·
Okunma
·
Beğeni
·
25,5bin
Gösterim
Adı:
Mutlu Olma Sanatı
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050202403
Orijinal adı:
The Conquest Of Happiness
Çeviri:
Yunus Sağlamtürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Mutlu Olma Sanatı
Mutluluk Yolu
The Conquest of Happiness
Saadet Yolu
Mutlu Olma Sanatı Bertrand Russell'ın iyi bir yaşam sürmek isteyenlere sunduğu bir reçetedir. Kişisel Gelişim kitaplarının vermeyi vaat ettiği ama veremediği mutluluk sırlarını açıklar. Russell'a göre mutluluk birtakım insanların bizim elimizden alabileceği temel insan haklarından biri değildir. Kişi mutluluğa başkalarını suçlayarak değil, belirlediği hedeflere erişmek için mücadele ederek ve bu mücadele sırasında eğlenerek ulaşır. Üstelik kişi bu mücadeleyi iç dünyasına değil, sosyal yaşamına dönerek vermelidir.

Deyim yerindeyse, Mutlu Olma Sanatı, kişisel gelişim vaat eden bir popüler felsefe kitabıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Benim notum:

Burada yaptığım bir tespitten bahsetmek istiyorum. Bilirsiniz hayalperestliğin ne kadar önemli olduğundan ve sürekli hayal kurmanın öneminden bahsedilir durulur. Hayalinizde bir kahraman, dünyanın en akıllı insanı olabilir, istediğiniz insanla istediğiniz şekilde istediğiniz yerde bulunabilirsiniz. Kısacası hayalinizde her şey mümkün. Burada önemli bir püf nokta var. Hayalin tanımı, olmasını istediğiniz şeyleri tasavvur etmeniz yani zihninizde canlandırmanız demektir. Şimdi bir düşünün hayalinizde istediğiniz her şeye sahip yada hakim biri olduğunuzda çok mutlusunuz ama bunu gerçek hayata uyarlayamadığınızda içine gireceğiniz psikolojik çöküntünün de farkındamısınız. Eğer hayallere kapılıp kendinize kafanızın içinde bir dünya kurarsanız gerçek hayatta da beklentileriniz aynı doğrultuda gelişir. Fakat bildiğiniz gibi hayalinizde olan her şeyi gerçek hayata uyarlamanız mümkün değil. Bu noktada gerçek olma ihtimali olan hayaller üzerinde durulması durumu büyük önem arz ediyor. Realite asla yadsınamaz bir şeydir. Sonuçta nefes aldığımız hayat içerisinde ki durumumuz bizim geleceğimize yön verir. Gerçek hayatta bizim tutumlarımızı ve olmasını istediğimiz şeyleri ne kadar arzuladığımıza bağlı olarak belli durumlara gireriz ve bu durumlar çerçevesinde hayatımıza yön veririz. Olmayacak şeyler üzerine her hangi bir tutum geliştirecek olursak bu da psikolojik yönden olumsuz etkilenmemizi sağlar dolayısıyla bizi mutsuz eder. Ondan sonra gelsin antidepresanlar gitsin ağrı kesiciler. Kısır bir döngü içerisinde hayatımızı gerçeklikten uzak yaşamamız demek, mevcut koşullar dahilinde mutsuz olma ihtimalimizin maksimum seviyede tezahür etmesi anlamına gelir. Hayatımızda ki gerçekleri asla görmezden gelemeyiz, asla gerçekler ile hayalleri karşı karşıya getirip birbiriyle çatıştıracak şekilde karşılaştıramayız çünkü bu hem gerçekliği hemde hayali yok etmemiz anlamına gelir ki bunun asla olmasını istemeyiz. Sadece mutlu olacağımız şeyleri olanaklarımız dahilinde hatta olanaklarımızı genişleterek, kendimizi geliştirerek yapabilme durumumuz bizi zihinsel olarak çok güçlü bir birey yapacaktır. Ve istediklerimize ulaşmamızın önünde ki psikolojik engelleri kaldırıp bizi mutlu edecektir.

Sadece deneyin ve neler olduğunu görün...

Yazara övgü:

Zamanının çok ilerisinde olan, özgün yazıları sayesinde geleceğe ışık tutan, ve ileri sürdüğü görüşler için eleştirilmesine rağmen geri adam atmayan, fikirlerinin en ateşli savunucu olan bilim insanı kimdir diye sorsalar sanırım ilk aklıma gelen sevgili Bertrand (Artur William) Russell olur.

Çünkü 98 yıl boyunca bu dünyada nefes almış olan bir insan olarak hem kendi psikolojisini hemde kitle psikolojini en iyi şekilde anlayarak yaşadığı çağa ışık tutacak şekilde yansıtan ve fikirlerinden asla geri adım atmayan pek az insandan biridir. Bu sayede günümüzde dahi pek çok insan tarafından tanınan ve onu tanıyan insanların hayatlarında önemli yer edinmiş bir idol olarak hafızalara kazınmıştır.

