Adı:
Moll Flanders
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713255
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Moll Flanders
Çeviri:
Nihal Yeğinobalı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Moll Flanders, XVII. yüzyıl İngilteresi'nde dünyaya gelen bir kadının yaşamöyküsünü, kendi ağzından aktarır. Zindanda doğup on iki yıl fahişelik, on iki yıl hırsızlık yaparak yaşayan, başından beş evlilik geçen, maceraları İngiltere'den Amerika'ya uzanan Moll Flanders, tartışmaya açık hayat görüşü ve derinlemesine sunulan portresiyle İngiliz edebiyatının en ilgi çekici kadın kahramanlarından biridir.

Roman türünün ilk örneklerinden olan Moll Flanders, bir yandan dönemin toplumsal değerlerine ışık tutarken diğer yandan da suç dünyasını ve cinsellik konularını, ahlak dersi verme kaygısı gütmeksizin açıkça gözler önüne serer. İlk yayımlandığı 1722 yılından itibaren büyük ses getiren kitabın başkarakterinin temel olarak kabul ettiği ihtiyaçlarından vazgeçmeden ve kişiliğinden ödün vermeden toplum içinde hayatta kalabilme mücadelesi, Moll şanders'ın Defoe'nun en ünlü eseri Robinson Crusoe'yla karşılaştırılmasına vesile olmuştur. Zira Moll Fanders, binbir özveri ve kurnazlık göstererek göğüs gerdiği ataerkil toplumda, okyanusun ortasında bir adaya düşen Robinson Crusoe kadar yalnız, bir o kadar da yaratıcı ve beceriklidir.
18. yüzyıl İngiliz toplum yapısına ayna tutan realist romanlardan biridir. Dönemin olayları ve özellikle suç oranlarının arttığı bu dönem de hapishanede doğan Moll 'un yaşamda tutunabilmek için yapmış olduğu tercihler ve kararları ile sürükleyici bir roman. Moll o dönemin tabiri ile hanımefendi olma uğruna her suçu işler ve işlediği her suç sonunda kendini yargılasa bile suç işlemekten vazgeçemez. Zaten dönem özelliklerini ele aldığımızda bu tür olayların arttığı ve Moll' un toplum yapısından kaynaklı olarak kendisinin buna mecbur olduğunu düşündüğünü ve kendisini haklı çıkarmaya çalıştığını görebiliriz.Kendisi her türlü suçu işlerken okurlara da '' ben bunu yapıyorum ama siz yapmayın'' uyarısı vermekten de kaçınmaz.Kitabı da okurken zaten sürekli Moll'un erdemini sorgulayacağınız bir roman. Özellikle İngiliz edebiyatına ve toplumuna merakı olanların okuması gerektiği romanlardan biri olduğunu düşünüyorum...
Moll Flanders ingiliz edebiyatının ilk roman örneklerindendir. Ana karakterimiz Moll'un bebeklikten başlayan yaklaşık 70'li yaşlara kadar süren hayat macerasını görüyoruz. Moll aynı zamanda dönemin öngörmediği bir kadındır çünkü bir çok günaha bulaşır, ensest ilişki, hırsızlık ve niceleri. Fakat romanın sonunda bu kötü olaylar Moll'u tövbe etmeye iter. Aslında mürebbiyem dediği kadın da çok büyük rol oynar hikayenin ilerlemesinde ve tövbe etmesinde, onun hikayesi de gayet ilginçtir, ama bu kitapta önceliğimiz Moll'un hayatıdır. Romanın başında fahişe, ortasında hırsız ve sonunda tövbekar bir karakter ve onun yaşamını görürüz.
'' Başa çıkılmayacak iki çeşit insan vardır, madam, '' dedi. '' Çok akıllılar ve çok aptal olanlar; ikisiyle aynı anda tartışmak biraz zor. ''
Daniel Defoe
Sayfa 84 - İletişim Yayınevi
Hiçbir kadın, ne denli düşmüş olursa olsun
Mahvının nedeni olan ERKEKTEN
Öç alma gücünden değildir yoksun.
Ünlü Moll Flanders’ın Öyküsü
ve
Başına Gelen Talihsizlikler


Gerçek ismim Newgate ve Old Bailey’deki kayıtlarda çok iyi
bilinmektedir ve bazı faaliyetlerime ilişkin hususlar bugün bile
istenmeyen sonuçlara yol açabilir; bu bakımdan, bu eserde
kendime ve aileme ilişkin özel bilgileri açıklamam beklenmemeli.
Belki ölümümden sonra açıklanması daha iyi olur, şimdi
ise, kişiler ve suçlar açısından hiçbir ayrım yapmayan genel
bir af ilan edilene kadar, böyle bir açıklamayı uygun görmüyorum.
Şu kadarını söylemek yeterli: Artık bana zarar verme ihtimali kalmamış
(bir zamanlar sık sık benim başıma da geleceğini düşündüğüm gibi,
ipe giden basamakları adım adım çıkarak bu dünyadan göçüp gitmiş)
en günahkâr yoldaşlarımdan bazıları beni nasıl Moll Flanders ismiyle
tanımışlarsa, geçmişte ve bugün kim olduğumu açıklayacak
cesareti bulana dek kendimden bu ismin gölgesinde
bahsetmemi çok görmeyeceğinizi umuyorum.

