Mustafa Kemal'in Ağzından Vahidettin

·
Okunma
·
Beğeni
·
1760
Gösterim
Adı:
Mustafa Kemal'in Ağzından Vahidettin
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756461203
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pozitif Yayınları
Mustafa Kemal’in harp politikası hakkındaki tenkitlerini,
Gerek Türk, gerek Alman kumandanları ile münakaşalarını,
Kendi anlatımından ve dönemin en yakın tanıklarından olan
Falih Rıfkı Atay’ın kaleminden bir solukta okuyacak ve;

- Atatürk’ün Vahdettin hakkındaki düşünceleri nelerdir?
- Vahdettin Atatürk’ü Samsun’a neden gönderdi?
- İstiklal savaşına gidilen yolda karşılaşılan güçlükler neydi?
- Yakın tarihimizin en tartışılan ikilisi olan Atatürk ve Vahdettin,
birlikte yaptıkları Almanya yolculuğunda neler konuştu ve yaşadı?
- Milli Mücadele fikri nasıl doğdu?
- Atatürk nasıl bir kişiliğe sahipti?
- Vahdettin ve Atatürk arasında yapılan son görüşmede neler
konuşuldu?

Sorularına bu kitapta cevap bulacaksınız !
136 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Bir Tarafta Tarihi yazan ve günümüzü şekillendiren Mustafa Kemal, bir diğer tarafta ise Devlet’i yönetmek yerine, ülkeyi beceriksizce işgal ettiren ve tüm ciddi uyarılara rağmen susup, yabancı devletlerin emri altına girenler var… Hatta ve hatta işgal devletleri ile aynı çizgi de yürüyenler var...

Tarihe bakışınız nasıldır ya da ne yöndedir bilemem ama Tarih tekerrür eden bir mekanizmadır. Geçmişte olanı bilmez, bugün ne yaşadığınızı anlamazsanız, yarın olacaklardan bi haber olursunuz. Bu sağlıklı olduğunuz halde kör olmak, topal olmaktır. Geçmişte yaşananlar tam olarak budur ve bunu anlamak için araştırmak hepimizin görevidir.

Falih Rıfkı Atay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu her fırsatta Atatürk ile röportaj yapma ve onun ağzından hatıralar yayınlamak istemişlerdir. Bu zemini özellikle Falih Rıfkı çok zorlamıştır. Bu kitapta anlatılanlar, Mustafa Kemal’in birebir ağzından yazılmıştır. Normalde bu hatıralar üç kısımdan oluşacakmış, Dünya Harbi’ne ait olanlar, Mütareke sırasında İstanbul’daki faaliyetlerine ait olanlar ve nihayet Kuvâyı Milliye devrine ait olanlar. Hatıralarda geçen isimlerin çokluğu ve yabancı devletlerin olması nedeni ile, hükümetin ricası üzerine Mustafa Kemal birinci kısmın sonunda hatıraları kesiyor. Kitapta Samsun’a çıkıncaya kadar olan kısım mevcut. Normalde 32 parça düşünülen bu yazı dizisi yarıda kalıyor. Biz ise Mustafa Kemal Samsun’a çıkmadan önceki kısma tanıklık ediyoruz.. Bildiğiniz üzere Nutuk Atatürk’ün Samsun’a ayak basması ile başlar. Bu kitapta ki hatıralar ise öncesini anlatmaktadır.

Şimdi ısınma turunu attık.. Haydi başlayalım…!

Mustafa Kemal’in çocukluğunu bildiğinizi varsayıyorum ve onun ne kadar dik başlı ve dikta edilenleri kabul etmeyen bir çocuk olduğunu bilirsiniz. Mahalle’de arkadaşı Salih BOZOK ile birdirbir oynarken bile altta yatan olmamış, bunu kabul etmemiştir. Oyunu bile sorgulamış, mantık aramıştır. Bunun yerine kendi kurgusu ile türettiği savaş oyununu oynatmış ve arkadaşları çok beğenmiştir.

Mustafa Kemal 7. Ordu Kumandanlığına atandığında, başında komutan olarak Alman General Erich von Falkenhayn vardır. Mustafa Kemal, asla Alman komutanlara güvenmez ve onları kabul etmez. Bir de bunun üzerine Devlet tarafından, bizzat Almanların ayaklarına kadar gidilip, orduyu yönetmeleri istenmiştir. Aksi halde, Almanya Osmanlı’nın yanında savaşmayacaktır. Burada ki amaç; Osmanlı araç olarak kullanılacaktır. Almanlar Türk askerlerini kendi çıkarlarına göre kullanacak ve hiçbir başarı elde edemeyecektir.

