Muazzez İlmiye Çığ Kitabı / Çivi Çiviyi Söker

·
Okunma
·
Beğeni
·
352
Gösterim
Adı:
Muazzez İlmiye Çığ Kitabı / Çivi Çiviyi Söker
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754583188
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
TÜRKİYE İŞ BANKASI YAYINLARI
Birinci Dünya Savaşı ile başlayıp, Kurtuluş Savaşı içinde şekillenen ve Cumhuriyet tarihini katederek günümüze ulaşan 87 yıllık bir serüvenin tanıklığı. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın "nehir söyleşi" kitaplarının bu seferki konuğu Sumerolog Muazzez İlmiye Çığ.
Atatürk devrimleri, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin kuruluşu, Naziler'den kaçan akademisyenlerin Türkiye'ye gelişi, İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kuruluşu ve gelişimi üzerine birinci elden tanıklık. 75 yaşından sonra yazarlığa adım atan ve Kral Süleyman'dan mabet fahişeliğine, başörtüsünden İbrahim Peygamber'e, Meryem'e kadar Tevrat, İncil ve Kuran'daki birçok meselin Sumer kaynaklarındaki kökenlerini ortaya çıkartan bir araştırma azmi. Yakın tarihimizin önemli figürlerinden, çivi gibi bir kadının yaşam öyküsü.
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Bir incelemeden daha hepinize selamlar.Lafı uzatmadan hemen incelemeye geçmek istiyorum. Buna bir edebi tür denir mi? Denirse de ne derece edebi türdür bilmiyorum ama son zamanlarda Nehir Söyleşi tarzına fena halde kafayı takmış durumdayım..Kendi adıma , incelemesini yapacağım bu kitap bu tarza ait ilk eser değildi benim için .. Daha öncede Aziz Nesin' in, Erol Mütercimler' in hatta Emre Kongar'ın nehir söyleşilerini alıp okumuştum.Hatta nehir söyleşi ile tanışmam da yine Aziz "Baba" sayesinde oldu bir kış günü Ankara Kitap fuarına gidip Nesin Vakfı standında kendimi kaybedip satılan herşeye deliler gibi saldırınca..Daha önce bu tarz eserler okumamışlar için konuyu az açayım sonrasında incelememize hemen girizgah yapalım..Nehir söyleşi dedikleri adı üstünde okurken akıp giden soru cevap şeklinde geçen bir röpportajlar bütünü aslında.. Pek çok güzel yanı var bu tarz kitapların. Neler midir bunlar? Birincisi sevdiğiniz bir şahsın (profesörler - siyasiler - sanatçılar - yazarlar ) siyasi ,ekonomik, ideolojik fikirlerini, diğer ideoloji ve olgulara yaklaşımını bu kitaplar sayesinde öğrenmiş oluyorsunuz..İkincisi ve bence en güzel yönlerinden biri, söyleşi sahibinin yaşamını dolayısıyla yaşadığı dönemleri hem onun gözünden görme hem de mukayese edebilme şansına sahip olmanız. Üçüncüsü şahsın etkileşim içinde olduğu diğer ünlü şahıslarla başından geçen tatlı tatsız olayları da öğrenebilmeniz ve en güzeli gittiği gördüğü yerlerden sizlere aktardığı bilgilere (kimi zaman tarihi kimi zaman ekonomik veya siyasi ) ulaşabilmeniz.. Yani aslında ustaca yapılmış bir söyleşi size hem anı hatırat, hem gezi gözlem - bir nevi seyahatname - hem de bir nevi araştırma kitabı okuma şansı sağlıyor.Buraya kadar anlaşılmayan bir husus yok sanırsam ..Öyleyse başlayalım =))
Bu kitapta söyleşi yaptıkları isim Muazzez İlmiye Çığ..Ben kendisini sinirlenince ya da mutlu olunca sağa sola yazdığı son derece sert veya tatlı mektuplardan (gazetecilere , yazarlara , televizyonculara) dolayı haberlere konu olmasından ve Sümerolojiye olan merakımdan dolayı yakınen tanıyorum..Büyük bir ayıp bu ama belirtmem lazım ; halkımızın adını bile bilmediği ama dünyanın çok iyi tanıdığı ve alanında tüm dünyada çok çok az sayıdaki Sümeroloji uzmanından biri Muazzez İlmiye Çığ.Japon prensinin ayağına gitmişliği var..Var gel sen anla.. Yahu arkadaş bize ne Sümerden , kilden tabletlerden diyebilirsiniz..Konuya cidden fransız olanlar hiç sevmeyenler olabilir ama pek çok tarih tezi bu uygarlığa dayandırılıyor.Yazıyı ilk kullananlar ,kilden tabletlere yazıp fırınlayanlar , koydukları kanunlarla (ilk yazılı kanunlar bunlar) bugün dahi merak uyandıran bir medeniyet tüm dünyada..
