bizde 125 bin. İsraf kesinlikle önlenmeli.Hani şu Türkiye'ye ait araba projesi var ya.Mesela bu kamu arabalarının hepsi satılsa, yeni üretilecek olan araba kamuya aktarılsa.Böylece hem araba pazar bulur.Hem tanıtımı yapılır.Hem kısa zamanda yaygınlaşır.
208 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Aslında ne kadar bildiğimiz sorunlar ama çözemediğimiz için katlanarak büyüyüp gelmiş günümüze. Yazar bu sorunlara çözüm odaklı bakmamızı sorunun değil çözümün parçası olmamızı anlatmaya çalışmış. Kitabın sonunda ülkemiz ve kendimiz için ne kadar çok çalşımız gerektiği ortaya çıkıyor.
208 syf.
·Puan vermedi
Güzel bir kitap dedikten sonra bitiriyorum . . Şöyle aslında Özel sektörde çalışanlar olduğumuzu düşünecek olursak bizi en çok yoran kurum kültürünü, takım liderliğini, Aslında birbirini düşüncesine neden önem verilmesi gerektiğini anlatan güzel bir kitap bir Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim..
208 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Üslubu ve anlatış biçimi hoşuma gidiyor. Bildiğiniz şeyler olabilir ama bunların arka planlarını görmek, bazı şeyleri uygulamaya geçirebilmek önemli. Belki de çekimser kalarak arka planda bıraktığımız yanlarımızı ortaya çıkarır, kim bilir.
208 syf.
İş hayatında farklı firmaların oldukları konuma hangi düşüncelerden geçerek geldiğini,yardımlaşmanın,eğitimin,öğrenmenin ve başka insanlara saygılı olmanın ne kadar önemli olduğunu anlatan bir kitap...
208 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Ahmet Şerif İzgören in yine komik mi komik ve ilginç kitaplarından biri daha güldürürken şaşırtıyor , şaşırtırken ise düşündürüyor. Çok iyi örülmüş kısa hikayeler var tavsiye ederim :)
208 syf.
·Beğendi·9/10
Meşe odunu kızılcık sopası. Kitabın ismindeki moks bu mu ya da baika bir şey mi onu okuyacak olanlara bırakıyorum. Akıcı, okuması diğer kitapları gibi kolay olan bir eser daha.
208 syf.
·Beğendi·8/10
İki kez tanışıp konuşma fırsatı yakaladığım, Ahmet şerif izgören hocamın en beğendiğim eserlerinden biri. Sadece kitap olmanın dışında bir eser
208 syf.
Gidersiniz ve gelişi güzel kitap bakarsiniz kitapçılarda, o an ki ruh haliniz çok önemlidir bir kitabı almakta.
Ve bu kitabı almaya karar verdiğimde gerçekten iş yerindeki her şeyden bunalmış birisiydim. Kitabı aldım ve sadece 3 gün toplamda 8 saatlik bir okuma ile bitin ilk gelişim kitabım diyebilirim. Baştan sona buram buram kalite kokan bir kitap. Hayatını dolu dolu yaşan insanları bir araya getirseniz ve böyle bir eser ortaya cikarmasini isterseniz emin olun beceremez
Ben okurken çok dersler aldim
Eminim sizlerde okurken bana hak vereceksiniz.
İyi okumalar şimdiden.
208 syf.
·8/10
İş ve eğitim hayatımızda yaşadığımız, bilipte farkedemediğimiz gerçekleri bir eğitmen diliyle gözler önüne serdiği bir eser. Bazı bölümler tekrar niteliğinde olsa da bence akılda kalması için yapılmış bir taktik olarak gördüm. Eğitim, kişisel gelişim, motivasyon, iş ahlakı ve ekip çalışması hakkındaki görüşlerini yer yer mizahi bir dille, oldukça eğitici bir şekilde okurlarına aktarmaya çalışmış başarılı bir eser.
208 syf.
