Adı:
Mühr-i Süleyman
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755744568
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Çocukluğumdan beri bir peygamber olarak değil de daha çok bir masal kahramanı gibi düşünürdüm Hz. Süleyman'ı. Geniş bir mülk gösterişli bir saltanat muhteşem bir ordu saraylar hizmetkarlar yağız atlar gemiler süslü taşlar kim bilir daha neler neler En çok da onun rüzgarlara hükmetmesi hayvanların dilini bilmesi ilgimi çekerdi.

Ama sonradan bir özelliğini keşfettim Hz. Süleyman'ın. Sahip olduğu mal mülk onu şımartmamış şaşırtmamış dünya denizinde Doğmamıştı. Rabbini anmaktan alıkoymamıştı. Gücünü insanlara zulüm için kullanmamıştı. İşte o zaman bir peygamber ile kral arasındaki farkı daha iyi anladım. Mülkü vardı Hz. Süleyman'ın ama adı hala yoksullar defterindeydi. Mevlana'nın deyişiyle İçini yoksulluk havasıyla dolduranlar dünya denizinde batmazdı. Daha açığını ise Yûnus söylemişti onun için Süleyman kuş dilin bilür dediler Süleyman var Süleyman'dan içerü.

Süleyman içre Süleyman olmak için ise dikenli sarp yollardan yürümek ince eleklerden geçmek gerekiyordu. Bu hamken pişmek sonra yanmak demekti. Daha doğrusu inşanın kendi katresini Hakk'ın Zat Ummanı'nda yok edip bu faniliğinin idrakinde iken aslında bizatihi Hayy ve Baki olduğuna şahit olmasıydı. Bundan sonra kulundan isteyen O olurdu. Gerçi istemekle de olacak bir şey değildi bu. Kesbi değil vehbiydi. Bunu hak eden kuluna Allah lütfederdi. O zaman da çağının Süleyman'ı olurdu bu kişi. Mühür onun elindeydi artık.
Kitabı yeni bitirdim ve hemen inceleme yazmak istedim..Sonlara doğru yaklaşırken mühür konusunda çok da ayrıntılı birşey yazılmamış aslında derken yazar altın vuruşu yapmış son sayfalarda açıkçası.. önce alıntı eklemeyi düşündüm fakat bu kitaba ve yazara haksızlık olurdu.. ve konu hakkında gerçekten merak edenlere bir de tabii ki..
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı sanırım..yine okuyucuyu sıkmadan kaynaklara dayandırarak rivayet ve söylentilere çokta kulak asıp sayfa sayısını çoğaltmadan ve altın vuruşlu marifet kokan yorumlarda bulunarak güzel bir tad bıraktı bende.. Peygamberlik soy ağacı ve dönemleri algılama adına birkaç araştırma yaptım yapmasına da keşke yaşadığı mekanları ziyaret etmeden okumuş olsaydım demeden de edemedim..
Yahudilerin King Solomon ve King David olarak sapıkça inançla bildikleri ve peygamber kabul etmedikleri iki peygamber hz Davut ve Hz.Süleyman.. onların nazarında sadece kral yani.. Mescid -i Aksa nın batı duvarı ( ağlama duvarı ) Hz. Süleyman'ın cinler ve insanların ortak çalışarak yaptığı mabedinin son kalıntıları..
Kudüs'ü anlamak için ilk önce hz.İbrahim den başlamak lazımmış..yani ilk urfaya gitmek..
sonrasında da bu kitabı okumanızı tavsiye ederim..Mühr-i Süleyman yüzüğü konusunda iç içe geçmiş iki üçgen çoğunluk olarak masonik bir simge sayılsada çokda önyargıyla bakmamalı.. Zaten Ra'nın gözünün hipofiz bezinin beyindeki yerinin dikey kesiti olduğunu okuduğumdan beri semboller ve önyargılı düşüncelerimde de devrim oldu sayılır..
okumaya değer..isteyenlere iyi okumalar diliyorum şimdiden..
Çocukluğumdan beri bir peygamber olarak değil de daha çok bir masal kahramanı gibi düşünürdüm Hz. Süleyman'ı. Geniş bir mülk, gösterişli bir saltanat, muhteşem bir ordu, saraylar, hizmetkarlar, yağız atlar, gemiler, süslü taşlar, kim bilir daha neler neler? En çok da onun rüzgarlara hükmetmesi, hayvanların dilini bilmesi ilgimi çekerdi. Ama sonradan bir özelliğini keşfettim Hz. Süleyman'ın. Sahip olduğu mal-mülk onu şlmartmamlş, şaşırtmamış, dünya denizinde boğmamıştı. Rabbini anmaktan alıkoymamıştı.

