Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler

·
Okunma
·
Beğeni
·
25,4bin
Gösterim
Adı:
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
148
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753550383
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayınları
Baskılar:
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada "müslümanca düşünme"nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli "malumat"a sahip olmak, "müslümanca düşünmek için yeter mi? İslâm özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı? Edebiyat ve özellikle öykü alanındaki başarılı ürünleriyle de tanınan Rasim Özdenören, bu önemli sorunları kuşatıcı bir perspektifle gündeme getirmekte ve sahip olduğu zengin birikimini başarıyla işleyerek, tartışmaktadır. 

Kitap, bilgi, inanç ve değer alanlarına ilişkin olarak müslümanca düşünmenin nasıl başarılabileceği konusunda önemli yaklaşımlar içeriyor.
168 syf.
·55 günde·8/10 puan
Edebiyat dünyasında her biri Kahramanmaraş'lı olan yedi güzel adamdan biri olan Rasim Özdenören'in 1985'de ilk baskısı yapılan eseridir.

Kitap dünyevi işlerde İslam'dan kaynaklanmayan sorunları İslamla çözmeye çalışıp sonuç alamayanlara uyarı rehber niteliği taşıyor. Daha doğrusu kast sistemi gibi ne kadar çözülmeye çalışılırsa çalışılsın sonuç alınmayacağını çözümün İslami düşünce sistemini her alanda uygulamaktan geçtiğini işlemiş. Gayet akıcı olan kitaba okumak için birkaç saat ayırmanız yeterli .

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
Zeynep Demir
Zeynep Demir Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler'i inceledi.
168 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10 puan
"Müslüman çağın gözüyle İslam'a bakmaz . İslam' in gözüyle çağa bakar. "

Kitapta gördüğüm ana fikir bu. Özdenören' in düşünce yapimizdaki hataları gözler önüne serdigi ve Müslümanın nasıl dusunecegini ornekledigi bu denemeden yaptığım çikarimlar şu sekilde:

İnsan yaşadığı toplumdan ve zaman diliminden etkilenir. Bir yerde kültür ve alışkanlıklar dinin önüne geçebilir. Burada kişi kendisinin hayatını şekillendirecek duruşunu belirlemeli ve o pencereden dünyaya bakmalı.

Yazarın harika bir ifadesi var: Ebu Talip kompleksi. Yani iman ettiğini söyleme ancak mesele imanın gereklerini yerine getirmeye geldiğinde " bana dokunmayın" deme, alışkanlıklarindan, rahatından vazgeçememe... Halbuki iman bir bütündür.Ya iman edersiniz ya etmezsiniz. Iman ettiyseniz de bu imanın gereklerini yerine getirmeniz gerekir. Aksi takdirde tutarlı olamazsınız.

Dikkatimi çeken bir nokta da, Özdenören'in İslam'ın hayatın yalnızca bir noktasında çekilmeye çalışmasına duyduğu kızgınlık. 'Din adamı ' diyerek sanki din 'bazı adamların' görevi ve sorumluluğuyumuş gibi davranıyoruz. Halbuki biz de ruhban sınıfı yok. 'Dini ibadet' derken sanki dini olmayan ibadet varmış gibi soyluyoruz. Dini, hayatın içinden tecrit ediyoruz. Oysa bizde ibadet Hristiyanlıktaki haftanın bir günü Kiliseye gidip dönmek gibi bir anlayıştan uzaktır. Otururken, kalkarken, uyurken, konuşurken hep dinin içindeyiz. Annem sabah yatağından kalkarken "Allah'ım senin rızan için" der, yemeği yaparken, yemeğini yerken de... Onceleri garipserdim bunu; kendi ihtiyaçlarını sağlarken bile Allah'ın rızası iddiasını.Meger yemek yemeyi bile Allah'a kulluk için güç verici bir iş olarak görüyormuş.

Sonra bir de nihai hedef meselesi var. İslam'ın yaşanması bizim için aynı zamanda İktisadi ve sosyal fayda da sağlıyor. Burada şöyle bir soru soruyor yazar: Biz bu getirileri için mi Müslümanız, yoksa bunların hiçbiri olmadan da Müslüman olmaya devam eder miyiz? Yani materyalistik beklentilerimiz mi var yoksa hedefimiz sadece Allah'ın rızası mı?

