·
Okunma
·
Beğeni
·
3.632
Gösterim
Adı:
Mürebbiye
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752895027
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Doğu ve Batı. Ne Doğuyu ne Batıyı gerçekten kavramış insanlar...

Adı da yüzü de melek gibi olan Anjel ve onun şeytani planları!

Fettan, hafifmeşrep Matmazel Anjel, Batı hayranlığının iyiden iyiye hissedildiği dönemlerin başında, bir Osmanlı konağında! Konak sakinlerinin birbirine düştüğü, trajikomik durumları, cinsellik sosu ve siyasi göndermesi bol, acı bir ibret romanı... Hüseyin Rahmi'nin usta kaleminden...

"Yarım yüzyıldır dinmez bir ilgiyle Hüseyin Rahmi okuyorum. Onun ölümsüz eserlerinde, var olduğumuz toplumun yalnız yakın çağları değil, bugünü yarını da yaşıyor. Gelecek zamanı dünden böylesine görebilmiş Hüseyin Rahmi'yi -itiraf edeyim ki- hep kıskandım. Bütün bu romanların acı kahkahalar olduğunu kim inkâr edebilir?"
-Selim İleri-
172 syf.
·5 günde·8/10
Hüseyin Rahmi Gürpınar sen ne kral adamsın okuduğum her kitap ayrı bir tat ayrı bir komedi ya cidden güzel ama arada bi konuya girişler vede bazen uzun uzun açıklamalar yapmasan daha güzel olurdu. Yazarın her kitabı ayrı bir güzel bu kitabı da güzeldi yer yer gülerek okudum. Kitap hakkında pek bişey söylemek istemiyorum ama çok kısa bahsedecek olursak yalıda mürebbiyelik yapan Anjel isminde Fransız bi kadın ve yalıda bulunup ona aşık olan 3 erkek ve daha neler neler... Harika bir macera sizi bekliyor. Açıkcası okuyup siz keyif alın ve tadını çıkarın istiyorum o yüzden fazla bahsederek kitabın heyecanını kaçırmayalım ama bu aşk üçgeninde cidden süpriz bir son sizi bekliyor. Nasıl heyecanlandınız dimi o zaman hemen okumaya başlayın kitabı hadi. Keyifli okumalar. Kitapla kalın sevgiyle kalın mutlu kalın...
172 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kitabın konusundan çok bahsetmeyeceğim sadece Dehri Bey’in evine mürebbiye olarak giren Anjel’in yetinmeyerek gözünün yükseklerde olması, zengin olma çabası yüzünden evdeki erkeklerle eglenceli bir macerası başlar. Kitabın sonu benim için süpriz oldu böyle bir son beklemiyordum çok şaşırdım. Yanlış batılılaşmayı ve ahlaki çöküşü eglenceli bir dille kısa ve öz bir şekilde anlatılmış. Kesinlikle okunması gerekir mi emin değil ama türk klasiklerini tamamlıyorsanız ekleyebilirsiniz keyifle okumalar
172 syf.
·Beğendi·8/10
Fransa'da fahişe bir anneden doğan gayrimeşru Anjel annesinin yolunu takip eder ve onun kaderini yaşar. Hamile kalır ama bebeğini kimseye kabul ettiremez. Bebeğini bırakarak İstanbul'a gider. Yalancılığına ve riyakarlığına şahit oluruz Anjel'in. Dini kılıf olarak kullanarak geleneklerine bağlı olan Dehri Efendi'nin konağına mürebbiye olarak girer. Dehri Efendi dinine bağlı(!) , masum(!)olan bu hanımefendiyi el üstünde tutar. Ancak Anjel'in amacı çocuklara Fransızca öğretmek değildir. Konaktaki bütün erkekleri etkileyip para elde etmektir. Konaktaki entrikalara şahit olacaksınız kitap boyunca.
Kitap kolay okunacak türden. Sevmediğim iki yönü oldu. Birincisi içerisinde çokça Fransızca kelime/cümle kullanmış yazar. Bu anlatımın akışını biraz bozuyordu. İkincisi ise ara ara konunun dışına çıkıp ek bilgiler verme gereği duydu. (Mantarlar hakkında bilgiler vs). Bu da akışa çok uygun olmadı. Sıkıldım bunları okurken. Onun dışında anlatımını, olay örgüsünü, karakterleri işleyişini beğendim.
Roman Tanzimat dönemi yanlış batılılaşmanın, yanlış modernleşmenin aileler içinde oluşturduğu ahlaki çöküntüleri nüktedan bir tarzda nazarımıza veriyor. Sırf dönemin içinde moda olduğu için mürebbiye tutan insanların uğradığı enkazlara, öğretmenlige dair hiçbir eğitim almamış, vasıfsız mürebbiyeler elinde yetişen çocuklara değiniyor yazar.
Şem'i, Sadri ve Amca Bey üçlüsü arasında dolanan bu aşk hikayesinin sonu sizi epey bir şaşırtacak.
Keyifli okumalar diliyorum..
172 syf.
·2 günde·8/10
Hüseyin Rahmi Gürpınar bu kitabında bir nevi kültürel bir karmaşayı işlemektedir. Matmazel Anjel adındaki Paris'te doğup büyümüş sefil bir kadının,İstanbul'daki mürebbiyelik işinde yaptığı gönül eğlencelerini ve sonuçlarını konu edinmiştir. Her ne kadar konusu hakkında fikrim olsa da çok fazla sıkılmadan okuduğum bir kitap oldu. Kitabın yazıldığı yılların toplumsal fikirlerine de yer verdiğini düşünüyorum. Bu sebeple hem eğlenceli hem de o zamanın bazı fikirlerine bir miktar da olsa ışık tutabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okumanızı tavsiye ederim. Mürebbiye Hüseyin Rahmi Gürpınar
192 syf.
·19 günde·6/10