Bu durumu önceden gören Mustafa Kemal, raporlar hazırlayarak, emir-komuta zincirini bile hiçe sayarak devletin tüm ilgili birimlerine ulaşacaktır. Yazdığı raporlar, sonun başlangıcını öngördüğü halde dikkate alınmayacaktır. Bir görüşme esnasında;
"Kemal, Kemal, bizi rahat bırak! Sonra vicdanen sorumlu olursun” denecek. “Biz öyle şeyler yapacağız ki, neticesinde sen de memnun olacaksın, dünya da hayretler içinde kalacaktır." diye gerçek olmayan beyanatlar verilerek, Mustafa Kemal savuşturulacaktır.
Bunu söyleyen kişiler öyle şeyler yaptılar ki bugünden bakınca biz, o günden bakınca da dünya hayretler içinde kaldı, bir tek bunu önceden gören Mustafa Kemal hayretler içinde kalmadı.... Zaten öngördüğü oldu.

Mustafa Kemal Alman komutandan tüm yetkilerin alınmasını, tüm ordunun kendi idaresine verilmesini, yoksa devletin çok kötü bir duruma düşeceğini ve harbin kaybedileceğini defalarca dile getirmiştir. Bu istek her seferinde geri çevrilmiş ve Mustafa Kemal kendi yerine Ali Rıza Paşa’yı atayarak görevden alınmasını talep etmiştir. Bu durumu kullanmak isteyen yetkililer, Mustafa Kemal’i ikinci ordu kumandanlığına tayin etmiştir. Mustafa Kemal, mazeret göstererek bu tayini kabul etmemiştir. Bunun üzerine bir ay izinli olduğu kendisine tebliğ edilmiştir.

Daha sonra Veliahd Vahdettin’in Almanya seyahatine eşlik etmesi teklif olunmuş, ona farklı gelen bu durumu ikiletmeden kabul etmiştir. Teklif kabul olunduktan sonra, vahdettin ile tanışması için Yıldız Sarayı’nda görüşme tertip edilmiştir. Mustafa Kemal ilk tanışma safhasını şu şekilde anlatmaktadır;

"(...)İçeri girdi, bizim bulunduğumuz tarafa yöneldi. Kanapenin sağ köşesine oturdu. Ben karşısındaki koltuğa oturdum. Benim karşımdaki koltuğu Necip Paşa işgal etti. Bu zat bir defa gözlerini kapadı, derin bir şekilde daldı, neden sonra tekrar gözlerini açtı, bize lütfen iltifat etti:

—Sizinle müşerref oldum, memnunum.

Tekrar gözlerini kapadı, bu nazikane sözlere cevap vermeye hazırlanırken, şaşkın bir şahsiyetin huzurunda bulunduğumu fark ettim; cevap vermek mi, yoksa vermemek mi gerektiğinde tereddüt ettim. Naci Paşa'nın yüzüne baktım, o da çok durgundu. Onda bir defa daha konuşma kudreti olup olmadığını anlamak için beklemeyi tercih ettim. Biraz sonra gözlerini açtı.

—Seyehat edeceğiz değil mi?
Ben çok sıkıntılı bir halde:
—Evet, Seyehat edeceğiz! dedim.

İtiraf edeyim ki, bir mecnunla karşı karşıya bulunduğumuzu hemen hissetmiş, fakat mantıki konuşmaya girişmekten kendimi men etmiştim. Hemen ayağa kalkıp dedim ki:

—Efendi Hazretleri, beraber seyahat edeceğiz. Seyahat iki gün sonra başlayacaktır. Perşembe akşamı garda hazır bulunacaksınız, oradan hareket edeceğiz.

Veda ettik ve çıktık. Süslü bir saray arabasına binmiştik. Naci Paşa ile aramızda takriben şöyle bir konuşma oldu:

—Zavallı, bedbaht, acınacak adam!... Bunlarla ne olabilir?
—Öyledir.
—Bu zavallı yarın padişah olacaktır, kendisinden ne beklenebilir?
—Hiç!..
—Biz ki aklımız, mantıkımız vardır, biz ki memleketin mukadderatını, halini ve geleceğini anlamış insanlarız, ne yapabiliriz?

Naci Paşa:
—Güç!...dedi.

Bu ilk tanışmada Vahdettin ile olan düşünceleri netleşmiş, daha sonrada değişmemiştir.
Mustafa Kemal, Vahdettin ile olan bu seyahati kendi lehine kullanmak için gerekli bütün çabaları sarf etmiştir. Osmanlı Devleti’nin bekası için, veliahd’a neler yapması gerekliliğinden bahsetmiş, tepki alamamıştır. İlk başlarda biraz umut beslese de daha sonra hiçbir şey olmayacağını anlamıştır. Atatürk Samsun’a gitmeden önce defalarca Vahdettin ve Devlet’in ileri gelenleri ile görüşmüş, bir şeyler yapılması çabasında olsa da her zaman ki gibi geri çevrilmiştir. Buna rağmen vazgeçmemiştir.