Kitaba övgü:

Kitap iki bölümden meydana geliyor. İlk bölümde mutsuz olma sebepleri yer alırken, ikinci bölümde mutlu olmak için sebepler aranıyor. Yazar gayet akıcı bir şekilde okuyucu ile konuşur gibi zihinlere girip herkesin merak ettiğim cevapları tabiri caizse beyinlerine mıhlıyor. Asla belirsizlik hakim değil. Tam bir karar mekanizması olarak zuhur ediyor beyinlere. Kesin ve net ifadelerle anlatıyor bütün bildiklerini.

Mutsuzluğun sebebinin hiçbir şey yapmadan kendi içimize kapanmaktan olduğu görüşünü savunuyor. Mutlu olmak için sadece sevdiğimiz şeylere yönelmemiz hususunda bizlere tavsiyeler veriyor. İlgi alanlarımızı genişleterek ve sürekli bunları geliştirerek hayatımızın her alanında mutluluğu yakalayabileceğimizi bizlere delilli bir şekilde ispat ediyor. Mutlaka okunması gereken ve saklanması gereken hatta belli aralıklarla tekrar okunması gereken harika bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
192 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Adı üstünde Russell'dan mutlu olmaya dair bazı tespitler. Ama ben sadece en çok ilgimi çekeni paylaşmak istiyorum sizinle.

Russell'a göre mutlu olabilmenin en kolay yollarından biri ilgi alanlarınızın çok ve çeşitli olması. Örneğin ormanda sıradan bir insanın yürüdüğünü düşünelim. Başta ağaçlara, yeşile hayran kalır ancak bir süre sonra manzara ilgisini çekmemeye başlar. Yürüdükçe sıkılacaktır. Fakat böceklere ya da farklı bitkilere ilgi duyan bir insan mesela. Hem o yürüyüş sırasında aldığı haz çok çok daha fazla olacaktır hem de çok daha geç sıkılacaktır orada yürümekten.

Size yüzünden gülümseme eksik olmayan erkek arkadaşımdan bahsetmek istiyorum. Birbirinden farklı birçok ilgi alanı var. Köpekler, voleybol, tenis, müzik, arabalar gibi. Onunla sahilde yürürken mesela, gördüğü her köpeğin cinsine dikkat etmesi, duyduğu her şarkıdaki enstrümanları anlamaya çalışması, bu gibi küçük şeyler belki ama böyle ilgiler hem onun sahilde yürümekten bana göre daha çok zevk almasını hem de daha mutlu hissetmesini sağlıyor. (canım ben de çok zevk alıyorum da örnek olsun diye)

Eh toparlamam gerekirse: mutlu olmak için - mutluysanız da daha mutlu olmak için- ilgi alanlarınızı genişletin. Bir şeylere zorla ilgi duyun demiyor tabi Russell ancak bir şeylere biraz daha dikkatli bakarsanız onda ilginizi çeken bir şey mutlaka bulacaksınız.
192 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10 puan
Bir eserin daha sonuna geldik. Bu sefer de mutlu olmanın yollarını aradık, püf noktalarını. En başta 'Mutlu Olma' nın bir sanat olduğunu öğrendik. Şu anda kahvemi yudumlarayak, yüzümde bir tebessüm ile kapağını da çok beğendiğim bu eser üzerine nacizane değerlendirmemi paylaşacağım sizinle.

Her zamanki gibi öncelikle ilk defa bir kitabını okuduğum için yazardan bahsetmek istiyorum. Tam adı Bertrand Arthur William Russell olan yazarımız, Britanyalı filozof, matematikçi, tarihçi ve toplumsal eleştirmen. Principia Mathematica adlı kitabın yazarlarından birisi. Çalışmaları özellikle felsefe alanını önemli ölçüde etkilemiş. Ayrıca önde gelen savaş karşıtlarından. Tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşıd öneminde hapis cezası almış ama düşüncelerini savunmaktan hiç vazgeçmemiş. Adolf Hitler vb diktatörlere ve yanlış bulduğu tutumlara karşı hep savaşmış, eylemde bulunmuş. İnsan hak ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır. (Yararlanılan kaynak Vikipedi)

Mutlu Olma Sanatı kişisel gelişim ile felsefe alanlarının yoğrulmasıyla oluşturulmuş bir eser. İki ana başlığa ayırmış yazar içeriği. Mutsuzluğun nedenleri ve mutluluğun nedenleri olarak. Bunlarda kendi içinde ilgili alt başlıklara ayrılmış. Klasik gelişim kitaplarından daha farklı. İçine felsefeyi de katıp yoğurarak güzel bir hamur sunmuş bize Russell. Tabii bu hamura son şekli nasıl vereceğimiz bize bağlı. Salt mutluluğun yollarını ve sırlarını vermemiş bize. Bile bile yaptığımız hataları ve de bazen dile getiremediğimiz bazen de uygun kelimelerle dışa vuramadığımız durumları bize sade ve akıcı bir dil ile aktarıyor. Güzel tahliller ile pekiştirmiş. Diğer kitapların bize verdiği içinize yönelme tavsiyesinin aksine dışa yönelmemizi söylemiş Russell. Kendimize mutlu olabileceğimiz uğraşlar edinmemizi ve dış dünya ile ilgilenmemizi önermiş. Bence de bir noktada haklı. Çünkü insan her ne kadar olumlu düşünmeye çalışarak içine yönelse de, eğer içinde mutsuzluk, umutsuzluk, çaresizlik var ise yine aynı noktaya dönüyor.

