·
Okunma
·
Beğeni
·
3.699
Gösterim
Adı:
Mürebbiye
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752895027
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Doğu ve Batı. Ne Doğuyu ne Batıyı gerçekten kavramış insanlar...

Adı da yüzü de melek gibi olan Anjel ve onun şeytani planları!

Fettan, hafifmeşrep Matmazel Anjel, Batı hayranlığının iyiden iyiye hissedildiği dönemlerin başında, bir Osmanlı konağında! Konak sakinlerinin birbirine düştüğü, trajikomik durumları, cinsellik sosu ve siyasi göndermesi bol, acı bir ibret romanı... Hüseyin Rahmi'nin usta kaleminden...

"Yarım yüzyıldır dinmez bir ilgiyle Hüseyin Rahmi okuyorum. Onun ölümsüz eserlerinde, var olduğumuz toplumun yalnız yakın çağları değil, bugünü yarını da yaşıyor. Gelecek zamanı dünden böylesine görebilmiş Hüseyin Rahmi'yi -itiraf edeyim ki- hep kıskandım. Bütün bu romanların acı kahkahalar olduğunu kim inkâr edebilir?"
-Selim İleri-
  • 172 syf.
    ·3 günde·Beğendi·7/10
    Fransada kötü ve haysiyetsiz bir hayat süren ve yaşamına devam edebilmek için fahişelik yapan Anjel'in yolu bir şekilde Osmanlı Devleti'ne düşer. Burada da işler istediği gibi gitmeyince mürebbiyelik yapmak zorunda kalır; Dehri Bey'in evine yerleştir. Ancak Anjel'in gözü yükseklerdedir ve kısa yoldan zengin olma hayalleri için erkekleri kullanmaktan çekinmez. Böylece, evin erkekleri ve Anjel arasında eğlenceli bir macera başlar.
    Kitabın özellikle son bölümleri oldukça hareketli geçiyor ve finalde herkesi güzel bir sürpriz bekliyor.
    Özünde yanlış batılılaşmayı ve yanlış modernleşmeyi nükteli bir dille işlemiş ve dönemin ahlaki çöküşünün üzerine oturtmuş. Nükteli ve eğlenceli bir anlatımı var, kısa cümleler çok detaylı olmayan tasvirler ve bolca kullanılan diyaloglarla keyifli bir anlatım yakalanmış. Natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden biri olan yazar, bu kitabında da gerçeklikten faydalanarak doğal bir anlatım tarzıyla hem sadelik hem de akıcılık yakalamış. Günlük dilde, sohbet tarzında yazılmış ve okunması oldukça kolay.
    Romanda beni rahatsız eden tek şey şuydu; bazı yerlerde hikayenin akışını keserek konuyla çok alakasız başka bir şeye geçiş yapılıyordu. Mesela hiç ilgisi olmayan bir yerde bir tiyatro metninden, ya da bir bitkinin büyüme aşamalarından bahsediliyordu. Bu durumun konu bütünlüğünü biraz sekteye uğrattığı kanaati taşıyorum.
    Mutlaka okuyun diye tavsiye edebileceğim bir roman değil. Açıkçası Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç benim daha çok hoşuma gitmişti. Ama Türk klasiklerini okumak istiyorsanız listelerinize eklemelisiniz diye düşünüyorum.
    Sevgiyle. :)
  • 162 syf.
    ·6 günde
    Kitabın konusunu bildiğimden pek isteyerek okuduğum bir kitap olmadı ama Türk Edebiyatı Klasikleri serisini eksiksiz okuma kararı vermem nedeniyle kitap seçme lüksümü rafa kaldırdım. Evet Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçtan sonra serinin 2. kitabı yine Hüseyin Rahmi.
    1899 yılında basılan kitap dönemdeki ahlaki çöküntüyü gösteriyor. Evdeki ufaklıklara Fransızca öğretmesi için konak getirilen Fransız Anjel (ki kendisi memleketindeyken fahişelik yapan biri) kendisini konak ahalisine masum biri olarak gösterir. Fakat şeytan eline su dökemez hani öyle biri. Yavaş yavaş ev ahalisinin erkeklerini baştan çıkarır ve evdeki üç erkeği de idare etmeye başlar. Tabi romanın sonunda yazarımız Anjele bir sürpriz hazırlıyor. Korkum o ki bir senarist bu kitabı okurda dizi yapar. Malum bizim halkımız sever böyle entrikaları.
    Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç çok daha iyiydi net.
  • 172 syf.
    ·6/10
    Medeniyeti yanlış anlamanın neticesi "modern" denilen sahalara da bir o kadar kötü sebepler doğuruyor. Tanzimat döneminin klasik konularından biri olan yanlış batılılaşmayı esere yansıtmış yazar. Güçlü bir dili, aydınlık bakış açısı ile...
    Ara ara konuyla ilgili bilgi vermesi bazen sıkıyor bazen de romanın sürükleyiciliğini bozuyor olsa da bir Türk klasiği olarak okunması gereken bir eser.
  • 172 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Yalanın sözlü olanı bir ahlak zayıflığı sayılırken kalemle olanının hüner sayılması kitap şeklinde para ile satılması medeniyetin ilerlemesinin yazarlara bahşettiği garip bir ayrıcalıktır.
  • 172 syf.
    Hüseyin Rahmi dilini çok beğendiğim bir yazar. Kitap çok eğlenceli ve akıcı. Sıkılmadan okuyacağınız, okuduktan sonra iyiki okumuşum diyeceğiniz, yazarın başka kitaplarını da okumaya can atacağınız bir kitap.
  • 172 syf.
    ·2 günde·9/10
    Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türk edebiyatının popüler roman anlayışının en büyük temsilcilerinden biridir. Emile Zola'dan etkilenen büyük usta, aynı zamanda Türk edebiyatında sokağı edebiyata taşıyan yazar olarak da bilinir. Servet-i Fünûn topluluğunun etkin olduğu bir dönemde yaşadığı için Ahmed Midhat Efendi tarzını benimsemiştir. Bu açıdan bakacak olursak, kısa bir süre önce okuduğum, Ahmed Midhat Efendi'nin değerli bir kitabı olan Felâtun Bey İle Râkım Efendi romanı ile Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kitabı olan Mürebbiye, üslup ve içerik olarak oldukça benzerlik gösterdiğini söyleyebilirim.