İngilizlerin baskısı ile, tarafına verilen maaş kesilmiş, ne ordudan emekli edilmiş ne de resmi bir görev verilmiştir. Birkaç ay bu şekilde devam etmiştir. Mustafa Kemal İstanbul’da geçirdiği zaman içinde arkadaşları ile görüşmeler yapmış, neler yapabileceklerini düşünmüştür. Mustafa Kemal hatırasında en çok güvendiği ismin “İsmet İNÖNÜ” olduğunu belirtmektedir.

Geçen zaman içinde, Anadolu’ya geçme ve direnişi başlatma görüşü üzerine kafa yoracak ve arkadaşları ile bunun olabilirliği üzerine çok kez buluşacaktır… Yalnız öyle bir zaman gelmiştir ki, kendisi dahi bu şansın gelmiş olmasına zor inanacaktır..

İmza edilen, Mondros Ateşkes antlaşması gereği, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye yani Osmanlı Devleti harbi kaybetmiş ve itilaf devletlerinin dayattığı antlaşmayı boyun eğerek imzalamıştır. Daha sonra İstanbul İşgal olunmuş ve saltanat sadece isimden bir varlık olmuştur. Fiili olarak bir varlığı artık yoktur. İngilizlerin himayesi altında küçük bir sömürge hükümetine dönüşmüştür. Ne derlerse yapılıyor, mütareke şartları bahane edilerek, yurda giren düşman birliklere müdahale edilmemesi söyleniyordu… Tam bu esnada İngilizler, Mustafa Kemal’in imdadına yetiştiler.. Anadolu’da Türklerin, Ermeni köylerini bastığı yalanları üzerine, o bölgeye bir ordu gönderilmesi ve bu durumun kontrol altına alınması istenmişlerdir. Mustafa Kemal’i İstanbul’dan uzaklaştırmak isteyen bir grup, onun adını önermiş ve bu kabul edilmiştir. O esnada Mustafa Kemal’in gizliden bir şeyler planlandığı duyulmuş ve bu durumu bahane ederek İstanbul’dan gönderilme planı yapılmıştır. Aslında talih, bu şekilde Mustafa Kemal’in yanında olmuştur. Bu hususta Fevzi ÇAKMAK paşa çok yardımcı olmuş, arkadaşları ise onun yanında olmuştur.

Verilen görev yetkilerini, kendi istediği tarzda genişletmiş, Fevzi Çakmak ile beraber güzelce bir, oyun oynayarak bu geniş yetkileri kabul ettirmiş ve 9 . Ordu Müfettişliği Unvanı ile Anadolu’ya İSYAN’ı BASTIRMAK üzere görevlendirilmiştir. Hangi isyanı peki? İngilizlere karşı direnen halkın isyanını.. Sözde Türklerin, Ermenilere uyguladığı zulmün isyanını… Ama Mustafa Kemal bastırmak bir kenara körüklemek ve tüm vatanda milli seferberliği yaymak için gün saymaktadır. Belgeler imza edildikten sonrasını şu şekilde anlatmaktadır Paşa;

“Talih bana öyle müsait şartlar hazırlamış ki, kendimi onların kucağında hissettiğim zaman ne kadar bahtiyarlık duydum, tarif edemem. Bakanlıktan çıkarken, heyecanımdan dudaklarımı ısırdığımı hatırlıyorum. Kafes açılmış, önünde geniş bir âlem, kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibi idim.”

Bu eserde Mustafa Kemal’in anlatım tarzının sadeliği ve akıcılığına hayran kalacaksınız. Sabaha kadar anlatsa oturduğunuz yerden kalkmak istemeyeceğiniz türden bir anlatımı vardır. Ben keyifle, bir o kadar da üzüntü ile okudum.

Mustafa Kemal’in Almanya yolculuğunda Vahdettin ve Alman Generaller ile yaptığı konuşmalarda nasıl fark yarattığını, ileri görüşlülüğün onu nasıl ön plana çıkardığına şahit olacaksınız. Samsun’a neden ve nasıl gönderildiğini, Milli mücadele fikrinin nasıl doğduğunu, Atatürk’ün nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu öğreneceksiniz..