·Puan vermedi
Uygulama Örnekleri ile sayfa artırmış bir eser. Yıl ve değişimleri bağlantı ile anlatmıştır. Karşılaştırma, alıntı, yaşanmış olaylar, yıllar öncesine ait haberler, politika, ekonomi, ülke başına verilen dolar değerleri birebir aktarılmıştır. Yazılma amacı örnek ve uygulamaları görmek, kitabın % 80 ülke içi, % 20 yurtdışı başarıları belirtmektedir. Herhangi teori ve sistem belirtilmemiş, yabancı kelime kullanılmamış, kaynaksız bilgilere yer verilmemiş birebir birinci ağız ilk bilgi kullanılmıştır. Doğrusu şu dönemde ilk bilgi değil, devir değiştikçe yenilenen bilgi kullanılmaktadır. Başlıklar altında konuları değerlendirme yapmıştır. Başta dikkatimi çekmedi yaklaşık iki yıldır rafta bekleyen 3. Baskı kitap. Farklı kaynaklardan alıntı yapıldığını düşünmüyorum çünkü tamamen özgü düşüncelerle altı çizilmiş, çeşitli hikayeler ve yazarın kendine ait birebir yaşanmış olaylarından da bahsedilmektedir. Nesnellik taşıyan konular var, özellikle şu yıllar öncesi gelişmiş ülke başına düşen dolar hesaplamaları. Kültür, yönetim sistemi yani tamamen ülkeye ait değerlerden bahsediliyor. Dikkatimi çeken bir konu var; Turizm. Diğer ülkelere göre bizim ülkemizde sıkça iş ve işçi değişimi yapılmaktadır. Sürekli olarak çalışan personel sayısı oldukça az. Hatta işletme müdürleri bile sıkça çalışma ortamı değiştirdiklerini belirtiyor. İş güvenliği, sigorta ve sağlam sahiplenme ile barut otellerdeki işçi değişim oranı % 35 olarak indiriliyor. Kitap çeşitli gelişim fikirler barındırmaktadır.
Orta yol fikir sahibi insanların pek bir yere ulaşamadığını düşünüyorum. Ya sağdan gidersin ya da soldan. Trafiğin akışı ülkemizde ortadan şeklinde belirtilmemiştir. Kitapta bir örnek belirtilmiş; Kız hamilelik testi yaptırır ve annesine" ben biraz hamileyim" der. Oysa ya hamilesindir ya da değilsindir. Kitap bu fıkrayı güvenilirlik olarak nitelendirmiş. Ya güvenilirsin ya da değilsin. Biraz güvenilir olmak güvenilmeyen insan grubuna sokar seni. Üçlü saç ayağının birinin güven olması yazarın dediği gibi birçok şeyi yoluna sokabilir. Teknolojinin değişim süreci, android araçların 10 yıl öncesinden ben geliyorum demesi insan zekasının pek bir öneminin kalmadığını gösteriyor ve neyse ki androidleri de insan zekası geliştiriyor. En azından zeka koruyacak bir bahanemiz var. Farklı ülkelerin hikayeleri kitaba renk katmış okuma oranını biraz daha yükseltmiştir. İnsanların unuttuğu bir husus var fikir uyuşmazlığı olsa da bir ülke içinde herkes takımdır. Aynı firmaların rakipleri farklı ülkelerden olmak zorunda değil. Kendini geliştirmek isteyen başarının temelini kitap okuyarak atabilir en azından rekabetin ne olduğunu öğrenmek bize pek bişey kaybettirmez. Kitabın taklit bölümü çok ilgi çekici, ABD ve Japon arabalarının bagaj karşılaştırılması iz sürmeyip izden takip ettiren bizi anlatıyor gibi ya da herkes yaşadığı ortamı savunuyor pek bilmiyorum. O kadarına kafam basmıyor .
Huzurlu okumalar...
208 syf.
