Muhsin Yazıcıoğlu Suikasti (Devlet-i Ebed Müddet)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.542
Gösterim
Adı:
Muhsin Yazıcıoğlu Suikasti
Alt başlık:
Devlet-i Ebed Müddet
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055027247
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yakın Plan Yayınları
"Siyasî suikast, ya bir şahsa ya bir makama ya da bir projeye kast edilerek düzenlenir. Mesela ABD Başkanı John F. Kennedy, şahsa yönelik bir suikasta uğramış ve onun yerine farklı bir isim başkanlık koltuğuna oturmuştur. Burada ele geçirmek istediğiniz makam için size engel olan, o makamı sizin menfaatiniz için kullanmayan bir adam vardı, ortadan kaldırdınız. Muhsin Yazıcıoğlu, şahsına veya makamına yönelik bir suikast değil; bir ekiple birlikte içinde yer aldığı 'projeye' kast edilen suikasta uğramıştır. Kimse, Muhsin Yazıcıoğlu'nu öldürmek isteyenlerin, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanlık makamını ele geçirmek istediğini iddia edemez veya onların siyasî çıkarlarına Yazıcıoğlu'nun tek başına engel olduğunu söyleyemez. Bu suikast, devlet-i ebed müddet fikrine bağlı bir ekibe ve o ekibin projesine kast eden çok daha derin, çok daha karmaşık bir okuma gerektiriyor. İşte şimdi biz bu projeyi detaylandıralım..."
"Muhsin Yazıcıoğlu suikastı, 1 Mart Tezkeresi sonrası Türkiye siyasetini doğru okumadan anlaşılamaz. Biz, devlet olarak doğal sınırlarımızı 1912 yılındaki haritamızı göstererek ifade ediyorsak Musul, Kerkük konusunda elbette bazı iddialarımız var demektir. Muhsin Başkan, Türkiye'yi Türkiye Cumhuriyeti diye değil, Gök-Türk, Selçuklu, Osmanlı gibi bir Devlet-i Aliyye felsefesiyle tanımlayan biriydi. 1 Mart Tezkeresi'nin öncesinde devlet kurumlarımızda ortaya çıkan bu millî refleks, Türk ordusunun olası bir Irak Federasyonu ihtimalinde sınırın ötesine geçmesinin gerektiğini savunuyor ve buna hazırlık yapıyordu. Nitekim, tezkereden hemen sonra çuval hadisesi, Türk askerine 'Seni Irak'ta istemiyoruz' mesajı veriyordu. Biz bu mesajı kabul etmedik ve işte bu yüzden, Dağlıca Baskını, Aktütün Saldırısı gibi adeta bir savaş haliyle muhatap kılındık. 1993'te 33 Er'in öldürülmesi hadisesi ne ise Dağlıca ve Aktütün de aynı projeye karşı atılmış adımlardı. Zaten, 1993'te Turgut Özal'ı, Eşref Bitlis'i, Adnan Kahveci'yi bu proje sebebiyle kaybettik. Şu asla unutulmasın: devlet, intikamını alabildiği sürece devlettir ve Türk devleti de elbet bir gün Başkan'ın intikamını alacaktır."
-Muhsin Yazıcıoğlu vefatından önce 33 askerimizin öldürülmesi olayıyla ilgili hangi çalışmaları ve görüşmeleri yaptı? Bu olayı araştırarak nasıl bir yere varmak istiyordu?
-Dağlıca Baskını'nı ilk haber alan ve Cumhurbaşkanı'na telefon ederek haber veren Yazıcıoğlu, bu baskından sonra askerlerle hangi konuları tartıştı?
-Dağlıca Baskını'nın bilinmeyenleri ve istihbarat raporları...
-Devlet Denetleme Kurulu raporunda ortaya çıkan skandallar ve şüpheler...
Orhun Ertuğrul Bozok, belgelere ve istihbarat raporlarına göre son on yılın bilinmeyenlerini yazdı; Selman Kayabaşı analiz etti.
(Tanıtım Bülteninden)
222 syf.
Bu kitabı yorumlamaya vicdanım el vermediği gibi, takatim de yoktur. Ne derin bir uykudur bu ya Rabbi :( Uyandır Ümmeti Muhammed'i 🤲🤲🤲
Muhsin Yazıcıoğlu Rabbim makamını ali, mekanını cennet eylesin inşaAllah 🤲🤲🤲

Yazarın okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak...