Türlü düşkün hayatından sonra bir yalıya sözde Mürebbiye olarak girmiş Fransız Anjel ve bir kadının güzelliği karşısında gözleri kör olacak kadar aşık olmuş üç adam. Her birinin mahareti farklı. Biri yaşlı bir kambur, diğeri evli ama karısını aldatan zampara, biri toy ve cahil evin oğlu... Ve tüm bunları parmağında topaç gibi çeviren; güzelliği, bakışları insanın başını döndüren kurnaz mürebbiye...
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın okumuş olduğum üçüncü eseri... Kitapların genel işleyişi aynı; dönemin batı anlayışı ve batıya müthiş düşkünlük, batılılara benzeyeceğim derken girilen rezil haller ve gülünç durumlar ve tüm bunları yer yer komik bazen de trajik anlatan bir kitap...
Bazı sayfalarda insana kahkaha bile attıran kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Bu arada kitabın sonunda bayılan dördüncü kişi umarım siz olmazsınız.
:)
172 syf.
·Puan vermedi
Mürebbiye, bir çocuğun eğitim ve bakımıyla görevlendirilmiş kadın. Bir dadının aksine çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak yerine çocukların eğitimi ile ilgilenir. Yani iyi eğitimli, bilgili, görgülü ve kültürlüdür.
Bizim mürebbiyeye gelirsek o bu tanımın tamamen dışında kalıyor. Anjel Fransa da yaşayan, kötü ahlâk sahibi bir kadın. Gün gelir Osmanlı'ya  yolu düşer ve kendini ahlâk abidesi gibi gösterir. Dehri Bey'in evine mürebbiye olarak yerleştir. Yerleşir yerleşmesine lakin huylu huyundan vazgeçmez. Eeeee evde amca, damat ve evin oğlu olunca Anjel için " körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz" atasözü yerini bulmuş olur. Ama sonu tamamen şok.
Yazar yanlış batılılaşmayı, ahlâkî çöküşü natüralist kişiliği ile okuyucuyu yormadan, sıkmadan güzel bir şekilde  gözler önüne sermiş.
208 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Gülün! İçinizden geldiği gibi gülün!
Trajikomik bir hikaye...
Bir hayat kadını olan, hafif meşrep Anjel Fransa 'da hamile kalır. Çocuğuna bir baba bulamaz uğraşır didinir çocuk üzerinden para koparacak kadar cingöz ve ahlak yoksunu bir kadındır. Çocuğu sayesinde kopardığı paraları Fransa' da güzelce çarçur eder, çocuğu da babaannesine bırakır gider. Sonra bir iş adamının metresi olarak İstanbul'a gelir. Ancak kadın arsızdır ve durmaz. Adamı başkasıyla aldatınca kendisini kapının önünde bulur ve İstanbul'da bir başına kalıverir. Çok oyuncu bir kadındır Anjel. Bulduğu bir Fransız aileye kendini acındırıp iş ister. Kendisini mürebbiye olarak işe alacak bir aile bulunur.
Tabiki Anjel, ahlaklı, eğitimli kibar ve görgülü bir Fransız mürebbiyesi olarak girdiği Dehri Efendi yalısında işleri yine karıştırmayı başarır.
İşi ruhuna işlemiş bir kadın düşünün. İşte o Anjel.
Tüm yalıda edepli imanlı ve dini bütün bir Hristiyan imajı çizerken aslında kendine paravan hazırlar. Dehri Efendinin ilk hanımından olan oğlu Şemi, kızının kocası Sadri ve kendi kardeşi Amca Bey Anjel'in aşk tuzağına düşerler.
Bu saatten sonra konakta işler karışır.
Anjel daha öğrenci olan Şemi'yi, karısını pek sevmeyen Sadri'yi ve Amca Bey'i belirli zamanlarda odasına alır.
Sonunda işler kördüğüm olur elinde patlar. Lakin her şeyin farkında olan evin kahyası Eda Hanım, Anjel'in ipliğini pazara çıkarmak ister lakin Anjel sivri zekasıyla bu işten kurtulur ve Eda hanımı yalıdan kovdurur.
Komedya ama nasıl komedya. Bir kadın ki nasıl bir kadın. Hepsini kukla gibi elinde oynatmış bir Anjel.
Hikayenin sonunda Şemi tüm gerçekleri aşçı başının gördüklerini anlatmasıyla öğrenir. Pek tabii Anjel'in kapısına dayanır....
Bundan sonraki son sahne ise evlere şenlik cinstendir.
Odaya girer, hatta odayı basar gördüğü manzara inanılmazdır.
Okuyun okutun ve gülün güldürün.
172 syf.
·6 günde·8/10
Merhaba dostlar
.
Bu ayın Türk edebiyatı klasiği olarak elimde bulunan son klasik olan Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Mürebbiye adlı kitabını #okudumbitti
.
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı olduğu için anlatımına epey aşina oldum. Kinayeli, yer yer de esprili dili sayesinde kitap su gibi akıyor. Gürpınar kesinlikle çağının çok ötesinde, usta bir kalem Kitabın alt metninde, yazarın pozitif bilimlere verdiği önemi, Avrupanın edebi ve felsefi tarihini yakından takip ettiğini görmek mümkün.
.
Kitabın konusu ise şöyle.
Fransada annesinden miras aldığı mesleği fahişelik ile geçimini sağlayan Anjel'in yolu İstanbul'a düşer. Bu güzel ve bir o kadar da kurnaz kadın kendisini Dehri Efendinin konağına mürebbiye olarak aldırmayı başarır. Fakat bu şekilde geçimini sağlayamayınca kendine verdiği sözü tutamayıp anne mesleğini konaktaki erkekler üzerinde icra etmeye kalkışır. Ev ahalisi Anjel'in aşkı için birbirine düşer, işler iyice karışır.
Finalde ise öngörülebilir de olsa bir sürpriz beklemektedir sizi.

