Muhtelif Evhamlar Kitabı

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.714
Gösterim
Adı:
Muhtelif Evhamlar Kitabı
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
108
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750833533
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Öykü'nün imkânlarını ve inceliklerini alçakgönüllü ama yetkin bir dille birleştiren Ömür İklim Demir, ilk kitabı olan Muhtelif Evhamlar Kitabı'nda, "anlatsan şiir olacak" o anları, birbiriyle bağlantılı on hikâyeyle sonsuza taşıyor. Ömür İklim Demir'in öykülerinde, günlük yaşamın ve zorunlu ya da gönüllü temasların var oluşu lime lime eden "kurumsallığı" içinde huzursuzca çırpınan, muhtelif kuruntularla yontulan ve kalbini yalnızlıkla terbiye eden insanlar var; şu ya da bu mekânda, bugün ya da dün, öyle ya da böyle, birbirini ıskalayan insanlar: Çekirdek ailelerin yemek masalarındaki çatal-bıçak sessizliğinden aşktan başka her şeye dokunan kadın erkek ilişiklerine, toplumsal-kişisel trajedilerin hayatı "o âna" kilitleyen çaresizliğinden karanlık ofislerin ruhları uyuştura uyuştura eskiten "dokuz-altı" mecburiyetine... 
108 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Ömür İklim Demir’in tek kitabını çıktıktan dört yıl sonra okuyabildim ancak. Bu dört yıl içerisinde gitgide artan bir ivmeyle beğenilmiş kitap. Başta Haldun Taner Öykü Ödülü olmak üzere 3-4 tane de ödül kazanmış öykü üstüne. Ödüle de baktım, detaylarını öğrenmek için. 1987 yılından itibaren, Milliyet Gazetesi tarafından yazarın anısına verilmeye başlanmış. 2014’den sonra ise yalnız bu kitaba ödül verilmiş. O da yarışma bittikten 6 ay sonra sessiz sedasız bir şekilde. Aslında Türkiye’deki edebiyat ödülleri ile ilgili detaylı bir şeylerin yazılması gerek belki, ama kimsenin bir şey okumadığı bir toplumda, zaten okunmayan şeylerin hangi kriterlere göre değerlendirildiğini açığa vuracak bir yazının okunma ihtimali de fazla yüksek olmaz herhalde.

Tabii bu karışık cümlelerin kitapla hiçbir alakası yok. Muhtelif Evhamlar Kitabı yukarıda da bahsettiğim gibi bolca beğenilmiş, tavsiye edilmiş, Almanca’ya çevrilmiş. Yazarın yeni kitabı da bekleniyor birçok okur tarafından.

Kitabın ismini duyduğunuzda insana direkt alma isteği geliyor zaten, bir de bu kadar olumlu eleştiri olunca kayıtsız kalamayıp listeye ekliyorsunuz. 10 öykü var kitapta. 8 de diyebiliriz gerçi, ilk üç öykünün bağlantılı olduğu düşünülürse.

Öykü kitapları için spoiler ibaresi kullanılır mı bilemiyorum ama bu konuda hassas olan arkadaşlar, sonraki kısımları atlayabilir. Evet ilk üç öykü (İçler Dışlar Çarpımı- Vasati Kırk Yaş ve Tuz) bağlantılı. İlk öyküde verilen başlangıç üçüncü öyküde tamamlanıyor. “İçler Dışlar Çarpımı”nda, eşini beş yıl önce kaybetmiş Melda Hanım’ın yeni bir başlangıç aramasına şahit oluyoruz . Metin oldukça akıcı, yazarın dili samimi, güzel cümleler var sizi hikayenin içine çeken. Hissediyorsunuz o saklı hüznü kitabı okurken. Öykünün sonundaki pastane patlaması ve tarih size "The Marmara" olayını ve otomatikman Onat Kutlar’ı hatırlatıyor. İkinci hikayenin hemen başındaki Onat Kutlar epigrafı da yüzünüzü gülümsetiyor acı acı. “Vasati Kırk Yaş”da farklı bir adam ama yine yeni bir başlangıca özlem görüyoruz. İlerledikçe konu ilk öyküye bağlanıyor ve yarım sayfalık “Tuz” ile tamamlanıyor kitabın en beğenilen öyküleri.

