·
Okunma
·
Beğeni
·
45664
Gösterim
Adı:
Monte Kristo Kontu
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
584
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Comte de Monte-Cristo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Goa Yayınları
1552 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
Daha önce hiç intikam aldınız mı? Sizi üzen veya canınızı yakan bir insanı, aynı şekilde üzmek veya canını yakmak istediniz mi? Eminim ki, intikam alma fırsatını elde edememiş olsanız bile kesinlikle intikam almak istemişsinizdir. Çünkü intikam çok güçlü bir duygudur ve içerisinde ihanete uğramışlık hissini barındırır. Pek tabii hiç kimse de ihanete uğramış olmak istemez.

İşte Alexandre Dumas Pere'nin müthiş bir intikam öyküsünü işlediği ve yazımını 1844 yılında tamamladığı Monte Cristo Kontu'nda, Edmond Dantes isimli 19 yaşındaki bir denizcinin, yakınları tarafından kıskanılması ve sonucunda onların ihanetine uğraması konu alınır.

------Kitabı sevdirecek kadar spoiler vardır. Asla kitabı okumanıza engel teşkil etmeyecektir.------

Edmond Dantes'e ihanet eden yakınları, aynı gemide beraber çalıştığı muhasebeci iş arkadaşı Danglars, komşusu Caderousse ve Dantes'in nişanlısı Mercedes'e aşık olan Fernand'dır. Bu kişiler Dantes'i kıskanır ve onun başına hiç ummadığı bir çorap örerler. Çünkü Edmond Dantes, geleceği parlak olan bir gençtir ve nişanlısı Mercedes ile güzel bir hayata adım atacaktır. Bu da onun kıskanılması için yeterli bir sebeptir.

Danglars, Caderousse ve Fernand, birlikte bir mektup yazarak Edmond Dantes'i bir casus gibi ihbar ederler ve evlilik gününde Dantes'i tutuklatarak İf Şatosu'na gönderilmesine sebep olurlar. Dantes haksız bir şekilde İf Şatosu'nda tam 14 yıl tutuklu kalır. Geçen 14 yılda umutları tükenip artık intihar etmeyi düşünen Dantes, hücresinin duvarından gelen tıkırtılarla hayata tutunmaya başlar. Yan hücre komşusu İf Şatosu'ndan kaçma planları yaparken kazdığı tünel tesadüfen Dantes'in odasına çıkar. Kaçma planı yaparak Dantes'in hücresine gelen kişi Rahip Faria'dır. (Rahip Faria efsane bir karakterdir ve kitaplarda karşılaşıp hayranı olduğum yan karakterler arasında ilk üçe kesinlikle girer.) Rahip Faria bilge bir kişidir ve zamanla bütün bildiklerini Dantes’e öğretmeye başlar. Bu noktadan sonra artık ikisi birlikte kaçma planları yaparlar. Ancak Rahip Faria bu esnada bir krize yakalanır ve ölür. Dantes ise onun cesedinin yerine geçerek İf Şatosu'ndan kaçmayı başarır. Bu arada Rahip Faria Dantes'e, Monte Cristo Adası'nda bulunan ve yerini sadece kendisinin bildiği gizli bir hazinenin de yerini söylemiştir ve bu hazine Edmond Dantes'in intikamını alması için kullanılacaktır.

İf Şato'sundan kaçtıktan sonra Edmond Dantes ismini Monte Cristo Kontu olarak değiştirir. Düşmanlarını uzaktan izleyerek onlardan nasıl intikam alacağını tüm ayrıntılarıyla ve hiçbir hususu göz ardı etmeden planlar. Çabuk ve hızlı bir intikam istememektedir. Çünkü 14 yıl boyunca her gün intikam yemini etmiş ve beklediği gün sonunda gelmiştir.

Bu noktada daha fazla bilgi vermek, kitabın içeriği ile ilgili ayrıntıya girmek ve olay örgüsünü deşifre etmek anlamına geleceğinden anlatımımı durdurmam gerekiyor. Oysaki hiç de kendimi durdurmak istemiyorum. Monte Cristo Kontu'nun efsanevi intikam öyküsünü ve detaylı planlarını günlerce konuşmak ve anlatmak istiyorum aslında. Ama bencil olup kitapla ilgili hevesinizi kaçırmak da istemem. Sonucu merak edenlerin kitabı edinerek okuması gerekiyor.