    Mürebbiye adlı romanda baştan söylemek gerekirse, böyle şaşırtıcı ve güldürücü bir son beklemiyordum. Resmen ustalığını konuşturmuş Hüseyin Rahmi Gürpınar...

    Mülkiye memurluğundan emekli olan Dehri Efendi, 65 yaşlarında, varlıklı, geleneğe göreneğe bağlı, bilim-fen ve tekniğe meraklı biridir. Aile reisi olarak katı biri olan Dehri Efendi’nin Fransızcası pek iyidir.

    Sadri Bey, Dehri Efendi’nin kızı Melahat ile iç güveysi olarak evlenir. Dehri Efendi zamanın geleneğine uyarak kızları, damadı, kardeşleri ve oğluyla birlikte oturmaktadır. Dehri Efendi’nin ikinci karısından olma çocuklarına “Matmazel Anjel” adlı bir Fransız mürebbiye tutulur. Bu mürebbiye Paris’te babasız dünyaya gelmiştir ve kendisi de babasız bir çocuk doğurur. Paris’te tanıştığı bir iş adamı onu İstanbul’a getirir. Erkekleri nasıl baştan çıkaracağını bilen fettan bir kadındır. Köşkteki yaşam ona durgun, monoton, bağnaz geldiği için çok sıkılır. Kendine eğlence bulmaya karar verir. Yalıdaki üç erkeği de yani Dehri Efendinin 18 yaşlarındaki oğlu Şem’i’yi, damadı Sadri Bey’i, kardeşi Kambur Amcayı tuzağına düşürür. Onları birbirlerine hissettirmeden idare eder. Bunu da her gece farklı kişiye randevu vererek başarır. Fakat bu iş sonuna kadar böyle tıkırında gitmez.