Konulara gerçekçi bir şekilde değinmiş sevgili Bertrand. Görüşlerini kaliteli tahliller yaparak aktarmış. Dili sade ve anlalışılır. Bir çok somut örnekle de konuları pekiştirmiş. Kitap bittiğinde mutluluğun tüm sırlarını çözmüş bir insan olmuyorsunuz elbette. Russell sadece bize biraz yol gösteriyor. O yolda nasıl, ne zaman, kiminle ilerleyeceğimiz tamamen bize kalmış.

Aslında bu kitap elimde yokken ve e hiç okumayı düşünmediğim bir zamanda sevgili kitap arkadaşım ve kız kardeşim yerine koyduğum Fırçanın Ucunda Kalmış Kahve/Duvar/ tarafından hediye edildi. Teşekkür ediyorum kendisine. Böylelikle okumaya karar verdim, aramızda bir etkileşim oluştu diyebilirim. O zaman şundan emin oldum ki bazı kitaplar kendi zamanını belirliyor. Uygun zamanda karşımıza çıkıyor. Belki evrenin ya da karmanın bir oyunu ama seviyorum bunu. Bence okumalısınız bu kitabı. Kişisel gelişim kitaplarını sevmiyorum diyenler olacak ama bu önyargıyla yaklaşmayın derim. Russell filozof yönünü de konuşturmuş biraz.
Şimdiden keyifli okumalar kitap dostları :)
192 syf.
·2 günde·9/10 puan
Russell Mutlu Olma Sanatı'nı iki bölüm halinde ele almış: Mutsuzluğun Nedenleri ve Mutluluğun Nedenleri... Her iki bölümünde yaklaşık olarak aynı hacimde olduğunu ifade edebilirim.

Mutsuzluğun nedenleri olarak; rekabet, can sıkıntısı, yorgunluk, çekememezlik, günah duygusu, işkence korkusu ve kamuoyu korkusu alt başlıklar halinde ele alınmış. Mutluluğun nedenlerindeyse; keyif, sevgi, aile, iş, kişisel olmayan ilgiler, çaba ve kabullenme irdelenmiş.

Şunu ifade etmeliyim ki yazarın "Bu kitabı okursanız mutlu olursunuz." "Bu kitapta yazılanları yaparsanız mutlu olursunuz." "Mutlu olma rehberi." Gibi bir iddiası yok. Söyleşi dilinde insanı mutluluğa ya da Mutsuzluğa götüren durumlar yer alıyor.

İnsan psikolojisi alt başlıklara yön verir nitelikte. Aile ve çocuk mutluluk kaynağı mıdır? İnsanın işinin olması mutlu olması için yeterli midir? Değişen çağda insanların davranışlarında ve mutluluk algılarında neler değişti gibi sorular yazarın kalemiyle cevabını buluyor. İnsanın beklentileri, dönemin özellikleri, uğraşılan hobiler, işin sevilerek yapılıp yapılmaması, insanın fiziksel ve en çok da ruhen yorgunluğu mutluluk üzerinde etkili olan faktörler.

İçinde kısa bir süre kalacağımız hayatı fazla büyütüyor ve küçük sıkıntıları dahi fazla dert ediyoruz. Benim de büyük ölçüde sıkıntısını çektiğim bir durumdu ve eseri okuduktan sonra bir şeyleri kafama takmamaya kendimi daha iyi ikna edebileceğimi düşünüyorum. Hobilerimi genişletmemin bana katabileceklerini net olarak gördüm ve o adımları atma kararı aldım. Kendini vererek okuduğu durumlarda insana bir şeyler katabilecek nitelikte bir eser olduğunu düşünüyorum. İçinden onlarca alıntı paylaşarak birçoğunuzun ana sayfasını doldurdum ama inanin almadığım etkili cümleler daha fazladır. Keyifle okunması, eserin hayatınızda yol gösterici olması temennisiyle...
192 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Russell 'in söyleşi tarzında bu kitabını çok beğendim. Yazar kitabı 2 bölüm halinde ele almış: mutluluğun ve mutsuzluğun nedenleri şeklinde. İlk bölümde insanın neden mutsuz olduğu üzerine savlar içeriyor. Neden mutsuz oluyoruz ve neden kendimizi mutsuzluğa mahkum ediyoruz? Ve bu bölümde insanı mutsuzluğa sürükleyen sebepleri yazar son derece yalın bir dil ile bize aktarmış. Mutluluğun sebebini hiç bir şey yapmadan kendi içimize kapanmaktan olduğunu savunuyor. İş hayatından gündelik yaşamda verdiği örnekler ile insanın kendisini mutsuz hissetmemesi için bir çok sebep sunabiliyor. İkinci bölüm ise benim en çok sevdiğim "Nasıl mutlu oluruz? sorusuna cevap veriyor. İnsan hayatında mutlu olmak için bir çok neden bulabilir. Hayat içinde sahip olduğumuz ilgi alanlarımızı genişleterek mutlu olabiliriz ." En iyi sevgi insanın eski mutsuzluklarından kaçmak için değil de yeni mutluluklara kavuşmak umuduyla beslediği sevgidir." Mutlu olmanın rehberi diyebileceğim, kişisel gelisimin yanısıra felsefe içerikli bu eseri herkese tavsiye ederim.
176 syf.
Kitapla ilgili incelemeden ziyade, kitabın bana hissettirdikleri hakkında bir inceleme denemesi:

Bö’rtrand Rasıl ,

İngiliz feylesofumuz, yol gösterici , tarihçi, toplum bilimci amcamız…

Genellikle okuyacağım kitabı seçerken seçici davranırım (bu kalitesiz içerikler okumadığım anlamına gelmez) sadece pragmatik bir yol izlemeye çaba sarfederim. Ama kitabı görmemle okumaya başlamam bir oldu diyebilirim. (bu anı mı bekliyordun mervecim… gerçi şey, sorgulamıyorduk.)

Rasıl bey olsa bilinçaltındaki bir korku veya endişeli bir ümitten dolayı diyebilirdi. (belki)

Kapak mı etkiledi yoksa? Mmm. Satış stratejisi?

E iyi de ben tatlı sevmem ki! Meyve? meeh. Aklıma gelirse. Ama çikolataya batırılmış çilek çok güzel gözükmüyor mu sizce de? Tıpkı yapaylıklara bürünmüş özümüz gibi. Onlarca koruyucu madde, haddinden fazla şeker yüklemesi. Aa.. n’olcak şeker canım, güzel şeyler… mutluluklar… canımlar cicimler…

Değil.

Kendilerini buna adayan insanlar da dünyaya sadece mutlu olmak için geldiğini sanabiliyor. Aman ne toz pembe! (tıpkı kapaktaki pembeden…)

Ben insanların acıyı da korkuyu da endişeyi de deneyimlemesi taraftarıyım.

Rasıl amca tam da bu düşüncemin üzerine şöyle diyor: “Hayat, bütün çağların büyükleriyle bütünleşmek, kişisel ölümse, umursanmaya değmez olacaktır.”

Gerçi bu anksiyetik genlerimden gelen her zaman Z planım olmalı tavrından da olabilir. (aman aman, düşman başına) Küçükken bile “amaaaan, iyi şeyler olursa zaten akışıyla davranacak bir hamlem olabilir, önemli olan kötü senaryolarda ne yapmam gerektiğini bilmem” derdim. Sonucu ne mi oldu?

Neyse boşverin, o kısımlar bol ilaçlı, istirahatli, toplumdan soyutlamanmalı içeriğe girer.

Buna da şöyle diyor: “Akıllı olan, önlenmesi mümkün talihsizlikler karşısında elini, kolunu bağlayıp oturmamakla birlikte, kaçınılmaz talihsizlikler için ne zamanını ne de duygularını boşa harcar, hatta önlenmesi mümkün olanlar için harcayacağı çaba, asıl amacına doğru ilerlemesini durduracaksa, onlar için bile hiçbir şey yapmaz.” İyi dedin üstad. Bunu da not aldım bir yere.

Boşvermek demişken, boşvermeyi çok iyi denmese de iyi derecede öğrendim bu son iki yılımda. Sorgulamaktan, sorgusuzluğa geçişimin arasında boğulurken bir de bakmışım ki aslında uzaydan gelen yeşil başlı bir ot-muş-um.

Rasıl amca da zaten kendinizle fazla vakit geçirmeyin diyor. Kendi iç dünyanıza çok vakit harcamayın, mutluluğu dış dünyada bulacaksınız diyor.

Yine bilinçaltımın gizli bir çabayla bana ulaştırmak istediği kitabı açmışım da oku-muşum. Bir anda mı? Hayır. Aralarda kendimle istişare etmemden ötürü biraz uzun sürdü. Sonucu elbette yazıya dökmeyeceğim. Bu bile benim için yeteri kadar toksik bir eylem.

“Bilinçaltında beliren düşünce kendi bildiğince ağır ağır olgunlaşırken bilinç de, uyku dışında, durmadan çalışmaktadır. Sonuç ise, çabuk heyecana kapılma, anlayış eksikliği, çabuk öfkelenme ve ölçüsüzlüktür. Bütün bunlar yorgunluğun hem nedenleri hem de sonuçlarıdır.” (quoth the doc)

Okudum, bir şeyler değişti mi? Eyleme dökmediğim sürece, hayır.