Bu kadar mı peki? Kesinlikle değil . Sırayla gidelim ama. “Sonsuz Rasim Abiler Diyarı“ (Öykülerin isimleri de kitabınki gibi vurucu, uğraşmış yazar) klasik bir dibe vuruş hikayesi, ama yazarın üslubu sizi bir şekilde öyküde tutmayı başarıyor. “Dün Gece Ansızın”da boşluğa düşmüş bir beyaz yakalının hayalleri anlatılıyor . Sonraki “Kartela”da imgeler ön planda, renkler/sesler/kokular/markalar. Vişne çürüğünün bolca vurgulanması yine Onat Kutlar’ın İshak kitabında bulunan Hadi öyküsünü çağrıştırdı bana, başka göndermeler de vardı sanki öyküye. Görünmez Canavarlar bile geldi aklıma o yoğunlukta. Ama güzel ve farklı bir öykü. Bir de, birkaç öyküde karakterleri iç içe kullanmış Ömür İklim Demir. Mesela bu öyküdeki Ceren’den “Dün Gece Ansızın”da bir cümle içinde bahsediyor yazar. Bu da öykülerin bağlantılı olduğu hissini veriyor okura. Ama aslında (ilk üç öykü hariç) hikayelerin konusuna etki eden bir şey yok.

“Saraylı’nın Üç Günü”, ilginç bir konu üzerine yazılmış bir takıntı öyküsü. Ama yine boşluğa düşmüş bir kahraman mevcut - Zaten kaybolmuş insanlar kitapta en fazla ön plana çıkan tema. Dantel, odaya bakan resim vb. gibi bolca tekrarlanan öğeler de var ayrıca. “İki Oda Bir Salon Yarı Hayat”da, zaten kendilerini eksik hisseden kahramanlarına, bir de fiziksel yarımlık ekliyor Demir. Üzülüyoruz haliyle. “Uzun Uzun Çalan Ziller ve Bir Mutfak Kapısı Hakkında” (uzun, evet), yine kaybedecek şeyleri olmayanlar ile ilgili. Farklı bir anlatım var ama burada. Biri köpek üç ayrı karakterden anlatılıyor kısa öykü. Son olarak “Sessizliği Ayıran Tuzluk” var, kitabın en güçlü öykülerinden. İlk öykülerdeki inişli çıkışlı ruh hali burada görünmüyor. Birçok okurun söylediği gibi içinize dağlayıp bitiriyor kitabı yazar.

Muhtelif Evhamlar Kitabı, beklentileri karşılayan bir kitap oldu benim için Bir iki ufak hata dışında gözüme batan bir şey yoktu, Basit ve güzel dil kullanımı, samimi anlatım, hayattan karakterlerin hiç uzak olmadığımız öyküleri, melankolik ve bağlayıcı tema, zekice kurgulanmış öyküler kitabın öne çıkmasına yardımcı oluyor. Hemen okunacak güzel bir kitap yani, şans vermeye değer.
108 syf.
Beni bu delibal kitap ile buluşturan Barbaros hocama çok teşekkür ederim. Meğer kaybolmuşum da, aramadığım kendimi buldum bu kitap ile.
Ömür İklim Demir seninle yeni tanışıyor olabiliriz, yazmaya devam edersen iyi arkadaş olacağız, haberin olsundu. Lütfen yazmaya devam et, lütfen.

Bu hınzır kitaba gelelim biraz. On başlık altında kısa kısa öyküler. Yılmaz Erdoğan'ın söylediği bir cümle vardı tam hatırlayamasam da şöyleydi sanırım: " Güldürmek önemli ama düşündürerek güldürmek daha önemli."
Bu kısa öyküler kâh güldürüyor, güldürürken bazen acıtıyor, bazen düşündürürken ağlatıyor. Bu zeka isteyen bir iş bana kalırsa. Ben genç yazarımızı tebrik ediyorum çünkü bu bir başarı. Ah ben kimim ki buna karar veriyorum değil mi? Tabii beni tanıyanlar yazar hakkında araştırma yaptığımı bilirler.

●02 Şubat 2017 - 01:31:46 Hürriyet Haber

HER sene gerçekleştirilen Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, bu sene Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlanan, ‘Muhtelif Evhamlar Kitabı’ ile Ömür İklim Demir kazandı.

