Muhadarat (Fazıla)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.554
Gösterim
Adı:
Muhadarat (Fazıla)
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054921843
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
Muhadarat, ilk Türk kadın romancı ve yazar Fatma Aliye Hanım’ın en önemli romanlarından biridir ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen “100 Temel Eser” arasındadır.
Romanda evlilik konusunda gençlerin söz sahibi olması, üvey annenin çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi, çocuk terbiyesi, yakın akrabaların konak hayatında yol açtığı sıkıntılar, eğitimli bir kadının olaylar üzerindeki etkisi üzerinde durulmaktadır. Eserde özellikle cariyelerin hayatı ve emeklilikleri hakkında özgün bilgiler vardır.
Zengin ve yaşlı Sâi Bey on yedi yaşındaki Câlibe Hanım’la evlenir. Üvey anne, Sâi Efendi’nin kızına ve oğluna iyi davranmaz. Hatta kızının nişanlısından ayrılması için çeşitli entrikalara dahi başvurur. Bunun üzerine Fâzıla bütün yaşadıklarından bıkar ve intihar etmeyi düşünür. Romanda yaşananlar İstanbul’da başlar, Beyrut’ta devam eder. Beyrut’ta yaşanan aşırı tesadüfler oldukça merak uyandırıcıdır.
“100 Temel Eser” arasında yer alan Muhadarat bir kadın gözüyle ilk defa Osmanlı aile hayatına yer vermesi açısından önemli bir eserdir.
400 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Türk Edebiyatı'nın ilk kadın yazarı olarak bildiğimiz Fatma Aliye'nin, kitabın önsözünde de bahsedildiği gibi yazı makinesi Ahmet Mithat Efendi'nin birkaç eklemesi ile tamamlanmış olan romantik eseri, Muhadarat, Fatma Aliye'nin baş karakter Fazıla ile kendi hayat hikayesini bağdaştırdığı, ilk defa imzasını kullandığı başarılı bir Tanzimat dönemi eserlerindendir.
Fazıla, dönemin güçlü kadın karakterlerindendir. İyi kalpli, sevgi dolu, küçük yaşta annesini kaybetmiş, üvey anne nezareti altında kardeşini büyütmeye çalışan iffetli bir genç kızdır.
Roman boyunca Fazıla'nın karşılaştığı güçlükleri ve onun ilişki durumunu, karakter gelişimini görürüz. Karşısına çıkan erkeklerin genellikle güçsüz karakterler olduğu, Fazıla'nın ise dimdik bir duruş sergilediğini görürüz. Öyle ki en umutsuz anında intiharı düşünürken küçük kardeşinin hayatta tamamen yalnız kalacak olmasına gönlü razı gelmeyip hayatını devam ettirmeye karar verir.
Okumaktan asla pişman olunmayacak, gayet akıcı, giriş ve gelişme bölümü uzun tutulmuş, sonuç bölümü yavaş ama aniden gerçekleşen bir roman.
396 syf.
·Puan vermedi
2020'nin ilk kitabı ilk yerli kadın yazar olan Fatma Aliye Hanımın "MUHADERAT "kitabı olsun istedim. Dili oldukça sade ve anlaşılırdı. Anlatımı akıcı ve sürükleyiciydi. Pürüzlü ,ağdalı hiçbir yanı yoktu.Gereksiz ve süs için kullanılan ağır cümleler yoktu.Ki 1900'lü yılların başlarından bahsediyoruz . Olay örgüsü beklenmedik bir şekilde gelişti.Tahmin etmediğim bir şekilde sonlandı. Her defasında tahmin yürüttüğüm yerden yanıldım.Hep şaşırdım,hep şaşkına uğradım. Ve son olarak kurgu gayet güzel işlenmişti. Ee bütün bunlar bir araya gelince de elimden bırakmak istemedim.Beni çekmişti yani içine. Sınav döneminde olmasaydım 2-3 güne biterdi net!OKUYUN!OKUTUN! Muhaderat Fatma Aliye Hanım
408 syf.
