Adı:
Montaigne
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059691963
Çeviri:
Çağatay Duruk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitap
Baskılar:
Montaigne
Montaigne
Stefan Zweig’ın deyimiyle “daha insancıl bir dünya” umudunun yitip gittiği bir dönemde, Michel de Montaigne ortaya çıkarak, engin yüreğini Denemeler’yle insanlığın hizmetine sunuyordu.

Zweig, o sihirli kalemini bu kez özgürlüğün, gerçek ve saf özgürlüğün peşine düşen Montaigne için kullanıyor. Bugünkü Avrupa düşüncesinin temelini oluşturan Denemeler’in yazarının nasıl bir ortamda büyüdüğünü, düşüncelerinin nasıl şekillendiğini, eserlerini yazarken ne gibi şartların hüküm sürdüğünü anlatıyor.

Dahası Zweig, Montaigne’i sadece bir yazar olarak değil düşünen, dertlenen, sorunlar karşısında “iç kalesine” çekilen düşünceli bir insan olarak da anlatmaktadır.

Montaigne, Zweig’in “ustalara saygı” çizgisinin son ve önemli duraklarından biridir.
  • 128 syf.
    ·5 günde·9/10
    "Biyografi yazanlar, benim için gerçek şölenlerin hazırlayıcısıdır." Montaigne’in bu sözüne karşılık yüzyıllar sonra da olsa Stefan Zweig’in hazırladığı biyografi çalışması: "MONTAIGNE"

    Sevdiğim iki başarılı yazarı buluşturan bu eseri okumak; benim için hem büyük bir zevk, hem de iki yazarı da tanıma açısından bir fırsat oldu. Zweig’in hikaye ve roman türü dışında okuduğum ilk eseri, yine yakın zamanda okuduğum Amerigo’ydu. Zweig’in tarih ve biyografiyi birleştiren okuduğum ikinci eseri de "Montaigne" oldu. Bu eserde Zweig’in akıcı üslubunun yanında geniş bilgi kültürünü, araştırmacı, koleksiyoncu yönünü de görebiliyoruz.

    Kitapla ilgili görüşlerimi yazarken elbette Zweig ve Montaigne’den bolca alıntı yapmış olacağımı, kitapla ilgili de ayrıntı bilgi – “spoiler” verebileceğimi baştan belirteyim.

    Montaigne’in hayatını anlatan bir sinema filmi var mı, bilemiyorum. Fakat bunu düşünen yapımcı varsa, bu yaşam öyküsünü senaryolaştırmakta pek zorluk çekmeyecektir. Çünkü Zweig bu eserde, Montaigne’i duru, net ve sanki elinde büyütmüş gibi tüm detaylarıyla anlatmış ve gerçekten bir şölenin hazırlayıcısı olmuş.

    Denemeler’i okuduğumda Montaigne’i kusursuz bir kişi olarak düşünmüştüm. Verdiği mesajlar, düşünceleri, fikirleri adeta mükemmeldi. Bu eseri okuduktan sonra ise sadece mükemmel bir yazar olduğunu düşünmeye başladım. “Kusursuz bir insan” ise, anlatım bozukluğu olan bir sıfat tamlaması. Hepimiz bir insanız sonuçta, hatalarımız elbet olacak. Montaigne’in de zaafları, kusurları, hataları olmuştur. Zweig, Montaigne’in biyografsini bizlere sunarken olumlu, olumsuz yönlerini ve yaşadığı tarihi de önümüze sererek geniş boyutlu düşünmemizi sağlıyor.

    Çoğu ünlü kişinin hayatına baktığımızda zor geçen çocukluk, ekonomik sıkıntılar, yoksulluk gibi şartların nüksettiğini görürüz. Bunların aksine Montaigne, yani küçük Michel, babasının ekonomik gücünün gölgesinde, bir şatoda doğup büyümüştür. Gençliğinde de önemli mevkilere gelmek, siyasette yer edinmek istemişse de hep babasının gölgesinde kalmıştır. “İktidar sahiplerine öğüt vermeye, bağnazları yatıştırmaya çalışmış, buna karşılık onunla ilgilenen çıkmamıştır” (Sayfa 87) Yaşam keşmekeşinde hepimiz gibi sürüklenip gitmiş, sesini duyurmaya çalışmıştır. Ta ki 38 yaşına kadar…