Her şeye bir diyeceği olan amcamız buna da mutluluğun tanrı vergisi olmadığını ilave etmekten geri kalmıyor: “Bütün bu nedenlerden dolayı mutluluk, kadınların ve erkeklerin çoğu için tanrıların bir lütfu değil, bir başarıdır ve mutlu olmak büyük bir çaba gerektirir.”

Gerçi tanrı iradesine boyun da eğin diyor, şey pardon Hıristiyanlık diyor-muş onu. Onu hiç şey etmeyeceğim.

Börtırand Rasıl amcamız, önce mutsuzluğun sonra da mutluluğun nedenlerini kısaca kendi bakış açısıyla ifade etmeye çalışmış. Yazıldığı dönemin durumlarını da göz önüne almayı unutmamalı. (1930)

Mutsuzluğun nedenlerini dokuz başlıkta ele almış; bunlardan bazıları can sıkıntısı, çekememezlik ve günah duygusu gibi yaygın belli başlıklı konuları yazmış.

Peki ya mutluluğun nedenleri?

Keyif, sevgi, aile, iş, kabullenme bıdıbıdı Güzin ablavari ifadeler. (Aslında okurken böyle düşünmemiştim de yazarken gizliden bir kızgınlık belirtisi geldi) Dokunmuş da olabilir yazdıkları, bilemiyorum.

Çuvaldızı kendime sokmakta üstüme yok bu aralar.

Bazı şeyleri yargılamayan bir gözle, uyarıdan ziyade gerçekliği ifade etme kaygısı ile yazıldığı için samimi buldum. Ve üzdü tabi. Mutlu olma sanatı kitabını okuyup da üzülmek de n blm…..

Eserin orijinal ismi “The Conquest of Happiness” yani aslında daha çok, mutluluğu fethetmek, ele geçirmek anlamında. Bu bilgi de kendim için tabii. Sanatı icraa etmem mümkün olmasa da fetih için bir şansım var.

Nedir insanları bu kadar mutsuz eden?

Üf sürekli bir şeyler diyesim geliyor, ama hepsinden ayrı sav çıkabilir nitelikte. Rasıl amca yaşasaydı Merve Uluç olarak karşısına dikilebilirdim belki, ama şuan üşeniyorum.

EVET,

O yüzden kendime tekrar ve tekrar üzerinden geçip düşünebileceğim bazı ifadeleri not almak istiyorum.

“Mutluluk her şeyden çok, insanlara ve çevreye dostça ilgi duymaya dayanır” (random smile)
*
“En iyi sevgi, insanın eski mutsuzluklarından kaçmak için değil de, yeni mutluluklara kavuşmak umuduyla beslediği sevgidir.” (Bu güzeldi, feysbukum olsa yazardım.)
*
“Bizler yeryüzünde tuttuğumuz küçücük köşenin ve doğumumuzla ölümümüz arasındaki kısacık sürenin önemini gözümüzde fazla büyütür, fazla heyecanlanır , kendimizi fazla zorlarız. Fazla heyecanlanmamız ve kendimizi fazla önemli görmemiz hiç doğru değildir .” (Bunun üzerine sonra düşüneceğim, şimdi yuxum var.)

**
Ama aralarında benim için bir ifade var ki, iyileşmekte olan kabuk bağlamış yaranı kaşırken çatlatır ve yeniden kanatırsın ya…

“Bütün sevgilerimiz, sevdiklerimizi her an yere serebilecek olan ölümün insafına bağlıdır.”