Biraz Yedi Kocalı Hürmüz, biraz Türk orta oyunu tadındaki bu romanı eğlenerek okudum. Size de tavsiye ederim
.
Sevgiler
.
#sevkitapları
172 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Mürebbiye, Hüseyin Rahmi'den okuduğum üçüncü ve maalesef tek beğenmediğim kitap
Anjel adlı mürebbiyemiz Fransız'dır. Oradaki yaşamında kötü yola düşmüştür, buraya geldiğinde ise büyük bir konağa mürebbiye olarak girer.. İlgi odağı olmayı sevdiğinden evin erkeklerini parmağında oynatır ve bu oyun pembe dizi misali trajik bir olaya döner.. Yazıldığı dönemde belki ilginç bir kurgu olarak görülmüş ve ilgi görmüştür fakat bizim dönemimizin klişe entrika dizilerinden farkı yoktu, açıkçası bitirmek için okudum. Bu tür diziler-romanlar ilginizi çekiyorsa önerebilirim ama kesinlikle benim tarzım ve tercihim değil
172 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Anjel güzel kadın.Alımlı,kime baksa yakar ateşiyle.
Yakar yakmasına da sonunda kendi yanacak,pek acı.
Kim cefa çekmemiş ki haksız sefadan sonra.
Hem kolay mı öyle tereyağından kıl çekmek?
Sen ki gözlerini dikmişsin senin olmayana, hayır haber gelir mi gökten sana?
.
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker elbet ama akılsız yüreğin cezasını yine yürek çeker.
Mürebbiye Anjel’i seven mi? İşte Hüseyin Rahmi de onu anlatıyor.
.
Sadece ava giderken avlananı anlatmıyor,avcının hanesine de sokuyor bizi Gürpınar. Karakterler ne kadar hata yapsa kızacağımıza, güldürüyor bizi. Parmağını sallayarak değil,gökten üç elmanın düştüğü masallar dinleterek değil, o elmanın kaç baş yardığını göstererek yapıyor bunu..
Bize de o elmaları yemek düşüyor.
172 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Hüseyin Rahmi Gürpınar artık "daha çok yazsa hep okusak" dediğim yazarlar listesine girmeyi başardı. Kendisi 1944 yılında vefat etmiş. Ama baktığımız zaman kitaplarını yazdığı tarihler hep 20.yüzyılın başlarına tekamül ediyor.

