Mülkiyet Nedir?

9,0/10  (2 Oy) · 
7 okunma  · 
3 beğeni  · 
537 gösterim
Pierre-Joseph Proudhon (1809-1865): Anarşist tezleri ile tanınan ünlü Fransız düşünürü. 1840'da yayımlanan Mülkiyet Nedir? adlı ilk eserinde mülkiyeti hırsızlık olarak tanımlamasıyla ün kazandı. Bugünün toplumlarının da, hiyerarşik ilkel toplumların da varoluş koşulunun anarşi olduğunu öne süren Proudhon, 1848'de
Kurucu Meclis'e seçildi. 1849'da karşılıksız kredinin mümkün olacağını göstermek üzere halk bankasını kurdu. Ne var ki bu kurum çalışamadı. Daha sonra iktisadi konular yerine sosyal ve siyasi konularda çalışmaya yöneldi. Federasyon İlkesi Üzerine adlı eserini yayımladıktan bir süre sonra öldü.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2010
  • Sayfa Sayısı:
    282
  • ISBN:
    9789944888554
  • Çeviri:
    Devrim Çetinkasap
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Gamze Züleyha Üredi 
 12 Ara 2016 · Beğendi · 9/10 puan

Proudhon, otuz bir yaşındayken yüzlerce okuma, çeşitli gözlemler ve dikkatli incelemeler sonunda Besançon Akademisi’ne bir inceleme olarak yolluyor “Mülkiyet Nedir?”i ama tam bir çözüm olmaksızın toplum karşıtı doktrinler içermesi sebebiyle kabul edilmiyor akademi tarafından. Bu noktada gelişen birtakım süreçler var esasında, zira Proudhon bilinen şeyleri yepyeni bir üslupla yeniden sahaya çıkarırken “anarşizmi” de ortaya koyuyor; sayfa iyi yüz altmış bir:

“…-Öyleyse nesiniz?
-Anarşistim.”

Kitap beş bölümden oluşuyor; ilk iki bölüm daha çok tanımsal olarak ilerlerken üçüncü ve dördüncü bölümler, mülkiyetin inkarına dair haklı gerekçeler ile devam ediyor; son bölüm ise bir parça daha genel. Ve kitabın tamamını bitirmeden doğru yorumlar elde edebilmek pek de mümkün değil çünkü yazar, bir yerde beklentilerin çok çok üstüne çıkarken bir başka yerde beklentilerin seviyesine dahi yaklaşamayabiliyor.

Öncelikle, haklı bir eleştiri oluşturuşunu ve açıkça, olabilecek en basit örneklerle destekleyerek tanımlayışını ve talep edişlerini takdir etmek gerek. Kendisi de şöyle der, sayfa iki yüz kırk:

“Ayrıca okuyucularımdan hiçbirinin beni yıkmayı bilip de yapmayı bilmemekle suçlayacağını zannetmiyorum. Eşitlik ilkesini kanıtlayarak toplumsal yapının temellerini attım. Daha fazlasını da yaptım: Siyaset ve yasamaya dair sorunların çözümünde izlenecek yolun örneğini verdim”.

Buna rağmen, eksikliklerin hakikaten söz konusu olduğunu söylemeliyim. Proudhon, evet, müthiş bir eleştiri ile karşımıza çıkıyor; evet, gerçekten olabilecek en açık üslupla dikkatleri çekiyor ve elbette, evet, bunlarda olağanüstü bir haklılığı var; fakat hiçbir zaman işler bu şekilde yürümüyor. Kitaba başlamadan önce, M. Blanqui’nin (iktisatçı) bir mektubunu okuma fırsatı buluyoruz, bu mektup büyük önem taşıyor: Yazardan daha ölçülü, bilime tutunarak yazılagelen bir üçüncü inceleme (iki kez yazıyor, üslubunun ağırlığından ötürü) istiyor. Buradaki üslup özellikle dikkati çekmeli diye düşünüyorum. Bilime tutunmak, bahsettiğim sorunun çözümünü kendisiyle birlikte getiriyor aslında: Zira Proudhon’unki benim için gerçekten önemli bir eserken ve keza böylesine değerli düşünce ve birikimlere sahip bir şekilde yazılmışken yeterli gelemiyor; bilimin verdiği çözümlenebilme sürecinin eksikliğine şahit olmak zorunda kalıyoruz. Yine kendisi bu konuda, iki yüz otuz dokuzuncu sayfada, “Burada görevimin sona ermesi gerekiyor. Fakirin hakkını ortaya koydum, zenginin gaspını meydana çıkardım, adalet talep ettim: Hükmün tatbiki benim işim değil.” diyerek elini eteğini çekse ve mantıklı bir yol izlemiş gibi görünse de, noksanlık uzaklaşmış olmuyor.

Olumsuz bir başka yanı da, bir düşünce insanı olmasına karşın, kadınlara olan yaklaşımının korkunçluğu. Hangi çağda olursa olsun, bu kadar okuyabilmiş ve kendini böyle geliştirebilmiş birinin, “kadının toplum dışına itilmesi” (iki yüz otuz yedi) yani kendi deyimiyle bir eşya niteliğinde kullanılmasının daha elverişli olduğunu söyleyebilmesi, bir düşünüre yakışır nitelikte bir şey değil. Bir olguyu ya da olayı eleştirmek, çoğunluğa yönelik eleştirilerde bulunmak başkadır, “kadını toplumun dışına itme”yi teklif etmek tamamıyla başkadır. Yakıştıramadım.