    Montaigne'in 38 yaşında ailesinden ve insanlardan kendisini soyutlayıp şatosuna hapsettiğini bilirsiniz belki. Ama bu hapsoluş, aslında özgürlüğe bir uçuştur. Bilgiye, hayat ve en önemlisi kendisine, kendini tanımaya doğru yol alan bir özgürlük yolculuğuna çıkar Michel. Kendisi ile birlikte “insanoğlu”nu arama yolculuğu…Kütüphanesinde, yani kendi krallığında hükmetmeye başlar. Kitaplar insanlar gibi değillerdir çünkü. Kapağını kapattığımızda susarlar. Sıkıldığımızda konuyu değiştirme şansımız da vardır. Yaşamın tüm olanaklarından kendini soyutlayıp “kendi”ni arama yolculuğu tam 10 yıl sürer Michel’in… On yılın sonunda anlar ki, insanı tanımak ve anlamak insanla iç içe olmaktan geçer. Soyut yolculuğu bırakıp gerçek yolculuklara atıverir kendisini. Ülke ülke, coğrafya coğrafya gezerek insanı müşahhas olarak keşfe çıkar. “Bu yolculukta görülmeye değer yerler arama peşinde değildir; çünkü farklı olan her şey, ona göre görülmeye değerdir. Tersine herhangi bir yer çok ünlüyse eğer, Montaigne orayı görmekten kaçınmayı yeğler; çünkü orayı zaten çok kişi görmüş ve anlatmıştır.” (Sayfa96) Fakat o da bir insandır ve bu uzun yolculuklarda hastalıkları da onun bedeninde yolculuğa çıkacaktır.

    Basılan kitapları vesilesiyle herkes tarafından bilinmeye başlamıştır elbette. Babasının gölgesinde kalmaktan çıkmış, Michel de Montaigne olmuştur artık… İnsanlar ona makam ve mevkiler sunmuş, kendileri onun fikirlerine muhtaç olduklarını anlamışlardır. “Montaigne, genç bir insanken resmi mevkilere talip olmuş, ama talip oldukları kendisinden esirgenmiştir. Şimdiyse bunlar ona zorla kabul ettirilmektedir.” (Sayfa 104) Ve o da siyasete girmeyi kabul etmiştir. Ama dedik ya kusursuz bir yazar olan Montaigne, kusursuz bir insan değildi ki. Belediye başkanlığını ifa etmiş; fakat o yıllarda ortaya çıkan veba salgını sonrası şehrini terk edip kaçmıştır. “Hayatın kitabını sanki son sayfaya gelinmişçesine kapatabilmek olanaksızdır.” Kendisi yaşayamazsa, nasıl fikir babası olabilir ki? “Montaigne, güzeli belirgin kıldığı için çirkini sever; erdemi vurguladığı için de kötüyü, budalalığı ve suçu sever.”

    Salgın sonrası tekrar şehre dönmüş, tekrar başarılı eserler yazmış ve fikirleriyle aydınlatıcı olmuştur. Aile olmayı, başarılı bir ebeveyn olmayı yazılarında kusursuzca anlatmış; ama kendi hayatında çocuklarıyla çok da ilgilenen bir baba olamamış… Eğitimle ilgili parlak düşüncelerine karşın kendi çocuğunun ismini dahi hatırlamadığına dair söylentiler olan bir Montaigne…“Evet, doğrudur: Montaigne, yaşamı boyunca “Nasıl yaşıyorum” diye sormaktan başka bir şey yapmamıştır. Ancak Montaigne’in hayran olunacak ve insanlara yararlı yanı, bu soruyu hiçbir zaman buyruğa dönüştürmemiş, “Nasıl yaşıyorum” sorusunu”böyle yaşamalısın”a çevirmemiş olmasıdır.” (Sayfa 79)

    Başarılı bir yazarın hayatını başarılı bir yazar anlatırsa biz okurlar da okurken mest oluruz. Zweig’in farklı türden bu eserini okumamda aracı olan Yasemin A. - (bkz: 1K Stefan Zweig Okuma Etkinliği) ve incelememi okuyan tüm 1k ailesine teşekkürlerimi sunarak bu kısa yazımı burada noktalandırıyorum:)))

