Mübarek Toprak

7,5/10  (6 Oy) · 
15 okunma  · 
5 beğeni  · 
865 gösterim
`Mübarek Toprak`, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Pearl Buck`ın en tanınmış eseridir. Kahramanlar Çinli olmasına rağmen, onlarda bütün insanlığın, özellikle toprakla geçinen insanların kaderini görürüz. İnsanlar zengin olabilirler, türlü hayaller, ihtiraslar peşinden koşabilirler; ne var ki, topraktan gelmişlerdir, toprakla yaşamaktadırlar, toprağa döneceklerdir. İşte, Pearl Buck `Mübarek Toprak`ta bu ezeli konuyu, kendisine özgü sanat gücüyle işlemektedir.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2002
  • Sayfa Sayısı:
    319
  • ISBN:
    9789756580516
  • Çeviri:
    Nihal Yeğinobalı
  • Yayınevi:
    Beyaz Balina Yayınları
  • Kitabın Türü:
Necmettin Zafer 
19 Mar 19:00 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yazarın “Ana” kitabını okuyanlara bu roman hiç de yabancı gelmeyecektir. Sanki Ana’nın kapı komşusunun hikayesini dinliyor izlenimine kapılmamak mümkün değil. Yazar “Ana” romanında olduğu gibi bu romanında da Çin köylüsünü yalın ve objektif bir biçimde anlatıyor. Kitapta devrim öncesi kırsalda yaşayan Wang Lung ve ailesinin 20. yüzyılda yaşam kalım savaşını konu ediniliyor. Hikaye Wang Lung’un bir konaktan köle bir kadını eş edinmesiyle başlıyor. Wang Lung’un aklından geçmiş midir bilmiyoruz ama kitabı sonuna kadar okuyan okuyucu bu kararın Wang Lung’un hayatında verdiği en isabetli karar olduğunu anlayacaktır. Wang Lung basit, durağan, akrabalarına ve kendisine saygısı olan bir çiftçi olarak tasvir ediliyor. Roman ilerledikçe ve ekonomik durumu iyileştikçe karanlık yüzünü de görmeye başlıyoruz; ancak kitabın sonuna kadar insancıl yanından hiçbir şey kaybetmediğini de anlıyoruz. Kitap aslında bize onun duygusal yolculuğunu anlatıyor. İhtirasları, arzuları, hisleri, duyguları tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Wang Lung’un gerçek sevgilisi topraktır. Toprak kitabın kalbidir. Toprak onun için bir teselli, bir kaçıştır. Ne zaman canı sıkkın olsa kendini toprağına verir. Hiç yorulmadan onu işler ve toprak da karşılığını ona fazlasıyla verir. Eline geçen her gümüşü toprağa yatırır. Çünkü ona göre toprak zenginlik ve mutluluk kaynağıdır. Toprağını kimse elinden alamaz. İnişli çıkışlı hayatına rağmen toprakla bağını hiçbir zaman koparmaz. Wang Lung’un köle eşi O’lan ise erkeğine yürekten bağlı, eşi kadar çalışkan ama maalesef gün yüzü görmeyen bir kadındır. Her başarılı erkeğin arkasında başarılı bir kadın vardır lafı tam O’lan için söylenmiş bence. Kitabı okuyan okur Çin kültürüne ait pek çok bilgiyi de hayretle öğreniyor. Özellikle bu kültürde kadın olmanın ne kadar zor olduğunu tüm gerçekleriyle anlıyor. Kadınların köle gibi muamele görmesi, söz hakkının olmaması, aşağılanması O’lan karakterinde bizlere gösteriliyor. Bu romanın asıl kahramanı ne Wang Lung ne de topraktır. Varsa bile o da O’lan’dır.

Serhat Özcan 
09 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

İyisiyle kötüsüyle şuan ki medeniyetimizin temelleri dünya üzerinde bir kaç noktada filizlendi. Büyük nehirlerin kucakladığı topraklar üzerinde boy verdiler. Su, biyolojik olarak bize hayat verdiği gibi kültürlerin var olup gelişmesinde de belirleyici bir rol oynadı. Fırat ve Dicle nehirleri nasıl ki Mezopotamya ve Anadolu'ya can verdiyse Sarı nehir de Çin medeniyetine can oldu. Nil Mısır'a, Amazon Amerikan kıtasındaki medeniyetlere hayat verdi. Her biri, gök kuşağına benzetebileceğimiz uygarlığımızın ana renklerinden birini oluşturdu.

Ne var ki şuan dünyada ekonomik ve buna bağlı olarak emperyal gücün sahibi olan "batı medeniyeti" tüm uygarlıkların merkezinde olduğu yanılsamasını bilincimize işlemiş durumda. Literatürümüzde egemen olan yazılı ve sözlü edebiyatın büyük çoğunluğu bu batı kültürü içerisinden gelirken en az batı kadar zengin ve kadim kültürlere sahip coğrafyalardan uzak kalmış, yabancılaşmışız. Her ne kadar iletişim çağında olsak da bu eksikliğimiz devam etmekte.

Bizim açımızdan karanlıklarda kalmış bu coğrafyalardan zaman zaman varlıklarını bize hatırlatan edebi eserler ulaşmış... Devamı için: http://www.mirovek.com/...rak-pearl-sbuck.html