Monte Cristo Kontu, 1000 küsür sayfalık bir kitabı ikinci defa okumayı göze aldığım, Harry Potter serisinden sonra, ikinci kitap. Benim için efsane bir eser ve ölmeden önce mutlaka okumanız gereken bir kitap. Üzgünüm ama bu kitabı okumadıysanız, hiçbir intikam sizi şimdiye kadar tatmin etmemiştir. Tam bir intikam hissi doyumuna ulaşmak istiyorsanız bu kitabı mutlaka ama mutlaka okumalısınız.

Son olarak, Monte Cristo Kontu ile ilgili genellikle sadece "intikam" teması üzerinden bilgiler veriliyor olsa da bütün kitap bir intikam öyküsünü anlatmıyor. Bu şekilde düşünürseniz yanlış olur. Kitabın işlediği diğer konular, adalet, aşk, bağışlama, yeniden doğuş ve merhamet olarak düşünülebilir. Zira Edmond Dantes yeniden doğduğu Monte Cristo Kontu ile sadece büyük bir intikam planı kurgulamamış, kendisine zamanında yardımcı olan iyi niyetli insanları da mükafatlandırma amacı gütmüştür.

Bir eleştiri: Kitabı ikinci defa okuduğum için mi bilmem ama kitaptaki bazı olaylar ve gereksiz rastlantılar bana biraz zorlamayla yazılmış gibi geldi. İlginç tesadüfler her zaman eserin inandırıcılığını azaltmıştır benim için. Efsane olduğunu düşündüğüm Monte Cristo Kontu'nda da bu eleştiriyi yapmadan geçemezdim.

O zaman bir eleştiri de kendime gelsin: Be adam, madem bu kitabı efsane olarak adlandırıyorsun, neden ikinci bir Alexandre Dumas Pere kitabı okumadın bu zamana kadar?

Sonuç itibarıyla, bu kitabı mutlaka okuyun, seveceksiniz.
1552 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Uzun süre bekledim bu güzel kitabın basılmasını, iyi bir çeviriden okumak istedim hep... Sonunda İş Bankası yine beklentimi karşılayacak, neredeyse hatasız harika bir çeviriyle iki cilt olarak bastı Monte Cristo Kontu'nu...

Tam bir başyapıt okudum. Kalın, 1500 sayfalık kitap su gibi aktı. Sayfaları çevirdikçe heyecanım da merakım da artarak devam etti. Muazzam bir kurgu ve akıcı bir anlatımla büyülüyor okuyucuyu eser. (Ezel adlı dizi de konu olarak Monte Cristo Kontu'ndan esinlenmiş, araştırırken öğrendim bunu da ben.)

Konuyu kısaca anlatmak istiyorum. İçimdeki her şeyi yazsam buralarda yer kalmaz çünkü! :)
Edmond Dantes, Marsilya'lı genç bir denizcidir. Pharaon adlı bir ticari geminin de kaptanı olma yolundadır. O başarılıdır ve her başarılı insanın çevresinde onu çekemeyen birkaç insan vardır. Gemide muhasebe işlerini yapan Danglars da bunlardan biridir. Edmond'u, sevdiği kız (Mercedes) ve babası beklemektedir kasabada. Amacı bu gelişinde Mercedes ile evlenmek ve mutlu olmaktır Edmond'un. Fakat işler yolunda gitmeyecektir tabi ki! Mercedes de Edmond'a aşıktır ancak Mercedes'in kuzeni Fernand bunu bile bile onu kendisiyle evlenmeye ikna etmeye çalışır. (Kara kedi Fernand!) Bakar ki evliliğe doğru hızla gidiyor bu ilişki, entrika çevirmekten başka çaresi olmadığını anlar Fernand. Danglars ve Kadrus (Edmond'un komşusu) ile birleşerek büyük hem de çok büyük bir komplo kurarlar Edmond'a...