    “Savaşta ve barışta yalnızca benim olanla yaşadım; hiç kimseden karşılığını yeterince vermeksizin bir hizmet istemedim. Çünkü benim, yargılarına boyun eğdiğim kendi yasalarım ve kendi mahkemem var.”
    MICHEL DE MONTAIGNE
  • 128 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Stefan Zweig. Yüzyıllar geçmesine rağmen iç dünyasındaki sıkıntıları, bireysel özgürlüklerle boğuşmayı, yaşadığı dünyaya karşı hoşnutsuzluğunu dile getirirken ilham kaynağı olduğu bir kişi vardır: Michel De Montaigne. Yaşamanın insanın kendi iradesine bağlı olmaktan çıktığı ikinci dünya savaşı dönemiyle, Montaigne’nin karanlık ortaçağ dünyası çok bağdaşır, öyle ki Zweig, Denemeler’i okuduğunda kendisine yol gösteren birinin sesini duyumsarmış gibi hisseder, yaşadığı dünyadaki bütün haksızlıklara, zulümlere, savaşlara, kıyımlara karşı olurken, kaderini ve zamanını çok benzettiği Montaigne’i kendisine öğütler veren, onu üzmeyen bir arkadaş gibi görür.
    “Montaigne'i okuduğumda benimle olan, edebiyat ya da felsefe değil, ama bir insandır; beni kardeşi sayan, teselli eden, bana öğütler veren, anladığım ve beni anlayan bir insan.”

    Kendini arar Monraigne, kendi iç sesini hayatı boyunca bulmaya çalışır. Süreklilik onun için hoş bir şey değildir, hiçbir şeye sıkı sıkıya bağlı kalmaz, hafızası yeterince iyi değildir Montaigne’nin, yaşadığı önemli şeyler dışında belleği çoğu şeyi filtreler -ki hayatımızda unutmak istediğimiz onca şey varken doğuştan bu zaafa sahip olmak kötünün iyi halidir, hatta iyi bir şeydir bana göre.- çabuk sıkılan, baskın bir ruh hali vardır, Alışılmışın dışında olmayan sıradan bir yaşamı kabul etmeyen ve sürekli arayış içinde olan bir ruh…

    Denemeler. İçinde mükemmel tespitler olan, bugün bile bu tespitlerin doğruluğunu içeren cümlelerle yükselen bir başyapıt. Gerçekten hayatımızın her dönemine Montaigne gibi seslenebilen yazarların sayısı azdır. Denemeleri 2 Cilt halinde okumayı düşünüyorum, tekrar, tekrar…
    Kendi iç sesini aramak için, hayatında birçok şeylerden vazgeçmek için çaba sarf eden, ve bu çaba içerisinde geçen süreye “bireysel özgürlük için mücadele” diyen Montaigne… Hepimiz iç sesimizi aramıyor muyuz? Okuduğumuz kitaplar, yaptığımız tahliller, bir cümle üzerinde uzunca bir düşünme, kitabı okuduğumuz sırada, kendi hayatımızdan parçalar bulup, kitap yerine o parçaları düşünerek, kitaptan kopulduğunu dakikalar sonra fark etmek bunun unsurları değil midir... Hepsi, kendi iç sesimizi bulma yolunda bir yapbozu tamamlamak için parçalardan oluşmuyor mu? Kendi ruhumuzu dinlendirmek için, bir nebze olsun yaşanılmak istenen bir takım şeyleri kitaplarda bulmuyor muyuz, buluyoruz, hem de kurgu olmayan, o hayatın ta kendisi ‘gerçek’ten daha çok.