Allah'ı ilah olarak tanımadığımızda ister istemez kendimize yeni ilahlar ediniyoruz: eşya gibi, şöhret gibi, makam gibi... Kime kul olacağımıza karar vermemiz lazım.

Son olarak İslam'ı tam anlamı ile yaşamanın ancak Müslüman bir toplumla mümkün olacağını hatırlatıyor bize yazar. Kendini ve yaşadığı dünyayı bilen bireylerden oluşan bir toplumla...
Kisacik bir deneme olmasına rağmen dönüp dönüp okunacak iyi bir baş ucu kitabı.
İyi okumalar
168 syf.
·10 günde
Yedi güzel adamlardan biri olan Rasim Özdenören,
1940 yılında Maraş’ta doğmuş. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirmiş. Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman olarak çalışmış bir yazar. Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının en usta kalemlerinden biri olarak iz bırakmış. Karaman Türk Dili ödülünde ‘’ Türkçeyi güzel ve doğru kullanan edebiyatçı ödülünü’ kazanmış.

Kitabı bitirdiğimde her zamanki soruyu sordum kendime – Ne kattı sana ? Bu soruyu düşünmeye başladıkça kendi dünyamda nasıl bir müslümanım acaba diye yığınlaşmış düşüncelerim, bozukluklarım devreye girdi. Kendimi sorguladım.

Yazar, müslümanca düşünmenin neler olduğuna dair; günümüzdeki problemleri, Batı dünyası ile karşılaştırmalarla eleştirel tavır çerçevesinde işleyip düşünmemizi, kendimize gelmemizi istemiş.. Hep bir karşılaştırmayı hissettim. Bilim, felsefe, sosyallik, teknoloji vs. deki temel sıkıntının putlaştırılması, Allah'ı unutturulmaya çalışılması diye yorumladım. Her şeyin kolaylaşması nedeniyle doyumsuzluğun arttığına, nefsi okşadığına, teknoloji karşısındaki acizliğimiz nedeniyle kulluk ettiğimizin farkındalığını belirtmiş. ‘’Allah’tan başkasına kulluk edeni de Allah her şeye kul eder.’’(109)


Her yapılanda Allah'ın rızasını kazanmanın, gözetmenin vurgulanması önemli bir içselleştirme oldu benim için.. Mesela '' Kendi iç şartımızı İslam'a göre düzenleyebildiğimiz takdirde dış dünya şartının aslında göründüğü kadar mudil(karmaşık) olmadığını da kavrayabiliriz '' (111) diye söyleyerek İslam'ı anlamayı, ''İslam'da marifetlerin en üstünü, ihlas ve takva ile hayatını sünnete uyarlayabilmektir. Böyle yapmaya gayret eden Müslümansa hayatında bunun dışında da bir beklentiye yer vermez olur.'' (153) İslam'ın yüceliğini vurguluyor. Niyetlerimizin öneminden bahsedişler de mevcut kitapta..

Batılılaşmış insana, Batı uygarlığına dair eleştirel yaklaşımında; müslümanların bölünmüşlüğü, İslam’ı anlamada, davranışa dökmedeki yetersizliği kitapta bahsedilmiş.

‘’An içinde yaşamak ona kul olma bilincini duyurduğu ve birazdan öleceği gerçeği bu fırsatı elinden alacağı için anlam taşır. Bu yüzden ‘’an’’ bir haz ve lezzet aracı olarak kullanılmaz, kul olma bilincinin yüklenildiği bir fırsat olarak değerlendirir.’(113) diye söylerek her an ölümün geleceği, inananlarımız için hazırlığımızın ne ölçüde olduğuna, An’a odaklanmayı vurgulamış yazar.


