Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri

9,8/10  (5 Oy) · 
14 okunma  · 
6 beğeni  · 
729 gösterim
Hakkında en çok rivayet üretilen,en sık tartışılan simadır Mustafa Kemal. İçtiği içkiden yaptığı inkılaplara, sofralarından insna ilişkilerine söylenmedik laf bırakılmadı. Bunların ne kadar doğru, ne kadar yanlış hâlâ tartışılıyor.

1920'lerin başından ölümüne kadar Atatürk'ün en yakınında bulunan gazeteci-yazar Falih Rıfkı Atay'ın uzun yıllar önce yayınlanan ''Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri'' tartışılan bir çok konuya ışık tutuyor.

Atatürk, İttihat ve Terakki Partisi mensubu muydu?

Rejimin değişeceğini meclise ilk defa nasıl haber verdi?

Ticarete girip niçin battı? Gazete macerasına kiminle nasıl girdi?

Yazı ve harf inkılabını üç ayda nasıl gerçekleştirdi?

Nasıl oldu da Suudi Arabistan'daki bir toplantıya heyet gönderdi?

Yukarıda bahsedilenler gibi birçok olayın gerçekte nasıl olduğunu merak ediyorsanız ve yakın tarihte gerçekten ne olduğunu birinci ağızdan öğrenmek istiyorsanız, bu eser sizin için bulunmaz bir rehber.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    134
  • ISBN:
    9789756461754
  • Yayınevi:
    Pozitif Yayınları
  • Kitabın Türü:
şule uzundere 
03 May 22:10 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

Atatürk’ün uzun yıllar yanında bulunan Falih Rıfkı Atay, Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri’nde Atatürk’le ilgili anılarını anlatıyor. Bazı anılar ders kitaplarından, internetten tanıdık gelse de ilk kez duyacağınız anılar da var kitapta. Atatürk’le ilgili bir kitap okumak isteyen kişilere ilk tavsiyem Falih Rıfkı Atay’ın kitapları olur. Atay’ın kitaplarını okurken siz de kendinizi Atatürk’ün meşhur sofrasında oturuyor gibi hissediyorsunuz.

Burak CAN 
05 Kas 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Günümüzde Mustafa Kemal'e yönelik birçok sorular soruluyor ve yine günümüzde bu soruları soran ve bu sorulara cevap tonlarca kitap var. Bu eserde ciddi manada merak edilen sorulara cevap veren bir eser olmuş.Mesela nelere cevap veriyor bu kitap;
Atatürk, İttihat ve Terakki Partisi mensubu muydu?
Rejmin değişeceğini Meclis'e ilk defa nasıl haber verdi?
Ticarete girip niçin battı? Gazete macerasına kiminle nasıl girdi?
Yazı ve harf inkılabını üç ayda nasıl gerçekleştirdi?
Nasıl oldu da Suudi Arabistan'daki bir toplantıya heyet gönderdi?

Bu gibi sorulara cevap arayanlar var ise mutlaka bu kitaba bir göz atsınlar,eminim ki akıllarda ki sorulara cevap bulacaklar.

Kitaptan 19 Alıntı

şule uzundere 
12 Mar 13:28 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İki kişi vardır ki yeni yazı başladığı günden sonra kalemlerini sağ yazıya dokundurmamışlardır: Biri Atatürk, öteki İnönü! Bunlar oyuncu değildiler, inkılapçı idiler.

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı AtayMustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay
BİROL COŞKUN 
14 Ağu 14:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Köşkün hol'ünde oturuyorduk: "Ne işi var bu donanmanın İzmir limanında?" dedi. Sonra aramızdaki ev sahibi hanıma: "Siz Fransızca yazabilir misiniz?" diye sordu. "Evet" cevabını alınca: "Yirmi dört saat içinde İzmir limanından çıkıp gitmesi için, filo komutanına bir ultimatom yazınız." dedi. Zayıflar yine baygınlık geçirdi. "İngilizlerle harbe tutuşacağız... her şey bitecek..." diyorlardı. Mustafa Kemali vazgeçirmek mümkün değildi. Fakat yirmi dört saat sonra Birinci Dünya Savaşı'nı kazananların zafer donanması demir alarak ve Türk sancağını selamlayarak, ağır ağır limandan uzaklaştı.

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı AtayMustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay
esin uyur 
22 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Gençler, bizim çektilderimizi çekmemek ve bu halka çektirmemek
için, siz de Atatürk'ü unutmayınız. Mustafa Kemal
bizimdi. Atatürk sizindir."

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay (Sayfa 26)Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay (Sayfa 26)
BİROL COŞKUN 
14 Ağu 22:51 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bir seyahatten dönüşünde Malatya'ya uğrayan Atatürk kendini pek sıcak karşılayanlarla görüşmek için belediyeye gider. Salonda yerli mahsullerden örnekler göstermek üzere bir vitrin varmış. Şöyle bir gözden geçirir, altın sarısı kayısılarla dolu bir kutu pek hoşuna gider:
- Ne güzel kayısılarınız var, der.
Önü ilikli Belediye Reisi:
- Evet efendimiz, pek nefistir kaysılarımız, dedikten sonra daha iyi görmesi için kutuyu vitrinden çıkarıp kendisine getirir. Atatürk:
- Cidden güzelmiş, diyerek ve ikram edeceklerini sanarak birkaçını yemeye hazırlandığı sırada Belediye Reisi:
- Evet efendimiz çok güzeldir, der ve kutuyu alıp yine vitrine götürür.
Atatürk böyle hallerde pek "mahcup delikanlı" idi, imrentiden yutkunur, biraz sonra yanındakilere:
- Artık dönelim, der.
Trene binip Ankara'ya yollanırlar.
Ankara'da hiç şüphesiz Malatya milletvekillerine azizlik etmek için:
- Geceyi Malatya'da geçirecektim, ama benden bir kutu kayısıyı esirgeyenlerin nasıl misafiri olurdum, diye hıncını almıştı.

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı AtayMustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay
BİROL COŞKUN 
13 Ağu 19:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gençler bizim çektiklerimizi çekmemek ve bu halka çektirmemek için sizde Atatürkü unutmayınız. Mustafa Kemal bizimdi. Atatürk sizindir.

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı AtayMustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay
BİROL COŞKUN 
14 Ağu 22:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Geçen harp somasının üç diktatörü Mussolini, Hitler ve Stalin'dir, üçü de sivildi. İktidara geçince sivil esvaplarını çı­karıp üniforma giydiler ve ölünceye kadar da üniformalı kaldılar.
Atatürk ise askerdi: Generalliğini Anafartalar'da, mare­şalliğini Dumlupmar'da kazanmıştı. İktidara geçince üniformasını çıkardı. Sivil esvap giydi ve ölünceye kadar öyle kaldı. Hatay, bir Misakı Milli meselesi olduğundan, bu sanca­ğı vatan topraklarına katmaya çalıştı. Bunun dışında her türlü irredandizmi reddetti ve Türk milletinin gözlerini harp meydanlarından barış meydanlarına çevirdi. Ona, medeniyet zaferine doğru savaş yollarını açtı.
. Buda ölürken:
- Üstad öldü diye ağlamayınız, üstad size öğrettiklerimdir, demişti.
Atatürk de bizlere öğretmiş olduklarıdır.

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı AtayMustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay

Atatürk, Türk tarihinin ve dilinin inkâr edildiği çağın adamıydı. O çağın edebiyatına göre Türklerin medeniyet tarihinde yeri yoktu. Türkçe ne ilim ne de edebiyat dili olabilirdi. Atatürk, milletini nesillerden beri sürüp gelen bu aşağılık duygusundan kurtarmak için kendini dile ve tarihe verdi. İkisinde de bu asıl duyguyla, zorlamalara kadar gitti. Bir zamanlar sözlüğe alınan her sözcüğün Türkçe olup olmadığını açıklamaya çalışma isteği bu yüzden arttı.

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı AtayMustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay
BİROL COŞKUN 
14 Ağu 22:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kuvayı Milliye'nin pek tanınmış alaylı kahramanlarından birinin ilk defa İstanbul'a gelerek Beyoğlu caddesinde çarşaflı, fakat peçeleri açık Türk hanımlarını-gördüğü vakit:
- Biz bunlar için mi dövüştük durduk diye öfkelendiğini biliyorum. İlk Meclis mebuslarından biri de sımsıkı örtülü karısı ile birlikte Karacaoğlan karşısında, bir dükkâna girdiği için ağırca birtakım koridor dedikodularına uğradığı hatırımdadır.
İkinci Meclis'te bile üç beş kadınla evli mebuslarla yan yana otururduk. Bunlar bilinmedikçe Mustafa Kemal'in Türk kadınını hürriyete kavuşturmak için neden İstanbul tramvaylanndaki harem perdelerini kaldırmakla işe koyulduğu pek anlaşılamaz.
Atatürk kadmlı erkekli ilk daveti, ikinci Meclis devrinde, eski Ankara'nın dar bir sokağmda, Rum mektebinden galiba Türk ocağına çevrilme kerpiç bir yapının salonunda verdi. Herkes eşi ile beraber çağrıldığı için gelmemezlik etmelidir. Fakat kadınlar salonun sol tarafındaki iskemlelere oturdu-
lar, erkekleri de karşılarına dizildiler. Bu namehremlik havası içinde Atatürk'le birkaç arkadaşından ve hanımlarından başka ayakta kimse yoktu. Durgunluktan fazlaca sıkılmakla
beraber, bize demişti ki: "- Ayaktakilere elinizden geldiği kadar itibar ediniz, oturanlara hiç aldırmayınız. Tesirini gelecek
defa görürsünüz."

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı AtayMustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay
BİROL COŞKUN 
 14 Ağu 22:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Atatürk Çanakkale savaşlarında pek sıkışık bir anında süvarileri feda etmekten başka çare olmadığına göre kumandanı çağırır, hücum emrini verir.
Kumandanın hiç tınmadan geri gitmesi üzerine, galiba anlamadı diyerek:
- Kumandan Bey ne dediğimi anladınız mı, diye sorar. O da:
- Evet efendimiz, ölmekliğimizi emrediyorsunuz, der.

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı AtayMustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay

"Yeni yazının eskisinin yerine geçmesi için ne kadar süre düşündünüz?" diye sordu. Azınlık beş çoğunluk on beş yıl süre verdi. İlk zamanlar okullarda iki yazı da öğretilecekti. Gazeteler bir kaç fıkrayı yeni yazıyla dizeleyecek, yavaş yavaş artıracaklardı. "Varsayalım on beşinci yılda gazetelerde yarım sütun Arapça yazı kaldı. Ne olacak biliyor musunuz? Herkes yalnızca o yarım sütunu okuyacak. Bir savaş, bir buhran çıktı mı bizim yazı da Enver'inkine dönecek." Enver Paşa'nın (eski yazıya göre) daha fazla yazı devrimi diyebileceğimiz denemesi birinci dünya savaşı olur olmaz suya düşmüştü. "Ya üç ayda yaparız, ya hiç yapamayız." Buna ben de şaşırmıştım doğrusu. Üç ayda bir millete yazı değiştirtmek... Bunu da başarabilecek miydi?

Mevsim sıcaktı. Bir akşam kendisini Saray Burnu'nda bir halk eğlencesine, Büyükada'da bir baloya davet etmişlerdi. Sarayburnu bahçesindeki halk kalabalığını gördükten biraz sonra: "Bana bir defter veriniz." dedi.Galiba garsonlardan birinin cep defterini aldı ve yazmaya koyuldu. Bir aralık beni yanına çağırdı: "Bir kez gözden geçir bunları sana okutacağım." dedi. Latin harfleriyle ilk Türkçe yazıydı. Diktatörler halk kalabalığından korkar. Rastgelenin katıldığı kalabalık, polis için en şüpheli "bilinmeyen" dir. Atatürk, halkın kendine yalnız kendi iyiliğini ve yükselişini isteyen bir kahraman gözüktüğüne inanan bir devrimciydi. Halk kalabalıklarında kendi asıl gücünü görürdü. Ara sıra: "Halka giderim." demekten ne anlatmaya çalıştığını o akşam da anladım. Halk yazı devrimi müjdesini çılgınca alkışlıyordu çünkü bu devrimi halk için, halk adına yaptığını onlara anlatabiliyordu.

Daha sonra Büyükada'ya gitmiştik. Kıyıdan bahçeye çıkınca, orta binadan tuvaletli hanımlar, smokinli beyler kendisini karşılamak üzere ilerledikleri sıra bana eğildi: "Çocuk" dedi "orada yaptığımızı burada yapamazdık." O bir saray idarecisi değildi. Sonra Anadolu'ya, köylere çıktı. Bir kara tahta üzerinde yeni yazının ilk derslerini verdi ve üç ayda "başardı."

Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı AtayMustafa Kemal'in Mütareke Defteri, Falih Rıfkı Atay
2 /