    Montaigne bin kitap okuyarak-o döneme göre çok yüksek bir rakam- o ruhu bulmuştu, ve Denemeleri ortaya çıkarmıştı. Sürekli kitaplarla, kendi iç sesini dinlemek için Bordeaux belediye başkanlığını, birtakım devlet yetkilerini bırakmak için çaba sarf etmişti, vasatlaşmış, sıradanlığa gömülen yaşamını Tolstoy gibi ailesinden kaçıp geride bırakarak farklı hayatlar, kültürler, insanlar görmek için seyahat etmişti. Aynı şeyleri yaşamaktan dem vurduğumuz alışılagelmiş şeylerin, alışılmış çaresizliği içerisinde kalan bir insan silüeti gibi...
    Hayat kendimize ve farklı hayatlara dokunarak olsun. Okuyarak, tefekkür ederek, düşünerek, hayal kurarak, renklenerek, renklendirerek…
  • 128 syf.
    Stefan Zweig yarım kalan son eseri Montaigne okurken giriş bölümünde merak uyandiran bir başlangıçla adim attırıyor. Özellikle Stefan Zweig yaşamına son vermeden önce bu eserle aramızdan ayrılması olsun gerekse Nietzsche Montaigne hakkındaki düşüncesi olsun kitap hakkında okuru bayağı bir heyecan vede merak duygusuna neden olmaktadır.. Zweig Montaigne eserleriyle ilk tanışmasının yirmi yaşında olduğunu belirtirken bunun kendisi için çok erken olduğunu ifade etmiştir. Montaigne'ni Stefan Zweig kaleminde okumak isterseniz gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum..
  • 128 syf.
    ·1 günde·10/10
    Montaigne'nin 'Aforizmalar'ını okuyan herkes onun hakkında fikir sahibidir fakat onun ölümünden asırlar sonra, Stefan Zweig'ın kaleme aldığı biyografisini okumak onu daha yakından tanımanıza sebep olacağından emin olabilirsiniz...

    Montaigine'nin doğumundan, aile bireylerine, hayata bakış açısına, insanlardan, savaşlardan hatta kendinden kaçışına bu eserdeki bilgiler ışığında daha çok tanık olacaksınız...

    Zweig, eserinde Montaigne'nin eğitim hayatından, aile içinde nasıl yetiştirildiğine, yaşadığı dönemde Fransa'da vuku bulan olaylara, bir Rönesans insanı olarak insana dair her araştırmasında kendinden yola çıkışını, kuşkucu tavrını, yazdıklarından memnun olmayışını, aklına gelen düşüncelerde sadece kendini sergilemeyi amaçladığını dile getirdiğini anlatıyor...

    Zweig eseri, yaşamının son yılında, bütün dünyanın cehenneme döndüğünü, on dokuz yüzyıl süresince insanı insan kılmış tüm değerlerin savaş ile yok edildiği bir ortamında yani 1942 yılında kaleme almış. Bu eser ile insana dair her şeyi sorgulayan, insandan yola çıkan bir düşünürün asırlar sonra insanlığın çöküşünü yine insandan yola çıkan başka bir düşünür olarak kaleme alarak, eşsiz bir eseri bizlere miras bırakmış...

    Kitabın arka sayfalarında ise Zweig, yılları ile birlikte Montaigne'nin yaşadığı çağdaki olaylar zincirini küçük paragraflar ve cümleler ile okura sunmuş...

    Montaigne gibi bir düşünürün hayatını başka bir düşünürden okumak oldukça düşündürücü...

    Okuyacak olan kitap dostlarına keyifli okumalar dilerim...
  • 96 syf.
    ·Puan vermedi
    Biraz montaigne tanıma kitabı diyebiliriz (herşeyin birazı ,hiç bir şeyin hepsi)
    Ama Stefan zweig kaleminden yazılmış


    ️Hafızasına guvenmedigini aklından geçenleri muhafaza edebilmek için tek yöntemi not almak olup kitaplarını böyle derledigini deneyimleyebilirsiniz

    Montaigne dair bir sözle son verelim:

    "kendimi iyi ifade edemediğim bir şeyi başkaları üzerinden söylerim ,bu bazen dilimin ,bazen de algilarimin yetersizliğinden kaynaklanır"
  • 128 syf.
    ·23 günde·9/10
    Montaigne sevenler için ayrıcalıklı bir eser. Sadece "Harika!".
    En sevdiğim yazardan çok merak ettiğim bir yazarı dinlemek, nasıl anlatsam ayrıcalıklı bir duygu. Zweig üslubunu bilenler anlar beni, nasıl akıcı, nasıl yoğun ve bir o kadar içine alan.