Kendisi 1915 doğumlu (bu sene benim favorim.. Mina Urgan ve Aziz Nesin gibi pek çok sevdiğim şahıs bu sene doğumlu)..O dönemler biliyorsunuz bizim için korkunç bir varoluş savaşının isminin konduğu dönemler..öncesi Çanakkale, sonrası küstah yunana tokatı bastığımız yıllar.. Açlığa , yokluğa yakınen tanık olmuş bir isim..Sohbet esnasında size o günlerden kalma tüylerinizi diken diken edecek pek çok anektod aktarıyor.."Cumhuriyet ilan edildi - kalkınma seferberliği başladı" gibisinden cümleler okuruz pek çok kez.. Üstünde durmadan , düşünmeden okur geçeriz.Bu bağlamda söyleşinin ilk kısmı o günlere ışık tutması açısından cidden keyifli bir okuma sağlıyor size.Cumhuriyetin ilk dönemlerinde eğitimde yapılan reformlarla ne gibi mucizeler yaratıldığının kanlı canlı kanıtı Muazzez İlmiye Çığ..
Bunun dışında yapmış olduğu çalışmaları kaba taslak olsa da söyleşi esnasında bize aktarmış..Gittiği yerler olsun , temasta bulunduğu şahıslar olsun , günümüz ve geçmiş döneme dair rejimin başındaki insanlara dair yaptığı eleştirel bakış açısı olsun cidden sizi durup bir an da olsa düşünmeye itiyor..Sonuç itibariyle ben okurken inanılmaz keyif aldım.Hele hele "eski" (her açıdan hem sümer hem cumhuriyet) döneme dair bilmediğim ,aklıma dahi gelmeyecek ,yok artık dedirten pek çok ayrıntıyı da kütüphaneme eklemiş oldum bu kitapla.. Edinip okursanız hoşça vakit geçireceğinizin garantisini bu satırlarla veriyorum sizlere..
Muazzez İlmiye ÇIĞ'ın kendi ağzından yaşam öyküsünü dinliyor gibi olacaksınız. Dizinin dibinde oturduğunuz sevimli ve tatlı bir nine hayatını anlatıyor sanki.
‘Sevgiyle beraber saygı da yürürse işler bozulmuyor. Saygıyı kaçırdınız mı, sevgi de gidiyor.’
Serhat Öztürk
Sayfa 67 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.
‘Görmemiş insanlar ne yapacaklarını bilmezler. Biraz para sahibi oldu mu hemen en iyisini, en lüksünü almak... Aynı öyle oldu bizim memleket. Borç aldılar, gelişigüzel sarf ettiler. Ödeyemeyeceğin şekilde borçlanmak... bizim paramızı bu hale getiren odur. Bütçemiz kadar borç aldık, hatta belki de daha fazlasını aldık. Neymiş, büyüyeceğiz. Bırak yavaş büyüyelim, ama kimseye köle olmayalım. 30 sene evvel AB’ ye girmeye çalışmışlar. Madem öyle, otuz senedir oranın standartlarına uydurmaya çalış kendini. Biz bunu hiç yapmadık. Şimdi yumurta kapıya gelmiş... Alacaklar mı dersiniz? Katiyen! Katiyen almayacaklar. Hiç aklım ermiyor alacaklarına. Biz kendi kendimizi onların istediği seviyeye getirseydik ve onlar bizi isteselerdi o zaman olurdu. Zorla olmaz ki bu. Zorla olunca sana her şeyi dayatırlar. Bir ülke düşünün ki halef-selef iki cumhurbaşkanının konuşması 180 derece zıt. Sezer, yolsuzlukların önüne geçmek lazım, diyor. Eskisi de diyor ki, ticari hayatı böyle şeylerle kıstlamak doğru olmaz. Nasıl söyler bunu? Ne yazık ki bu memleket çok kötü ellere kaldı.’
Serhat Öztürk
Sayfa 162 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.
‘Düşünün dört bin yıl önce yaşamış insanların elinden çıkmış bir yazıya bakıyorsunuz. Ne yazmışlar. Dört bin yıl, az zaman mı? Bu heyecan vermez mi insana?’
Serhat Öztürk
Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.
‘ -Toplumsal hayatta, etkili yerlerde görev alabiliyorlar mı? Mesela mahkemelerde kadınlar çalışıyor mu?