    Kahya Eda Kadın bir süredir sofadaki lambanın erken sönmesinden kuşkulanır. Olup biteni gözetlemeye başlar. Bir gece Anjel’in verdiği randevuya geleceği günü şaşıran Kambur Amca sofada Kahya Eda Kadını görünce kendini sofadaki kadife örtülü, yuvarlak masanın altına zor atar, oradaki iki kişiyle tokuşunca Anjei’e gelmiş olan iki kişiyi daha görmüş olur.

    Bu arada erkeklerin odasının boş olduğunu gören Kahya Eda Kadın, Dehri Efendi’ye Anjel’in odasına baskın yaptırır. Oysa erkekler Anjel’in odasında değil sofadaki masanın altındadır. Anjel’in odasında kimse bulunamayınca Kahya Eda Kadın iftiracı durumuna düştüğü için işten atılır.

    Şem’i, Anjel’i kıskandığı için eniştesi Sadri’yle amcası Kambur Amcayı koruda döver. Aşçıbaşı Tosun, Anjel’in odasını uzun zamandır bahçedeki sakız ağacından gözetlemekte kimlerle birlikte olduğunu, neler yaptıklarını bilmektedir.

    Şem’i amcasını ve eniştesini dövdükten sonra aşçıbaşı Tosun’a susuz rakı içirip tüm ayrıntılar hakkında bilgi sahibi olur. Anjel’in kendi gururuyla oynamasına bozulur ve bir gece yarısı Anjel’i hançer ile öldürmeye karar verir. Gündüzden Anjel’in odasının menteşelerini gevşetir, gece yarısı geldiğinde omuz atarak kapıyı kırar içeri girer. Anjel yatağından çıkmış korkuyla titremektedir. Odada Anjel’den başkası yoktur. Şem’i aynalı dolapta biri olduğundan şüphelenir. Aynalı dolabı açtığında karşısında babası Dehri Efendi’yi görür, ikisi de şaşkınlık içerisindedir. Hem mürebbiye hem de Şem ve babası Dehri Efendi bayılır ve perde kapanır...

    Başkahramanımız Anjel bir Fransız olduğundan ve yazarın yaşadığı dönemde batıdan etkilenmesinden dolayı oldukça fazla Fransızca kelimeler içerdiğini söyleyebilirim Mürebbiye'nin. Ve Türk edebiyatının büyük yazarlarından olan Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Mürebbiye adlı romanını okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Türk Klasiklerini okuyalım, okutalım...

    S.Y.
  • 192 syf.
    ·19 günde·6/10
    Türlü düşkün hayatından sonra bir yalıya sözde Mürebbiye olarak girmiş Fransız Anjel ve bir kadının güzelliği karşısında gözleri kör olacak kadar aşık olmuş üç adam. Her birinin mahareti farklı. Biri yaşlı bir kambur, diğeri evli ama karısını aldatan zampara, biri toy ve cahil evin oğlu... Ve tüm bunları parmağında topaç gibi çeviren; güzelliği, bakışları insanın başını döndüren kurnaz mürebbiye...
    Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın okumuş olduğum üçüncü eseri... Kitapların genel işleyişi aynı; dönemin batı anlayışı ve batıya müthiş düşkünlük, batılılara benzeyeceğim derken girilen rezil haller ve gülünç durumlar ve tüm bunları yer yer komik bazen de trajik anlatan bir kitap...
    Bazı sayfalarda insana kahkaha bile attıran kitabı okumanızı tavsiye ederim.
    Bu arada kitabın sonunda bayılan dördüncü kişi umarım siz olmazsınız.
    :)
  • 172 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Hüseyin Rahmi Gürpınar artık "daha çok yazsa hep okusak" dediğim yazarlar listesine girmeyi başardı. Kendisi 1944 yılında vefat etmiş. Ama baktığımız zaman kitaplarını yazdığı tarihler hep 20.yüzyılın başlarına tekamül ediyor.

    Aradan 100 yıl geçmiş ama ben kitaplarını okurken günümüzde sorunlarını hala görüyorum. Yani toplumumuz hala bir adım bile öteye varamamış. Her kitapta başka bir yaraya değinen yazarımız bu seferde ahlak olgusu üzerinden bir hiciv eseri ortaya koymuş.

