Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler

·
Okunma
·
Beğeni
·
12.747
Gösterim
Adı:
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753550383
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayınları
İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada "müslümanca düşünme"nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli "malumat"a sahip olmak, "müslümanca düşünmek için yeter mi? İslâm özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı? Edebiyat ve özellikle öykü alanındaki başarılı ürünleriyle de tanınan Rasim Özdenören, bu önemli sorunları kuşatıcı bir perspektifle gündeme getirmekte ve sahip olduğu zengin birikimini başarıyla işleyerek, tartışmaktadır. 

Kitap, bilgi, inanç ve değer alanlarına ilişkin olarak müslümanca düşünmenin nasıl başarılabileceği konusunda önemli yaklaşımlar içeriyor.
168 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
"Müslüman çağın gözüyle İslam'a bakmaz . İslam' in gözüyle çağa bakar. "

Kitapta gördüğüm ana fikir bu. Özdenören' in düşünce yapimizdaki hataları gözler önüne serdigi ve Müslümanın nasıl dusunecegini ornekledigi bu denemeden yaptığım çikarimlar şu sekilde:

İnsan yaşadığı toplumdan ve zaman diliminden etkilenir. Bir yerde kültür ve alışkanlıklar dinin önüne geçebilir. Burada kişi kendisinin hayatını şekillendirecek duruşunu belirlemeli ve o pencereden dünyaya bakmalı.

Yazarın harika bir ifadesi var: Ebu Talip kompleksi. Yani iman ettiğini söyleme ancak mesele imanın gereklerini yerine getirmeye geldiğinde " bana dokunmayın" deme, alışkanlıklarindan, rahatından vazgeçememe... Halbuki iman bir bütündür.Ya iman edersiniz ya etmezsiniz. Iman ettiyseniz de bu imanın gereklerini yerine getirmeniz gerekir. Aksi takdirde tutarlı olamazsınız.

Dikkatimi çeken bir nokta da, Özdenören'in İslam'ın hayatın yalnızca bir noktasında çekilmeye çalışmasına duyduğu kızgınlık. 'Din adamı ' diyerek sanki din 'bazı adamların' görevi ve sorumluluğuyumuş gibi davranıyoruz. Halbuki biz de ruhban sınıfı yok. 'Dini ibadet' derken sanki dini olmayan ibadet varmış gibi soyluyoruz. Dini, hayatın içinden tecrit ediyoruz. Oysa bizde ibadet Hristiyanlıktaki haftanın bir günü Kiliseye gidip dönmek gibi bir anlayıştan uzaktır. Otururken, kalkarken, uyurken, konuşurken hep dinin içindeyiz. Annem sabah yatağından kalkarken "Allah'ım senin rızan için" der, yemeği yaparken, yemeğini yerken de... Onceleri garipserdim bunu; kendi ihtiyaçlarını sağlarken bile Allah'ın rızası iddiasını.Meger yemek yemeyi bile Allah'a kulluk için güç verici bir iş olarak görüyormuş.

Sonra bir de nihai hedef meselesi var. İslam'ın yaşanması bizim için aynı zamanda İktisadi ve sosyal fayda da sağlıyor. Burada şöyle bir soru soruyor yazar: Biz bu getirileri için mi Müslümanız, yoksa bunların hiçbiri olmadan da Müslüman olmaya devam eder miyiz? Yani materyalistik beklentilerimiz mi var yoksa hedefimiz sadece Allah'ın rızası mı?

Allah'ı ilah olarak tanımadığımızda ister istemez kendimize yeni ilahlar ediniyoruz: eşya gibi, şöhret gibi, makam gibi... Kime kul olacağımıza karar vermemiz lazım.