Fatma Aliye Hanım'ın muhteşem eseri.
İlk sayfalarından itibaren kendinizi kitabın içinde buluyorsunuz. Yalın, akıcı anlayış tarzı ile bir solukta okunulacak bir eser.
Ara ara ufak molalar vererek okuyordum. Çünkü hikayenin içinde ben de vardım. Ve sinirlerim biraz yatıştıktan sonra okumaya devam ediyordum :)
Ahhh, mutlu sonlara ne çok ihtiyacım varmış. Keyifle okudum. Keyifle okumanız dileğiyle
400 syf.
·8/10 puan
Uzun zamandan beri sitedeki sessizliğimi bozacak bir eser arayıp duruyordum. Ya okuduklarımı çok beğenmiyor ya da kitap hakkında yeteri kadar araştırma yapacak vakti bulamıyordum ta ki Muhadarat ile ilgili bir makale ödevim oluncaya dek. Bu vesile ile siteye de bir inceleme yazısı yazmak için kolları sıvadım.

Eseri anlatmaya öncelikle yazardan, Fatma Âliye Hanım’dan başlamak daha doğru olacak diye düşünüyorum. Fatma Âliye, Türk edebiyatında ilk kadın romancı olması sebebiyle önemli bir yere sahip, onu bu kadar önemli kılan bir diğer unsur da sanıyorum ki babasının Ahmed Cevdet Paşa olmasıdır. Evet evet, Ahmed Cevdet Paşa çoğumuzun ismen de olsa bildiği meşhur Mecelle’nin yazarı olan tarihçi ve hukukçu. Her ne kadar Fatma Âliye’nin aydın bir çevresi olsa da o zamanlar bir kadının okuması, tahsil görmesi elbette ki zor ve meşakkatli. Fatma Âliye Hanım abisi Sedat Bey’e ders vermek için gelen hocaları gizliden gizliye dinleyerek bir şeyler öğrenip kendini geliştiriyor. Daha sonra henüz 17 yaşındayken Abdülhamid’in yaverlerinden biri olan Faik Bey ile evlenir. İşte tam da bu nokta Muhadarat romanı için önemli ipuçlarının olduğu bir kısımdır çünkü bu evlilik hiç de Fatma Âliye’nin hayal ettiği gibi bir evlilik değildir, eşi kendinden bilgi ve donanım açısından çok aşağılardadır, onun piyano çalmasını istemez, kıskanır; yazı yazmasına bile müsaade etmediği dönemler olmuştur. Fatma Âliye ise okumaya, yazmaya, öğrenmeye aç bir kişidir.

Muhadarat’ı bu hayal kırıklığı ve dengesiz, eşitliksiz evliliğin mahsulü olarak görmek sanırım yanlış olmaz. Romanda ana karakter Fâzıla, terbiyeli, iyi bir aile eğitimi almış güzel mi güzel bir kızdır. Üvey annesi tarafından hiç sevilmez çirkin oyunlarla sevdiği, senelerdir hayalini kurduğu Mukaddem yerine kendisiyle hiç de denk olmayan, bilgisiz, bayağı fakat zengin Remzi adında biriyle evlenir. Remzi gözü dışarıda olan biridir, Fâzıla aklını kullanıp eşini elinde tutmak için olanca gayretini gösterse de Remzi ne yazık ki bunların hiçbirinden anlamaz. Babasının evine dönmek ister babası üvey annesinin etkisi altında kalıp ona sırtını döner. Fâzıla yine de babasına gücenmez.(İşte tam bir ideal insan. İtaatkâr, saygılı) Daha sonra ne yapacağını bilemeyen Fâzıla’yı hayat Beyrut’a sürükler. İşte bu roman tam da bu noktaya kadar Fâzıla’nın sergüzeştidir bence ve hatta Fatma Âliye’nin. Kendi evliliğinden pek ağzı yanmış olacak ki evliliklerde eşlerin birbirine denk olması gerektiğini düşünmüştür Âliye. Beyrut’ta yepyeni bir yaşamın içinde bulur kendini, bambaşka insanlarla beraberdir. Artık bambaşka bir hayatı olsa da onu da çabucak benimseyip etraftan takdirleri toplamayı başarır. Fâzıla kitabın sonuna kadar rol modeldir. İyi bir insanda olması gereken bütün vasıfları üzerinde taşır. Bununla birlikte yazar sık sık Fâzıla ile başkalarını –yakın arkadaşı Fevkiye’yi mesela- kıyaslayıp, Fâzıla’nın aklına, mantığına, edebine, saygısına vurgu ve övgü yapar. Fâzıla, güçlü ve ayakları üstünde durmayı başarabilen bir karakterdir. Bir kadının şimdi bile kendi ayakları üstünde durmasının zor olduğu zamanlar varken eserin yazıldığı dönemdeki zorluğu siz hesap edin.