***
Kaybettiklerime…
Ve kaybedeceklerime; bırakın, gelsin hele…

Merve,
9.09.19
192 syf.
·15 günde·9/10 puan
Russell'ın bu kitabı yazmaktaki amacı kişisel gelişim bir kere. Şehirli insanın neden mutsuz olduğunu kendi gözlemlerine dayanarak açıklıyor. Ardından hayatındaki mutlu ve mutsuz insanlardan yola çıkarak, mantık çerçevesinde okura öneriler sunuyor. Meslek gruplarına göre, hobilere göre ve tabii ki eğitim seviyesine göre farklı örnekler vererek kendinizi mutlu hissedebilmeniz için tavsiyelerde bulunuyor diyebilirim. Kitapta biraz kadercilik var diyebilirim, siz sahip olduğunuz tek hayatla iyi bir iş çıkarmaya çalışın, olmuyorsa denemeye devam edin, baktınız ki iyice battı işte o zaman akışına bırakın diyor. Üstelik mutluluk göreceli de bir kavram. Bu sebepten tarifinin verilmesi de oldukça zor diyor yazar. Eğitimsiz bir bahçıvan da işini severek yapar ve bundan mutluluk duyar, aynı şekilde bir bilim adamı da başarısız olduğu zaman bile hayatından mutluluk duyabilir diyor. En mutlu insanlar bilimle uğraşan insanlardır diyor ayrıca. Sinir yorgunluğu, duygusal yorgunluk, çekememezlik, bulunduğumuz durumla başka durumları karşılaştırmak ve mükemmelliyetçilik gibi durumların mutsuzluk nedeni olarak detaylı bir şekilde anlatılmış.
Gereksiz şeyleri düşünmemenin mutluluğa neden olduğu konusu kitapta anlatılmış. İnsanlarla dostça ilişkiler içinde olmanın mutluluğa açılan bir kapı olduğu görüşünü savunuyor Russell. Dedikodunun mantıksızlık olduğu fikrinden bahsetmiş ki bence dedikodu konusuna oldukça farklı bir bakış tarzı getirmiş. Konuları işlerken çocuk eğitiminden de bahsetmesi özellikle dikkatimi çekti. 
Çok gerçekçi, mantıklı çıkarımlar vardı kitapta. O sebepten severek okudum. Tüm yazılanları kendimiz de düşünerek bulabiliriz aslında. Ancak çevreme bakıyorum tüm kendini bilmez, ukala, kibirli, narsist kişilikleri görüyorum ve böyle bir kitabın yazılması gerektiğini düşünüyorum. Russell'in bize bu kitapla kazandırmak istediklerinin farkında olabilirsek, yaşamda daha mutlu olabiliriz diye düşünüyorum. Bu yüzden kitabı tavsiye ediyorum.
192 syf.
·3 günde·Puan vermedi
İlk olarak şunu söylemeliyim ki, ben yaptığım incelemelerde uğraş vermeden kitabı bitirdiğim gibi içeriği ile ilgili ne düşünmüşsem o an en kısa şekilde yazarım.
( çünkü sıkılırım da uzun incelemeleri okumaktan ;))

Lakin: Bertnard Russell öyle uğraş vermeden hemen geçeceğim bir yazar değil ve onun o zekasına da istinaden incelememi biraz daha ayrıntılı yazıyorum.



Sevgili Russell aslında otuzlu yaşlarına kadar felsefenin mantığın bir dalı olmadığına, kesinlikle teknik bir konu olup gündelik hayatımıza geçiremeyeceğimize, mesleklerle bir ilgisi olmadığına inanırmış.

Para kazanmak için kitap ve makaleler yazarken karşısına çağının filozofunu arayan, akla hayale gelmeyecek büyük bir kitle ile karşılaşır.

Tabi ki o da bir çok “düşünür” gibi iyi bir gelecek yaratmanın, savaşları önlemenin, iyi bir yol çizmenin anahtarı olan eğitim okulunu açmaya karar verir ve filozoflar geleneğine katılması da kaçınılmaz olur.

Eğitim-ahlak- Nükleer savaşlar gibi konular üzerine yazarak ve ders vererek geçer yılları.


Ve, gelelim sevgili Russell’in benimle olan ilişkisine
Ben yazarı
Batı Felsefesi Tarihi Cilt 1 kitaplarıyla tanıdım, o kitaplarda bana gerekli olan şey yeni giriş yapmış olduğum felsefe de tanımak istediğim, düşüncelerini öğrenmek istediğim “düşünürler” sonuç olarak bana aktarması gerekeni yalın ve sakin bir dille anlatmış olması yeterliydi
Ama aynı zamanda kitaplarda yazmış olduğu kendi fikirleri o antik çağın düşünürleriyle eşdeğerdi yani bana o kitaplarda istediğimin fazlasını verince, sevgili Russell ile yazar okur ilişkimizin devam etmesi de kaçınılmaz oldu.



Bugün okumuş olduğum Mutlu Olma Sanatı her ne kadar kapak resminden sebep birazcık önyargı ile başlamışsam da
Çok değil, ilk sayfada Walt Whitman

“Hayvanlara bakıyorum da
Ben de hayvanlaşıp onlar gibi yaşayabilirim diyorum, hepsi kendi aleminde, huzur içinde...
Durumlarından sızlanmazlar, kan ter dökmezler
Karanlıkta gözleri açık oturmuyorlar ve ağlamıyorlar günahlarına
Tanrı’ya olan borçlarını konuşup midemi bulandırmıyorlar...


Sözleriyle başlaması tabi ki de sohbetimizin derin ve keyifli olacağını gösteriyordu.

Sevgili Russell insanların nasıl mutlu olmalarından daha çok, neden mutsuz olduklarına değiniyor.

Mesela: mutsuzluklarında üstünlük arayan insanlar (ki çevremizde çok fazla) okudum, öğrendim, biliyorum artık ve hayatta yaşamaya değer hiçbir şey görmüyorum diyenlerin tezlerini
“ mantık,mutluluğa ambargo koyulmasına karşıdır. Akıllı adam koşulları elverdiğince Mutlu olur ve Evren’i anlamaya çalışır, acı duymaya başladığı noktada başka düşüncelere geçer...”
diyerek çürütüyor.