Felsefeye dair tespitleri de dikkatimi çekmişti;( katılmadığım yerleri de vardı) çıkardığım sonuç, sürekli düşüncelerle boğuşarak eyleme dökebilmek bir o kadar zorlaşabilir, bir an önce eylem eylem eylem diyebiliriz. :) Kendi adıma en sık eleştirdiğim hususlardan biri de bu. Eyleme dökmekte zorlanmak bazı şeyleri.. Kitabı bir kez okumakla anladığımı düşünmüyorum. Ara ara açıp konu başlıklarıyla tekrar düşünmek, anlayabilmek gerekiyor. Bazı düşüncelerine katılmadıklarım da oldu...Kitapta Arapça, Osmanlıca kelimeler de var. Araştırıp cümlede ne demek isteniyor merakı da çok güzel idi kendi adıma. Kitabın en çok bana kattığı; her şeyde Allah'ın rızası ile adımlar atıp başlamak, eyleme geçmek. Müslümanlığı, İslamı sadece salt bilgilerle doldurup bırakmamak.. Anlayabilmek.. Kitaptan anladıklarım bunlar oldu. Youtube’dan Rasim Özdenörenin bazı konuşmalarını dinledim. Sakin, mütevazı bir kişiliğe sahip gibi geldi. Yedi güzel adamlardan birisi imiş. Cahit Zarifoğlu ile zıtlıklarından, anılarından bahsetmiş. Cahit Zarifoğlu'nu merak ediyordum daha çok merak ettim. Hikayem bu kadardı.

Bu kitapla buluşturan fikirlerini önemsediğim, dolu dolu anlamlı, içten yüreğiyle tanıdığım kıymetli arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. Eksik olmasın hiç. ^_^
168 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Tekrar tekrar okunacak, her cümlesini şuurla anlanması gereken nadide bir eser. Rasim Özdenören bu eserinde de bizimle karşılıklı olarak batılı düşünce ile müslümanca düşünce arasında mütalaalar yapıp, ikisinin biz müslümanlar nezdinde muhakemesine yer veriyor. Batılı düşüncenin bizim yapımızla bağdaşmayacağını, bu ikisini benzer çerçevede alamayacağımızı güzel ve samimi anlatımıyla bizlere gösteriyor. Sade ama düşündürücü, akıcı bir ifadeyle beraber bizleri adeta okurken hayrete düşecek, yeri gelince 'Ben ne kadar müslümanım acaba?' 'Burda yazılana göre ben batılı düşünceyle hareket ediyorum yoksa müslümanca düşünceyle hareket ediyorum?' Şeklinde sorularla baş başa kalacağız. Eğer kendinizi manen silkelemek ve bu işe başlangıç için ağır, temel kitaplar okumadan önce mukaddime olarak okunabilecek bir eser arıyorsanız bu eser tam da size hitap edecektir.
İyi okumalar.
168 syf.
·Puan vermedi
ufkumuzu açacak ve bizi kuranda sürekli geçen efela te'kilun (hala düşünmeyecek misiniz)ayetini taçlandıracak bir kitap. sorgulatacak,takliti imandan tahkiki imana sevkedecek inşallah
163 syf.
·6 günde·10/10 puan
Her satırını çizdiğim ve her cümlede "işte bu" dediğim bir kitap.Özellikle batı gibi olma zihniyetinin arttığı bu dönemde her Müslümanın dikkatle okuyup batının ve İslamın ne olduğunu anlamasında ve ayırt etmesinde fazlaca istifade edilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Tutunamayan
Tutunamayan Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler'i inceledi.
168 syf.
·8 günde·Beğendi·6/10 puan
Rasim Özdenören'in deneme türündeki eseri olan "Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler" genel olarak Müslüman'ın düşünce tarzı ve yaşam tarzı arasında bir paralellik olması gerektiğini savunan yazar. Müslüman'ın bildiğiyle amel etmesi gerektiğini savunur. Şuan hayranlık duyulan bir çok konunun bizi özümüzden kopardığını, kendi benliğimizi yitirmemize sebebiyet oluşturduğunu açıkça belirtmektedir. Biz insanlar şuan akıllı bir telefondaki 64 megapiksel kamera karşısında şaşkınlığımızı gizleyemezken ve bu zımbırtılara baya bir para dökerek ancak sahip olabiliyoruz. Oysaki Allah'ın verdiği bir çift göz ise 576 megapiksel kameraya eşdeğer olmasına karşın Allah'a verdiği bu nimetler için şükür etmeyi unutmuşuz. Sizce biz bildiklerimizle yaşayabiliyor muyuz? Batının aciz yaşantısına özenip kendi benliğimizi unutuyoruz. İnsan sürekli kendisinden daha iyi durumda olan birini örnek alır ve onun yaşadığı hayata özenir bu da insanı kibre ve hırsa yöneltir. Oysaki insan biraz daha kendinden maddi ve manevi olarak daha zor durumda olan insanlara bakıp empati yapmayı denese belki de haline şükür eden birine dönüşecektir. Yaptığı her işte Allah rızasını gözetip daha mutlu bir yaşam sürecektir. Dünya malının böyle tatlı gelmesini sağlayan nefsini terbiye edebilse yaşadığı hayattan gerçek manada zevk alabilecek. Yazar bu ve buna benzer birçok konuda bilgi vermektedir. Hayatınıza anlam arıyorsanız okuyun!
163 syf.
Kitabı okumaya başladığınız da ta ilk kelimesinden, ilk cümlesinden ve ilk sayfasından etkilemeye başladığını söylememek hata olur. Günümüz Müslümanların yanlışlarını ve asıl yaşanması gereken İslamın neler kazandırabileceğini hatta Batının İslamiyet karşısında günümüzde bile acizliğini anlatan bir Deneme kitabı. Bence olarak değil kesin olarak tüm Müslümanların okuması gereken bir kitaptır.
168 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Ne olacak bu Müslümanların hali?
Müslümanız diyoruz demesine ama..
Yüzde 98’i Müslüman olan bir ülkede..