Fâzıla’nın Remzi ile yaptığı evlilik muhtemeldir ki eserin yaratıcısı, Âliye’nin Faik Bey ile yaptığı evliliğin ürünüdür. Fâzıla Âliye’nin vücut bulmuş halidir. Fâzıla gibi akıllı bir kız eşinin kendisine denk olmadığını elbetteki bilmesine rağmen bu durum ona itaatkar ve hürmetkar tutum sergilemesine zeval getirmez. “İtaat” kelimesi kitapla en çok ilgiyi kurduğum ve okurken sık sık da karşılaştığım bir kelime oldu. Zaman zaman bu kelimenin geçtiği yerlerde “bu kadarı da abartı ama” deyip kitabın kapağını kapatmak istediğim kısımlar olduysa da kitabın yaklaşık 130 sene önce yazılmış olduğunu düşünüp kitabı okumaya devam ettim. Muhadarat birçok açıdan da klasik bir eserdir. Dönemin eserlerinde olması gereken pek çok unsuru barındırır bünyesinde. Akıl almaz tesadüflerin kitapta hakim olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Öyleki bu tesadüfler zaman zaman yüzümü buruşturup eserin gerçeklikten uzaklaşmasına sebep olduysa da, eseri dönemi ile incelemek gerekliliğine binaen bu durum da normal geldi bir müddet sonra. Bununla birlikte kitabı okurken mutlak iyi ve kötü çarpışmasını sıklıkla görüyoruz. Sanırım “iyi” karakterin kim olduğunu dememe gerek yoktur. Dönemin aile hayatını da gözler önüne serer bu eser. Bu kalabalık ailenin içinde cariyeler de vardır ki kimisi ailenin huzurunu bozup alt-üst edebilecekken, kimisinin ise evin büyük bir yükünü hafifletip iyi bir hizmetkar olduğu görülür.

Yazar her ne kadar hayal kırıklıklarıyla dolu, kendi içinde yapayalnız, kimsesiz kaldığı; deyim yerindeyse kendisine ait bir odasının bile olmadığı sıkıntılı ve zaman zaman sanattan uzak-mecburi bir uzaklıktır bu- bir evlilik hayatı geçirmiş olsa da kim bilir belki bu evliliği yapmasa Muhadarat’ı da yazmayacaktı. Eşi belki de kendisine güzel bir yol arkadaşlığı yapamaması sebebiyle o insanlara evlilik ve aile hakkındaki düşüncelerini bir eser vererek aktarmak istemiştir. Kim bilir… Muhadarat Fatma Âliye’nin hayatının ne kadarını yansıtır bu konu hakkında bir şey söylemek elbetteki güç fakat hayatından izler taşıdığı da muhakkak. Bununla birlikte kitabı okuduktan sonra yazarla ilgili araştırmalar da yapınca Fâzıla ve Âliye’yi birbirinden ayıramadığımı da söylemeliyim. Kitapla alakalı söylenmesi gereken daha pek çok nokta vardır eminim ki bir müddet sonra “keşke şunları da yazsaydım” diyeceğime eminim. Son olarak incelememi çok sevdiğim bir alıntıyla noktalıyorum.