İşte böyle başlar Monte Kristo Kontu'nun öyküsü. Tabi ki bu kadarla kalmaz hiçbir şey. Suçsuz bir adamın başarısını ve aşkını kıskananları büyük bir intikam beklemektedir. Yolunda giden (!) hayatları, önlerine çıkan geçmişleri sayesinde altüst olacak mıdır? Edmond intikamını nasıl alacaktır? Elinden giden on dört yılın hesabını sorarken başından neler geçecektir? Okuyup görün bundan sonrasını dostlarım... :)

Fragman tadındaki özetim sonrası okuma isteğinizin arttığını görür gibiyim! :D Ana karakterleri yazsam da bana göre kitabın kilit karakterlerinden bahsetmedim yazarken. Sürprizler kaçsın, tatlar bozulsun istemem. Bir yandan bitmesini istemeyecek bir yandan da hızla sayfaları çevirip olacakları öğrenmek isteyeceksiniz. Gözünüzde büyütmeyin sayfaların çokluğunu ve alıp okuyun derim ben. Pişman olmayacaksınız... :)
1056 syf.
·Beğendi
Edmond Dantes, en mutlu olacağı gün suçsuz olduğu halde krala karşı ayaklanan Napoléon yanlısı bir casus damgası yiyerek bir komploya kurban gidiyor. Elinden bütün yaşamı çalınıyor ve İf Şatosu'nda bir hücreye kapatılıyor. Yıllar boyunca o hücrede sadece ona yemek getiren gardiyandan başka hiç kimsenin yüzünü göremiyor. Ve tam bütün umutlarını yitirip ölmek istediğinde duyduğu bir ses onun hayata
bir kez daha tutunmasını sağlıyor.

Bu kısımdan sonrası o kadar heyecan vericiydi ki, kitabı okumadım yuttum diyebilirim. Dantes kaçabilecek mi? İntikamını alabilecek mi? Onun öldüğünü düşünerek evlenen nişanlısını affedebilecek mi? Ve daha neler neler..

Benim kitapta en sevdiğim yer ise Dantes ve hücre arkadaşı rahibin karşılıklı diyalogları oldu diyebilirim. Okuyacak arkadaşlarında o kısımlarda daha dikkatli okumasını tavsiye ederim.


Ebru Ince'nin yapmış olduğu etkinlik sayesinde ilk defa onun tabiriyle kütük tarzında bir dünya klasiği olan bu kitabı okudum. Burdan ona teşekkürlerimi sunuyorum.
Aslında "çok fazla sayfalı kitaplara" karşı önyargılarım vardı. Nedeni ise galiba biraz sabırsız bir karakter yapısına sahip olmam. Sohbet ederken bile karşımdaki insanın konuyu allayıp pullamasına katlanamayıp, direk sadete gelmesini arzu ettiğim için kitabı okurken ne kadar dayanabileceğimi düşünüyordum. Ama hiçte korktuğum gibi olmadı. Tamam dürüst olmam gerekirse kitabın beni etkisi altına almasıyla olayların gidişatını merak ettiğim için biraz hızlı okudum. Tabii bu da bana baş ağrısı olarak geri döndü. O yüzden siz benim gibi yapmayın. Tadını çıkara çıkara yavaş yavaş okuyun derim.

Son olarak; Dumas beni etkileyici ve sürükleyici anlatımıyla kendine hayran bıraktı. Artık gönül rahatlığıyla bütün eserlerini okuyabilirim.
1056 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Alexandre Dumas 'tan aşk, nefret, ihanet, kin, intikam, merhamet, dürüstlük, sahtekarlık, vefa ve ahde vefa temalarının muhteşem bir şekilde işlendiği harika bir eser.

Kitapta, büyük bir komployla hapse atılıp hayatı karartılan Edmond Dantes isimli kişinin, düştüğü bu durumdan kurtulup, kendisine bu oyunu oynayanlardan intikamını alması anlatılıyor. Nasıl ki kendisine kurulan komplo ince ince işlenerek kurgulanmışsa, bu durumdan kurtulması ve intikamını alması da sanki ilmik ilmik işlenmiş gibi en hassas noktasına kadar düşünülüp kurgulanarak okuyucuya sunuluyor.