İnsanın şahit olduğu bir tarih sürecinde yolculuk yapması ve yaşananları sonradan fark etmesi ne kadar acıtıyor yüreğini...

Kitapta belirtilen bazı olayların gerçekleştiği tarihte o bölgede asker olmam ve yaşadığımız o yoğun duygu ve çaresizliği hatırlatması ayrıca sızlattı yüreğimi...



Ve belirtilen bazı tarihi olaylar, tarihe iz bırakmış bazı şahısları iyice incelemem ve karşılaştırmam gerektiğini gösterdi...

Bu kişilerin başında Mustafa Kemal Atatürk ve Kazım Karabekir geliyor...

Son olarak bu kitabı koyu Atatürk'çülerin de okuması gerektiğini düşünüyorum. Okuduktan sonra acaba ne düşünecekler diye de merak ediyorum...

Tarihte şahitlik ettiğiniz dönemlerde yolculuğa cesaretiniz varsa okuyun!

Okunduktan sonra anlayacağınız, askerlik günlerime dair bir anımı eklemek kitapta geçen olayların gerçekliğini tasdik eder nitelikte olacaktır...

'Üst bölgesinde görevdeyiz. Komando tabur komutanlığından emir geldi. Bulunduğumuz bölgeye yakın olan bir mevkide komando timi çapraza ateşe alınmış, destek ateşi yapmamız isteniyor. Koordinatlar verildi ve bölük olarak vakit kaybetmeden destek ateşini başlattık. Gelen ikinci emir ise sayı belirtilerek verilen havan topu atılmasıydı. Bölük komutanımız bu emre karşı gelerek söylenenin aksine sürekli ateş desteği sağladı. Bizzat kendisi yaparak. O gecenin sabahında arama tarama yapıldıktan sonra tespit edilen 5 leş ve çok şükür kayıp vermeden kurtulan bir komando timi haberini aldık. '
Güneydoğu bölgesinde verilen emirleri mantık dışı sayan nice babayiğit kahramanlar kayıpları önleyebiliyor çoğu zaman, fakat emir komuta zincirini kıramayan yada kırmayan kişilerin de maalesef ki sebep olduğu kayıplar olabiliyor....
224 syf.
·9/10
Osmanlı Devleti’nin sonlarından, Cumhuriyetin ilk yıllarına, oradan yakın tarihe kadar yaşanan olayları, farklı bir bakış açısı ile resmi tarih anlatısında duyamayacağınız ilginç bilgilerle, alternatif bir tarih anlatısı duymak istiyorsanız mutlaka okuyun...
224 syf.
·Beğendi
Güzel kitaptı. Meydana gelen her olayın bir bizim gördüğümüz bildiğimiz bir boyutu var, bir de asıl hedef, gaye ve amacı var; mesajı güzel bir şekilde anlatılmış. Ülkesi adına güzel işler yapan, çalışan insanlar, birilerinin kirli dosyalarını orta döküp hak ve adalet arayışında olduklarında aynı akıbete ugramalari üzerinde durulmuş.