" Şu seviyorum kelimesi ne acayip kelimedir! Ne kadar çok söylenmiş olduğu halde eskimez! Soğuk olmaz! Modası geçmez! Tesirine zarar gelmez! Bir bedbahtın saadetine, bir mesutun felaketine sebep olabilir. Kimini canına kadar kıydırır, kimini cananına beğendirir." (s. 194)
408 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Osmanlı döneminde ıyi eğitim almış bir kadının kendi hayatından da.esinlenerek yazmış olduğu edebiyat tarzı ama içinde kişisel gelişim de barındıran harika bir eser. Eski kadınların gösterişe düşkünlüğü teknoloji olmamasına rağmen binbir düzenle insanların arkalarından kazılan kuyular.
Benim en çok aldığım ise Fazıla nin ahlakından terbiyesinden ve saygısından asla.taviz vermemesi. O kadar takdir edilesi o kadar imrenilesi ki....
Her türlü arkasından oynanan oyunlara rağmen zekası ve merhametiyle sadce kendi hayatına değil, sevdiklerinin hayatını da şekillendirmiş yön vermiş.
Kendisi için hastalanıp yataklara düşmüş adamı babasına olan saygısından ve Allah a olan inancından sevdasını kalbine gömmüş olan Fazıla.. Yıllar sonra tam kavuşacak derken yeniden sevdasını kalbine gömüp en uygun olanı yapmasıyla tekrar takdir edilesi.
Ne kadar da bencillik döneminde yaşıyoruz.. kitabın çok eski zamanlarda yazıldığını düşündüğümde, içinde bulunduğumuz zamanda ne kadar bencil ve nankör yaşadığımızı çıkarlarımız uğruna kimleri yok saydigimizi..
Saygıdan yoksun herşeye nefretle baktığımızı ve bir-türlu doyumsayamadigimizin ne oldugnu anlamaya çalışıyorum?????
400 syf.
·Puan vermedi
Fatma Aliye Hanım merak ettiğim bir yazardı ve onun okuduğum ilk eseri . Başlangıçta anlatım tarzı biraz -belki de günümüz de alışık olduğumuzdan farklı olduğu için- sıkıcı gibi olsa da ilerledikçe yanıldığımı ve çok zevk aldığımı fark ettim ..Tarih ve edebiyat sevenler için okunmasını tavsiye edeceğim bir kitap .Günümüzde ki tarih romanı yazarları bugünden geçmişi anlatırken Fatma Aliye Hanım yaşadığı çağın sosyo kültürel yapısını çok başarılı bir şekilde anlatmış.
Kitabı hayal ederek okuyanlar için çok nahif ve hoş bir aşk filmi tadında..
400 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Fatma Aliye Hanım'ın okuduğum ilk eseri Muhâdarât, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen "100 Temel Eser" arasındadır. kitapta dönemin Osmanlı hayatı akıcı bir şekilde anlatılmış. Muhâdarât romanının temel meselelerinden biri kadınların nasıl olması, nasıl yaşaması gerektiğidir. romandan kısaca bahsedersek anneleri vefat ettikten sonra öksüz kalan ve babaları Sai efendi'nin Calibe adlı bir kızla ikinci evliliğini yapmasıyla hayat karşısındaki zor mücadeleleri başlayan Fazıla ve Şefik adlı iki kardeşten bahsedilir...
400 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Tam dil de yazılan roman değil. Yani buradaki yayıncılıkla benim ki farklı ve burası 350 iken bende ki 408 sayfa. Bir yayın evinin sayfa sayısını ne diye kısalttığını neyi atladığını açıkçası bilmiyorum ama Klas Yayınlarını şu kitap için önerebilirim.