    Biyografi okumayı pek tercih etmememe rağmen bu kitap ayrı bir yerde. Yazan ve yazılan kişi bu denli özel olunca kitap kesinlikle monoton ve tarih kalabalığı ile sürüp gitmiyor. Montaigne'in hayatını bir film gibi izledim ve sonunda "Vay be!" dedim. İlginç bir yetiştirilme tarzı, tuhaf bir aile ve kendini arama yolculuğunda düşündürücü seçimler var. Açıkçası hiç böyle bir adam olduğunu düşünmemiştim. Genelde bu değerli yapıtları okuduğum zaman yazarın ne kadar kitap okuyan ve ne kadar çalışkan ve ne kadar eğitim düzeyi yüksek olduğu kanısına varırım. Lakin bu biyografide bunların şart olmadığını anladım. Bana yazmak ve aramak konusunda epey bir fikir verdiğini söylemeden olmaz.

    Okumak güzel, okumak değerli. Sevgi ile...
  • 128 syf.
    ·5 günde·8/10
    Bir eser okumadan önce yazar hakkında kısa bir araştırma yaparız çoğunlukla. Bir yazarı bazen eserlerine başlamadan sadece biyografisinden fikir edinebilir, bazen de eserlerini okuduktan sonra bunu yaparız. Ancak benim için bir yazarın başka bir yazarı incelemesi her zaman ilgimi çekmiştir.

    Bu eserde de malumunuz üzere Stefan Zweig, Michel de Montaigne icelerken sadece yüzeysel kalmamış, dönemin şartlarını ve içinde bulunduğu buhranlara ve siyasi havaya da değinmiştir. Hepsinden öte zaten Stefan Zweig mükemmel bir öykü yazarıdır. Psikilojide de oldukça iyidir. Bu yüzden onun gibi bir büyük yazarın başka bir yazarı incelemesi sadece incelediği yazar ile sınırlı kalamaz kanısındayım, muhakkak ki Stefan Zweig, Montaigne'nin hayatında, kişiliğinde kendisinden izler bulmuş olması muhtemeldir. Eğer Stefan Zweig okumuş ve biraz hayatını araştırmışsanız bunu çok rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.

    Montaigne gerçekten de öyle bir hayat yaşamış ki, onun hayatını gerçek anlamda anlmak isteyen bir kişi bunu kolaykıla başaramaz ve eksik kalırıdı, burada Stefan Zweig bize yardımcı oluyor. Stefan Zweig ve Montaigne arasında Hümanistlik gibi benzer felsefi benzer ortak eğilimler görüyoruz. Özellikle Montaigne'nin hümanist-özgürlükçü yaklaşımı ve insanın hayatında karşılaştığı çıkmazlara karşı "ben" merkezli bir çözüm yaklaşımının Stefan Zweig'i etkilediğini düşünüyorum. Çünkü 2. Dünya savaşında Hitler döneminde yaşamış, kısa esir hayatı yaşamış ve Brezilya'da sürgünde iken hayatına son veren Stefan Zweig için Monteigne, düşüncelerine tercüman olmuş, kendisinin dönemin şartlarında yapamadığı, dile getiremediği düşüncelerine dayanak olmuştur....

    Özet olarak bu eser bize sadece Montaigne'yi anlatan bir Byografiden çok daha fazlasını içinde barındırır. Onun hayatını, düşüncelerini okurken Stefan Zweig'inde neler hissettiği, nasıl bir dönemden geçtiğini anlama fırsatı yakalarız. Stefan Zweig intihar etmeden önce çalıştığı eserlerinden biridir bu eser. O yüzden okunması taraftarıyım. Hem 15. YY Avrupasını, hem de iki büyük yazarı bize anlatan faydalı eğitici bir eser. Herkesin okumasını dilerim. İyi okumalar.
  • 128 syf.
    Zweig’ın deneme dalında verdiği son büyük ürün. Son günlerinde, Brezilya’da eşiyle birlikte intihar etmeden önce, Avrupa’daki bir arkadaşına, “Artık sadece en büyükleri okuyabiliyorum,” demiş. Yazmak için de bu en büyüklerden birini seçmiş. Dünya edebiyatında deneme türünün babası diye bilinen, büyük hümanist Michel de Montaigne’i yazarak.