Dünya üzerinde nerdeyse iki yüz yıla yakın bir süredir okunan, bu derece önemli bir dünya klasiği hakkında çok fazla şey yazmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Kısaca mutlaka okunması gereken kitaplardan biridir diyerek incelememi bitiriyorum.
1552 syf.
·42 günde·9/10
''Merhaba sevgili oğlum,'' dedi Binbaşı ciddi bir ifadeyle.
''Onca yıllık ayrılıktan sonra tekrar buluşmamız ne büyük mutluluk!'' dedi bir kez daha kapıya bakarak.
''Gerçekten de, uzun süre ayrı kaldık.''
''Mösyö, kucaklaşmayacak mıyız'' diye sordu Andrea.
''Nasıl isterseniz, oğlum,''

Evet arkadaşlar, bu diyalogları okuduktan sonra kitaba karşı yapmak istediklerimi sanırım çok güzel özetleyen bir video:

https://www.youtube.com/watch?v=7trpjBTyQR4

Ya babasını 10 yıldır görmüyor, otomatik olarak babasını da oğlunu görmüyor ve 10 yıl sonra karşılaşıyorlar. Bunun sonucunda noluyor ? ''mösyö mösyö, oğlum siz, baba siz, kucaklaşalım mı, ay bilemedim ki şimdi gidip öpsem mi''

Yetti , bıktım ben böyle şeylere alışkın değilim, bu ne resmiyet yapma gözünü seveyim. Yine saçma sapan bir girişle başlattım incelemeyi ama kitapta en çok eksik bulduğum şeyi dile getirerek ve 1 puanın nereden gittiğini belirterek incelemeye başlamak istedim. Kitapta duygu denen şey neredeyse yok. Bazı kısımlar var, inanın çok duygusal; ama ne zaman ki diyaloglar kuruluyor, sevgililer geliyor falan hiç bir duygu kalmıyor. 17 yaşında iki genç, biri ona siz diyor biri buna siz diyor, ismiyle bile hitap etmiyor ki sonra niye bu çocuk beni bıraktı sonra bu niye benden ayrıldı. Neyse, burayı bu kısımda bitiriyorum. Artık kitabı anlatma kısmına geçmek istiyorum; çünkü sırf anne oğluna siz diyor diye güzelim kitabı sanki bundan ibaretmiş gibi göstermek istemem.


Monte Cristo Kontu, gerçekten çok güzel bir eser. Klasikler içerisinde neden bu kadar popüler olduğu aslında kitabın ilk başlarından anlaşılıyor.

Bende çok uyduruk bir yayın evinden çıkma 700 sayfalık bir basımı vardı, 1-2 yıldır kitaplığımda duruyordu ve okumadım. 2 Cilt basımı bekledim ve haberim olduğu gibi sipariş ettim. Fantastik kitaplara o kadar çok ilgim var ki, arada bir klasik okuyup nefes almak insana çok güzel geliyor.

İlk 500 sayfayı okurken inanın hayatımın romanı olacağını düşündüm. Kitaptaki If şatosu olsun, Faria olsun, hikaye olsun o kadar güzel işlenmiş ki, ilk başlarda elimden bırakamadım. Tabi bunda Esaretin Bedelinin de payı büyük.
******* Bu yıldızın altı az bir şey spoiler, ama okusan da olur. Bence spoiler bile saylanmaz da birileriyle papaz olmamak için uyarımı yazayım dedim.

Stephen King'in Esaretin Bedelini yazarken bu kitaptan etkilendiği bariz bir şekilde ortada bence ( evet, o kitapta Stepen'ın, başka kim yazabilirdi ki ?). Bir iftirayla 10 küsür yıl mahkum edilen bir adam, hapishanedeki yemeklerin kötü olması, sevdiği kızdan olması, hapishanede kendine arkadaş edinmesi, ölüm ve yaşam arasında basit bir seçim yapmak zorunda olması ve en sonunda da kafasını kullanıp hapishaneden kaçması...