Ama sadece anlamak yetmez “anlatılanı”uygulamak hayat geçirmek lazım ve sen çürümüş dediğin anda daha da yeşerebilir, tezler!

Son olarak Russell’in en çok eleştirilen tarafı anlatımlarını dini inanca bağlayarak, bir çok mutsuzluğumuzun sebebi; toplumun getirdiği ahlak kuralları, ebeveynlerin çocuklarını dini inançlara bağlı olarak günah baskısı altında büyütmeleri..
Yani; korkularımızın getirisi olan mutsuzluğumuzun sebebinin de İnançlarımızla yaşamış olduğumuzu çıkarımlar...

Haklısın Russell’cım

Daha da ne diyeyim, okuyun.
192 syf.
Sevgili Bertrand (Artur William) Russell ben bu satırları yazarken sen 48 yıl önce 98 yaşında bu dünyadan ayrılmış olacaksın. Ölümünden onlarca yıl sonra bile bir insanın hasretle ve imrenilerek anılması her insana hasıl olmayan çok yüce bir mertebedir. Öğretilerinin ve düşünce sisteminin bugün her alanda insanlara yol göstereceğinden hiç şüphem yok fakat çok az insan bunun farkında.
Senin görüşlerini ilerilere taşıyacak olan insanların çoğu da, ya düzene ayak uydurmak zorunda kalmış ya da senin gibi bu dünyadan göçüp gitmiş durumda. Bugün pek az insan senin görüşlerini ve mantaliteni kendi yolunu aydınlatacak şekilde kullanmaktadır. Senin ‘’ akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir.’’ Ya da ‘’ insanlar bilgisiz doğar, aptal değil, eğitilerek aptal olurlar’’ sözlerini okuduktan sonra acaba bu lafları söyleyen adam nasıl biri diye hayatını araştırma gereği duydum. Ve sana hayran oldum. Ama gel gör ki söylediklerinin pek azını hayatıma uyarlayabildim. Çünkü bizim yaşadığımız dönemin insanları senin yaşadığın dönemde yaşayan insanlar kadar gerçekleri göremiyor. Biz hep yadsıdık bunları buna bende dahilim. Daha doğrusu dahildim belli bir zamana kadar. Sayende zihnimin derinliklerinde soteye yatmış düşüncelerim gün ışığına çıktı. Bundan yıllar önce daha bir çocukken orada olduklarını biliyordum fakat bunları açığa çıkarma cesaretim yoktu. Ama daha ergen bir çocukken bu kadar erken bunların farkına varıp bu yaşıma kadar hayatımı, sahip olduğum yeni düşünce sistemine göre idame ettirmeme vesile olduğun için sana minnettarım. Umarım bizden sonraki nesiller de senin ve senin yol arkadaşlığını yapan düşünürler sayesinde hayatlarını bir hiç olarak bitirmeden layığına göre yaşama şansı bulabilirler.

Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm insanın neden mutsuz olduğu üzerine anekdotlar içeriyor. Neden mutsuz oluyoruz, neden kendimizi mutsuzluğa mahkum ediyoruz. Bunların başlıca sebeplerinden bahsediyor. İnsanın mutsuz olmasının sebepleri arasında kıskançlığın rolünü anlatıyor. Aslında kıskançlığın mertebeleri arasında dolaşıyor. Bazı insanların kendilerini dışarıya bağlayıp her şeyi ve herkesi kıskanmalarının kendilerinde doğuracakları olumsuz etkiler üzerinde duruyor.. İnsanların arasında olan özellikle birbirilerini seven insanların tatlı kıskançlıklarına değinmiyor. Çünkü bu kıskançlıklar işin olmazsa olmazı. Daha çok bu durumları hastalık haline getirip hayatı kendilerine ve çevrelerindekilere zehir eden insanların davranışları üzerinde yoğunlaşıyor. Bu insanların geçirdiği ani sinir ataklarını ve onların sonuçlarını ele alıyor.
İkinci bölüm de nasıl mutlu oluruz a yoğunlaşılıyor. Mutlu olmak için insanın kendinde olan özellikleri nasıl kullanması gerektiğinden ve bu özelliklerin hayatlarını nasıl daha kolay hale getireceğine değiniyor. Çok fazla içeriğe girmek istemiyorum çünkü gerçekten bu yılların gözlemi sonucu olan kitabı okuyarak anlamak bana daha cazip geliyor.
Bana göre de insanı mutlu ya da mutsuz eden tüm davranışlar insanların birbirlerini anlayamamaları yada hep daha fazlasını istemelerinden kaynaklanıyor. Ani sinir nöbetleri hiçbir zaman tek bir ana bağlı olarak gelişmez. Her zaman bir birikimi ve alt yapısı vardır. Özellikle geçmişte insanlar üzerinde oluşturduğumuz olumsuz ektikler ve bu etkilerin doğurduğu sonuçlar için hiçbir şey yapılmaması ve yangına sürekli körükle gidilmesi, sakinliğin korunamaması insanı mutsuz eden başlıca sebepler arasında. Her şeye rağmen bunların üstesinden gelinmesi ve gelecekte her daim mutlu olunmasının en önemli faktörü birbirimize iyi ve hoşgörülü davranmaktan ve insanları kırmamaktan geçiyor. Bazen size göre normal olan sözler bir başkasına çok kırıcı ve ağır gelebilir. Özellikle sizi seven insana söylediğiniz sözlere çok dikkat edin çünkü kalp taş değil çok kırılgandır. Kırık bir kalbi onu kıran insandan başka kimse tamir edemez.