Kitapta Muhsin Yazıcıoğlu nezdinde bir çok isimden bahsedilmiş. Kısacası tarihten ders almazsak eğer, tarih tekerrür etmeye mahkum.
224 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Dikkat spoiler içerir.
Oldukça güzel bir araştırma eseri. Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazası ile ilgili olarak çok farklı bakış açılarını okuyucu ile paylaşıyor yazar. Bu işin bir suikast olduğunu, bu olayı kavrayabilmek için de Osmanlı zamanından beri Musul üzerinde oynanan oyunları, Halide Edip, İsmet İnönü gibi Amerikan mandası taraftarlarını, 2007 yılında sınır ötesi operasyon kararı alınmasından 4 gün sonra gerçekleşen Dağlıca baskınını, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis ve Turgut Özal suikastlarını, 1993 yılında Bingöl kırsalında şehit edilen 33,er olayını irdelemek gerektiğini söylüyor. Musul'un ne kadar önemli olduğunu tekrar tekrar vurguluyor. Yaşanan olayları birbiri ile ilişkilendiriyor. Ayrıca kitabın içerisinde 33 er olayı ile ilgili olarak Şemdin Sakık'ın açıklamaları ve Dağlıca baskını ile ilgili olarak rahmetli Yazıcıoğlu'nun topladığı istihbari bilgiler de bulunmakta. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
224 syf.
·1 günde
Bazen okumalar sonucu tek düze kaldığınızı anlarsınız. Yani bir konu ya da alan seçmişsinizdir ve o yöne doğru koşar adım gidersiniz. Fakat bir süre sonra at gözlüğü sahibi olabilirsiniz. Ve bunun çaresi kafanızın karışmasıdır. Ben kitaba başlarken bunun olacağını hiç düşünmedim ve bu tarz kitaplarda okumayı sevmem fakat yazarının tarihçi olduğunu öğrenince kitabı gece elime aldım ve 3 dakika önce bitirdim.İlk başlarda ki konular benim çalışmam alanım aslında ama bakıp göremediğim kısımlar var imiş.Bugünden sonra bu göremediğim kısımlara belki de bu gece okuduğum bu kitap adım attıracak bana.Benim savunduğum şey olan dünyanın aileler tarafından ve ailelere bağlı olan şirketler tarafından yönetilmesi olayını sayın yazar açık açık belirtmiş.Ülkemizde ve dünyada oluşturulan lobilerin altyapısını ve bunların girdikleri şekilleri gayet açık izah etmiş.Kitabın ismini oluşturan şehit Muhsin Bey'in yüzyıllar önce kurulan planların bozulması çalışmalarında nerede ve ne derece etkili olduğunu, onunla beraber hala açıklanamamış ve birer kaza diyerek kayıtlara düşülüp dosyaları kapatılmış vatan evlatlarının,büyüklerimizin akıbetlerinin ortak noktalarını gayet başarılı şekilde birleştirip düşünmek üzre bize verilen beyinlere sunmuş.
224 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Nizamı Alem ülküsüne adanmış bir ruh, ömrü devleti olan bir adam. Kosova'dan - Musul'a kadar sözü geçen bir lider : Muhsin Yazıcıoğlu.
Her ölüm zamansızdır ama bazı ölümler keşke daha sonra gelseydi deriz tıpkı onun ölümü gibi.
1993 yılı ile 1912'nin ve 1923'ün bağlantısı nedir? Anadolu topraklarında bir çoklarının sandığı gibi siyasi partilerin mi sözü geçiyor yoksa ABD-ALMANYA-İNGİLTERE savaşı mı? Güney sınırlarımızda ve dahası sınırın ötesinde söz sahibi olanlar yerli insanlar mı yoksa petrol şirketleri mi? 1923 ye gelindiğinde Milli Mücadeleyi başlatan paşalar da neden ayrışmalar yaşandı? Siyasi olarak düşman görünenlerin aynı Localar da ne işleri vardı? Turgut Özal,Eşref Bitlis,Adnan Kahveci'nin içinde bulunduğu yapının hedefi neydi? Bu soruların Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili bağlanatıları nelerdir ? Bu soruların cevabını bu kitap da sürükleyici bir şekilde bulabilirsiniz. Ve okurken bilinen bilinmeyen birçok kahramana şahit olabilirsiniz. Bazı hayatlar davaya yani ülkesine adanır. Peki siz bu kişilerin farkında mısınız ?