Seçiciler kurulunun ödül gerekçesi şöyle:

“Günlük yaşamın çatışma ve tedirginliklerini, şehir ve evdeki insan hallerini, zengin ayrıntılarla, öykü bütünlüğü içinde ve işlenmiş bir dille verebilmesinden dolayı Ömür İklim Demir’in ‘Muhtelif  Evhamlar Kitabı’ ödüle değer bulunmuştur.”

(İşin ehli olanlar hakkını verip ödüllendirmisler, iyide yapmışlar.)

Şöyle devam edeyim ki; içinden geldiği gibi net kurulan cümlelerle, size hayatin içinden, dışından, kıyısından, evin eşiğinden öyküler anlatılıyor. Bir de uzatmıyor, tadında bırakıyor.
Bir de keyif veriyor çünkü anlıyorsunuz. Bir de arada muzip bir şekilde gülüyorsunuz, sonra birkaç damla su akıyor gözlerinizden. Bir bakmışsınız çocuksunuz, bir bakmışsınız yaş geçmiş gitmiş bıkkınsınız. Bir bakmışsınız komşunuz Suzan teyze, ya da adı her neyse...
Bir de bakmışsınız sizsiniz hikâyedeki. Ölende, kalanda sizsiniz belki kimbilir.Evet, evet bizi bize şeffaf bir şekilde anlatıyor.
Zekice degil mi?

Beğeneceksiniz ben biliyorum. Şimdiden keyifli okumalar lütfen
108 syf.
Muhtelif Evhamlar Kitabı; uzaktan bakınca sıradan fakat aslında kendi içinde bambaşka olan hayatların bir araya getirildiği bir öykü kitabı.
Bizim sorunlarımız, yalnızlıklarımız, bugünün insanının arayışları, tutunma çabası, iş hayatı koşuşturmacası, dostluk ve aşk üzerine bir öykü kitabı okumak isterseniz bu kitap güzel bir tercih olur.

Kitapta bulunan 10 öykü var ve hepsi birbirinden etkileyici. Karakterler öyküler arasi geçişler yapmasını cok sevdim. Ömür İklim Demir'in çok özgün bir anlatımı var, en sevdiğim öykü kitapları arasinda yerini aldı.
108 syf.
·4 günde·Beğendi·6/10
Türkiye’de öykü yazarı ve kitabı havuzunun genişlediğini gözlemliyorum. Bu genişleme, havuzun derinliğinin arttığı anlamına gelmiyor elbette. Ama edebiyatta genişleme sürecinin, derinleşme öncesinin alt basamağı olduğunu düşünenlerdenim. Önce yazar ve eser sayısı artar, zamanla bu sayısının içinde daha becerili, kaliteli, özenli olanlar seçilerek derinleşme sürecini başlatır.

Bu genişleme süreci neticesinde, son yıllarda ismini daha önce hiç duymadığımız yazarların eserleri ile sık sık karşılaşmaya başladık. Garantiye oynayan okurlardan değilim. Yani, ‘önce yazar kendisini ispat etsin, birkaç iyi kitabı çıksın, eleştirmenlerden iyi eleştiriler alsın ve ben o zaman onun kitabını okuyayım’ diye düşünmem. Zaman zaman edebiyat nehrine bir olta atar ve gelişigüzel bir eser yakalayıp okumayı tercih ederim. Elbette bunda kriterim, ciddi yayınevinden basılmış olmasıdır. Okurların değerlendirmesinden önce editörlerin değerlendirmesini önemserim. Ciddi bir yayınevi, bir yazarın ilk kitabını basmaya karar verdi ise, o eser belli bir eşiğin üzerine çıkmıştır. Bir yazarın, ilk kitabı ile tanışmak bazen heyecan verici olabilir. Hele ki, keşfettiğiniz yazar, sizin okuma ilginize paralel eserleri ile büyümeye başladı ise.