- Onu bilmiyoruz. Ancak en çok çalıştıklarını bildiğimiz yer meyhaneler. Meyhaneci kadınlar var. Sumer’de meyhaneler anadan kıza geçiyor, oğula geçmiyor. Kız ancak meyhaneye miras olarak konabiliyor.

-Sizce bunun sebebi nedir?

- Bilinen bir şey yok. Ama benim teorim... Bilirsiniz Japonlarda Samuraylar birbirleriyle savaşırlar, ama iş barışma zamanına gelince, yine kavga etmesinler diye araya kadınlar girermiş. Geyşalık buradan türemiştir. Ben diyorum ki, meyhanede kadın olunca, erkekler kadına saygılarından orada gürültü patırtı çıkarmıyorlardı. Şayet olay çıkartan olursa meyhaneci kadın hemen yetkililere haber vermek mecburiyetinde. Vermezse kadın cezalandırılıyor. Böyle yasalar var. Ben Sumerliler’in kadını meyhanede supap olarak kullandıklarını düşünüyorum. Sonra, ilk zamanlarda Sumerlilerde özellikle tanrıçalar çok önde geliyor. Bu kadına verilen önemin bir göstergesi. Fakat sonra, Samiler gelmeye başlayınca, kadının değeri de düşmeye başlıyor.’
Serhat Öztürk
Sayfa 117 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.
‘O arada, iki torpilli geliyor, kim acaba bunlar? diye mektep çalkalanıyormuş. Müdür bizi çağırdı, yatılı olarak alındınız, kimseye bir şey söylemeden eşyalarınızı alıp gelin, dedi. Çok sevindik, ama sonra biraz da üzüldük. Orada çok fakir, elbiseleri yırtık çocuklar vardı, onların hakkını almıştık. Sonuçta bizim bir mesleğimiz vardı elimizde. Ama ne yapalım, güç kimdeyse o öne çıkıyor, hayat böyle.’
Serhat Öztürk
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.
‘ -Bu rahibe fahişelerin ortadan kalkması ne zaman? İsa’dan sonra mı?

- Bilmiyoruz. Ben Meryem’in onlardan birisi olduğuna kaniim. Meryem’in doğurması niçin yasak olsun? Yasak olması için sebep var. Niçin İsa’ya Allah’ın oğlu deniyor? Kramer, İsa’nın varlığını da kabul etmiyordu. Yani İnanna’nın kocası Dumuzi yeraltına gidiyor, orada birçok eziyet çekiyor. Aynı şeye İsa’da da rastlıyoruz, insanlık için birçok eziyet çekiyor. Dumuzi daha sonra yeraltından yeryüzüne çıkıyor. İsa’nın da yeryüzüne dönmesini bekliyorlar. Bunların hepsi aynı kültürün devamı. Mesela kiliselerdeki rahibelerin başlarını örtmeleri de oradan geliyor. Milattan Önce 16. yüzyılda bir Asur kralı çıkıyor; bundan sonra evli kadınlar ve dul kadınlar başlarını bir şalla örtecek, diyor. Niye? Onları fahişeler gibi kutsal sınıfa sokuyor.’
Serhat Öztürk
Sayfa 127 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.
‘-Sonra sergiyi Londra’ya götürdünüz, öyle mi?
-Evet. Royal Academy’de sergilediler. Açılış dolayısıyla bir kokteyl verdiler. Ben zannettim ki bizim kokteyller gibi envai çeşit yiyecek içecek olacak. Hayır, biraz viski ve fındık fıstıkla geçiştirdiler. Bizde olsa nasıl abartırlardı. Bu tür şeylere öyle kızıyorum ki, aç kabadayı, gömleksiz kibarız biz.’
Serhat Öztürk
Sayfa 96 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Muazzez İlmiye Çığ Kitabı / Çivi Çiviyi Söker
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754583188
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
TÜRKİYE İŞ BANKASI YAYINLARI
Birinci Dünya Savaşı ile başlayıp, Kurtuluş Savaşı içinde şekillenen ve Cumhuriyet tarihini katederek günümüze ulaşan 87 yıllık bir serüvenin tanıklığı. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın "nehir söyleşi" kitaplarının bu seferki konuğu Sumerolog Muazzez İlmiye Çığ.
Atatürk devrimleri, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin kuruluşu, Naziler'den kaçan akademisyenlerin Türkiye'ye gelişi, İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kuruluşu ve gelişimi üzerine birinci elden tanıklık. 75 yaşından sonra yazarlığa adım atan ve Kral Süleyman'dan mabet fahişeliğine, başörtüsünden İbrahim Peygamber'e, Meryem'e kadar Tevrat, İncil ve Kuran'daki birçok meselin Sumer kaynaklarındaki kökenlerini ortaya çıkartan bir araştırma azmi. Yakın tarihimizin önemli figürlerinden, çivi gibi bir kadının yaşam öyküsü.

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Eclipse
  • Atilla Oral
  • Şeyma Öztürk
  • Rengin Gönenç Yüksel
  • Tuco Herrera
  • Hatice Zeynep Karakelle
  • Umut Aksoy
  • Zeynep
  • Hilal Ahenk Aki
  • Deliler Cumhuriyeti

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%66.7 (4)
8
%16.7 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0