Olumsuzlukları geçecek olursak, dikkatimi çeken bir başka şey, Fransızcada mülkiyetin sahip olduğu farklı iki anlam. Biri, bir şey üzerindeki mutlak denetim hakkını işaret ederken diğeri, “sahip olunan özellik” (kollara, bacaklara sahip olmak gibi) manasına geliyor. Bizde böyle bir anlam yok. Fakat kendi dilindeki anlamı, bu doğrultuda açıklama yapabilmek için kullanmış Proudhon. Mülkiyet, bir özellik değildir, onu bir özellikmiş gibi edinemezsiniz, kimsenin hakkı yoktur buna, diyor bir kelime oyunu yaparak (sayfa altmış dört). Bu hakikaten önemliydi.

Yine de, her şeye rağmen, çok mühim bir incelemeyle karşı karşıyayız. Bu onu, okunması gereken bir konuma sokuyor. Belki de olumsuz özellikleri için şöyle düşünebiliriz: Düşünmek için yol açıyor, yol gösteriyor; bugüne dek rahatsız olduğumuz fakat dile getiremediğimiz onca şeyi dile getiriyor. Öyleyse okuyalım ve düşünelim, düşünelim ve geliştirelim. Sayfa iki yüz kırk dokuz: “Toplumsallığın ilk şekli, ilk ifadesi olan kamuculuk toplumsal gelişmenin de ilk terimidir. Bu tezdir. Kamuculuğun zıddını ifade eden mülkiyet ise ikinci terim, yani antitez olacaktır. Çözüme ulaşmak için geriye üçüncü terimi, yani sentezi bulmak kalıyor.” Biz de öyle yapalım.

Çok dikkatli okumalar.

Kitaptan 71 Alıntı

cosmos 
01 Nis 2016 · Kitabı okuyor

Ruhbanlar ezelden beridir hükümdarın hizmetinde olmuşlar ve tanrılar daima siyasetçilerin istedikleri şekilde konuşmuşlardır.

Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 83 - İş Bankası)Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 83 - İş Bankası)
Gamze Züleyha Üredi 
06 Ara 2016 · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Terra, et aqua, et aere, et igne interdicti sumus.

"Topraktan, sudan, havadan ve ateşten men edildik."

Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 93)Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 93)
Gamze Züleyha Üredi 
08 Ara 2016 · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Özgür insan, aklını ve yetilerini kullanan, ihtirasla kör olmamış, korkuları tarafından güdülüp alıkonmayan, aslı astarı olmayan görüşlere kapılıp gitmeyen kişidir.

Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 132)Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 132)
cosmos 
28 Mar 2016 · Kitabı okuyor

Tanrı yeryüzünü insan türüne bahşetti: Peki bana neden bir pay düşmedi? Tanrı doğayı ayaklarımın altına serdi, ama benim başımı sokacak yerim yok!

Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 73 - İş Bankası)Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 73 - İş Bankası)
Gamze Züleyha Üredi 
05 Ara 2016 · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Günün birinde kendi kendime, toplumda neden bunca acı ve sefalet var diye sordum. İnsan ebediyen mutsuz olmaya mahkum mu? Reform girişimcilerinin kurnaz açıklamalarıyla yetinmedim; kimi gene sefaletten hükümetin gevşekliğini ve beceriksizliğini, kimi genel yozlaşmayı ve cahilliği sorumlu tutuyordu. Mahkemelerde ve basında sürüp giden sonu gelmez kavgalardan bıkıp meselenin derinine bizzat inmek istedim. İlim erbabına danıştım, felsefe, hukuk, siyasal iktisat ve tarihle ilgili yüz cilt kitap okudum: Bunca okumanın gerekmediği bir çağda yaşamış olmayı diledim! (...) Fakat söylemem gerekiyor ki, daha en başından, adalet, eşitlik, özgürlük gibi sıradan, ama kutsal kelimelerin manasını hiçbir zaman anlamamış olduğumuzu fark ettim. Tek tek bu kavramların her birine dair fikirlerimiz son derece bulanıktı. Ve aslında bu cehalet, hem bizi yiyip bitiren sefaletin ve hem de insan türünün üstüne çökmüş bütün felaketlerin tek sebebiydi.

Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 17 - 18)Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 17 - 18)
Gamze Züleyha Üredi 
06 Ara 2016 · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Her yandan seslerin yükseldiğini duyuyorum: Yaşasın emek ve endüstri! Herkese yeteneğine, her yeteneğe yaptığı işe göre diyorlar. Ve insanoğlunun dörtte üçünün yine soyulduğunu görüyorum: Sanki bir kısım insanın emeği, diğerlerinin emeği için musibet oluyor.

Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 90)Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 90)
Gamze Züleyha Üredi 
09 Ara 2016 · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Fransa'da teknik, sanat ve imalat dallarında çalışan 20 milyon işçi, insana yararlı her türden eşyayı üretiyor. Bu işçilerin yıllık ücretlerinin toplamı 20 milyar frank olsun. Fakat primler, ondalık vergiler, faizler, rüşvetler, kazançlar, çiftlik kiraları, ev kiraları, rantlar, türlü karlar şekline giren envai çeşit getiri ve mülkiyet hakkı sebebiyle, mülk sahipleri ve patronlar toplam üretime 25 milyar değer biçiyor. Bu ne manaya geliyor? Yaşamak için bu ürünleri satın alan işçilerin 4'e ürettiklerini 5'e almaları veya beş günde bir oruç tutmaları gerektiği manasına geliyor.

Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 183 - 184)Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 183 - 184)
Gamze Züleyha Üredi 
06 Ara 2016 · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"...Salt hoşgörü demiyorum, saygı diyorum; zira bir hakkı hoş görmek değil, ona saygı göstermek gerekir."

Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 67 - Victor Cousin)Mülkiyet Nedir?, Pierre - Joseph Proudhon (Sayfa 67 - Victor Cousin)