Okuyan herkese teşekkür ediyorum.

Not: Her canlı mutlu olmayı hak eder.

Not not: Sabahları mutlu uyanmak ve geceleri huzurlu uyumak için gönül alın kalp kırmayın.
192 syf.
·1 günde
Mutlu olmak için gereken içsel sebeplere dayanmış ve çok pratik detaylar veriyor. Kitabı okuyor gibi değildim sanki kitap benimle konuşuyordu. Mutsuz olma nedenlerini ayrı mutlu olma nedenlerini ayrı ayrı anlatmış ve kaleme aldığı noktalarda her insan kendinden bir parça bulabilir.
.

Sanayi toplumunda yorgunluk psikolojisi üzerine önemli araştırmalar yapılmıştır ve kanıtlanmıştır ki, yeterince uzun bir süre aynı bedensel hareketi ya da beyinsel çalışmayı yaptığımızda çabuk yoruluruz.

.
.

Şu ya da bu nedenle anne-baba sevgisinden yoksun kalan bir çocuk, korkuya ve kendisine acıma duygusuna kapılır, pısırıklaşıp çekingen olur ve artık dünyaya görüp öğrenme isteği ile bakamaz. Böyle çocuklar, şaşılacak derecede küçük yaşlarından itibaren hayatı, ölümü ve insanlığın kaderini düşünmeye başlarlar. Önce melankolik olurlar; sonunda ise herhangi bir felsefe ya da inançtan medet umar, içine kapanırlar.

.
.

Hoşnutsuzluk ile heves kırıklığının başlıca nedenlerinden birisi, insanın sevilmediği duygusuna kapılmasıdır. Bunun aksine olarak, seviliyorum duygusu da, keyfi arttırır.

.
.

Bir insan ne kadar çok şeye ilgi duyarsa, o kadar çok mutlu olma olanağına kavuşur ve o derece az kaderin insafına bağlı olur, çünkü bu ilgilerden birini yitirecek olursa, bir diğerine yönelebilir.

.
.

Büyük iskender, hayal ettiklerini gerçekleştirebilecek yeteneklere sahip olmakla birlikte, ruh bilim yönünden bir megalomandı. Hayallerini gerçekleştirdikçe daha büyük, ulaşılması olanaksız hayaller kurmaya başladı. Bilinen fetihlerin en büyüğü olunca kendisinin Tanrı olduğuna inanmaya başladı. Acaba mutlu bir adam mıydı? Sarhoşluğu, çılgınca öfkesi, kadınlara karşı soğukluğu, Tanrılık savı da gösteriyor ki mutlu değildi.

.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutlu Olma Sanatı
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050202403
Orijinal adı:
The Conquest Of Happiness
Çeviri:
Yunus Sağlamtürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Mutlu Olma Sanatı
Mutluluk Yolu
The Conquest of Happiness
Saadet Yolu
Mutlu Olma Sanatı Bertrand Russell'ın iyi bir yaşam sürmek isteyenlere sunduğu bir reçetedir. Kişisel Gelişim kitaplarının vermeyi vaat ettiği ama veremediği mutluluk sırlarını açıklar. Russell'a göre mutluluk birtakım insanların bizim elimizden alabileceği temel insan haklarından biri değildir. Kişi mutluluğa başkalarını suçlayarak değil, belirlediği hedeflere erişmek için mücadele ederek ve bu mücadele sırasında eğlenerek ulaşır. Üstelik kişi bu mücadeleyi iç dünyasına değil, sosyal yaşamına dönerek vermelidir.

Deyim yerindeyse, Mutlu Olma Sanatı, kişisel gelişim vaat eden bir popüler felsefe kitabıdır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.027 okur

  • Büşra
  • Marlin
  • İsmail Gül
  • Saffet Türkoğlu
  • yığın
  • Kıvanc Gorkem
  • Naime Kurt
  • Begüm Demirkan
  • Burak
  • earthfocus

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.9
13-17 Yaş
%2.6
18-24 Yaş
%28.6
25-34 Yaş
%35.1
35-44 Yaş
%23.4
45-54 Yaş
%5.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.1
Erkek
%46.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.1 (122)
9
%16.4 (105)
8
%28 (179)
7
%18 (115)
6
%8.5 (54)
5
%5 (32)
4
%2 (13)
3
%0.9 (6)
2
%0.5 (3)
1
%0.8 (5)

Kitabın sıralamaları