Açıkcası kitabın bu kısımları olağanüstü düzeyde işlenmiş. Faria karakterinin bilgeliğine, saçma sapan maddeleri kullanarak yaptığı hapishane icatlarına ve kitabın sonuna kadar hikayeyi şekillendirmesi gerçekten muazzam. He, ne zaman ki bunlar bitti, Edmond denen velet sosyeteye karıştı işte o zaman kitap bozdu ya da ben ayak uyduramadım. 600-1100. sayfalar arası o kadar gereksiz diyaloglar geçti ki belli bir yerden sonra araya başka kitaplar sokmaya başladım. Çünkü çok bunalttı. Bizim sınıftan bir arkadaşım da benimle aynı anda okuyordu, onun elindeki 700 sayfalık kısa versiyonuydu( evet evet, deminden beri söylediğim benim kütüphanemdeki versiyonu. Aynen öyle, ben verdim kitabı). Bendeki gereksiz diyaloglara bakıyorum onda yok ya da çok kestirip atılmış. Onun dışında önemli yerlerden hiçbir azalma yok. Ben takıntılı bir insanım, maalesef kısaltılmış olan kitabı okumam ve kitabın ruhunu bitirdiğine inanırım, kimseye de tavsiye etmem.; ama sanırım bu kitap için kısaltılmış okursanız çok sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Monte Cristo okumadığınız için kendinizi çok kültürsüz hissediyorsanız, maalesef kitabı kullanarak hava atamıyorsanız ve kız arkadaşınızın da en sevdiği kitap falan sa 200 sayfalık versiyonu da okuyabilirsiniz, hiç sıkıntı yok.

Kitapla ilgili çok fazla olumlu yorumlar var, şahsen uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardandı. Bu kadar şikayetçi olmamın sebebi farklı bir yorum getirmekti. Çoğu insanın kitapta sevmediği bazı özellikler var ve nedense dile getirmemişler. Ben çok sevmeme rağmen bunlara değinmeden geçemedim. Belki de aksiyonu çok sevdiğimden dolayı sosyete kısımlarında kitaba alışamamışımdır, zevkler ve renkler tartışılmaz. Deneyin ve tarafınızı seçin derim, kesinlikle okunması gereken bir eser.
1056 syf.
·8/10
Monte Cristo Kontu; her dönemde, her türlü okuyucunun ilgisini çekebilecek bir kitap. Zaten kıyısından köşesinden bu kitaba ya da kötü taklitlerine bulaşmayan yoktur diye tahmin ediyorum. Alexandre Dumas bana hep, dönemindeki halkın istediği türde, çok satan macera romanları yazan, belki günümüzün Dan Brown'ı gibi, birisi olarak gelmiştir. Ama; Da Vinci Şifresi'nin 200 yıl sonra hala aynı etkiyi yapmasının fazla olası olmadığı göz önüne alındığında, Alexandre Dumas'ın da hakkını vermek gerekir bence.
1552 syf.
Spoiler İçerir
Merhabalar Alexandre Dumas’ın en beğendiğim kitabı olan Monte Cristo Kontu yeni çıkarılan İş Bankası Kültür Yayınlarından okudum.Kitabın kalıbına bakıp uzun ve sıkıcı gelebilir bilakis çok akıcı ve okudukça okuyasınız elen bir eserdir.Eser aşk,nefret,ihanet,kin,intikam,merhamet,sevgi gibi konular üzerinde durmuştur.Konu olarak ise başkahramanın Edmond Dante gemide çalışmaktadır ve sevdiği bir bayan vardır bu bayanla uzun bir seferden geldikten sonra evlenmeyi düşünmektedir.Edmond gemide kaptan olunca sevmeyen insanlar kaptanlığı ve sevdiği bayan için iftiralar atarak sonsuza dek hücrede ölüme terk edilir.Edmond’un yan hücresinde yer alan Rahip ile iletişime geçer ve onun bilgi her şeyi öğrenir.Kitabın sonunda Edmond nasıl hapisten çıktı,nasıl Kont oldu,nasıl para buldu ve nasıl intikam alacaklarının cevaplarını bulacaksınız.Kitabın en beğendiğim özelliği geçişler,geri dönüşler,karakterler ve kıvrak zekası çok iyiydi.Kitabı bitirdikten sonra filmi de olduğu öğrendim ve filmi izledim ama kitapla alakası yok gibi ve kitaba göre zayıf kalmıştı.Kitabı okurduktan sonra neden klasikler arasında yer aldığını anılacaksınız.Monte Cristo eseri okudukça okuyacağınız ve elinizden bırakamayacağız bir eser.
Keyifli Okumalar Dilerim
1552 syf.
·Beğendi·10/10
En sevdiğim romanlardan biridir :) En az altı, yedi kere okumuşumdur. :)
Bu güne kadar, hayatımın en kritik-bunalımlı dönemlerinde Alexandre Dumas'nın Monte Kristo Kontu'nu okuyarak, Zümrüd-ü Ankâ Kuşu'nun küllerinden yeniden doğması gibi, duygusal enkâzımın içinden yeniden ve tâzelenmiş umutlarımla kaybettiğim direncimi tekrar kazanarak güçlü ve hayâta ümitle bakan bir insan olarak doğdum elhamdülillah. İnsanın herşeyin üstüne geldiğini düşündüğü zamanlar vardır ya... Artık dayanamayacağını düşünürsün, çıkış yolu kalmamış gibi!
İşte o anda söyleyin kendinize;
"-Yârın başka bir gün! Yârın yeni bir güneş doğacak, yeni bir Dünyâ'nın üstüne!
Yârın her şey değişecek, hiç bir şey aynı kalmayacak!.. Duâ edin, yalvarın Mevlâ'ya, iyilik-güzellik-ferahlık-kurtuluş-selâmet isteyin :) Ve inanın herşeyin hayal ettiğinizden bile daha güzel olması çok yakın, kurtuluş çok yakın!.. İnanın!
Gecenin en karanlık olduğu zaman, güneşin doğuşunun en yakın olduğu zamandır-tan yeridir biliyor musunuz?.. :)

