Moltke'nin Türkiye Mektupları

·
Okunma
·
Beğeni
·
536
Gösterim
Adı:
Moltke'nin Türkiye Mektupları
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751417329
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Moltke
Moltke
XIX. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili, gözleme dayanılarak yazılmış yansız ve seçkin bir eser. Feldmareşal Helmuth von Moltke 1800 yılında Almanya’da doğdu; eski bir aristokrat aileye mensuptu. 1836-1939 yılları arasında gezmek üzere geldiği Türkiye’de askeri uzman ve danışman olarak kaldı. Başta İstanbul ve Boğaziçi olmak üzere birçok yerin haritasını yaptı. Osmanlı İmparatorluğu’nun birçok yerini gezdi, doğu illerinde küçük askeri hareketlere katıldı; Mısır ordusuyla Nizip’te yapılan ve bozgunla sonuçlanan savaşta aktif rol aldı, ama bütün çabalarına rağmen sonucu önleyemedi. 1858-1888 yılları arasında Prusya devleti genelkurmay başkanlığına atandı. 1891’de Berlin’de ölen Moltke, alışılagelmiş komutan tiplerinden fazla, bir bilgine benzerdi; çok az konuşur, gözlemlerinde yanılmaz ve bunları arı bir dile yansıtırdı. Özgün adıyla Türkiye’deki Olaylar ve Durum Üzerine Mektuplar olan bu eser, Moltke’nin aile ve dostlarına Türkiye’den yolladığı mektupların bir araya toplanmasıyla meydana gelmiştir.
384 syf.
·36 günde·Puan vermedi
Moltke’nin de belirttiği gibi değişim için tabandan bir talep olmayışı, çıkar çevrelerinin, çürümüşlük ortamımdan beslenenlerin, din tüccarlarının engellemeleri bu topraklarda yapılmış ve yapılmakta olan ıslahatların içselleştirilememesinin en büyük sebepleri.. Özellikle günümüz Türkiyesi ile kötü anlamda bir sürü örnek bulmak mümkün kitapta. Liyakatin önemsenmemesi, mollaların kritik savaşlara müdahil olması, rüşvetin ve ayrımcılığın normaline edilmesi... ilginç olan yeniçerileri ortada kaldıran kudretli 2. Mahmud’un bile ne yaparsa yapsın bu çürümüşlükle başedememesi
XIX. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili, gözleme dayanılarak yazılmış yansız ve seçkin bir eser. Feldmareşal Helmuth von Moltke 1800 yılında Almanya’da doğdu; eski bir aristokrat aileye mensuptu. 1836-1939 yılları arasında gezmek üzere geldiği Türkiye’de askeri uzman ve danışman olarak kaldı. Başta İstanbul ve Boğaziçi olmak üzere birçok yerin haritasını yaptı. Osmanlı İmparatorluğu’nun birçok yerini gezdi, doğu illerinde küçük askeri hareketlere katıldı; Mısır ordusuyla Nizip’te yapılan ve bozgunla sonuçlanan savaşta aktif rol aldı, ama bütün çabalarına rağmen sonucu önleyemedi. 1858-1888 yılları arasında Prusya devleti genelkurmay başkanlığına atandı. 1891’de Berlin’de ölen Moltke, alışılagelmiş komutan tiplerinden fazla, bir bilgine benzerdi; çok az konuşur, gözlemlerinde yanılmaz ve bunları arı bir dile yansıtırdı. Özgün adıyla Türkiye’deki Olaylar ve Durum Üzerine Mektuplar olan bu eser, Moltke’nin aile ve dostlarına Türkiye’den yolladığı mektupların bir araya toplanmasıyla meydana gelmiştir.
384 syf.