Ömür İklim Demir’in ilk kitabını okumak için seçmemin sebebi, kısaca yukarıda anlatmaya çalıştığım yeni bir keşif yaşama isteğiydi. 2017 yılında Mehtap Ceyran’ın “Mevsim Yas”ı dışında, ilk kitabı çıkmış bir yazar okumamıştım. “Muhtelif Evhamlar Kitabı”nı bu açığı kapatmak için ve tamamen olta usulü seçtim. Önceden hiçbir yorum ya da değerlendirme okumadım hakkında. O kadar ki, kitabı okumadan kısa bir zaman öncesine kadar bir kadın yazarın öykülerini okuyacağımı düşünmüştüm. Ama yazarı tanımak için internette yaptığım kısa bir araştırmada, Ömür İklim Demir’in bir erkek olduğunu fark ettim. Ayrıca, bir ilk kitaptan bahsederken, kitabın yeni çıkmış olduğu düşünülmesin. Çünkü kitap 2015 yılında yayınlanmış ve bugüne kadar da dört baskı yapmış. Açıkçası benden önce bayağı bir okur, yazarı keşfetmiş.
“Muhtelif Evhamlar Kitabı” on öyküden oluşan bir kitap. Uzunlukları farklılık gösteren öyküler için ‘kısa öykü’ tanımı kullanmak doğru olmaz. 96 sayfaya sığdırılmış 10 öykü söz konusu. Kısa gözüken bazı öyküler ise ilişik öykü denilebilecek şekilde, kitaptaki diğer öykülerle bağlantılı. Örneğin ”Tuz” isimli öykü tek sayfadan oluşuyor ama aslen “İçler Dışlar Çarpımı” ile “Vasati” isimli öykülerin sonuç sayfası gibi. İlk üç öyküyü, tek bir öykünün bölümleri olarak düşünmek daha doğru olur. Ömür İklim Demir, ilişkili öyküler dışında, farklı öykülerde de ortak karakterler kullanmayı ya da ortak karakter hissi uyandırmayı seviyor.

Öykülerin büyük çoğunluğunun ortak noktasını, kaybedilmiş, yanlış tercihlerle boşa harcanmış ve ıskalanmış hayatlar oluşturuyor. “İçler Dışlar Çarpımı”ndaki İhsan, “Vasati 40 Yaş”taki Taner, “Sonsuz Rasim Abi’ler Diyarı”ndaki isimsiz baş karakter, “İki Oda, Bir Salon, yarım Hayat”taki kazazede genç, “Uzun Uzun Çalan Ziller ve Bir Mutfak Kapısı”ndaki Rahmi Bey, “Sessizliği Öldüren Tuzluk”daki Selim, kendi kayıp hayatlarının temsilcileri. Boşa harcanmış hayatlarda, bazen vakti zamanında kaybedilmiş eşler, bazen boşanılmış evlilikler ya da huzursuz ilişkiler belirleyici oluyor. Öykülerin üçünde boşanma, üçünde eşin ölümü öykünün belirleyici etkeni. Ama tüm öykülerde yıkılmış aile sendromu ile karşılaşmıyoruz, bazılarında ileri yaşlara rağmen evlenememiş, ilişkisiz kalmış olmak da derde dönüşüyor.

Ömür İklim Demir’i kurgu becerisi yüksek bir yazar olarak değerlendirdim. Öykülerin neredeyse hepsi, ciddi bir kurgu üzerine oturtulmuş. Şaşırtan gelişmeler, rastlantılar, tesadüfler, kaderin ilginç cilveleri öykülere renk katmış. Bu kurguyu gerçek hayatla güçlü bağları olan karakterler desteklemiş. Tüm karakterler yaşamın içinden kesilip alınmış izlenimi veriyor ve her birine kendi yaşamımızda kolaylıkla temas edebiliriz.
Ancak öykülerde dil konusunda, mektepli değil de alaylı dil kullanıldığını düşünüyorum. Belki daha doğru bir ifade ile konuşma dilinin yazıya hâkim olduğu bir tarz söz konusu. Bunun olumsuz bir yön olduğunu düşünmüyorum. Hatta bu tarz, kitapta daha çok iç sesle aktarılan öykülerde karşımıza çıkıyor. Bunu geliştirilebilinir bir tarz olarak değerlendiriyorum.