Kitap hakkındaki fikirlerime geçecek olursak ; Yazar, çok merak ettiğim bir insandı. Bazı yazıları ve hikayelerini de okuduktan sonra bu kitabını ve o dönemini düşünüp tebrik ediyorum.
Kitapta fazlaca karakter ve olay olsa da gerek üslup gerekse kitabın kendine bağlaması harika idi. Böyle unutulmaya yüz tutmuş kıymetli eserlerimizin değeri bilinmeli ..
408 syf.
·5/10 puan
Kitap, Ahmet Cevdet Paşa'nın kızı olan Fatma Aliye Hanım'ın yazdığı bir aşk romanı. 1892 yılında yazılmış. Yazar aralarda bizimle konuşup, iyiyi yüceltip kötüyü yeren tarzda cümleler serpiştirmiş romanına. O tarihlerdeki dünya görüşünü, o zamanki yaşayışı bir kadın yazardan öğrenmek açısından kitap okunabilir. İleride belki 'Aşk-ı Memnu' tarzında dizisi de çekilirse şaşırmam.
408 syf.
·9 günde·10/10 puan
Fatma Ali’ye Hanım’ın mükemmel akıcığı ile İstanbul’dan Beyrut’a Fazıl’anın hayat hikayesi . Aşkların ,ihtirasların ,hasletlerin ve fedakarlıkların bolca konu olduğu güzel bir roman .
408 syf.
·Puan vermedi
Kitaba başlayasaya kadar çok fazla ayak diredim..İsmi ürküttü başta ağır ağdalı bir dili olduğunu düşündüm..Fakat başlayınca elimden bırakamadım su gibi akıp geçti..Gerçekten çok güzel bir romandı..
-Gönlün birine mi bağlı?
-Oh! Gönlüm tamamıyla hürdür. Fakat gönlümü istediğim gibi istimal etmek hürriyetine malik değilim!...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Muhadarat (Fazıla)
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054921843
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
Muhadarat, ilk Türk kadın romancı ve yazar Fatma Aliye Hanım’ın en önemli romanlarından biridir ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen “100 Temel Eser” arasındadır.
Romanda evlilik konusunda gençlerin söz sahibi olması, üvey annenin çocuklar üzerindeki olumsuz etkisi, çocuk terbiyesi, yakın akrabaların konak hayatında yol açtığı sıkıntılar, eğitimli bir kadının olaylar üzerindeki etkisi üzerinde durulmaktadır. Eserde özellikle cariyelerin hayatı ve emeklilikleri hakkında özgün bilgiler vardır.
Zengin ve yaşlı Sâi Bey on yedi yaşındaki Câlibe Hanım’la evlenir. Üvey anne, Sâi Efendi’nin kızına ve oğluna iyi davranmaz. Hatta kızının nişanlısından ayrılması için çeşitli entrikalara dahi başvurur. Bunun üzerine Fâzıla bütün yaşadıklarından bıkar ve intihar etmeyi düşünür. Romanda yaşananlar İstanbul’da başlar, Beyrut’ta devam eder. Beyrut’ta yaşanan aşırı tesadüfler oldukça merak uyandırıcıdır.
“100 Temel Eser” arasında yer alan Muhadarat bir kadın gözüyle ilk defa Osmanlı aile hayatına yer vermesi açısından önemli bir eserdir.

Kitabı okuyanlar 200 okur

  • Fatih Yüksel
  • hernevikitap
  • Aleyna GERENGİ
  • İLKNUR
  • Elif Kaya
  • Ali Güler
  • Nurbanu
  • Umur Yılmax
  • çizgili defter
  • Sadece Biri

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.3 (6)
9
%17.8 (8)
8
%4.4 (2)
7
%4.4 (2)
6
%0
5
%2.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0