Aradan 100 yıl geçmiş ama ben kitaplarını okurken günümüzde sorunlarını hala görüyorum. Yani toplumumuz hala bir adım bile öteye varamamış. Her kitapta başka bir yaraya değinen yazarımız bu seferde ahlak olgusu üzerinden bir hiciv eseri ortaya koymuş.

Yanlış Modernleşmeyi eleştiren kitabımızda Fransa'da fahişelik yapan Anjel isminde kızımızın İstanbul'da Ev Reisi çok namuslu bir evde mürebbiyelik yapmasını anlatıyor. Kızımızın adı 'Melek' anlamına geliyor ama karakteri hiç de öyle değil. Evin Yaşlı Amcası , Damadı ve Küçük beyinin kıza aşık olması ve kızın bu 3 aşığı parmağında oynatması çok eğlenceliydi. Kitabı burada uzun uzun anlatmak çok hoş olmaz okumayan kitapseverler'in hakkına girmek istemiyorum.

Ahlak dediğimiz şey her zaman bizim toplumuz için hep bacak arasında , ten üstünde ve ten birleşmesinde olmuştur.Oysa namus dediğimiz şey her zaman düşüncededir. Bir insanın düşüncesi çok kirliyse o zaten her türlü namussuzluğu yapabilir. 2 insanın el ele tutuşmasını namussuzluk zina diye belirten o sahte ulemalara diyorum. Onların arasında bunları gizliden gizliye yapanlar yok mu? Milletin eleştirip daha beterini yapan hacı ağalar yok mu? Sandığımızdan daha fazlalar. Modernleşme ne açılıp saçılmak ne de başka kültürleri örnek alarak karalara bürünmektir. Modernleşme bilim ve dini aynı çizgide dengede tutmaktır. Yani kısaca bilinçli bir birey olarak yaşamaktır.

İnsan ahlak ve namusu korumak istiyorsa bunun yolu zihnini kötü düşüncelerden korumaktan geçer her zaman.
208 syf.
·Puan vermedi
Çok eğlenceli bir kitaptı dilinde çok ağır olmamakla birlikte keyifliydi. Okunur mu elbette okunur hemde. Tavsiye olunur ️️️
Âhh Kaç kitap sığdırabilirim ki şu ahîr ömrüme .......
Fizyolojide "gülme" ile "ağlama" arasında, bazı hallerde, fark yok gibidir. İkisi de sinir zayıflığından ileri gelir. Eğer ağlamakla ahlak düzelseydi, dünyada çocuklardan uslu akıllı kimse bulunmazdı.
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Sayfa 33 - Özgür yayınları
Tiyatroda ağlamak gülmenin bir diğer çeşididir. Zaten fizyolojik bakımdan gülmek ve ağlamanın bazı durumlarda farkı yok gibidir. İkisi de sinir zayıflığından ileri gelir... Eğer ağlamakla ahlak düzeltmek mümkün olsaydı dünyada çocuklardan uslu akıllı kimse bulunmazdı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mürebbiye
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752895027
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Doğu ve Batı. Ne Doğuyu ne Batıyı gerçekten kavramış insanlar...

Adı da yüzü de melek gibi olan Anjel ve onun şeytani planları!

Fettan, hafifmeşrep Matmazel Anjel, Batı hayranlığının iyiden iyiye hissedildiği dönemlerin başında, bir Osmanlı konağında! Konak sakinlerinin birbirine düştüğü, trajikomik durumları, cinsellik sosu ve siyasi göndermesi bol, acı bir ibret romanı... Hüseyin Rahmi'nin usta kaleminden...

"Yarım yüzyıldır dinmez bir ilgiyle Hüseyin Rahmi okuyorum. Onun ölümsüz eserlerinde, var olduğumuz toplumun yalnız yakın çağları değil, bugünü yarını da yaşıyor. Gelecek zamanı dünden böylesine görebilmiş Hüseyin Rahmi'yi -itiraf edeyim ki- hep kıskandım. Bütün bu romanların acı kahkahalar olduğunu kim inkâr edebilir?"
-Selim İleri-

Kitabı okuyanlar 548 okur

  • Cigdem Zehra
  • Elif
  • Freya
  • Isabel lavin
  • İlknur Çetin
  • Petrichor
  • DenizBedir

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.6 (1)
6
%1.2 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0