Kitaptaki ilk üç öykü için ilginç bir tespitim oldu. İlk öyküde bir pastanede bomba patlama sahnesinin ardında, ikinci öykünün başında Onat Kutlar’dan bir epigrafa rastlayınca, bunların Onat Kutlar’ın ölümü ile ilişkilendirilmiş öyküler olup olmayacağını merak ettim. İlişkili ilk üç öykünün üçüncüsünde ise tarihli bir mektup vardı ve tarih Onat Kutlar’ın ölümünden dört gün sonrasına denk geliyordu. Öykü büyük ihtimalle, Onat Kutlar’ın ölümüne neden olan patlamayı sahne edinmişti. Ama konunun Onat Kutlar’ın eserlerinde bir konuya değinip değinmediğini anlayamadım. Keşke bu merakıma bir cevap bulabilsem.

‘Sessizliği Öldüren Tuzluk’ ve ‘Kartela’ kitapta en çok beğendiğim öyküler oldu. İlk üç öyküyü, ilişkili öyküler olarak değerlendirirsek, başarılı bir üçleme olduğunu söyleyebilirim. Kalan diğer beş öykü için kötü öyküler demek mümkün değil, ama sanki geliştirilebilir ya da farklı zamanlarda, demlenerek daha başarılı hale getirilebilir öyküler olarak değerlendirdim. Bir ceza avukatından reklam yazarına dönüşen Ömür iklim Demir’in, hayatının dinamiği olan bu dönüşüme ve gelişime açık bir yazar olduğunu düşünüyorum. Ama bu gelişim sürecinde, Temmuz 2015’de yayınlanan ilk kitaptan sonra, ikinci bir kitabın vakti geldi de geçiyor gibi.
108 syf.
·1 günde·10/10
Öyküyle arası olmayan benim bile severek okuduğum bir kitaptı.10 tane öyküden oluşuyor. Öyküler birbirleri ile bağlantılı. Bir öykünün yan karakteri diğer öyküde ana karakter oluyor. Ve bu ilişkilendirme çok başarılı bir şekilde yapılmış. Kendimi labirentin içinde gibi hissettim. Tam öyküler arasındaki bağlantıyı çözdüm derkeeeen boom bambaşka bir şey çıkıyor. Özellikle ilk öyküler tek kelimeyle EFSANE. Söyleyecek daha fazla şey kalmıyor. Daha doğrusu kalamıyor. Çünkü kitap için ne söylesem az kalır.(Anlatılmaz yaşanır değil de anlatılmaz okunur diyeyim) O yüzden okuyun diyebiliyorum sadece.

Keyifli okumalar:)
108 syf.
·4 günde·8/10
Bir yazarın özgün olması ne kadar muhteşem bir şey. Her öykü ile sizi yerinizden kaldırıp uçuran yazarlar var ve gerçekler... Bu kitap içindeki öyküler o kadar birbirinden farklı ki sizi bağımlısı yapıyor. 10 öykü içinde seçip seçip beğenemedim hangisini daha keyifle okudum diye.. İçimi yakan "sessizliği öldüren tuzluk" beni şoke eden "vasati 40 yaş" "İçler dışlar çarpımı" bayıldım bayıldım. Ömür İklim Demir bir an evvel yeni bir kitap çıkartmalı.
108 syf.
·Puan vermedi
Ömür İklim Demir’in “Muhtelif Evhamlar Kitabı” yayımlandıktan kısa bir süre sonra ödüllerle tanışmaya başlıyor. Örneğin Haldun Taner Öykü Ödülü bu bağlamda çok belirleyici. Seçici kurul bahis kitabı 2017 senesinde ödüle layık görüyor, haklılık payları da çok. Türk öykücülüğünde en önemli ödül ise Sait Faik Hikâye Armağanı kanımca, çünkü bu ödül neredeyse yolu öyküden geçen herkes için nihai bir hedef.

Gelelim kitaba, öyküleri uzun uzadıya, hatta bazen iki kere okuduğumu düşünürsek günceli yakalayan bir eser Muhtelif Evhamlar Kitabı. Günümüzde geçen, kullandığımız birçok kavram, terim, sosyal hayat, sosyal medya, giyim, araba markaları vs. kitapta bolca yer veriliyor. Bu iyi mi kötü mü üzerine düşünülesi bir konu. Onu sanırım zaman belirleyecek.

Yazar, kitabı hemen, çalakalem bir üslupla yazmamış. Bu çok belli oluyor.  Bazen bir cümle kendi başına bir öykü olabiliyor. Üzerine oldukça düşünülmüş cümleler mevcut. Nitelikli, doyurucu edebiyat bu olsa gerek. Yazar şaşırtmayı ve okuyucuyla bir düğümü çözmeyi/çözdürmeyi seviyor.