·Puan vermedi
Moltke Baba iyi kitap yazmış. 10 numara kitap. osmanlı ordusunda subay olarak görev yapan reyizimiz gördüklerini gittiği yerleri anlatıyor. osmanlı sosyolojik ekonomik siyasal ve kültürel yapısını iletiyor. gezi yazısı da dahil bir sürü türe giren bir eser. hayrullah örs iyi çevirip dipnot düşmüş. arada eski kelimeler de var. moltke baba arada betimlemenin dozunu kaçırıp anasına biraz sövdürse de güzel kitaptır
384 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Tarihi okumakla yaşamak ayrı şeylerdir. Okurken öğrenir, yaşarken anlarsınız. İşte bu kitap da Osmanlı' nın son yüzyılını ve içinde olduğu durumu bir gözlemcinin üslubuyla yaşıyorsunuz. Her ne kadar 150 yıl kadar önce yazılmış olsada bugüne varan izleri görüyorsunuz. Mesela o zamanlar İstanbul' da vebanın kol gezdiğini ve özellikle Müslüman tebaa' nın kaderci yaklaşımı son derece ilginç..
Bir ahbaba rastgelirseniz en büyük konuşma konusu: «Vebadan ne haber, son hafta kaç kişi hastalanmış?»dır. Aileler içinde, her yerde büyük bir telaş hüküm sürer, en kötüsü de zavallı kadınların halidir. Bunlar hastalığa en az maruz olanlardır, ama çok defa korkulacak şey ne kadar az olursa tasası da o nisbette artar. Eve kapanıp kalmak imkansızdır ve insan kuruntuya düşünce her yerde ve her zaman bir bulaşma imkanı görür.
Karantina vebayı söndürmeyecek, fakat başka ve çok daha büyük bir belayı davet edecektir. Yarım milyondan fazla nüfusu içerisine alan şehir tabii muazzam ithalata muhtaçtır; bu şehri istediğiniz kadar kısa zaman için karantina altına alın, fiyatlar o anda yükselecektir. Bu sadece pamuk, ipek ya da mamul eşyada değil, yakacak odun, buğday, zeytinyağı ve tuz fiyatlarında da olacaktır; çünkü bu eşya her ne kadar bizzat sirayete sebep olmuyorsa da onları getiren gemiler, arabalar ve insanlar veba taşıyıcıdır. Eğer tüccarı yolda bir iki hafta daha fazla zaman sarfına mecbur ederseniz o da malını size aynı fiyatla bırakamaz ve aynı suretle sizin mallarınızı da aynı fiyatla alamaz.
Büyükdere'deki kahvede geçen gün Molla, sakallı dinleyicilerine «niçin» diyordu, «niçin bu kadar çok asker öldü? Çünkü çeşit çeşit bu dalaca tedbirlere girişildi; fakat siz, vebadan korkmayanlar ve hiç, ama hiçbir tedbire başvurmayanlar, vebadan öldünüz mü?» Burada ulema var oldukça veba da kalacaktır. Sağlık zabıtasının düşünlebilmesinden önce de muhakkak kanlı bir irtica olacak.
...Yoksul Müslümanlar bile ölenlerin mezarını, canlılar için hayra vasıta etmeye çalışırlar: birçok mezar taşlarının altı bir yalak şeklinde oyulmuştur, buraya yağmur suları toplanır ve sıcak yaz günlerinde köpekler ve kuşların susuzluklarını giderebilecekleri, küçük mikyasta bir fukara mutfağı vazifesini görür. Müslümanlar, hayvanların şükranının da insanlara hayır getirebileceğine inanırlar
Ulah , babasından , ancak şöyle böyle geçinebileceğinden fazlasını ekmemeyi öğrenmiştir. Fazlası zaten efendinin ya da düşmanlarının eline geçecektir. En fazla kanaate alıştığı için başka milletlerin bin türlü ihtiyaçlarını bilmez . Fakirlikten çok işten , barbarlığın sefaletlerinden ziyade medeniliğin kayıtlarından ürker.
Konstanz'da dini meseleler üzerinde çekişilir , Ortodoks Kilisesi ile Katolik Kilisesi arasında uzlaşma imkansız hale gelir ve 40 milyon Hıristiyan papaların egemenliğinden çıkmaya hazırlanırken Müslümanlar Steiermak ve Salzburg'a kadar muzafferane ilerlemişlerdir. O zamanki Avrupa'nın en başta gelen hükümdarı , Roma kralı , başşehrinden kaçmıştı , nerede ise Viyana'daki Stephan kilisesi de Bizans'taki Ayasofya gibi bir cami olacaktı.