    Bireysel olarak bazı dönemlerde, içimizde bir kalkışma, bir vazgeçiş, kaçış oluştuğunda bir şeylere sığınmak, konuşmak, paylaşmak isteriz.
    Ama bu dönemlerde bile durumu içselleştiremediğinizde başka sığınaklar arayabiliriz.

    Benim böyle zamanlarda sıklıkla başvurduğum eserlerden biridir "Denemeler".

    Üstadı, başka bir üstadın aklından da görmek, duymak, okumak müthiş bir zevkti.

    Zweig, Montaigne'e hayran olmuş, ben ikisine de...
  • 128 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Biyografi okumaya ön yargılıydım. Başkasının hayatının kaleme alınması sıkıcı olur sanırdım. Zweig İntiharından önce yazdığı ama tamamlayamadığı bir biyografi ile tüm önyargılarımı yıktı.
  • 96 syf.
    ·3 günde·Beğendi·7/10
    Stefan Zweig gibi usta bir kalemin biyografi kitabı ile karşınızdayım.
    Zweig'ın daha öncelerinde Kendileriyle Savaşanlar: Hölderlin, Kleist, Nietzsche kitabını okumuştum ve çok etkilenmiştim. Genelde biyografi yazıları, kitapları beni sıkar ve hemen bırakmak isterim. Lakin "Kendileriyle Savaşanlar" kitabına yapmış olduğum incelememde de bahsettiğim gibi kitap beni sonuna kadar getirdi. Daha sonra düşündüm, sıkılmamın nedeni anlatılan insanlar mı yoksa Zweig Bey'in dili mi? O yüzden tekrar aynı yazarın, başka bir biyografi kitabını okumaya karar verdim. Ve kanaat getirdim ki, Stefan Zweig sadece öykü ve roman yazarı değil aynı zamanda çok iyi bir biyografi yazarı..
    Montaigne, yazarın 1942 yılında uzun yolculuğunun sonuna gelmiş olmayı seçmesiyle yarım kalan son eserlerinden biridir. Ayrıca, Zweig'ın kendini Montaigne'de de bulduğu söylenebilir.
    Kitap her ne kadar 96 sayfadan oluşsa da Stefan Zweig, Montaigne hakkında size her şeyi vermiş. Bu kitabı sadece Montaigne'i tanımak, onun bakış açısından bakmak olarak değil de kendinizi tanımak,
    kendinizi bulmak için düşünebilirsiniz.
    Tavsiye ederim. İyi okumalar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Montaigne
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059691963
Çeviri:
Çağatay Duruk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitap
Baskılar:
Montaigne
Montaigne
Stefan Zweig’ın deyimiyle “daha insancıl bir dünya” umudunun yitip gittiği bir dönemde, Michel de Montaigne ortaya çıkarak, engin yüreğini Denemeler’yle insanlığın hizmetine sunuyordu.

Zweig, o sihirli kalemini bu kez özgürlüğün, gerçek ve saf özgürlüğün peşine düşen Montaigne için kullanıyor. Bugünkü Avrupa düşüncesinin temelini oluşturan Denemeler’in yazarının nasıl bir ortamda büyüdüğünü, düşüncelerinin nasıl şekillendiğini, eserlerini yazarken ne gibi şartların hüküm sürdüğünü anlatıyor.

Dahası Zweig, Montaigne’i sadece bir yazar olarak değil düşünen, dertlenen, sorunlar karşısında “iç kalesine” çekilen düşünceli bir insan olarak da anlatmaktadır.

Montaigne, Zweig’in “ustalara saygı” çizgisinin son ve önemli duraklarından biridir.

Kitabı okuyanlar 225 okur

  • Sevim
  • mısra
  • Utku balak
  • Aytaç Zehir
  • Yağmur
  • İlyas Aydın
  • Mehmet Ergün
  • N’
  • Hasan MORKOÇ
  • Merve Bal

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.6 (2)
9
%3.9 (3)
8
%2.6 (2)
7
%2.6 (2)
6
%1.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0