Ama ne var ki, ben eserin dilini Mahir Ünsal Eriş ve Emrah Serbes arası bir yerde buldum, hatta diyebilirim ki Mahir Ünsal Eriş’e daha bir  yakın. “ Olduğu Kadar Güzeldik” “Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde” kitapları okunursa veyahut okunduysa ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

Şu epigraf  ise takdire şayan:  “Durmadan düşünüyorum, ne çok öldük yaşamak için.” Onat Kutlar’ın The Marmara Otel’in pastane katındaki bombalı saldırıda vefat ettiğinin acı bir şekilde hatırlamak  İshak’ın yazarına bir saygı ifadesiydi.

Öykülerin birbirleriyle bağlantılı, ilişkili olması ise benim çok hoşuma gitti. Bu kurgu çokça yapılagelmiştir fakat Ömür İklim Demir gözlem gücüyle veya “Umut Sarıkaya Tipi Mutsuzluk Tanımları” tarzında hayatın içinden fakat herkesin baktığı ama göremediği ayrıntıları yakalıyor olması da başka bir ayrıntı idi.

Son minvalde, okuması keyifli bir kitap. Onat Kutlar’ın İshak’ı gibi umarım yazarın da bu ilk ve tek öykü kitabı olmaz. İyi okumlar...
108 syf.
·3 günde·Beğendi
Muntazam cümleler sıradanlaşmış tramvatik hayatları bu derece güzel anlatabilirdi ancak. Her bir öykü ayrı bir dünya, ve hepsinin ardından uzaklara değil de en yakınımıza gidiyorsunuz. Herkesin bir şekilde yaşadığı, tanık olduğu ama dilegetirelemeyen olaylar. Kalemini çok samimi buldum. Dilerim devamı gelir.
108 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Benim için bu yılın son kitabı "Muhtelif Evhamlar Kitabı" oldu, öykülerle kapattım 2018'i. Mutsuz sonlar var bu öykülerde, karanlıkta kalmış hayatlar... 'Hayat kadar acı' denilen biberler gibi acı hayatlar... Yalnızlar, sessizler, kırıklar, harcanmışlar var. Şaşırtan bitişler, sonsuz döngüler var. Kimsenin bakmak istemediği, karanlık ve ürpertici tavan arasından aşağıya bırakılan, zarif bir mürekkeple yazılmış iç karartıcı sayfalar... Okunmalı, yüzleşilmeli. Tavsiyemdir. =)
108 syf.
·2 günde·10/10
Dışardan bakınca sıradan denilecek hayatları anlatıp olağandışı olduklarını farkettirecek iç içe geçmiş öykülerin içinde birinin sıradanlığı bir diğerininse acıları, dertleri, mutlulukları, düşüncelerine tanık oluyoruz. Öykülerde bir yaşama bakıyoruz, kendimizi evrenden milyarlarca kat büyütüp inceliyoruz, diğer bir öykünün içindeyse büyüttüğümüz kendimiz diğer bütün bir yaşanmışlık, acılar, dertler, mutluluk ve düşünceler ete kemiğe bürünüp sadece yoldan geçiyor, öylesine pencereden bakarken görünüyor. Öykülerin içinde böyle geçişler olmasına bayıldım. (Böyle orijinal, özgün şeylere anında tav oluyorum.)Bu bana ne kadar çok olduğumuzu, ne kadar önemli olduğumuzu, ne kadar bir hiç olduğumuzu düşündürdü. O yüzden bu öykülerin yeri bende başka olacak. Aslında ne kadar da birbirimizden uzağız da bir o kadar birbirimizle bağlantılıyız.