224 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Merak ediyorsanız yeni bilgilere açıksanız bagmaz düşüncenin adamı olup bazi seylere körü körüne bağlanıp kalmamak için okumamız gerekli. Bu girişten sonra bilinen ve bilinmeyen gerçeklerin yazıldığı osmanlıdan günümüze bazı konuların farklı bakış acılarıyla yorumlanmış ve bize başka bir pencere acıyor ve biraz daha geniş bir açıyla görüyoruz olayları kitabi cok beğendim ve her Türk vatandaşının okumasını dostunu düşmanını tanıması gerektiğini ve yanlizca bir kitabin yetmeyeceğini belirtmek isterim iyi ki kitaplar var bu kitabi kesin okuyun
224 syf.
·Puan vermedi
Yakın gecmiste yaşanan olayların derin bir sekilde girilerek ve 1. Dunya savasi oncesi donemle iliskilendirilerek anlatildigi farkli acilardan bakilarak analizler yapildigi ve gunumuz dunya siyasetinede ışik tutan bir kitap. Muhsin yazıcıoğlu başkanın suikastten once nelerle ugrastigi hangi olaylar uzerinden bazi baglantilara ulastigi ve bunlarin sonucu olarak bir suikaste kurban gittigi kitapta cok guzel islenmis. Tarihe ve siyasete meraki olanlar icin mutlaka okunmasi gereken bir kitap diye dusunuyorum.
224 syf.
·3/10
Selman Kayabaşı’nın genel özelliğini yansıtan kitap . İsmi sizi aldatmasın Rahmetli Muhsin YAZICIOĞU’ başlıklı ayrılan bölüm kitabın çok az bir kısmını oluşturuyor. Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi öncelikle bir tarih turu yapıyorsunuz !
224 syf.
·2 günde·10/10
Günümüzde savunucuları var olarak bilinen bazı değerlerin gerçek savunucusu, ideal ilgili bir aile babası, vefalı bir eş, reel bir vatansever Başbuğ Muhsin Yazıcıoğlu... Her dönemde nadir görülen bir yüreğe karşı "içerde ve dışarda " dönen oyunlar Ve kirli işlerle yapılan bir suikast. Ne zaman okunsa kim okusa yüreğine değen gerçekleri ele alan Selman Kayabaşı , Hanedan ve Teşkilat kitaplarının tadını verdi bana . Tavsiye edilir...
224 syf.
·4/10
Osmanlı'nın son zamanından başlamış ta suikasta kadar giden yakın zaman tarihini ,olaylarını detaylı bir şekilde ele almış. Yalnız çok bir bilgi sahip olamıyorsunuz.
Her sayfayı çevirdiğinizde Yazıcıoğlu suikasti ile ilgili bir bilgi , bir detay merak ederek çeviriyorsunuz ancak nafile.Yakın zaman tarihi okuyup duruyorsunuz.
Yazarin yaptığı : Ruhu şâd olsun ,rahmetli Yazıcıoğlu'nun adını kullanarak kitap satmaktan başka bir şey değil !!
224 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Okunması gereken güzel bir kitap; MUHSİN YAZICIOĞLU suikastı NİÇİN YAPILDI? sorusuna cevaben bağımsız anlatılmayacak "tarihi bilgiler, Dağlıca Saldırısı ve 33 er Olayı" kitabın cezbeden tarafı.
* FAKAT MUHSİN YAZICIOĞLU suikastı konusunda fazla tatmin olmadım...Suikast Niçin yapıldı? sorusuna cevap bulabilirsiniz ama nasıl yapıldı ? devlet bu olayın neresinde ? Düşen helikoptere neden geç ulaşıldı ? gibi sorulara cevap arıyorsanız o kitap bu kitap değil...
Ve o günden sonra Mezopotamya'nin tarihini yazmak isteyen tarihçiler, kalemlerini mürekkebe değil, kana batırmak zorunda kaldı.
Hilafetin kaldırılması ne kadar derin ve şüpheli bir operasyonsa İstanbul'un başkent payesinin elinden alınması da aynı derinlikte öneme sahiptir.
Mumcu'nun öldürülmesi, Adnan kahveci ve Eşref Bitlis Pasa'nin şüpheli kazaları sonrası Özal, yalnizlaştirilmaya çalışıldığını anlıyordu.
Turgut Özal, yaptığı konusmadalarda âdeta Devlet-i Aliyye'nin ruhunu giyinmiş yeni tip siyasetçi gibi konuşuyordu: Somurgecilikten bahsediyor, düşmanlarının Araplar veya Kürtler olmadigini söylüyor, aksine bu insanların kardeşliği üzerine vurgu yapıyordu.
"Tarihin 19.yy başlarına kadar olan kısmı gazetecilerin ilgi alanında olmalıdır."tavsiyesi, "Yaşadığımız süreçte 21.yüzyılın ilk yarisindaki gelişmeleri, özellikle Türkiye için, tekrar tarihçilere teslim etmek gerekir hatta gündemi bile..." tezine doğru seyretmektedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Muhsin Yazıcıoğlu Suikasti