..gibi başlayan genellemeler içeren cümleler kurmaya bayılırız. Çünkü Müslüman toplumlara hakim olan kapitalist düzenler çıkmaza girdiğinde, bu sorunu çözme görevinin İslam'a ait olduğunu sanırız. Oysa varolan toplum düzeni İslam tarafından oluşturulmamıştır ki çıkmazlardan kurtarmak İslam’ın yükümlülüğü olsun.

“İnsanlar her neyi put olarak görmüşlerse o putlar karşılarına problem olarak çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında günümüz dünyasında asıl problemin, problem diye uğraşılan konular olmadığı fakat asıl problemin kafa yapısından doğduğunu söylemek gerekir." diyor Rasim Özdenören. Put denilince aklımıza sadece ilkel somut varlıklar gelmesin. Artık soyut putlar daha popüler. Hayatımızda ilk sıraya koyduğumuz her ne varsa, sonrasında problem olarak çıkmıyor mu karşımıza? Belki şekli değişiyor, yerini bir başka önceliğe bırakıyor ancak önem derecesini asla kaybetmiyor ilk sıradaki o şey. Çünkü kafa yapımız değişmiyor. Eleştirdiğimiz, şikayet ettiğimiz ama öyle yapmakta ısrar ettiğimiz yığınla ayrıntıyla dolu hayatlarımız. Yaşamaktan gaye şikayet etmek mi, yoksa şartları daha uygun hale getirmek mi, hayatın geçiciliğine ikna olup halen nefes alabiliyorken herşeyi olabildiğince sömürebilmek mi, yoksa ebedi hayata adapte olup doğru insanlar olabilemek mi karar veremiyoruz. Dinin hayatımızın her alanını düzenleyen bir yaşam tarzı olduğunu unutup, onu dünya işlerinden ayrı bir yere koyuyoruz. Kalp temizliğinin yeterli olduğu fikriyle kendimizi kandırıyoruz. Kimimiz toplum baskısından ya da ilmi safsatalardan çekinip, belki kalbiyle iman ettiği halde, dile getirmekten çekinen Peygamber amcası misali “Ebu Talip kompleksi” taşıyor. Kimimiz İslam'ı günümüz şartlarına uydurmaya, batılı düşünme tarzı ile yorumlamaya çalışıyor. Oysa İslam’ı anlamada anlayış zeminini Allah belirliyor. Yani İslam algısının insandan, toplumdan, zamandan bağımsız bir şekilde Allah’ın istediği düşünce zemininde olması gerekiyor.