Bu eser Mustafa Kemal Samsun’a gitmeden önceki evreleri çok iyi şekilde anlatmaktadır. Zaten anlatılan bizzat Atatürk’ün anlatımıdır. Bu yazı dizisi 1926 Mart Ayı’nın 13’ünde yayınlanmıştır. İncelemenin başında da anlattığım gibi, hükümet ricası ile yazı dizisinin geri kalanı Atatürk tarafından sonlandırılmıştır.
"Zaman sürekli akar, insan gelişir ve değişir; gelişen ve değişen insan, dünyayı değiştirir. "Bugün", gökten zembille inmemiştir; "bugünün" temelinde "dün" vardır. Dün "önceki günün" sonucudur. İşte bu nedensellik zincirinin adı tarihtir.
Bugünü doğru anlamanın biricik yolu düne, tarihe bakmaktır. Ancak "düne" şaşı bakanların "bugünü" net görmeleri mümkün değildir." – Sinan MEYDAN

Mustafa Kemal’i tanıdıkça halkının ona neden ATATÜRK ismini verdiğini daha iyi anlayacaksınız..

Biz Mustafa Kemal'iz efendim...! ve Mustafa Kemaller ÖLMEZ....! Fikrimiz’ de, Kalbimiz ‘de ve Ruhumuzdadır...! Hiç görmedik, gözünün içine canlı olarak dahi bakamadık ama FARK ETMEZ! Onu GÖRMEK demek mutlaka YÜZÜNÜ görmek değildir. ONUN fikirlerini, ONUN duygularını anlıyorsak ve hissediyorsak bu kafidir.....! #28815684

Falih Rıfkı Atay’a sevgi ve saygılarımı sunuyorum...

Herkese iyi okumalar…

--------------------------------------------------------------------
20 Temmuz 2018’de yapacağımız Falih Rıfkı Atay etkinliğimize katılmayı unutmayınız.. 20 Temmuz – 30 Ağustos 2018 Katılım Linki: #27899814
--------------------------------------------------------------------
Kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğim bu eseri şu kitaplarla harmanlayarak harika bir bilgi kaynağı ortaya çıkarabilir siniz. Atatürk + Yüzyılın Kitabı - Yüzyılın Lideri + Nutuk
--------------------------------------------------------------------
136 syf.
Mustafa Kemal'in Ağzından Vahdettin, Falih Rıfkı Atay'ın 1. Dünya Savaşı'nın son yıllarından Samsun'a çıkıncaya değin olan anılarını Mustafa Kemal'in kendisinden dinleyerek kaleme aldığı eseridir.

Başlangıçta eserde anıların; dünya harbine ait olanlar, Mustafa Kemal'in Mütareke İstanbul'undaki faaliyetlerine ilişkin olanlar ve Kuvvayi Milliye devrine ait olanlar olarak üç bölüm halinde anlatılması tasarlanmıştır. Ancak, hükümetin ricası üzerine Mustafa Kemal içeride ve dışarıda yankı uyandırabilecek olayları içeren diğer bölümlere geçmeden önce birinci bölümün sonunda anılarını anlatmayı keser. Fakat yazar kendi ifadesine göre, Samsun'a çıkıncaya kadar geçen hadiseler hakkındaki notlarını tamamlamış olduklarını, Mustafa Kemal'in Samsun'a ayak basmasından sonraki anılarını ise Nutuk adlı eserinde bizzat derlediğini belirtmektedir.

Mustafa Kemal ile Vahdettin arasındaki ilk görüşme, 15 Aralık 1917'de başlayacak olan ve Veliaht Vahdettin'in hasta olan Sultan Reşat'ın yerine katılacağı Avrupa seyahati ile bunun başlamasından iki gün önce Vaniköy Köşkü'ndeki görüşmeleridir. Bundan sonraki görüşme Mustafa Kemal'in Neticesiz bir görüşme olarak nitelediği, doğru kararların Vahdettin'in kumandanlığı bizzat üstlenmesi ile alınabileceği fikrini ilettiği görüşmedir. Sonuncu görüşme Mustafa Kemal'in 9. Ordu Müfettişliğine atanmasından sonra İstanbul'dan yola çıkmasından önce olur. Son görüşme, Mustafa Kemal'in Samsun'a hareketinden bir süre önce Yıldız Sarayı'nda küçük bir salonda, Mustafa Kemal'in ifadesi ile neredeyse diz dize bir yakınlık içinde gerçekleşen görüşmedir.

