Müstesna Güzeller

8,3/10  (6 Oy) · 
41 okunma  · 
5 beğeni  · 
927 gösterim
Bu kitap, bilimsel bir gayretin ürünü olmaktan çok, öz kültürümüze karşı hissedilen bir vefa borcunun yerine getirilmesi için düzenlenmiştir ve yazdığımız makaleler arasından seçilen 50 adet yazıyı içerir. Divan şiiriyle tarihi ve şimdiki hayatımızı buluşturma gayesiyle kaleme alınan bu yazılarda tuttuğumuz yol, yüründükçe uzayan ve her durağında bir başka hayranlıkla seyrettiğimiz, asude güzellikleri olan bir yoldur. O vadide görülecek daha nice menziller, gidilecek daha nice yollar vardır. Buyurunuz bu güzellikleri beraberce seyredelim ve sohbetlerle yoldaşlık kuralım. Zaten gayemiz de altı yüzyıl boyunca soluduğumuz bir güzellikler manzumesini, sizlere yeniden tanıtabilmek ve sevdirebilmektir. Rastladığımız o müstesna güzellikleri sizinle paylaşmaktan mutluyuz.
(Tanıtım Bülteni'nden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2005
  • Sayfa Sayısı:
    323
  • ISBN:
    9789758950416
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 9 Alıntı

Salih Çermik 
12 Oca 19:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bozuk şu dünyanın temeli bozuk
Tükendi daneler kalmadı azık
Yazıktır şu geçen ömrüme yazık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
*Kul Himmet

Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 224 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 224 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)
Salih Çermik 
12 Oca 19:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsan rüyasında hazine bulsa uyanınca onunla sevinebilir mi hiç? İşte akıllı kişiler de bir rüya gibi gelip geçici olan bu dünyanın nimetleriyle şâd olası değildir.

Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 219 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 219 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)
Salih Çermik 
12 Oca 19:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Tarihte ünlü Keçecizâdeler fıtraten nüktedan bir sülâledir. İzzet Molla merhum nüktedan olmakla birlikte biraz da şişman bir kişi imiş. Bir akşam iftara davetli olarak bir dostun konağına gitmiş. O zamanlar âdet, akşam namazı kılındıktan sonra sofraya oturmaktır. Neyse iftar topu atılmış. Oruçlar zemzem vb. ile açılıp namaza durulmuş. O sırada yeni gelen bir misafir soluk soluğa kapıdan girip içerdekilerin namaza başladıklarını görünce çorapları çıkarıp kolları sıvamış. Hemen ibrik leğen gelmiş; abdest alacak. Öte yandan akşam namazı kısa. Kaidelerde zamm-ı sure de az okunuyor. İmam da biraz aceleci; hem hızlı okuyor, hem de rükû ve secdeleri kısa tutuyor. Molla merhum imama ayak uydurmakta zorlanıyor. Bu arada abdest alacak zat, ibrikdâra seslenir: - Evlâdım biraz acele et. Abdestimizi alıp imama yetişelim. Olanları namazda yan gözle izleyen Molla, bu söz üzerine dayanamayıp namazın içinden adamın duyacağı şekilde mırıldanmış:
-Efendi hiç acele etme! Biz bu imama namazın içindeyken yetişemiyoruz, sen dışardan nasıl yetişeceksin!

Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 295 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 295 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)
Salih Çermik 
12 Oca 19:51 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Aşkın değeri sevgili uğrunda çekilen gamların çokluğu ile ölçülür.

Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 127 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 127 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)
Salih Çermik 
12 Oca 19:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gerçek yiğitlik, eline fırsat geçince düşmanını dahi bağışlayabilmektedir.

Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 22 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 22 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)
Salih Çermik 
12 Oca 19:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kimse isteyerek âşık olmaz. Bu bir sihir gibidir. Dokuz zincirle dokuz kazığa bağlı olsa, âşıkın gönlünü yine aşk gücüyle canan yolunda giderken görürüz.

Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 38 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 38 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)
Salih Çermik 
12 Oca 19:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gam gönülden başka kimsenin yüklenemediği bir yük, tahammül edilemeyen bir yaradır, işte bu yüzdendir ki gam, âşıkın mihenk taşıdır. Onun istek ve dayanıklılığı ile sadıklığını ölçer. Bu bakımdan âşık daima gam ister, âdeta onsuz olamaz. Gam, âşıkın en vefalı dostudur. Zira bu dost sayesinde sevgiliyle ulaşacaktır.

Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 128 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 128 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)
Salih Çermik 
12 Oca 19:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Her şeyin bir sonu olduğu gibi gönüldeki gamın da bir sonu olacaktır. Gam bitince vuslat kendini gösterir. Oysa âşık vuslat gecesinde de gamlıdır. Zira "Ya bu vuslat bitiverirse!" diye düşünmektedir. Onun için vuslat yerine gam istemek daha geçerlidir. Değil mi ki gam sevgiliden gelir; öyleyse değerlidir. Ona gönülde yer verilir. Bu yüzden gama çare aranmaz. Onun çaresi yine gam çekmektir. Doktorun buna yapacağı bir şey yoktur. Gamla içli-dışlı olan gönül, bundan zevk bile duyar. Bu yüzden boyu hilâle dönse, devamlı ah etse, yakasını yırtıp feryatlar koparsa, hatta âleme rüsva olup toprağa karışsa bile şikâyette bulunmaz. Kaldı ki sevgiliye şikâyet olmaz.

Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 129 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 129 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)
Salih Çermik 
12 Oca 19:51 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Şenn adlı Arap dâhilerinden biri, kendi akıl ve fetaneti ölçüsünde bir kadın bulup evlenebilmek için seyahate çıkar. Bir hayli zaman dolaşır. Kendine uygun birini bulamaz. Nihayet ümitsizlikle geri dönmeye karar verir. Biner atma ve yola koyulur. Bir müddet sonra bir bedevi ile yol arkadaşı olurlar ve beraberce gece, gündüz; sıcak, kurak demeyip hayli zaman giderler. Bir ara Şenn, arkadaşına, "Ya sen beni yüklen, ya ben seni yükleneyim!" der. Adam bütün hamakatıyla cevap verir: "Be hey cahil, ata binmiş gidiyorsun, neden seni ben yükleneyim?" Şenn bozuntuya vermez. Yola devam ederler. Adamın köyüne yaklaşırlarken biçilmiş bir ekin tarlasına rastlarlar. Bu defa Şenn, "Şu ekin acaba yenmiş midir; yenmemiş midir?" diye sorar. Adam Şenn'in biraz meczup olduğuna hükmederek, "A ahmak!" der, "Ekin yeni biçilmiş, nerden bileyim yenilip yenilmediğini?" Şenn istifini yine bozmaz. Yola devam ederler. Tam köyün içine girdiklerinde tabutta bir cenaze götürüldüğünü görürler. Şenn, son bir kez şansını denemek ister ve yine sorar, "Dostum, şu cenazenin sahibi ölü mü; yoksa diri mi?" Adam önce lâ havle çeker, sonra açar ağzını yumar gözünü, bir hayli boş nasihatte bulunur ve sonuç olarak, "Senden ahmak adam görmedim. Cenazeyi görüyorsun da ölü mü, diri mi diye soruyorsun!..." diye çıkışır. Köye girildiğinde Şenn ayrılıp yola devam etmek ister. Bedevi, bütün saçmalıklarına rağmen bu garip yolcuya acır ve bir yemek ikram etmek, biraz yorgunluğunu gidermesini sağlamak için ısrarla evine davet eder. Şenn ne yapsın, paçayı kurtaramayıp eve girer. Bedevi'nin Tabaka adlı bir kızı varmış. Eve gelindiğinde kız, babasına misafirlerinin kim olduğunu sorar. Babası da "garip hâili, ahmak bir meczup" deyip macerayı özetler. Tabaka babasına, o adamın ne meczup, ne de cahil olduğunu; bilakis çok akıllı olduğunu söyleyip onun sözlerini babasına bir bir açıklar. Buna göre Şenn ilk cümlesinde "Ya sen bana bir hikâye anlat, ya ben sana ki yolculuk çabuk bitsin." demek istemiştir. İkinci sorusuyla ekin sahibinin ekin parasını önceden alarak yiyip yemediğini anlamak istediği anlaşılır. Üçüncü sorusuyla da cenazenin geride adını yaşatacak bir sadaka-i câriye (hayırlı evlat, imaret, eser vb) bırakıp bırakmadığını sorduğu ortaya çıkar. Babası Tabaka'dan bunları hayretler içinde dinledikten sonra hayıflanarak Şenn'in yanına varır ve özür beyanı ile onun sorularını bir bir cevaplar. Şenn bu cevapları kimden öğrendiğini sorunca da ona kızı Tabaka'dan bahseder. Şenn, Tabaka ile evlenir ve onu alıp memleketine döner. Şenn'in Tabaka gibi fetanetli bir kızla evlendiğini gören hemşerileri "Vâfaka Şenne Tabaka" derler. Türkçede vâfeka Şen denilirmiş. İşi ehline vermek ve münasip insan kastedildiğinde atalarımız bu meseli hatırlarlarmış.

Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 111 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)Müstesna Güzeller, İskender Pala (Sayfa 111 - Kapı Yayınları - 13. Baskı)