Alt başlık:
Devlet-i Ebed Müddet
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055027247
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yakın Plan Yayınları
"Siyasî suikast, ya bir şahsa ya bir makama ya da bir projeye kast edilerek düzenlenir. Mesela ABD Başkanı John F. Kennedy, şahsa yönelik bir suikasta uğramış ve onun yerine farklı bir isim başkanlık koltuğuna oturmuştur. Burada ele geçirmek istediğiniz makam için size engel olan, o makamı sizin menfaatiniz için kullanmayan bir adam vardı, ortadan kaldırdınız. Muhsin Yazıcıoğlu, şahsına veya makamına yönelik bir suikast değil; bir ekiple birlikte içinde yer aldığı 'projeye' kast edilen suikasta uğramıştır. Kimse, Muhsin Yazıcıoğlu'nu öldürmek isteyenlerin, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanlık makamını ele geçirmek istediğini iddia edemez veya onların siyasî çıkarlarına Yazıcıoğlu'nun tek başına engel olduğunu söyleyemez. Bu suikast, devlet-i ebed müddet fikrine bağlı bir ekibe ve o ekibin projesine kast eden çok daha derin, çok daha karmaşık bir okuma gerektiriyor. İşte şimdi biz bu projeyi detaylandıralım..."
"Muhsin Yazıcıoğlu suikastı, 1 Mart Tezkeresi sonrası Türkiye siyasetini doğru okumadan anlaşılamaz. Biz, devlet olarak doğal sınırlarımızı 1912 yılındaki haritamızı göstererek ifade ediyorsak Musul, Kerkük konusunda elbette bazı iddialarımız var demektir. Muhsin Başkan, Türkiye'yi Türkiye Cumhuriyeti diye değil, Gök-Türk, Selçuklu, Osmanlı gibi bir Devlet-i Aliyye felsefesiyle tanımlayan biriydi. 1 Mart Tezkeresi'nin öncesinde devlet kurumlarımızda ortaya çıkan bu millî refleks, Türk ordusunun olası bir Irak Federasyonu ihtimalinde sınırın ötesine geçmesinin gerektiğini savunuyor ve buna hazırlık yapıyordu. Nitekim, tezkereden hemen sonra çuval hadisesi, Türk askerine 'Seni Irak'ta istemiyoruz' mesajı veriyordu. Biz bu mesajı kabul etmedik ve işte bu yüzden, Dağlıca Baskını, Aktütün Saldırısı gibi adeta bir savaş haliyle muhatap kılındık. 1993'te 33 Er'in öldürülmesi hadisesi ne ise Dağlıca ve Aktütün de aynı projeye karşı atılmış adımlardı. Zaten, 1993'te Turgut Özal'ı, Eşref Bitlis'i, Adnan Kahveci'yi bu proje sebebiyle kaybettik. Şu asla unutulmasın: devlet, intikamını alabildiği sürece devlettir ve Türk devleti de elbet bir gün Başkan'ın intikamını alacaktır."
-Muhsin Yazıcıoğlu vefatından önce 33 askerimizin öldürülmesi olayıyla ilgili hangi çalışmaları ve görüşmeleri yaptı? Bu olayı araştırarak nasıl bir yere varmak istiyordu?
-Dağlıca Baskını'nı ilk haber alan ve Cumhurbaşkanı'na telefon ederek haber veren Yazıcıoğlu, bu baskından sonra askerlerle hangi konuları tartıştı?
-Dağlıca Baskını'nın bilinmeyenleri ve istihbarat raporları...
-Devlet Denetleme Kurulu raporunda ortaya çıkan skandallar ve şüpheler...
Orhun Ertuğrul Bozok, belgelere ve istihbarat raporlarına göre son on yılın bilinmeyenlerini yazdı; Selman Kayabaşı analiz etti.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 227 okur

  • Alim Koca
  • Hilal Sarı
  • Emir Kaya
  • Ümmet Arslan
  • Derin Millet
  • Şeyma Güler
  • ahmet akar
  • Okuyann Adam
  • _kaos_
  • Muhammed Çomaktekin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%13.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%3.4
25-34 Yaş
%51.7
35-44 Yaş
%10.3
45-54 Yaş
%13.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%6.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%13.2
Erkek
%86.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.5 (34)
9
%17.5 (14)
8
%20 (16)
7
%10 (8)
6
%2.5 (2)
5
%2.5 (2)
4
%1.3 (1)
3
%1.3 (1)
2
%0
1
%2.5 (2)

Kitabın sıralamaları