Aniden bir cenaze alayı köşeyi döndü. Eğer ölü bir Hıristiyan ise; dost ve akrabaları bile bırakıp giderler. O zaman, cenazenin önünde giden bir papaz, elindeki uzun siyah değneğiyle yolda tesadüf ettiği kimseleri çağırır. Fakat bu, eğer bir Müslüman ise o zaman tanımayan kimseler bile cenazeyi bir parça taşımak için birbirlerini iterler. Çünkü; Müslümanlar, ölüyle birlikte ne kadar çok yürürlerse, cennete o kadar çok yaklaşacaklarına inanırlar
Türk kıtaları ile birlikte, önemsizliği a- şikâr olan bir seferi yaptıktan sonra, bazı önemli ve güven verici hususlar öğrendim. Eğer bütün birlikler bu iki alay gibi ise eşine ender rastlanan bir şey bu... Bu insanlar ateşin içine cesaretle atılıyorlar. Bu gözü peklik karşısında insan donup kalıyor. Bunlar sarsılmayan bir kuvvet ve inançla kadere boyun eğiyorlar. Ganimet elde etme arzusu, böyle fırsatlarda onların cesaretini yükselten bir vasıta oluyor. Çünkü; düşmanlarını şeytana tapıcı kabul ediyorlar ve onlara “yezid” adını veriyorlar. Bunları zengin olarak biliyorlar. Teçhizat ve silâhlarımız çok kötü. Fakat; “Allah Kerimdir.” diyorlar.
Bedehân Beyin, siyah keçi kılından yapılmış olan çadırı, köpük köpük akan bir şelâlenin kenarına kurulmuştu. Büyük bir ateşin üzerinde, koyun etinden kesilerek küçük parçacıklar halinde şişe dizilmiş olan “kebab” pişiriliyordu. Önümüzde 40 ilâ 50 kadar silâhlı Kürt duruyordu. Omuzlarındaki uzun mavzerleri, bellerindeki kama ve tabancaları, kuşaklarındaki bıçakları ve mahallî giyinişleri içinde ne de yakışıklı görünüyorlar.
Son Kürt de dahil olmak üzere herkes, ya orada kalıp düşmana karşı direnmek, ya da yok olup gitmekten başka çare kalmadığını görüyordu.(MISIR VALİSİNE KAYBEDİLEN NİZİP SAVAŞINDA)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Moltke'nin Türkiye Mektupları
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751417329
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Moltke
Moltke
XIX. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili, gözleme dayanılarak yazılmış yansız ve seçkin bir eser. Feldmareşal Helmuth von Moltke 1800 yılında Almanya’da doğdu; eski bir aristokrat aileye mensuptu. 1836-1939 yılları arasında gezmek üzere geldiği Türkiye’de askeri uzman ve danışman olarak kaldı. Başta İstanbul ve Boğaziçi olmak üzere birçok yerin haritasını yaptı. Osmanlı İmparatorluğu’nun birçok yerini gezdi, doğu illerinde küçük askeri hareketlere katıldı; Mısır ordusuyla Nizip’te yapılan ve bozgunla sonuçlanan savaşta aktif rol aldı, ama bütün çabalarına rağmen sonucu önleyemedi. 1858-1888 yılları arasında Prusya devleti genelkurmay başkanlığına atandı. 1891’de Berlin’de ölen Moltke, alışılagelmiş komutan tiplerinden fazla, bir bilgine benzerdi; çok az konuşur, gözlemlerinde yanılmaz ve bunları arı bir dile yansıtırdı. Özgün adıyla Türkiye’deki Olaylar ve Durum Üzerine Mektuplar olan bu eser, Moltke’nin aile ve dostlarına Türkiye’den yolladığı mektupların bir araya toplanmasıyla meydana gelmiştir.

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Beyza Nalbant
  • Cengiz
  • Ayşenur
  • Kadir D.
  • Slda
  • Deniz doğan
  • Metin Aydemir
  • Freddy Riedenschneider
  • Adil Adem
  • Johnny Fatih

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%33.3 (2)
8
%0
7
%0
6
%16.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0