Son olarak İslam'ı tam anlamı ile yaşamanın ancak Müslüman bir toplumla mümkün olacağını hatırlatıyor bize yazar. Kendini ve yaşadığı dünyayı bilen bireylerden oluşan bir toplumla...
Kisacik bir deneme olmasına rağmen dönüp dönüp okunacak iyi bir baş ucu kitabı.
İyi okumalar
168 syf.
·10 günde
Yedi güzel adamlardan biri olan Rasim Özdenören,
1940 yılında Maraş’ta doğmuş. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirmiş. Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman olarak çalışmış bir yazar. Türk öykücülüğünün ve deneme yazarlığının en usta kalemlerinden biri olarak iz bırakmış. Karaman Türk Dili ödülünde ‘’ Türkçeyi güzel ve doğru kullanan edebiyatçı ödülünü’ kazanmış.

Kitabı bitirdiğimde her zamanki soruyu sordum kendime – Ne kattı sana ? Bu soruyu düşünmeye başladıkça kendi dünyamda nasıl bir müslümanım acaba diye yığınlaşmış düşüncelerim, bozukluklarım devreye girdi. Kendimi sorguladım.

Yazar, müslümanca düşünmenin neler olduğuna dair; günümüzdeki problemleri, Batı dünyası ile karşılaştırmalarla eleştirel tavır çerçevesinde işleyip düşünmemizi, kendimize gelmemizi istemiş.. Hep bir karşılaştırmayı hissettim. Bilim, felsefe, sosyallik, teknoloji vs. deki temel sıkıntının putlaştırılması, Allah'ı unutturulmaya çalışılması diye yorumladım. Her şeyin kolaylaşması nedeniyle doyumsuzluğun arttığına, nefsi okşadığına, teknoloji karşısındaki acizliğimiz nedeniyle kulluk ettiğimizin farkındalığını belirtmiş. ‘’Allah’tan başkasına kulluk edeni de Allah her şeye kul eder.’’(109)


Her yapılanda Allah'ın rızasını kazanmanın, gözetmenin vurgulanması önemli bir içselleştirme oldu benim için.. Mesela '' Kendi iç şartımızı İslam'a göre düzenleyebildiğimiz takdirde dış dünya şartının aslında göründüğü kadar mudil(karmaşık) olmadığını da kavrayabiliriz '' (111) diye söyleyerek İslam'ı anlamayı, ''İslam'da marifetlerin en üstünü, ihlas ve takva ile hayatını sünnete uyarlayabilmektir. Böyle yapmaya gayret eden Müslümansa hayatında bunun dışında da bir beklentiye yer vermez olur.'' (153) İslam'ın yüceliğini vurguluyor. Niyetlerimizin öneminden bahsedişler de mevcut kitapta..

Batılılaşmış insana, Batı uygarlığına dair eleştirel yaklaşımında; müslümanların bölünmüşlüğü, İslam’ı anlamada, davranışa dökmedeki yetersizliği kitapta bahsedilmiş.

‘’An içinde yaşamak ona kul olma bilincini duyurduğu ve birazdan öleceği gerçeği bu fırsatı elinden alacağı için anlam taşır. Bu yüzden ‘’an’’ bir haz ve lezzet aracı olarak kullanılmaz, kul olma bilincinin yüklenildiği bir fırsat olarak değerlendirir.’(113) diye söylerek her an ölümün geleceği, inananlarımız için hazırlığımızın ne ölçüde olduğuna, An’a odaklanmayı vurgulamış yazar.


Felsefeye dair tespitleri de dikkatimi çekmişti;( katılmadığım yerleri de vardı) çıkardığım sonuç, sürekli düşüncelerle boğuşarak eyleme dökebilmek bir o kadar zorlaşabilir, bir an önce eylem eylem eylem diyebiliriz. :) Kendi adıma en sık eleştirdiğim hususlardan biri de bu. Eyleme dökmekte zorlanmak bazı şeyleri.. Kitabı bir kez okumakla anladığımı düşünmüyorum. Ara ara açıp konu başlıklarıyla tekrar düşünmek, anlayabilmek gerekiyor. Bazı düşüncelerine katılmadıklarım da oldu...Kitapta Arapça, Osmanlıca kelimeler de var. Araştırıp cümlede ne demek isteniyor merakı da çok güzel idi kendi adıma. Kitabın en çok bana kattığı; her şeyde Allah'ın rızası ile adımlar atıp başlamak, eyleme geçmek. Müslümanlığı, İslamı sadece salt bilgilerle doldurup bırakmamak.. Anlayabilmek.. Kitaptan anladıklarım bunlar oldu. Youtube’dan Rasim Özdenörenin bazı konuşmalarını dinledim. Sakin, mütevazı bir kişiliğe sahip gibi geldi. Yedi güzel adamlardan birisi imiş. Cahit Zarifoğlu ile zıtlıklarından, anılarından bahsetmiş. Cahit Zarifoğlu'nu merak ediyordum daha çok merak ettim. Hikayem bu kadardı.