Öyküler arası alakanın dışında öyküler de pek bir hoş. Her biri bir çeşit evham bir çeşit hüzün. Bu kitap bana yolculukta eşlik ettiğinden midir nedir normal gücünden daha hüzünlü hissettirmiş olabilir. Yolum kitabı bitirmeye yetecek kadar uzun olsaydı kitabı kapatırken ağlardım belki. Kitap bitmedi ben de varılacak yere kadar tuttum kendimi.
108 syf.
·2 günde·10/10
Bu kitap hakkında yorum yapabilmeyi çok isterdim fakat o kadar muhteşem öykülerdi ki benim burada kullanacağım iki cümle bu harika kitabın karşılığı olmayacak. İç içe geçen ve boğazınızda bir hıçkırık bırakan harika vurucu öyküler var içerisinde. Özellikle ben ilk üç öyküye bayıldım. Açık söyleyeyim öyle edebi dille yazılmış yazılar beklemeyin. Ama benim için öykünün edebi olup olmaması değil, bende hissettirdiği duygular önemli. Sizde güzel öyküler okumak isterseniz bir kahve molasında bile okunabilir bir kitap isterseniz şiddetle tavsiyemdir. Çabuk okunduğunda bakmayın ama, suratınıza çaktığı yumruğun etkisi uzun sürecek.
108 syf.
·Beğendi·9/10
.
Uzun zamandır okuduğum en iyi öykü kitabıydı şüphesiz..Umarım sevgili yazarımız bizi daha fazla öksüz bırakmaz böyle güzel öykülerden de yeni bir kitap gelir..Zira 2015 yılından bu yana bir hareket yok sanırım..Kitaba gelirsek içerisinde 10 öykü var ve birbirine iliştirilmiş sanki..Bazı öyküleri okurken koca bir düğüm oldu boğazımda bazılarındaysa koca bir gülümseme..Nefisti..Israrla şiddetle tavsiyedir efendim okuyunuz
.
- "Var mı evlilik falan? "
- "Yok yahu, ne evliliği!" diyorum, çok önemli bir şeymiş de elde edememişim gibi. "Ama falanından biraz var."
Ömür İklim Demir
Sayfa 26 - YKY/ 9 BASKI ŞUBAT 2019
"Birçok şeyler gibi insanlar da kuyuya benzer. İçlerinde boğulabiliriz."

A. Hamdi Tanpınar
Ömür İklim Demir
Sayfa 34 - YKY/ 9. BASKI ŞUBAT 2019
Yani yalnızlık denen nane, öyle şarkılarda anlatıldığı gibi insanın üstüne gece vakti çökmüyor. Tam tersine gece vakti seyreliyor yalnızlık, hazmı kolaylaşıyor. Zor olan, güneşin parladığı öğle vakitleri, öğle sonraları, pazar sabahları, cıvıl cıvıl piknik yapılan ikindiler... Geceler güzel. Bu arada hava da iyice karardı. Oh be!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Muhtelif Evhamlar Kitabı
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
108
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750833533
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Öykü'nün imkânlarını ve inceliklerini alçakgönüllü ama yetkin bir dille birleştiren Ömür İklim Demir, ilk kitabı olan Muhtelif Evhamlar Kitabı'nda, "anlatsan şiir olacak" o anları, birbiriyle bağlantılı on hikâyeyle sonsuza taşıyor. Ömür İklim Demir'in öykülerinde, günlük yaşamın ve zorunlu ya da gönüllü temasların var oluşu lime lime eden "kurumsallığı" içinde huzursuzca çırpınan, muhtelif kuruntularla yontulan ve kalbini yalnızlıkla terbiye eden insanlar var; şu ya da bu mekânda, bugün ya da dün, öyle ya da böyle, birbirini ıskalayan insanlar: Çekirdek ailelerin yemek masalarındaki çatal-bıçak sessizliğinden aşktan başka her şeye dokunan kadın erkek ilişiklerine, toplumsal-kişisel trajedilerin hayatı "o âna" kilitleyen çaresizliğinden karanlık ofislerin ruhları uyuştura uyuştura eskiten "dokuz-altı" mecburiyetine... 

Kitabı okuyanlar 439 okur

  • Enes Kurtuluş
  • Öykü
  • Aysima SIRTMAÇ
  • Ece alagöz
  • Nihan Bayrak
  • birokurgunlugu
  • Fatma
  • Başak Sakallı
  • dilâ
  • Mehmet Raşit Arslan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%20.7
25-34 Yaş
%34.5
35-44 Yaş
%31
45-54 Yaş
%6.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.3
Erkek
%19.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22 (47)
9
%30.8 (66)
8
%29 (62)
7
%10.7 (23)
6
%3.7 (8)
5
%2.3 (5)
4
%0
3
%0.5 (1)
2
%0.9 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları