·
Okunma
·
Beğeni
·
51
Gösterim
Adı:
Muhammed’in Tümceleri
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
691
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054399529
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Berfin Yayınları
“Bize göre Muhammed, ‘Her insanın dini kendi usudur, usu olmayanın dini yoktur’ demekle din konusunda olumlu bir adım atmış oluyordu. Özdeş zamanda böyle bir tümce, ne söylediğini bilen, onurlu bir insanın davranışlarını içeriyor! Kur’an’ın başından sonuna dek tanrı üzerine kimi sağlam görüşleri ve gözlemleriyle, ‘Tanrı olsa olsa böyle olabilir!’ demeye getiriyordu tanrı elçisi! Hz. Muhammed bir yandan ussal olana önem verirken, bunun hemen yanında ussal olmayan düşlemlere de yer veriyordu.

Bağnazlar yeryüzünde olup bitenleri kendi düşlemlerine göre açıklayıp yorumlarlar. Sonra da içinden çıkamadıkları kör kuyulara saplanıp kalırlar! Onlar gerçekte kendi gibi düşünenleri yakalar ve böylesi çocuksu konuşmalarla avutup kandırırlar. Bu kandırmanın, uydurunun, yalanın altında hep kendi çıkarları yatar! Bunlar yıldızların (güneşlerin) bile kendi çevrelerinde döndüklerine inanırlar çocuksu aldanışlarla. Bilgisizliklerini unutarak, yazıklı insanlara kendilerini bir şey biliyormuş gibi gösterirler! Bunlar çevrelerinde Allah’a inanıyormuş gibi davranırlar. Hep Allah’a aykırı işler yaparlar! Gerçekte onlar İslam’ın Allah’ına değil, kendi çıkarlarına inanırlar!

Gerçeği yerine koyabilmek için tabuları, basmakalıp yanlışları yıkmamız gerekir! Ne doğa, ne de toplumlar durağanlıktan hoşlanmaz. Ne gökler yerinde durur ne de yıldızlar! Din sözcülerinin çıkarlarına, düşlemlerine göre süslenip püslenen bir tanrı! Ama, neye göre, kime göre bu tanrı? Çünkü, tasarlayıp düşleyen insan ‘tanrı’ diyor. Ama hiçbir canlının böyle bir kaygısı yok insandan başka!”

Abdullah Rıza Ergüven, bu kitabında nesnelerin gerçekliğini ortaya koyan bilimden yola çıkarak, tarihsel süreçte insanlar tarafından yaratılan tanrının öyküsünü anlatmaktadır. Bilim doğanın gerçekleridir, tanrılar ise düşlerin ürünüdür! İlkel insanın başlangıçtaki görünen avuntusu, göksel dinlerle yeryüzünden alınarak göğe uçurulmuştur!

Küresel güçler tarafından, din savaşlarıyla kan gölü haline getirilen dünyamızda, Abdullah Rıza Ergüven’in sesine kulak vermeliyiz. Aksi takdirde, bu kanlı süreç insanlığın sonunu getirecektir!
691 syf.
·44 günde·9/10 puan
Şunu belirtmek isterim ki bu kitap, yetiştiği ortam eğer İslam örf ve adetleri ile benliği oluşturulmuş kimseler için hiçbir şey ifade etmeyecektir. İnanç ile akıl bir birine zıttır.
Bundan dolayı kitap Tevrat İncil ve Kuran'da işlenmiş konuları kıyas yaparak konuya derinlik katarak peygamberlik makamını sorgulamaktadır tarihsel gerçekleri dayanak göstererek.
Matta 10-34_37 ve Kur'an'ın enfal suresi 28.