Bu kitapla buluşturan fikirlerini önemsediğim, dolu dolu anlamlı, içten yüreğiyle tanıdığım kıymetli arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. Eksik olmasın hiç. ^_^
168 syf.
·2 günde·10/10
Müslüman sadece namazını kılıp, tesbihini alıp, bir kenara çekilip ölümünü mü beklemelidir?

Ahiret inancı nedeniyle her daim Cennet’i arzulayan bizler, neden meydanı gayrimüslimlere terk ediyoruz?

İlim-irfan çağında bu tembellik neden?

Neden Yaradan’ın bize gönderdiği Kur’an-ı Kerim’i anlamıyoruz ya da anlamak için çaba sarf etmiyoruz?

Neden kalbimize, vicdanımıza, düşüncelerimize ayna tutmak istemiyoruz?

Bu parça parça olmuş Müslümanlık gereklerimiz, kalbimiz ve aklımıza aynı anda neden nakşedilmesin?

At gözlüklerimizi çıkarmanın vakti gelmedi mi hala?

Uyutulmaya, kandırılmaya, sömürülmeye devam mı edeceğiz?

İşte bu soruların cevaplarını, bizler meydanı boş bıraktıkça, sorgulamadıkça, araştırmadıkça, anlamaya çalışmadıkça cevaplayamayacağız dürüstçe. Hep birileri çıkacak ve bize Allah’ın kelamını yalan yanlış şekilde öğretmeye kalkacak. Temel ibadetlerimizi yaptıktan sonra gerçek müslüman olunmuyor elbet. Sorumluluğumuz bitmiyor.

Dışarıda bir yangın görsek hepimiz canlılar yanmasın diye canla başla mücadeleye başlarız değil mi? İmansızlık yangınında mücadele eden kardeşlerimizi neden kurtaramıyoruz peki? Ne diyor Bediüzzaman Hazretleri; “Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum.” Biz bu bilince ne zaman ereceğiz? Sonu olan bir dünya için ettiğimiz mücadele yetmiyor mu artık bize?

Bizler ancak ve ancak her şeyimizle Müslüman gibi yaşayınca Müslüman oluruz. Aksi takdir de kendimizi kandırmaktan öte geçemeyiz.

Eser mi? Kafanızda şimşekler çaktıracak cinsten.

Saygılarımla…
168 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Tekrar tekrar okunacak, her cümlesini şuurla anlanması gereken nadide bir eser. Rasim Özdenören bu eserinde de bizimle karşılıklı olarak batılı düşünce ile müslümanca düşünce arasında mütalaalar yapıp, ikisinin biz müslümanlar nezdinde muhakemesine yer veriyor. Batılı düşüncenin bizim yapımızla bağdaşmayacağını, bu ikisini benzer çerçevede alamayacağımızı güzel ve samimi anlatımıyla bizlere gösteriyor. Sade ama düşündürücü, akıcı bir ifadeyle beraber bizleri adeta okurken hayrete düşecek, yeri gelince 'Ben ne kadar müslümanım acaba?' 'Burda yazılana göre ben batılı düşünceyle hareket ediyorum yoksa müslümanca düşünceyle hareket ediyorum?' Şeklinde sorularla baş başa kalacağız. Eğer kendinizi manen silkelemek ve bu işe başlangıç için ağır, temel kitaplar okumadan önce mukaddime olarak okunabilecek bir eser arıyorsanız bu eser tam da size hitap edecektir.
İyi okumalar.
168 syf.
·Puan vermedi
ufkumuzu açacak ve bizi kuranda sürekli geçen efela te'kilun (hala düşünmeyecek misiniz)ayetini taçlandıracak bir kitap. sorgulatacak,takliti imandan tahkiki imana sevkedecek inşallah
168 syf.
Rasim Özdenören'in tartışmacı ve sorgulayıcı bir üslupla zihni birikimini cömertçe sunduğu bir eser olma özelliğini üzerinde taşıyan Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler kitabı, okuyanların üzerinde derin izler bırakmakta mahirmiş meğerse. Methini çok duymuştuk ama, bugüne nasipmiş onunla halleşmemiz.

Geniş bir düşünce perspektifiyle kaleme aldığı, kurşunî edalar yüklü denemelerinden oluşan bu çalışmanın 1988'de yapılmış olan dördüncü baskısını okumak düştü nasibime. Aradan geçen yirmi dört bunca yıla rağmen, konuların güncelliğinden pek bir şey kaybetmemiş olması, kitaba daha başka bir değer katıyor. Müslümanca düşünmenin vazgeçilmezliğini ve nasıllığını, ince ve sarih bir dil ustalığıyla okuyucuya sunan Özdenören üstad, mevzuların bamteline iyiden iyiye parmak basmış. Her bir başlık, muhtevasında Müslümanların bir sorununu ya da kederini ele alıyor.

Yazarın cümleleri, okuyanlara merhem olma mesabesinde. Onun toprağımızın mümbit birikimlerinden olduğunu tâ o vakitlerden sezmek güç olmazmış. Hem edebiyat denizinde soluksuzca yüzmek hem de Müslümanları ilgilendiren hususların geneline cevap vermeye yetkinlik derecesinde olmak takdire şayan bir nadirlik değil de nedir ki?

Kitap dört bölüme ayrılmış ve her bölüm farklı başlıklarla sunulmuş. Bölüm başlıkları şöyle: Panorama, Sağlıklı Düşünmeye Doğru, Müslüman'ın Nitelikleri ve İslam'ın Özgünlüğü. Panorama'da Genellemeler başlığı altındaki değiniler, daha ilk sayfalarda insana, kitaba dair okuma şevki veriyor. Her bir paragraftaki hakikatler karşısında insan hayret ediyor ama, yine de pek yabancı kalmadığı sözlerle muhatap olduğunu anlamakta gecikmiyor. Bütün dünya nüfusunun neredeyse on katı kadarınca üretim yapıldığı halde, hala milyonlarca insanın aç ve çıplak olması; stokçu zihniyetlerin ve uygulamaların dünyayı soktuğu girdap; özellikle Afrika ülkelerindeki açlıktan kemikleri çıkmış insanların, resimlerini çeken foto muhabirlerin büyük başarı ödülleri almaları, ama resmi çekilenlerin bulundukları halle başbaşa bırakılmaları; kat kat binaların inşa edilmesine rağmen, yine mesken sıkıntısı çekilmesi; cinsel eğitimin verilmesiyle birlikte, yine de akıl almaz cinsel sapıklıkların ve sapkınlıkların zuhur ettiği ülkeler; tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar çok ve çokluğunun yanında rahatlık getiren iletişim araçlarına rağmen, insanların yine de iletişimsizlikten dem vurması yenilir-yutulur cinsten olmayan şeyler... Ne garip değil mi?


Güzel Müslüman Rasim Özdenören kitabının son bölümü olan İslam'ın Özgünlüğü'nde İslamın kültürle, felsefeyle, bilimle, mistik yaşantıyla, riyazetle, maddecilikle, gelenekle, akılcılıkla ve insanla olan yakınlık ve uzaklık anlamındaki münasebetleri tek tek ele almış ve yaşanılan zamandaki olmaları gereken yerler üzerine fikir üretip tahlillerde bulunmuş. Son bölümle konu bütünlüğünü sağlamış ve sözlerini en güzel cümleleriyle bağlamış.

Yaşama yollarına koyulmadan önce, düşünce surlarından usulca inmenin nöbetini tutmayı bilmek gerekir öyle ya!

Ne düşündüğünü söyle, sana ne yaşayacağını söyleyeyim.
163 syf.
·6 günde·10/10
Her satırını çizdiğim ve her cümlede "işte bu" dediğim bir kitap.Özellikle batı gibi olma zihniyetinin arttığı bu dönemde her Müslümanın dikkatle okuyup batının ve İslamın ne olduğunu anlamasında ve ayırt etmesinde fazlaca istifade edilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
163 syf.
·Beğendi
Kitabı okumaya başladığınız da ta ilk kelimesinden, ilk cümlesinden ve ilk sayfasından etkilemeye başladığını söylememek hata olur. Günümüz Müslümanların yanlışlarını ve asıl yaşanması gereken İslamın neler kazandırabileceğini hatta Batının İslamiyet karşısında günümüzde bile acizliğini anlatan bir Deneme kitabı. Bence olarak değil kesin olarak tüm Müslümanların okuması gereken bir kitaptır.
168 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kitabın birkaç sayfasını okuduğumda hem ülke yönetimi hem de bireysel olarak islam'ı konu aldığını gördüm.
Bu ülkeyi yönetemeyeceğime göre ben de sadece kişisel olarak kitaptan çıkarımlar sağlamaya çalıştım :))
Din kişiye uyum sağlamaz kişi din e uyum sağlamalıdır diyor yazar.
Dostoyevski'nin bir sözüne yer vermiş "Hz.Isa'nın batıl olduğu matematik bir kesinlikle ispat edilse bile ben gene de onun yanında yer alırdım "ne müthiş değil mi ???
Hani çok seviyoruz ya Dostoyevski amcayı biraz da bağlılık ve teslimiyetinden de ilham alalım değil mi :)
Bir de günümüz müslümanlarına baktım(kendimi ayırt etmeden)her şeye delil arıyoruz her emre bir kulp takıyoruz işimize gelmeyeni yok sayıyoruz aaaaaa bence öyle değil diyoruz
Tabiiii ki çok biliyoruz ya her şeyi!!!
Sanırım biz de noksan olan şey "tam teslimiyet" sorgulamadan itaat etmek
Düşünsenize bizi,dünyayı , uzayı, küçücük bir karıncayı bir yaratan olduğuna inanıyoruz fakat iş teslimiyete gelince ama o kurallar taaaaaa 1400 yıl önce konulmuştu zaman değişti şimdi nasıl o kurallara uygun yaşanabilir ki diyoruz.
Ne demiştik? Islami kurallar bellidir, değişmez yani biz İslamiyete uyacağız (tabi ki inanıyorsak )
Eeee peki sadece somut fiili ibadetler yapılınca sorumluluk bitiyor mu ???
Hayır!
Çünkü İslam belirli saatlere belirli mekanlara ayrılmış bir din değil!!!
Beş vakit namaz kılacaksın tamam
Ama bütün gün doğru konuşacaksın,harama el uzatmayacaksın,kalp kırmayacaksın
Islam'da din adamlığı sınıfı yok çünkü herkes dinin adamı herkes onun savunucusu olmalı.
Çünkü eğer "müslümansan" diğer insanlar yaptığında sorun olmayan şey sen yaptığında büyük büyük spekülasyonlara yol açabiliyor .
Heee bir de ben ibadetimi yaparım kimseciklere karışmam diyenler var.
Hani birisinden fetva istenince din bu konuda şöyle şöyle diyor bunlar benim dediklerim değil Allah'ın emirleridir diyor da diğer insanlar o söyleyenin üstüne yürüyünce adamın doğru söylediğini bile bile yine de bana dokunmayan yılan bin yaşasın şekliyle susup konuşmayanlar var yaaaa
Onlara da Dante'nin ILAHİ KOMEDYA'sından bir paragraf hatırlatmak istiyorum
"Cehennemin en sıcak yeri ahlâki kriz zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır "
:))
168 syf.
·47 günde·Beğendi·9/10
Modern dediğimiz bu vahşi dünyaya hayat ve huzur için söyleyecek tek sözü olan medeniyetin İslam olduğunu bu kitabı okuduktan sonra dahada iyi anlıyor insan. İslam üzerine bu kadar kötü propaganda yapanlar ve kötü uygulamaları varken bile. Rasim Özenören bunu çeşitli veçhelerden bakarak, çok güzel bir şekilde açıklamış. İlgi alanına giren arkadaşlara kesinlikle tavsiye edilir.
110 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Hep merak edilen kitaplar vardır; bir alsam da okusam denilen. İşte o kitaplardan biriydi benim için Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler. Ve kitabı okuyup son sayfasını da kapattığımda 'iyiki okumuşum' dediğim, altını çize çize bitiremediğim bir kitap oldu. Bana kattıkları, günümüzün sorunlarına ışık oluşu, kafa karışıklıklarıma ya da sorularıma cevap oluşu okuduğum kitaplar arasında ilk sıralara yerleştirmeme yol oldu. Anlatmak istediği ve vermek istediği mesajların gayet net oluşu, cümlelerin altının dolu oluşu kelimeleri okurken hissedilecek niteliktedir. 1995 yılına ait oluşu ve kitabın eski basım oluşu yeni basıma göre az sayfalı olmasına sebep olsa da bu sayfalara sığdırabilecek en güzel kelimelerle doldurulmuştur. Herkese gözüm kapalı ve şiddetle tavsiye ediyorum. :)
Kafalar, rızk kaygısı ile öylesine doldurulmuştur ki, artık "her şey" bir meta gibi, bir alım satım konusu halinde düşünülmektedir.
Biz, Osmanlı'yı bütün hatalarına ve her şeye rağmen mücerret bir islami gayret içinde gördüğümüz için severiz.
Rasim Özdenören
Sayfa 71 - İz yayıncılık, 25. baskı
"... Allah'tan başkasından korkmanın, hele bir insandan korkmanın aşağılık bir şey olduğunu fark ediyor."
Rasim Özdenören
Sayfa 102 - İz yayıncılık, 25. baskı.
"Yarın" diye düşünülen şey artık çoğumuz için öte dünya kaygısı olmaktan çıkmıştır.
Rasim Özdenören
Sayfa 23 - İz yayıncılık, 25. baskı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753550383
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayınları
İnsanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada "müslümanca düşünme"nin imkân ve yöntemi nedir? İslâm konusunda yeterli "malumat"a sahip olmak, "müslümanca düşünmek için yeter mi? İslâm özü ve bütünüyle kaynaştırılamayan bilginin, düşünme etkinliğini oryantalist bakış açısına mahkûm etmesi kaçınılmaz olmayacak mı? Edebiyat ve özellikle öykü alanındaki başarılı ürünleriyle de tanınan Rasim Özdenören, bu önemli sorunları kuşatıcı bir perspektifle gündeme getirmekte ve sahip olduğu zengin birikimini başarıyla işleyerek, tartışmaktadır. 

Kitap, bilgi, inanç ve değer alanlarına ilişkin olarak müslümanca düşünmenin nasıl başarılabileceği konusunda önemli yaklaşımlar içeriyor.

Kitabı okuyanlar 1.809 okur

  • Yunus emre
  • Âhimes
  • Özgecan DEMİRKAYA
  • metehan akkaya
  • Ayten
  • kader kılınç
  • Mehmet Akif Akman
  • Ayşe
  • Zahide Betül Şener
  • Asya Koçak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.3
14-17 Yaş
%11.8
18-24 Yaş
%29.6
25-34 Yaş
%30.1
35-44 Yaş
%10.2
45-54 Yaş
%3.8
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.6
Erkek
%38.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.8 (230)
9
%23.9 (120)
8
%15.7 (79)
7
%9 (45)
6
%3 (15)
5
%1.2 (6)
4
%0.2 (1)
3
%0.6 (3)
2
%0.2 (1)
1
%0.4 (2)

Kitabın sıralamaları