Dili sade, anlatımı hoş ve edebi hikayelerle, sizlere bir nevi ayet-hadis karnavalı sunuyor yazar. Tanışmaya sohbetini dinlemeye, muvaffak olduğum yazarlardan. Her ne kadar, Üstadı, hocası ve mürşidi Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre tanışamasakda, onuda saygı ve Rahmetle anarak
Nefs, ölmeye meyyal, fakat öldükçe dirilen bir varlıktır. Nefs, bir hayat kuvveti olup, hiçbir mücahede onu safdışı bırakamaz.
Nefs, bedensel dilek ve davranışların kaynağıdır.
Belkıs'ın/nefsin tahtı ''hubb-ı riyaset'' yani ''baş olma sevdası'' idi
Necmettin Şahinler
Sayfa 68 - İnsan yayınları
Hz. Süleyman , nefsten en son ve en zor çıkan şeyin bu '' baş olma sevdası'' olduğunu iyi biliyordu. Çünkü baş olmak, dava sahibi olmak demekti ve bunun için de değişimin ''taht'' tan başlaması zorunluydu.
Resuller, aslında, mümkinatın ahvaline hizmet ederler, yani onların gerçek görevi 'hizmet etmektir' ; ve onlar, ayan ı sabite halindeyken mümkinatın cevherleri neyi gerektiriyorsa, tamı tamına onun zuhuruna gayret ederler.

Kamil insanın nefesinin rüzgarını da böyle düşünmek lazımdır. Onlar, olanı değiştirmek değil, açığa çıkarmak için taliplilerine hizmet ederler
Necmettin Şahinler
Sayfa 18 - İnsan yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mühr-i Süleyman
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755744568
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Çocukluğumdan beri bir peygamber olarak değil de daha çok bir masal kahramanı gibi düşünürdüm Hz. Süleyman'ı. Geniş bir mülk gösterişli bir saltanat muhteşem bir ordu saraylar hizmetkarlar yağız atlar gemiler süslü taşlar kim bilir daha neler neler En çok da onun rüzgarlara hükmetmesi hayvanların dilini bilmesi ilgimi çekerdi.

Ama sonradan bir özelliğini keşfettim Hz. Süleyman'ın. Sahip olduğu mal mülk onu şımartmamış şaşırtmamış dünya denizinde Doğmamıştı. Rabbini anmaktan alıkoymamıştı. Gücünü insanlara zulüm için kullanmamıştı. İşte o zaman bir peygamber ile kral arasındaki farkı daha iyi anladım. Mülkü vardı Hz. Süleyman'ın ama adı hala yoksullar defterindeydi. Mevlana'nın deyişiyle İçini yoksulluk havasıyla dolduranlar dünya denizinde batmazdı. Daha açığını ise Yûnus söylemişti onun için Süleyman kuş dilin bilür dediler Süleyman var Süleyman'dan içerü.

Süleyman içre Süleyman olmak için ise dikenli sarp yollardan yürümek ince eleklerden geçmek gerekiyordu. Bu hamken pişmek sonra yanmak demekti. Daha doğrusu inşanın kendi katresini Hakk'ın Zat Ummanı'nda yok edip bu faniliğinin idrakinde iken aslında bizatihi Hayy ve Baki olduğuna şahit olmasıydı. Bundan sonra kulundan isteyen O olurdu. Gerçi istemekle de olacak bir şey değildi bu. Kesbi değil vehbiydi. Bunu hak eden kuluna Allah lütfederdi. O zaman da çağının Süleyman'ı olurdu bu kişi. Mühür onun elindeydi artık.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • laz cuk
  • Kavs-i Kuzeh
  • Koyusiyahli
  • Şimâl

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0