·2/10
İlk cümleden itibaren beğenmediğimi belirtmek isterim. Fazla özgüven patlamasıyla birlikte yazılmış olayları hep tek pencereden bakarak tek sebebe bağlamış. Bir şirkette bir işci 1 düğmeye basıyor birden herşey değişiyor şirket fortune 500'e giriyormuş gibi anlatmış. Hiçbir zaman başarı hikayelerinin arkasında tek basit bir sebep yer almaz.

Bir de kitap iade garantisi verdim sadece 20 iade oldu demiş ama unuttuğu şey şu ki kimse 10 liralık kitap için iade etmeye uğraşmak istemez.
Japonlar nasıl başardı?
Japon kurum kültüründe 7 ilke çok önemlidir.
1. Kaizen; sürekli iyileştirme ve durmaksızın gelişen bir performans anlamına geliyor.
2. Kessai; ekip çalışması ve ortak karar alma anlamına geliyor.
3. Kyosei; “Ortak Yaşama”, yani şirketi yuvası gibi sahiplenmek anlamına geliyor.
4. Jidako; hata olduğunda üretimin durması anlamına geliyor. Buna, son yıllarda “sıfır hata” deniyor.
5. Poka Yoke; hata için önlemi baştan almak ve süreçleri önceden gözden geçirmek demek.
6. Dontotsu; en iyiyi bulma ve onlardan bir şey öğrenip kendilerine katmak demek.
7. Hoshin; planlara dayalı olarak yönetmek ve stratejik planlamayı içeriyor.
Türkiye’de karşılaştığım en önemli kalite örneklerinden birisi Japon firması Yazaki’dir.
Yaptıkları şey, otomobillerde kullanılan kabloları üretmek. Bunu da tüm kalite süreçlerini uygulayarak yapıyorlar. Fakat işi burada bitirmiyorlar. “Empatik kalite” denebilecek ilginç bir uygulamaları var. Satış yaptıkları firmaların arabalarının o bölümlerini fabrikaya yerleştirmişler. İşçiler ürettikleri kabloları, o otomobil fabrikasının işçisiymiş gibi arabaya monte ederek çıkabilecek problemleri veya yapılabilecek iyileştirmeleri geliştiriyorlar. Bu, şahane bir uygulama.
Bakın, Brisa kalite ödülünü nasıl aldı? Kırmızı düğme vakası... Bunu sevgili dostum, liderlik teorileri konusunda rastladığım en iyi isimlerden, danışman Uğur Zel’den öğrendim.
Avrupa kalite ödülü değerlendirmeleri için bir ekip fabrikaya gelir. Yapılan işleri değer-lendirirler, günün sonunda işletmeden ayrılmak üzereyken kadın denetçi kıyafetindeki düğmelerden birinin düştüğünü fark eder, gruptakilere de söyler. O sırada, bir işçinin nizamiyeye koşarak geldiğini görürler, kadın denetçiyedüğmesini uzatır: “Bu sizin olmalı”. Tüm ekip şaşkınlıkla işçiye döner. İspanyol kadın uzman:
“Düğmenin benim olduğunu nereden anladınız? Bine yakın çalışan var fabrikanızda.”
“Hepimiz mavi kıyafet giyiyoruz, bizim atölyeye yıllardır kırmızı kıyafetle gelen olmamıştı, düğme kırmızı olunca sizin olduğunu anladık.”
Tüm heyet hayranlıkla birbirlerine bakarken, işçi diğer elinde tuttuğu iğneyi uzatır, iğnenin ucunda kırmızı iplik vardır: “Bununla dikersiniz diye düşündük”.
Heyet alkışlamaya başlar.
O sene, Brisa Avrupa kalite ödülünü aldı.
Masal bu ya; zamanın birinde, padişahın biri ülkeyi ilk defa dolaşmış, ayaklarının altı yara olmuş. Tabii saray tertemiz, rahat gezebiliyormuş. Dönünce herkesi toplamış “Ülkenin tüm yollarını deri ile kaplayın, ayaklarım acıdı” demiş. Tüm payitaht “Tabii efendim, emreder-siniz” demişler. Haddini bilmez biri çıkıp “Padişahım tüm ülkeyi deriyle kaplamak yerine insanların ayaklarını deriyle kaplasak olmaz mı?” demiş. Ayakkabı icat edilmiş...