Ali Çankırılı'nın Çevirisiyle okumanızı tavsiye ederim :)
1552 syf.
Uzun süre İş Bankası Kültür Yayınlarının basmasını beklediğimiz Monte Cristo Kontu inanın beklediğinize değecek bir klasik. 1.cildini bitirdim 2. cildini Aralık ayında okuyacağım. Ama eğer Kasım ayı okuma planım yapmış olmasaydım ve hatta uzerine bir de video çekmemiş olsaydim kesinlikle hemen okumak isterdim.
Monte Cristo Kontu macera kategorisine girebilecek bir klasik. Edmond Dantes ise en az Raskalnikov kadar etkilendigim bir karakter oldu. Kitabın ilk yarısını resmen nefesimi tutarak okudum, bazı sahneler öyle heyecanlıydı ki; kitabı elimden bırakıp kısa molalar vermek zorunda kaldım.
Kral'ın ve kralcıların Napoleon'un dönmesinden korktuğu Resterasyon döneminde, hayatının en mutlu gününü yaşarken korkunç bir iftiraya maruz kalır Edmond.
Bir iftira insan hayatında nelere mal olur, insanı nasıl değiştirir dönüştürür, intikam nasıl alınır? daha güzel bir kurgulanamazdı.
#alıntılar
Nefretin gözü kördür, öfke bilinçsizdir ve intikamı kadehine dolduran zehirli şerbeti içmeyi göze alır.
Fiyatı yükselttiginizde satılık olmayan hiçbir şey yoktur!
İyiliğe, insancıllığa ve minnettarlığa elveda..
Yüreği çiçeklendiren tüm duygulara elveda!.. İyileri ödüllendirmek için Tanrı'nın görevini üstlenmiştim... Şimdi de alçakları cezalandırmam için intikam tanrısı yerini bana bıraksın!
1056 syf.
·Puan vermedi
Bir ihanetin ve bir intikamın kaneviçe gibi ince ince örülmüş, olaylarla dolu sayfaların su gibi akıp gittiği bir dünya klasiği. Okuması kolay ama zevkli bir kitap. Hani bazı güzel şeylere "roman tadında" derler ya işte o tadı alacağınız türden.
Suçluyu bulmak istiyorsanız, önce işlenen suçun kime yaradığını araştırın!
Alexandre Dumas
Sayfa 188 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı, 1. Cilt
- Sana paha biçilmez bir teklifim var.
+ Özgürlüğüm mü?
- Hayır, özgürlüğün senden alınabilir. Ben sana bilgi vaadediyorum.
Her felaketin iki ilacı vardır: zaman ve sessizlik.
Alexandre Dumas
Sayfa 627 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı, 1. Cilt

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Monte Kristo Kontu
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
584
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Comte de Monte-Cristo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Goa Yayınları

Kitabı okuyanlar 5.549 okur

  • GökHan Demir

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları