Mustafa Kemal’in Ordusunda Bir Alman Yüzbaşı

·
Okunma
·
Beğeni
·
514
Gösterim
Adı:
Mustafa Kemal’in Ordusunda Bir Alman Yüzbaşı
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
345
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052983898
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Mustafa Kemal’in Ordusunda Bir Alman Yüzbaşı
Mustafa Kemal
Birinci Dünya Savaşı sonu… Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde olduğu İttifak Devletleri yenilmiş… Mağlup devletlere ağır koşullar dayatılıyor…

Baltık cephesinde piyade yüzbaşı olan ve ülkesindeki boyun eğmeyi içine sindiremeyen Hans Tröbst, Türkiye’de Mustafa Kemal liderliğinde bir direniş başlatıldığını duyar. Bu direnişe katılmak üzere Varna üzerinden gizlice İstanbul’a gelir. Burada bulduğu birkaç bağlantı sayesinde Anadolu’ya geçer ve Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar Anadolu’da kalır.

Tröbst, çeşitli görevlerle köyden köye, cepheden cepheye dolaşır, Lozan Antlaşması’nın imzalandığı gün Türkiye’den ayrılır. Birkaç yıl sonra da Anadolu’da geçirdiği iki yılı kaleme aldığı anıları kitap olarak yayımlanır.

Çok iyi bir gözlemci olan Tröbst’ün anıları, ne bir güzellemedir ne de yergi… Alman yüzbaşı, Anadolu’nun insanını, değişken doğasını, köyleri, kentleri, dönemin yaşam koşullarını güçlü bir anlatımla sergiliyor. Gördüklerini, yaşadıklarını yer yer Homeros, Goethe, Schiller ve diğerlerinden alıntılarla süslerken, işin içine mizah katmayı da ihmal etmiyor.

Tröbst, “Burası, umudunu yitirmeyen ve ulusal varlığı için savaşmayı sürdüren tek ülkeydi, bedeli tamamen yok olmak olsa bile,” dediği Türkiye’nin geleceğini görmüş gibidir:
“İlerleme ile gerileme el ele olmalıydı ve bunun sonucu: “Ne ileriye doğru bir adım mümkün, ne geriye” ve şarkının sonu: Durgunluk! Zavallı Türkiye! Dininizi modernleştirin, Anadolu’da da kadınlarınıza özgürlük tanıyın, o zaman yeniden canlanması için ulusal yaşamınızın önündeki ana engel ortadan kalkacaktır ve o zaman sizin de zamanla ilerleyeceğinize dair en azından umudunuz olacaktır. Şimdiye kadar kazandığınız bütün başarılar, baştaki doğru adam artık başta olmayınca, eninde sonunda çaresiz kendiliğinden körelecektir.”
334 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap Anadolu insanı ve o zamanın şartları hakkında çok güzel bilgiler sunuyor. Yazar çok iyi bir gözlemci, gözlemlerini çok güzel bir şekilde yazıya dökmüş ancak bir zamandan sonra sürekli aynı şeyleri tekrar ediyor ve kitap sıkıcı bir hal alıyor. Önerir misin diye soracak olursanız kesinlikle öneririm.
345 syf.
·Beğendi·8/10
Solmaz Kamuran - KÖSEM SULTAN
Osmanlı Tarihinde KADINLAR DÖNEMİ olarak değerlendirilen zaman aralığının Hürrem Sultandan sonra en etkili kadını sayılabilecek olan Kişisi Kösem Sultan denebilir.
Ben yazarın KİRAZE adlı romanını uzun zaman önce okumuştum. Çok da beğenerek okumuştum. Diyebilirim ki tarihe romanlar üzerinden bakmayı bu kitapla sevmiştim. Kuru bir anlatım yerine aslına uygun yapılan bir kurgu uzak tarihi biraz daha anlaşılır hale getiriyor. KİRAZE’den sonra tarihi roman okumayı da önemli ve gerekli bulur oldum.
İki kitabı karşılaştırdığım zaman Kiraze’nin daha güçlü bir metin olduğunu söyleyebilirim. Kösem Sultan zaten önceden de ilgimi çekiyordu. Onunla ilgili Reşat Ekrem Koçu’dan da bazı bölümler okumuştum.
Kösem Sultan’ın asıl adı Anastasia’dır. Kaçırılmış ve esir olarak doğrudan saraya satılmıştır. Tinos adlı bir Yunan Adasında bir rahip tarafında eğitilen Anastasia, zeki ve ve dönemine göre son derece bilgili bir kadındır. Satranç oynamayı sever. Bu oyun sayesinde padişah 1. Ahmet’in ilgisini çeker. Daha sonra padişahtan çocuk doğurur ve itibarlı kadınlar arasına girer. Yani önce HASEKİ ardından da VALİDE SULTAN olur. Kösem adının yanında halk arasında MAHPEYKER olarak anılır.
Ahmet’in ölümünden sonra karışık bir dönem yaşanır. Yarı deli olan Mustafa’nın saltanatı kısa sürer ve 4. Murat çocuk yaşta tahta geçer. Murat’ın yaşı büyüdükçe iktidarını Annesi ile paylaşıyor oluşu sorun olmaya başlar. 4. Murat yaşadığı safahat dolu hayatı nedeniyle sağlığını çabuk kaybetmiştir. Ancak çok genç yaşta ölümüne Kösem’in sebep olduğu söylenegelmiştir ki bu uzak bir olasılık değildir.
Kösem, son derece zengindir. O dönemde zengin olmayan saray kadını yoktur gerçi ama Kösem çok daha fazla zengindir. Saray içindeki dengeleri satranç oyununa benzetir. Genel olarak yönetmeyi bilir ve iktidar konusunda çok hırslıdır. Oğluna hediye ettiği Turhan Sultan’ın onun planını erken farketmesi nedeniyle satrancı kaybeder. Ölümü acıklı olur.
Solmaz Kamuran’dan okunacaksa önce KİRAZE okunmalıdır. Kurgusu daha zengin anlatımı daha sürükleyicidir. KÖSEM’de tarihi olaylar daha fazla ön planda görünüyor. Zaman zaman roman okuduğunu unutuyor insan. Gerçi dönem de çok karışıktır ancak yine de Kiraze’ye göre daha zayıf zajıf bir romandır.
Tarih kitaplarında bir paragrafta geçen bir olayı bir roman olarak okumak tarihe bir boyut ve derinlik kazandırıyor. NEDEN? Sorularına bazı yanıtlar bulunabiliyor ve bence hepsinden önemlisi olanları, oldukları dönemin kendi özgün gerçekliğinde kavramamızı sağlıyor.
Bu tür romanları okumayı seven arkadaşlara CAHİT ÜLKÜ’nin üçlemesi olan Rüstem Paşa- Sarı Selim ve Pargalı’yı da önermek isterim. Yazarın tezleri sıradışı olmakla beraber çok da akıl dışı değildir. Konuyla ilgilenenlerin bence mutlaka okuması gereken diğer yazar da HIFZI TOPUZ bence. Bu yazar gerçeğe daha fazla bağlı ve daha az kurgu oluşturuyor. Anlatım usta bir kalem elinden olduğundan asla sıkılmadan okunuyor.
Kösem’i okuduktan sonra hep aklımda olan KURB-I SULTAN; ÂTEŞ-İ SUZAN, sözünü yeniden anladım. İktidar sahibi olanların normal insanların anlayamayacağı bir hırsları oluyor. Hiç kimse ne Kanuni ne Hürrem ne de bir başkası sahip olduğu gücü kendi isteği ile bırakmak istemiyor. Bu güç onların elinden zorla alınabiliyor ancak.
Romanı okurken Kösem’e yakınlık duydum mu? Hayır, duyamadım. Aynı durum Hürrem için de geçerliydi.
Osmanlı, çok uzun bir süre boyunca var olmuş bir devlet. Yalnızca nesnelliği tartışmalı ders kitaplarından anlaşılması neredeyse imkânsız. Hoş, tarihe nesnel bakabilmek; bence hem kolay değil. Her yazar biraz taraflıdır. Kösem’in hayırsever olduğu da yazılır farklı kaynaklarda. Ancak onların hayırseverliğinin de içten olduğunu düşünmüyorum. Tamamen geleceğe dönük bir yatırım. Romanda Genç Osman’ın öldürülmesi olayı fazla kısa geçilmiş gibi geldi bana. Hak ettiği entelektüel ilgiyi görmediğini düşünüyorum Osman’ın. Belki onun da romanı yazılmalıdır.
Son söz olarak Kiraze’ye göre zayıf olsa da okurken de bitirdikten sonra da asla zaman kaybı olarak görülmeyecek bir roman olarak değerlendiriyorum.
Zira sallantılı zamanlarda sallantıya düşen insan, kötülüğü çoğaltır ve onu yaydıkça yayar. Ama kim hedefinde sağlam durursa, o kendi dünyasını kurar.
12 çift ortaya çıktı. Herkül gibi bedenler abartılmış kasları yoktu eski gladyatörlerle kıyaslanmaktan çekinmeyerek önce yağsız güreşildi finalde her bir güreşçi zeytinyağlı ile yağlandı ve büyük bir heyecanla güreş izlendi kazanan güreşçi yenilen rakibini kurala uygun olarak kulak memeciğinden tutup komutan çadırın önüne getirdi ve burada İkisi de mükemmel bir hareketle yere kapandı.
Yumurta her zaman tavuktan daha akıllıdır, bu eski bir hikaye...
Bu arada Ramazan ayı bitmiş, bizim karnaval ile karışılaştırılabilecek bayram gelmişti. Bir farkla Türkler bu bayramı oruç ayının sonunda yapıyor biz ise başında. Bu çok mantıklı bir yötem. Zira sıcak bir yürüyüşten sonra bir şişe şampanya daha tatlı gelir.
Dünyanın hiçbir yerinde ırkların ve ulusların karışması Şarkta olduğundan daha fazla değildir . Şarklı için ister Müslüman olsun ister hrıstıyan isterse de yahudi olsun, din en önemli şeydir, her şey onun etrafında döner. Ama yabancı dinsel duygulara saygılı olduğu sürece, tahammülde hiçbir yerde Türkiye’de olduğu kadar büyük değidir. İnsan Türkiye’de kendisine dini sorulmadan yıllarca yaşayabilir.
Yetenekli montajcılar burada ingilizlerden elegeçirilen iki bozuk uçaktan bir sağlam uçak yapıyorlardı. Demir tornacıları, itilaf Devletlerinin işgal sırasında ülkede bıraktıkları topları kullanılmaz hale getirmek için çıkardıkları top kamalarını vagon akslarından yeniden imal ediyırlardı. Bu atölyede akıl almaz şeyler görmek mümkündü. Bunlarun çoğunun nekadar yetersiz araçlarla yapıldığı düşünülürse mücize sınırındaydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mustafa Kemal’in Ordusunda Bir Alman Yüzbaşı
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
345
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052983898
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Mustafa Kemal’in Ordusunda Bir Alman Yüzbaşı
Mustafa Kemal
Birinci Dünya Savaşı sonu… Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde olduğu İttifak Devletleri yenilmiş… Mağlup devletlere ağır koşullar dayatılıyor…

Baltık cephesinde piyade yüzbaşı olan ve ülkesindeki boyun eğmeyi içine sindiremeyen Hans Tröbst, Türkiye’de Mustafa Kemal liderliğinde bir direniş başlatıldığını duyar. Bu direnişe katılmak üzere Varna üzerinden gizlice İstanbul’a gelir. Burada bulduğu birkaç bağlantı sayesinde Anadolu’ya geçer ve Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar Anadolu’da kalır.

Tröbst, çeşitli görevlerle köyden köye, cepheden cepheye dolaşır, Lozan Antlaşması’nın imzalandığı gün Türkiye’den ayrılır. Birkaç yıl sonra da Anadolu’da geçirdiği iki yılı kaleme aldığı anıları kitap olarak yayımlanır.

Çok iyi bir gözlemci olan Tröbst’ün anıları, ne bir güzellemedir ne de yergi… Alman yüzbaşı, Anadolu’nun insanını, değişken doğasını, köyleri, kentleri, dönemin yaşam koşullarını güçlü bir anlatımla sergiliyor. Gördüklerini, yaşadıklarını yer yer Homeros, Goethe, Schiller ve diğerlerinden alıntılarla süslerken, işin içine mizah katmayı da ihmal etmiyor.

Tröbst, “Burası, umudunu yitirmeyen ve ulusal varlığı için savaşmayı sürdüren tek ülkeydi, bedeli tamamen yok olmak olsa bile,” dediği Türkiye’nin geleceğini görmüş gibidir:
“İlerleme ile gerileme el ele olmalıydı ve bunun sonucu: “Ne ileriye doğru bir adım mümkün, ne geriye” ve şarkının sonu: Durgunluk! Zavallı Türkiye! Dininizi modernleştirin, Anadolu’da da kadınlarınıza özgürlük tanıyın, o zaman yeniden canlanması için ulusal yaşamınızın önündeki ana engel ortadan kalkacaktır ve o zaman sizin de zamanla ilerleyeceğinize dair en azından umudunuz olacaktır. Şimdiye kadar kazandığınız bütün başarılar, baştaki doğru adam artık başta olmayınca, eninde sonunda çaresiz kendiliğinden körelecektir.”

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Şükrü MACİT
  • Hilal Bayar
  • İsmail
  • Ylçn Antky
  • Beatle
  • Ümit
  • gamze
  • Miraç Berk Tokmak
  • Cemile yılmaz
  • Kemal Balta

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (2)
9
%20 (2)
8
%30 (3)
7
%20 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0