Toplumsal hayatımız gibi, düşünce hayatımızın da karmaşıklaştığı böyle bi dünyada nedir müslümanca düşünmenin yöntemi? İslam konusunda bilgi sahibi olmak, müslümanca düşünmek için yeter mi? İslam’ın özüyle kaynaştırılamayan bilgi bize doğru kapıları açabilir mi? Bir kimsenin bilinçli müslüman olması için kişisel yükümlülüklerini yerine getiriyor olması yeterli mi? “Müslüman” inancından, hatta inancının geleceğinden dahi şüphe duymaması gerekense eğer “inşallah inanıyorumdur” demek yerine gönül rahatlığıyla “çok şükür inanıyorum” diyebilecek yeterlikte mi? Yoksa “Müslüman” bizim için sadece kimlikteki boş haneyi dolduran bir ifadeden ibaret mi? Eksiklik dinde mi, yoksa inandıklarını kendince yorumlayan ve yanlış uygulayan bizlerde mi? Rasim abi kitabında bunlara benzer pencereler açıyor. İslami yaşam tarzının nasıl olması yönündeki tespitleri, bakış açısı ve çözümlemeleriyle farkındalık yaratıyor. Bildiğimizi zannettiğimiz şeyleri aslında bilmediğimizi ya da bunların çok daha farklı anlamlara geldiğini gösteriyor. Daha önce hiç böyle düşünmediğimizi fark ederek kendimizi sorgulamamızı sağlıyor. Söyledikleriyle rahatımızı kaçırıyor.

Rasim Özdenören, herbiri ayrı ayrı kıymetli yedi güzel adamdan birisi. Büyük düşünür, dava adamı ve müstesna bir şahsiyet. Yazdıklarını okurken ne kadar donanımlı olduğunu fark ediyorsunuz. Tabularınız yoksa, dogmalara itaat etmiyorsanız bakış açınızı değiştirecek bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Aklınızdaki birçok sorunun cevabını bulacaksınız.
168 syf.
·9 günde·10/10 puan
Kaliteli bir kaleme sahip olduğu her halinden belli yazarın. Çoğu zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in hadislerinden, alimlerin sözlerinden, bazı zamanlar batılı yazarların sözlerinden alıntılar yapmış. Bu bakımdan, karşımızda Müslüman ve kültürlü bir yazar bulunmakta.

Kitapta İslâm'dan olan ve İslâm-dışı olan görüşler belirtilmekte ve sık sık İslâmi görüşlere İslâm-dışı bakış açısından bakıldığı vurgulanmakta.
Şahsım adına, ortada "ben bu dinin adamıyım" diye geziniyordum kitabı okuyana kadar. Fark ettim ki İslâm-dışı her konunun yol açtığı problemlere İslâmi çözümler ararken, İslâm'ın konularına da hep İslâm-dışı bakışla yaklaşmışım.

Ve son olarak:
Sayın Rasim Özdenören. Tüm tabularımı, "şu olmazsa olmaz" dediklerimi, dünya görüşlerimi, kabullenişlerimi, başıma geçirdiniz, teşekkür ederim. Umarım mutlusunuzdur şimdi..
Yoksul çocukları esirgeyip korumak adına düzenlenen balolarda, göbekleri yeterince şişmiş adamların sabahlara kadar vur patlasın çal oynasın vakit geçirirlerken, bu çocukların okuma kitaplarını nasıl satın alabileceğinin hesabının yapıldığı bir dünyada bir bozukluk var demektir

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
148
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753550383
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayınları
Baskılar:
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada "müslümanca düşünme"nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli "malumat"a sahip olmak, "müslümanca düşünmek için yeter mi? İslâm özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı? Edebiyat ve özellikle öykü alanındaki başarılı ürünleriyle de tanınan Rasim Özdenören, bu önemli sorunları kuşatıcı bir perspektifle gündeme getirmekte ve sahip olduğu zengin birikimini başarıyla işleyerek, tartışmaktadır. 

Kitap, bilgi, inanç ve değer alanlarına ilişkin olarak müslümanca düşünmenin nasıl başarılabileceği konusunda önemli yaklaşımlar içeriyor.

Kitabı okuyanlar 4.396 okur

  • Emine
  • Cennet Büyükköse
  • Büşra
  • Yasemin
  • Ebrar Sümeyye
  • Ali Dalkılıç
  • Gamze Yılmaz
  • Müberra Betül Fidan
  • Hatice
  • Hakim Han

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%11.3
13-17 Yaş
%11.8
18-24 Yaş
%29.6
25-34 Yaş
%30.1
35-44 Yaş
%10.2
45-54 Yaş
%3.8
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.6
Erkek
%38.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.2 (504)
9
%24 (268)
8
%16.5 (184)
7
%7.8 (87)
6
%3.5 (39)
5
%1.3 (14)
4
%0.3 (3)
3
%0.4 (5)
2
%0.4 (4)
1
%0.3 (3)

Kitabın sıralamaları