Haddini bilmezler iyidir. Yeter ki “pozitif aykırı” olsun, “Yanlışı bu, doğrusu da bu” desin.
Tabii eğer bir adam “O da yanlış, bu da yanlış” deyip duruyorsa ekibin ruhunu bitirir. Neg-atif aykırı değil, pozitif aykırı.
Ekipte, sizi içtenlikle açık eleştiren adamlar en iyi dostlarınızdır. Bunun dışında kalan ve her söylediğinize gülen, her fikrinize “Müthiş, süpersinbaba, nereden buldun?” diyen adamlardan korkun. Etrafınız zaten bunlarla dolu olur, sizi ilk bu yağcılar satar, bir halta da yaramazlar. “İneğin yalakası kasabın bıçağını yalarmış”, bu sözümü de unutmayın.
3M firmasında yapılan beyin fırtınası toplantısında yeterince yaratıcı fikir yakalanmadığını fark ederler. Bunun üzerine, çalışanların kurumla ilgili en rahat ve en çok nerede fikir ürettiğini araştırırlar. Sonuç: Kahve makinelerinin başı!
3M, kurumdaki kahve makinesi sayısını artırır ve özellikle, departmanların arasına, ortak kullanılan yerlere koyarlar, farklı departmanlarda çalışanlar bir araya gelsinler ve kurumla ilgili fikir üretebilsinler diye.
Şimdi, düşünebiliyor musunuz; bizde yan birimden arkadaşınızla tam mesai saatinde çay ocağında, ince belli çay bardağıyla çayınızı höpürdetirken patronla karşılaştınız! Siz, pro-jektör görmüş tavşan gibi kalırsınız, patron da piton görmüş tavuk gibi hipnoza girer. Oysa kurumlarda fikirler en çok resmî olmayan ortamlarda üretilir. Siz “Mesai saatinde laklak mı ediyonuz, ne halt ediyonuz?” diye fırça yerken belki de kurumla ilgili önemli bir problemin çözümünü konuşuyor olabilirsiniz.
Kurumlardaki birçok etkili uygulama, ilginç buluş, aslında bu “laklaklardan” çıkar.
İshak Alaton’la bir konferansta, iki konuşmacı olarak tanıştık, çok mütevazı, çok bilgili bir insan. O gün, konuşmasında ilginç rakamlar verdi ve “Değişmeyen sadece ölüler ve delilerdir” dedi.
Bir çiftlikte, dikenli tellerin hayvanların derisini çizip ticari değer kaybettirdiğini fark ediyorlar. Etrafındaki dikenli telleri kaldırıp elektrikli teller koyuyorlar. Çiftliğe yeni getirilen inekler tele değip düşük akımlı elektiriğe maruz kalınca geri sıçrıyorlar, bir daha da tele dokunmuyorlar. Eski inekler elektrik çarpınca sinirlenip çitlere tekrar tekrar çarpıyorlar çünkü alışık oldukları bir şey değil, onlara göre öyle olmaması gerekiyor. Çiftlikteki eski ineklerin tellere zarar vermeye başladığını gören çiftlik sahipleri eski inekleri kesmek zorunda kalıyorlar.
Neymiş efendim, aslında ölüler de sucuk, salam, McDonald’s şeklinde değişiyormuş.
Fransa’da Dupont insan kaynakları direktörü trafik kazası geçirir, kazada arka koltukta oturan çocuğu ve kendisi yaralanır. Yöneticiler hastaneye ziyarete giderler. Tüm masrafları karşılanır. Hastaneden çıktığında evine bir mektup gelir: “İşten çıkarıldınız”.