Bana anlatıldığına göre, komşu ülkelerden birinde, Fransa’da
ya da bilmediğim başka bir yerde uygulanan bir kral buyruğu varmış,
buna göre eğer suçlular idama, kürek cezasına ya da sürgüne mahkûm
edilirse ve arkalarında bırakacakları çocukları varsa, çoğunlukla
ebeveynlerinin yoksulluğu ve çarptırıldıkları ceza nedeniyle bakıma muhtaç
olan bu çocuklar, derhal hükümetin koruması altına alınıp
Yetimler Yurdu denilen bir yere konurlarmış.
Burada yetiştirilir, giydirilir, beslenir ve eğitim alırlar, hayata atılmaya
hazır olduklarında, dürüst ve çalışkan insanlar olarak kendilerini
geçindirecekleri bir mesleğe veya hizmete yerleştirilirlermiş.

Bizim ülkemizde böyle bir uygulama olsaydı ben de bu dünyada
arkadaşsız, çulsuz, kimsesi olmayan, zavallı, çaresiz küçük bir kız
olarak kalmazdım; ama kaderim buydu. Ne durumumu kavrayabilecek
ne de değiştirebilecek yaştayken, yalnızca çok büyük acılara maruz kalmayıp,
hem başlı başına bir rezalet olan hem de olağan akışı içinde ruhsal
ve bedensel yıkımı hızla körükleyen bir yaşama sürüklendim.
Çünkü bizim ülkemizde böyle bir uygulama yoktu. Annem
üzerinde durulmaya değmeyecek adi bir hırsızlıktan,
Cheapside’daki falanca kumaşçıdan üç top saf Hollanda kumaşı çaldığı
için ağır cezaya çarptırılmıştı. İçinde bulunduğu koşulları anlatması
uzun sürer, bana da öyle farklı şekillerde anlatıldı ki hangi hikâyenin
gerçek olduğundan pek emin değilim.

Yine de hepsinin birleştiği nokta şu:
Annemin cezası, şişmekte olan karnından dolayı yedi ay tecil edilmiş
ve bu sürede ben dünyaya gelmişim; süre dolduğunda annem,
hakkında verilen hüküm gereğince yeniden mahkemeye çağrılmış,
ancak lehine bir kararla cezası, tarlalarda çalışmak üzere sürgüne çevrilmiş.
Böylece annem daha altı aylıkken beni
–bundan emin olabilirsiniz– kötü ellere bırakıp gitmiş.
Daniel Defoe
Sayfa 39 - İletişim Yayınları 1018 • İletişim Klasikleri 106 - 1.Baskı 2017
Eğer kendisi bana verdiği tüm sözleri, güvenceleri, ettiği tüm yeminleri tepmeye kararlıysa bu, onun şerefiyle vicdanı arasındaki bir konuydu.
Bu gibi yasak aşklardan sonra uyanan içten pişmanlıklar, sevilmiş olan kadına karşı da, her seferinde mutlaka, nefret doğurur. Ve başlangıçta aşk ne kadar ateşli yaşanmışsa sonrasındaki pişmanlığın doğurduğu nefret aynı oranda keskin olur.
Ümitsizliğe kapılmak talihsizliğe boyun eğmek demektir.
Daniel Defoe
Sayfa 185 - İletişim Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Moll Flanders
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713255
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Moll Flanders
Çeviri:
Nihal Yeğinobalı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Moll Flanders, XVII. yüzyıl İngilteresi'nde dünyaya gelen bir kadının yaşamöyküsünü, kendi ağzından aktarır. Zindanda doğup on iki yıl fahişelik, on iki yıl hırsızlık yaparak yaşayan, başından beş evlilik geçen, maceraları İngiltere'den Amerika'ya uzanan Moll Flanders, tartışmaya açık hayat görüşü ve derinlemesine sunulan portresiyle İngiliz edebiyatının en ilgi çekici kadın kahramanlarından biridir.

Roman türünün ilk örneklerinden olan Moll Flanders, bir yandan dönemin toplumsal değerlerine ışık tutarken diğer yandan da suç dünyasını ve cinsellik konularını, ahlak dersi verme kaygısı gütmeksizin açıkça gözler önüne serer. İlk yayımlandığı 1722 yılından itibaren büyük ses getiren kitabın başkarakterinin temel olarak kabul ettiği ihtiyaçlarından vazgeçmeden ve kişiliğinden ödün vermeden toplum içinde hayatta kalabilme mücadelesi, Moll şanders'ın Defoe'nun en ünlü eseri Robinson Crusoe'yla karşılaştırılmasına vesile olmuştur. Zira Moll Fanders, binbir özveri ve kurnazlık göstererek göğüs gerdiği ataerkil toplumda, okyanusun ortasında bir adaya düşen Robinson Crusoe kadar yalnız, bir o kadar da yaratıcı ve beceriklidir.

Kitabı okuyanlar 44 okur

  • Shirley
  • Cemre Gkc
  • pina
  • B. Bulut Sağlam
  • Betül Kahyaoğlu
  • Turgay Daryavuz
  • Selin Kurkaz
  • Selin Eren
  • Sedef korgan
  • Deep Down

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%37.5 (3)
8
%25 (2)
7
%37.5 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0