Kaynakça
^ ATAY, Falih Rıfkı. Mustafa Kemal'in Ağzından Vahdettin. Sayfa 7, Pozitif Yayınları, Kasım 2012
^ ATAY, Falih Rıfkı. Mustafa Kemal'in Ağzından Vahdettin. Sayfa 128, Pozitif Yayınları, Kasım 2012
136 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Okuduğum kitabın adı "Atatürk'ün Bana Anlattıkları". Üst başlık ise "Mustafa Kemal'in ağzından Vahidettin." Kitap, padişah Vahidettin üzerine odaklanmamış olsa bile, kısa
Vahidettin portresi de çiziyor. Veliaht iken tanışmaları, Almanya seyahati ve sonra padişah olma süresi boyunca Mustafa Kemal'le yaptığı görüşmeleri Mustafa Kemal'in
ağzından Falih Rıfkı'nın anlatımıyla okuyoruz.

Peki kitap ne anlatıyor? Ya da ne anlatmış ve önemi nedir?

Kitabın arka kapağında ve önsözünde kitap hakkında kısa bilgi verilirken, kitabın yazılma sürecine de değiniliyor. Falih Rıfkı'nın 1926 yılında Mustafa Kemal ile gazete için yaptığı görüşmelerin, ikilinin onayıyla o zamanki "Hakimiyet-i Milliye" gazetesinde yayımlanmaya başlamasıyla, sonra kitap olacak
yazılar okuyucuya aktarılmaya başlanır. Yani, Nutuk'un yayımlanmasından önceki dönemde yaşananları, olayları, kişileri anlatıyor.

Nutuk Samsun'a çıkışla başlarken bu hatıralar, Nutuk öncesi dönemi anlatıyor. Bunu da 19 Şubat 1955 yılında kitaba yazdığı önsözden anlıyoruz.

Paşaların durumları, yardımcı olanlar veya köstek olanlar, Almanların askeriyeyi kendilerine göre tasarlaması ve buna Mustafa Kemal'in yaptığı itirazlar ama bu itirazların
göz ardı edilip, üçlü paşa grubunun ağırlığı ile ülkenin yönetilmesi ve emir komutanın yine üçlü paşanın ve Almanların elinde olmasıyla yaşanan sıkıntılardan bahsediyor.

İstanbul'un işgali, yaşanan sıkıntılar, Veliaht Vahidettin ile Almanya seyahati, sonra padişah olarak onunla görüşmesi, askerlik hatıraları, Alman subayların hataları, Samsun'a
çıkış öncesi yapılan toplantılar ve Samsun'a gitmek için verilen o onay yazısı. O yazı bile ülkenin düştüğü durumu anlatması bakımından çok önemli.

Önsözde kitabın ya da daha doğrusu yazı dizisinin yapılış tarzına değiniyor. Yani her akşam iki saat boyunca Atatürk'ün konuşup, Atay'ın notlar aldığı ve daha sonra bunları karşılıklı beraber düzenledikleri süreç anlatıyor. Kısaca, iki kişinin de onayından geçen bir 'vesika' niteliğindeki çalışmadan bahsediyor.

Hatıraların üç bölümden oluştuğunu ve bunların 'Dünya harbine ait olanlar', 'Mütareke sırasında İstanbul'daki
faaliyetleri' ve 'Kuvayı Milliye devrine' ait olduğunun bilgisini okuyoruz.

Nutuk'tan önce yazılıp, Nutuk'un Samsun'a çıkışla başladığını düşünürsek kitap, Samsun öncesi ve Samsun'a
ayak basmasının hikayesini anlatması bakımından önemli.

Çünkü o kadar savaş taraftarı kesim varmış ki, "'Kemal, Kemal bizi rahat bırak, sonra vicdanen mesul olursun; biz öyle şeyler yapacağız ki, neticesinde sen de memnun olacaksın, dünya da hayretler içinde kalacak'" diyerek genel düşüncelerini ortaya koymaktan çekinmeyen kişilerin, kısa süre sonra bu düşüncelerinin ülkeyi felakete sürüklediğinden bahsediyor, Mustafa kemal.

Hem savaşa girmeden önce hem de savaşa girdikten sonra, savaşın aleyhimize sonuçlanmasının sebeplerini söylemekten çekinmeyen bir Mustafa Kemal var karşımızda.

1. Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında bu harple ilgili düşüncelerini söylemekten çekinmeyen ama buna karşılık çok da bu düşüncelerinin dikkate alınmadığını bilmek, yine de Vatan savunması için her türlü göreve hazır olduğunu belirtecek kadar asil, yürekli bir sesin gözlemlerini okuyoruz.

Cemal Paşa, Enver Paşa, Alman generaller, Türk asker ve sivil yetkililer ve Padişah Vahideddin'e kadar çeşitli düşünceleri kitap sayfası içinde yerlerini alıyor.