Aranızda Dupont’un ilk kurulduğunda ne iş yaptığını bilen var mı? Dupont dinamit ve patlayıcı üreten bir şirket olarak işe başladı. Bugün Türkiye’de Dupontsa’nın yaptığıyla hiç alakası olmayan bir iştir, o yüzden en önemli değer kavramlarından biri “Güvenlik”tir.
Mektupta, işten çıkarma gerekçesi olarak şu belirtilir: “Değer kavramı güvenlik olan bir kurumda, çocuğunun emniyet kemerini bağlamayan bir yöneticiyle çalışamayız”.
Bu kadar basit...
Karaman’da, Bifa’da bir gün, bir işçi, kucağında bisküvi kolileri varken merdivenlerde patron Necati Babaoğlu’yla karşılaşır. Patronu karşısında görünce duvara yapışır ve yol verir, patron da duvara yapışır. – Buyur geç. – Olmaz Necati Bey, siz geçin. – Olur mu, sen iş yapıyorsun, bengeziniyorum, sen geç! – Hayatta olmaz, siz geçin. Karşılıklı yalvar yakar… İşçi kardeş zorla geçer. Tüm işçiler birbirlerine bunu anlatırlar. Bifa’ya gittiğinizde, her yerde tevazu görürsünüz. Oysa patronların, genel müdürlerin çoğu, asıl işlerinin yanında “küçük dağ imalatı” işine de girerler, çok havalı iştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Moks
Alt başlık:
Başarıya Giden Yol - Türkiye ve Dünyadan Yüzlerce Uygulama Örneği
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756093450
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elma Yayınevi
Başarıya ulaşmak için ne yapmalı? Çalışan ve yönetici ilişkileri nasıl olmalı? Şirketinize nasıl daha fazla değer katarsınız? Nasıl daha verimli bir çalışma ortamı oluşturabilirsiniz? Bunlar gibi pek çok sorunun cevabını bu kitapta bulacaksınız.

Her zaman kitapların önemli yerlerinin altını çizerek okurum. Moks'u okurken fark ettim ki tüm cümlelerin altını çiziyorum. Müthiş bir kitap!
-Onur Kahraman-

Moks, insanın okurken bazen güldüğü bazen inanamadığı bazen de "İşte olması gereken" dediği çok güzel hazırlanmış bir kitap. Şirket uygulamaları ile ilgili çok faydalı bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Emeğinize teşekkürler.
-Seçil Dinçel-

Kitaplarınızı okuduktan, seminerinizi izledikten sonra hayatım değişti. Sizin verdiğiniz örneklere baktım. Neden olmasın dedim. Adım adım ilerleyerek bir kahve evi kurdum. Hakkınızı ödeyemem. Çünkü Ahmet Şerif İzgören'den önce, ekmeğe sürebileceğim yoğurdu alamıyordum. Samimi söylüyorum; haftada 1 yoğurt, 3 ekmek... Bugün ayakta sıkı durabilmem sizin sayenizdedir.
-Melek Yaşar-

Şerif Bey'in tüm kitaplarını bir çırpıda okudum. Yıllardır çözemediğim birçok sorunun cevabını buldum. Ne kadar teşekkür etsem azdır.
-Murat Tunca-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 365 okur

  • Nalan DEMİRKOL
  • Sıtkı Gök
  • Kemal soybelli
  • Uygar Güher
  • Mümin Musaoğlu
  • Rukiye Gülyaprak
  • Serhat Bal
  • Süleyman yldz
  • Alime Nur
  • Cihat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.5
14-17 Yaş
%4.5
18-24 Yaş
%23.9
25-34 Yaş
%29.9
35-44 Yaş
%19.4
45-54 Yaş
%10.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%33.5
Erkek
%66.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.8 (24)
9
%20.9 (23)
8
%25.5 (28)
7
%17.3 (19)
6
%8.2 (9)
5
%4.5 (5)
4
%0
3
%0
2
%1.8 (2)
1
%0