Peygamber olduğunu söyleyenler dönemin ve kendi siyasi ve sosyolojik bakış açıları içinde Tanrıyı konuşturma yoluna gitmişlerdir. İhtiyaca göre ayet toplumun içinde bulunduğu buhranı ortadan kaldırmak veya savaşa teşvik etmek için yine Tanrı buyruğu olduğu söylenen sözler ile teşvik edilmiştir. Şehitlik kavramı buna örnek olarak gösterilebilir. Yazarın fikirleri inancı temelden sarsacak fikirler öne sürmektedir. Yine İslam'ın kadına bakışını sahih hadisler ve ayetler ile gözler önüne seriyor.
Eğer bu kitabı okumaya niyetli iseniz, İlhan arsel Arap milliyetçiliği ve Türkler ile hararinin sapiens kitaplarını okumanızı öneririm.
Sosyal bir yöntem olan yazı kökende tapınak hesaplarını tutmak için geliştirilmiştir. Tanrıların, çıkarlarına bağlı olarak insanlarca yaratıldığının kanıtıdır bütün bunlar
Babillerin İ.Ö. 2000 yıllarından hemen sonra, Venüs'ün yaklaşık 8 yılda tam 5 kez ufukta aynı noktaya döndüğünün saptamasıdır. Bundan bir yıl sonra da babilli gökbilimciler,gökbiliminde matematik kullanmaya başlamışlardır.
Bu çok ilginç gözlemlerden, bilimsel saptamalardan 2610 yıl sonra Kur'an tümceleriyle ne yazık ki hiç bir bilgi vermeden " Tarık yıldızını nereden bileceksiniz? O karanlığı delen yıldızdır" denilerek durum örtpas ediliyordu.
Muhammed'e "kahin" diyorlar, onu kahinlikle suçluyorlardı. Böyle bir suçlamayı onarmak için de kendini savunuyor, tanrıdan tümceler iniyordu. " Sen vaaz etmekte ve öğüt vermekte sebat et, Rabbinin inayet ve nimetiyle kahin değilsin, deli de değilsin. Tur 29
Böylece Tanrı, kanıtlanması güç durumlar öne sürerek Muhammed'i savunuyor, onları susturmaya çalışıyordu!
Allah dileseydi, tüm insanları doğru yola iletirdi. Rad 31 nahl 99. Dedikten sonra Tanrı Muhammed'e peygamber olarak bir iş kalmıyor demektir. Öyle ya dogmatik inançlar için kimseyi zorlayamaz!
Erkek cinsel bakımdan daha tehlikeli olmasına karşın; İslamlık erkeği kapamaz, kadını inadına kapar. Neden biliyor musunuz? Çünkü peygamber erkektir! Hep kendine yontar.
İmrul kays bir şiirindeki: "Geberesice insan nimete ne kadar kâfirdir ya!" dizesinin bir benzeri Kur'an'ın Abese bölümünün 17. tümcesinde yer alır: " Geberesice insan (Rabbine karşı) ne kadar kâfirdir"
Nadajlı Sarı Abdurrahman, İstanbul'da Behram kethüda medresesi müderrislerindendir. Düşüncelerinden dolayı ölüme götürülmüştür. Suçu" Evrenin sonsuzluğuna ve bu evrende doğa yasaları üzerinde olaylar olmayacağına inanmış olması"
Artık Allah'ın açık ve seçik olarak" aklınızı kullanmıyor musunuz? " Diye sormasının bir anlamı kalmaz.
Kuran'da metnin anlamı önemli değil! Neden biliyor musunuz? İşin iç yüzü, bam teli anlaşılmasın diye! Önemli olan: yüksek sesle okunması metnin, anlaşılmadan Kur'an tümcelerinin uzun tonlu ahengiyle okuyucu hipnotize olsun diye! Neden ezanı arapça okutuyorlar? Ayrımına varmadınız mı? Anadolu insanını daha da sünepeleştirip hımbıllaştırmak için. Anlatılanların çoğu eski zaman öyküler.
Kuran'da Allah "Battığı zaman yıldıza and olsun ki" diyerek batan yıldıza ya da battığı zaman yıldıza yemin ediyor. Böylece İslam'ın Güneş tapımlı ya da "Yıldız güneş tapımlı" dinlerden etkilendiğini kabul ediveriyor. Eski çağların güneş tapımlı yansımaları Muhammed'in tümcelerine giriveriyor .
Mu abecesi anlamlarının çoğu simgeseldi. Şöyle ki: Mu ülkesi, H dört kutsal, A yaratıcı Tanrı! Görülüyor ki, Muhammed'in simgesel harfleri (Elif, Lâm Cim) eski çağların kalıntıları, İslam'a uydurulması, Hele bunların "Allah" la hiç ilgisi yok. Böyle simgesel benzetiler 12000 yıl önce Mu ülkesinde kullanılmış.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Muhammed’in Tümceleri
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
691
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054399529
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Berfin Yayınları
“Bize göre Muhammed, ‘Her insanın dini kendi usudur, usu olmayanın dini yoktur’ demekle din konusunda olumlu bir adım atmış oluyordu. Özdeş zamanda böyle bir tümce, ne söylediğini bilen, onurlu bir insanın davranışlarını içeriyor! Kur’an’ın başından sonuna dek tanrı üzerine kimi sağlam görüşleri ve gözlemleriyle, ‘Tanrı olsa olsa böyle olabilir!’ demeye getiriyordu tanrı elçisi! Hz. Muhammed bir yandan ussal olana önem verirken, bunun hemen yanında ussal olmayan düşlemlere de yer veriyordu.

Bağnazlar yeryüzünde olup bitenleri kendi düşlemlerine göre açıklayıp yorumlarlar. Sonra da içinden çıkamadıkları kör kuyulara saplanıp kalırlar! Onlar gerçekte kendi gibi düşünenleri yakalar ve böylesi çocuksu konuşmalarla avutup kandırırlar. Bu kandırmanın, uydurunun, yalanın altında hep kendi çıkarları yatar! Bunlar yıldızların (güneşlerin) bile kendi çevrelerinde döndüklerine inanırlar çocuksu aldanışlarla. Bilgisizliklerini unutarak, yazıklı insanlara kendilerini bir şey biliyormuş gibi gösterirler! Bunlar çevrelerinde Allah’a inanıyormuş gibi davranırlar. Hep Allah’a aykırı işler yaparlar! Gerçekte onlar İslam’ın Allah’ına değil, kendi çıkarlarına inanırlar!

Gerçeği yerine koyabilmek için tabuları, basmakalıp yanlışları yıkmamız gerekir! Ne doğa, ne de toplumlar durağanlıktan hoşlanmaz. Ne gökler yerinde durur ne de yıldızlar! Din sözcülerinin çıkarlarına, düşlemlerine göre süslenip püslenen bir tanrı! Ama, neye göre, kime göre bu tanrı? Çünkü, tasarlayıp düşleyen insan ‘tanrı’ diyor. Ama hiçbir canlının böyle bir kaygısı yok insandan başka!”

Abdullah Rıza Ergüven, bu kitabında nesnelerin gerçekliğini ortaya koyan bilimden yola çıkarak, tarihsel süreçte insanlar tarafından yaratılan tanrının öyküsünü anlatmaktadır. Bilim doğanın gerçekleridir, tanrılar ise düşlerin ürünüdür! İlkel insanın başlangıçtaki görünen avuntusu, göksel dinlerle yeryüzünden alınarak göğe uçurulmuştur!

Küresel güçler tarafından, din savaşlarıyla kan gölü haline getirilen dünyamızda, Abdullah Rıza Ergüven’in sesine kulak vermeliyiz. Aksi takdirde, bu kanlı süreç insanlığın sonunu getirecektir!

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Beatle
  • Kurtuluş Yalçın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0