Vahideddin ile yaptığı Almanya seyahatinin öncesi ve sonrasını yine buradan birinci ağızdan okuyoruz. Almanya'ya yapılan seyahat ve oradan yapılan askeri ve sivil toplantılara da kitap sayfası içinde yer vermiş. Mustafa Kemal'in o dönemin meşhur hastalığı olan 'İspanyol nezlesi'ne yakalanması ve yaşadıklarını da okuyoruz.

Hem askeri hem sivil yaşamdan kesitler sunuyor bize. Yani sadece savaş, silah, barut, askerler, komutanlar, devletler yok. Ayrıca gittiği veya karşılaştığı kişilerin halet-i ruhiyesini de iyi gözlemleyerek okuyanlara anlatıyor.

1.Dünya Savaşı, Suriye cephesinde Liman Von Sanders ile yaşanan diyaloglara yer veriliyor. İşgal altındaki İstanbul'un durumunu anlattığı yer ise 'sözün bittiği yer'dir. Artık düşman işgali altında bulunan imparatorluğun başkentinde "yüz binlerce insan sesleri kısılmış bir vaziyette" yaşama tutunmaya
çalışıyor ve bu durumu Mustafa Kemal şu şekilde anlatıyor: " Boğaziçi, toplarını sağa sola çeviren düşman zırhlılarından lacivert suları görünmeyecek kadar örtülü idi" (s:93)

Padişah ve etrafındaki kişilerden umudunu kesen Mustafa Kemal, yakın arkadaşlarıyla 'memleket' meselelerini konuşmaya başlar.

Kitabın sonlarına doğru Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkış öyküsünü okumaya başlıyoruz. Tabi bundan önce yaşananlar, yerli ve yabancı heyetlerle konuşmalar anlatılıyor.

Not: Okuduğum kitap "Mustafa Kemal'in ağzından Vahideddin" (üst başlık), "Atatürk'ün Bana Anlattıkları" (esas başlık) adıyla, İstanbul 1998, Bateş A.Ş. tarafından çıkarılmış.
https://i.hizliresim.com/1Eak4p.jpg

Kitabın bazı yerlerinde dil biraz ağırlaşıyor. Bazı yerler de ise parantez içinde yeni karşılıklar verilerek kolaylık sağlanmış. Ayrıca dizgi hatalarından kaynaklı yanlış yazılan kelimeler de mevcut. Tabii bunlar kitabın içeriği ile ilgili konu değil. Sadece
bir durum tespiti için yazdım.

++ Kitabın ilk baskısı 1955 yılında Sel Yayınları tarafından yayımlanmış ve buradaki kitabın başlığı "Atatürk'ün Bana Anlattıkları" dır. Bu kitapta olduğu gibi yazıyor yani üstteki satırda belirttiğim bazı kelimelerin daha iyi anlaşılması için parantez içinde yeni karşılıkları verilmemiş. Bunu okumak biraz meşakketli.
https://i.hizliresim.com/LD842G.jpg

++ Şu an ki baskıları ise "Pozitif Yayınları" yapmaktadır.

++ Kitap, 21 / 25 Temmuz 2018 tarihleri arasında notlar çıkarılarak okunmuş ve siteye yazılması ise 15 Ağustos 2018 tarihinde gerçekleşmiştir.

++ Tavsiye ederim.
130 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Anlatıldığı dönemi ayrıntıları ile merak ediyordum. Bilgilendiğim bir kitap oldu. Özellikle Atatürk'ün Suriye'deki görevleri çok dikkatimi çekti. Herkese mutlaka tavsiye ederim. Atatürk'ü okudukça minnettarlığım daha da artıyor.
136 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap cok akıcı oncelikle bunu okuduktan sonra nutuğu okumak gerekir aslında ama ben daha önce okumuştum nutuk kitabını. Bu kitaptan tam olarak vahdettin hakkında bir cıkarım yapamayız zaten M. Kemal'de son görüşmelerinde samsun'a cıkmadan önce kitapta nedenini açıklıyor. Bu kısa kitapta bile milli mucadelenin hangi zorluklarla başlatıldığını daha iyi anlıyorsunuz.
136 syf.
·Puan vermedi
atatürk'ün ağzından, yakın çalışma arkadaşı ve sırdaşı falih rıfkı atay tarafından kaleme alınmış, nutuk'un başlangıç bölümü niteliği taşıyan, atatürk'ün çanakkale savaşı ile samsun'a ayak basışı arasındaki dönemini anlatan, bununla birlikte; vahidettin ve mustafa kemal'in ilişkilerinin pek bilinmeyen yönlerini mustafa kemal'in vahidettin'in almanya seyahatine eşlik etmesi ve imparator tarafından ağırlanmalarını ayrıntılarıyla aktaran kitap
136 syf.
·2 günde
Atatürk'ün Vahdettin hakkındaki düşüncelerini,Samsun'a çıkış olayını benim en dikkatimi çeken kısım Mustafa Kemal'in ve Vahdettin'in Almanya seyehatti gibi konuları ele alan bir eserdir.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Falih Rıfkı bey cumhuriyet döneminin önemli şahsiyetlerinden biri olarak İstiklâl Harbi'ne giden yolda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün başta Padişah Vahidettin Han olmak üzere diğer devlet adamları ile olan münasebetlerini bizzat Atatürk'ten alıntı yaparak anlatıyor okuyucuya. Bilhassa Atatürk ve Vahidettin arasında olup biten ve hâlâ Türkiye gündemine zaman zaman konu olan mevzuları işlediği için bu konuda okuyucuya mühim bir kaynak görevi görüyor.
136 syf.
·Beğendi·8/10
Mustafa Kemal’in Ağzından Vahdettin