    Yanlış Modernleşmeyi eleştiren kitabımızda Fransa'da fahişelik yapan Anjel isminde kızımızın İstanbul'da Ev Reisi çok namuslu bir evde mürebbiyelik yapmasını anlatıyor. Kızımızın adı 'Melek' anlamına geliyor ama karakteri hiç de öyle değil. Evin Yaşlı Amcası , Damadı ve Küçük beyinin kıza aşık olması ve kızın bu 3 aşığı parmağında oynatması çok eğlenceliydi. Kitabı burada uzun uzun anlatmak çok hoş olmaz okumayan kitapseverler'in hakkına girmek istemiyorum.

    Ahlak dediğimiz şey her zaman bizim toplumuz için hep bacak arasında , ten üstünde ve ten birleşmesinde olmuştur.Oysa namus dediğimiz şey her zaman düşüncededir. Bir insanın düşüncesi çok kirliyse o zaten her türlü namussuzluğu yapabilir. 2 insanın el ele tutuşmasını namussuzluk zina diye belirten o sahte ulemalara diyorum. Onların arasında bunları gizliden gizliye yapanlar yok mu? Milletin eleştirip daha beterini yapan hacı ağalar yok mu? Sandığımızdan daha fazlalar. Modernleşme ne açılıp saçılmak ne de başka kültürleri örnek alarak karalara bürünmektir. Modernleşme bilim ve dini aynı çizgide dengede tutmaktır. Yani kısaca bilinçli bir birey olarak yaşamaktır.

    İnsan ahlak ve namusu korumak istiyorsa bunun yolu zihnini kötü düşüncelerden korumaktan geçer her zaman.
  • 172 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Ah Anjel Ah!

    Kitap İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=JX8hclgT_9U

    Anjel (Angela yani melek) Fransız bi' kadın. Mesleği fahişelik olan bu kadının bir gün yolu İstanbul'a denk geliyor. Tabii o arada da başından olaylar falan geçiyor ama işte bi' şekilde geliyor :D Sonra da açlıktan ölmemek için ne yapayım ne yapayım derken Türk ailelerinden birisine kapak atıyor. Mürebbiye olarak...

    Güya ailenin çocuklarına Fransızca öğretecek :D
    Birkaç gün dayanıyor dayanıyor sonra dayanamıyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar bana hep komik geliyor bu kitabında da öyle oldu. Bizim Anjel evdeki bütün erkekleri kendisine hayran bırakıp aşık ediyor.
    Sonra da zaten olaylar başlıyor. (Kitabın sonu efsaneydi!)

    Bence güzel bi' hikayeydi ve okurken zevk aldım. Mükemmel! Kesinlikle okumalısınız demiyorum :D ama bence okunabilecek türden keyifli bir kitaptı.

    Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mürebbiye
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752895027
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Doğu ve Batı. Ne Doğuyu ne Batıyı gerçekten kavramış insanlar...

Adı da yüzü de melek gibi olan Anjel ve onun şeytani planları!

Fettan, hafifmeşrep Matmazel Anjel, Batı hayranlığının iyiden iyiye hissedildiği dönemlerin başında, bir Osmanlı konağında! Konak sakinlerinin birbirine düştüğü, trajikomik durumları, cinsellik sosu ve siyasi göndermesi bol, acı bir ibret romanı... Hüseyin Rahmi'nin usta kaleminden...

"Yarım yüzyıldır dinmez bir ilgiyle Hüseyin Rahmi okuyorum. Onun ölümsüz eserlerinde, var olduğumuz toplumun yalnız yakın çağları değil, bugünü yarını da yaşıyor. Gelecek zamanı dünden böylesine görebilmiş Hüseyin Rahmi'yi -itiraf edeyim ki- hep kıskandım. Bütün bu romanların acı kahkahalar olduğunu kim inkâr edebilir?"
-Selim İleri-

Kitabı okuyanlar 560 okur

  • Z. Y
  • Cigdem Zehra
  • Elif
  • Freya
  • Isabel lavin
  • İlknur Çetin
  • Petrichor
  • DenizBedir

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.6 (1)
6
%1.1 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0