Falih Rıfkı Atay’ın Atatürk’ün anılarından oluşturmuş olduğu, Birinci Dünya Savaşı sonrası işgal kuvvetlerince İstanbul’un işgali ve Osmanlı Hükümetinin kaotik durumu, Atatürk’ün Vahdettin henüz Valiaht iken Almanya seyahatindeki hatıratları ve Atatürk’ün Samsun’a çıkmadan önceki hazırlıkları anlatılmaktadır.
Falih Rıfkı Atay’ın Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri adlı çalışmasındaki hatıratların bir kısmının da yer altı bir kitap.
Veliaht Vahdettin’in özellikle Almanya seyahatinde tecrübe ve bilgi eksikliği görülmekte, zaman zaman Mustafa Kemal devletin yapılanması ile ilgili geleceğe dönük öneriler sunmakta ancak yeterli destek ve kavrayışı göremediğini dile getirmektedir.
Vahdettin’in bu tavırlarından dolayı devletin geleceği ile ilgili endişeleri anlatılmaktadır. Kısaca liyakatı olmayan insanların devleti yönetmesinin devleti yıkılışa götürdüğünü görmektesiniz.
Mustafa Kemal'in harp politikası hakkındaki tenkitlerini,gerek Türk,gerek Alman kumandanları ile münakaşalarını kendi anlatımından ve dönemin en yakın tanıklarından olan Falih Rıfkı Atay'ın kaleminden bir solukta okuyacak ve;

Atatürk'ün Vahdettin hakkındaki düşünceleri nelerdir?
Vahdettin Atatürk'ü Samsun'a neden gönderdi?
İstiklal Savaşına gidilen yolda karşılaşılan güçlükler neydi?
Yakın tarihimizin en tartışılan ikilisi olan Atatürk ve Vahdettin,birlikte yaptıkları Almanya yolculuğunda neler konuştu ve yaşadı?
Milli Mücadele fikri nasıl doğdu?
Atatürk nasıl bir kişiliğe sahipti?
Vahdettin ile Atatürk arasında yapılan son görüşmede neler konuşuldu?
Zavallı Wilson! Süngü,kuvvet,şeref ve haysiyetin savunamadığı hatların,başka hiçbir prensiple savunulamayacağını anlamadı.
"Evet, çok şeyler yapacaksınız; fakat yapacağınız şeyler korkarım ki, memleketi çıkılmaz bir girdaba sokmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Eğer ben benim gibi düşünenler o gün hayatta bulunursak, sizin bugünkü sözlerinizi takdirle yad etmeyeceğiz. Temenni ederim ki, bizi içinden çıkılmaz zorluklar içinde terk etmeyesiniz."

Muhatabım, sözlerimdeki ciddiyeti ve samimiyeti anlamamış görünerek; "Merak etme kardeşim!" dedi.
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 11 - Pozitif Yayınları, Atatürk, Sözü 1914 Birinci Dünya Harbi'yle Açtı
"Ben ordunun kayıtsız şartsız, bütün sırlarıyla Alman askeri heyetine teslim edilmesinden çok üzgündüm. Daha karar verilmezden evvel, tesadüfen bu durumdan haberdar olduğum vakit, sesimin erişebileceği makama kadar itirazlarda bulunmayı vazife saymıştım. İtirazlarıma hiç kimse cevap vermedi, cevap vermeye lüzum dahi görmedi."
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 10 - Pozitif Yayınları, Atatürk, Sözü 1914 Birinci Dünya Harbi'yle Açtı
"Kemal, Kemal, bizi rahat bırak! Sonra vicdanen sorumlu olursun. Biz öyle şeyler yapacağız ki, neticesinde sen de memnun olacaksın, dünya da hayretler içinde kalacaktır."

***Aynen öyle şeyler yaptınız ki bugünden bakınca biz, o günden bakınca da dünya hayretler içinde kaldı, bir tek bunu önceden gören Mustafa Kemal hayretler içinde kalmadı....
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 10 - Pozitif Yayınları, Atatürk, Sözü 1914 Birinci Dünya Harbi'yle Açtı
"Zavallı Talat Paşa! Kendisinin bir çapkın Ermeni kurşunuyla Berlin sokaklarında yere serildiğini işittiğim zaman ne kadar üzülmüştüm.

Sadarazam olduğu günlerden birinde sedaret makamında kendisine bazı hayati meselelerden bahsetmiştim. Verdiği cevaplarla beni güzelce atlattığına kani olmuş, hatta bu memnuniyetini bir saat sonra bir araya geldiği yakın arkadaşlarıma anlatmıştı. Fakat iki gün sonra kendini telaşa düşüren bir vaziyet oluşması üzerine beni gece yarısında evine davet ederek, çare ve tedbir sormak lüzumunu hissetti. O gece telaşlı Sadrazam'ın meclisinde aynı arkadaşımda hazırdı, şu sözleri söylemekle kendimi teselli ettim:

—Benden fikir ve mütalaa soruyorsunuz, söylemekte mazurum. Çünkü ben size daha üç gün evvel hayati bir mesele hakkında fikir ve mütalaamı söylemiştim. Siz ise beni atlattığınız kanısına kapılmış, hatta sevindiğinizi göstermiştiniz.

—Asla! dedi.

—Söylediğiniz zat yanınızda oturuyor, dedim.
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 11 - Pozitif Yayınları, Atatürk, Sözü 1914 Birinci Dünya Harbi'yle Açtı
İstanbul ufukları da yalnız düşman hareketleri, düşman bayrak ve süngüleri yükseliyordu.
Şaşılacak şeydir. Artık adi bir mendil gibi ayak altında çiğnenen bu çevrede hala bir saltanat, bir hükümet, bir varlık olduğunu zannedenler vardı.
"İstanbul sokakları İtilaf devletlerinin süngülü askerleriyle dolmuştu. Boğaziçi, toplarını sağa sola çeviren düşman zırhlılarıyla, lacivert sularını göstermeyecek kadar örtülüydü.

Herkes ancak çok zorunlu ihtiyaçları için evlerinden çıkabiliyor, sokaklarda hatır ve hayâle gelmeyen hakaretlere uğramamak için caddelerin duvar diplerinden, büzülerek, eğilerek ve korkarak yürüyebiliyorlardı. Bütün tedbirlere rağmen yine bin türlü feci saldırı sahneleri eksik olmuyordu."
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 92 - Pozitif Yayınları, Mondros Mütârekesi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mustafa Kemal'in Ağzından Vahidettin
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756461203
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pozitif Yayınları
Mustafa Kemal’in harp politikası hakkındaki tenkitlerini,
Gerek Türk, gerek Alman kumandanları ile münakaşalarını,
Kendi anlatımından ve dönemin en yakın tanıklarından olan
Falih Rıfkı Atay’ın kaleminden bir solukta okuyacak ve;

- Atatürk’ün Vahdettin hakkındaki düşünceleri nelerdir?
- Vahdettin Atatürk’ü Samsun’a neden gönderdi?
- İstiklal savaşına gidilen yolda karşılaşılan güçlükler neydi?
- Yakın tarihimizin en tartışılan ikilisi olan Atatürk ve Vahdettin,
birlikte yaptıkları Almanya yolculuğunda neler konuştu ve yaşadı?
- Milli Mücadele fikri nasıl doğdu?
- Atatürk nasıl bir kişiliğe sahipti?
- Vahdettin ve Atatürk arasında yapılan son görüşmede neler
konuşuldu?

Sorularına bu kitapta cevap bulacaksınız !

Kitabı okuyanlar 105 okur

  • bookworm
  • fevkalbeşer
  • Oğuz
  • Kitap Alıntıları
  • Kaan
  • Uğur
  • ÖZGÜN ŞENOL
  • Semra
  • Utku Şenol
  • Gitme zamanı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%33.3
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%16.7
45-54 Yaş
%5.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%11.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%35.9
Erkek
%64.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.6 (10)
9
%30.8 (12)
8
%23.1 (9)
7
%12.8 (5)
6
%2.6 (1)
5
%0
4
%2.6 (1)
3
%2.6 (1)
2
%0
1
%0