Adı:
Mutluluk
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
Orijinal adı:
Le Bonheur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oluş Yayınevi
Baskılar:
Mutluluk
Mutluluk
Mutluluk
206 syf.
Bana Mutluluktan Bahsetme, Bahşet.

İnsanlar hep nasıl mutlu olunacağından, nasıl dertsiz, tasasız olunacağından bahseder durur. Mutluluk kavramı görecelidir. Her insanın algılayışına ve bakış açısına göre değişir. Kitapta birbiri ile alakası olmayan çeşitli öyküler bulunmaktadır. Bu öykülerin bazıları mutlu biterken, bazıları ise yürek yakan cinsten oluşmaktadır. Baş ucu kitabı olarak kullanılabilir. Akıcı ve sıkmıyor insanı okurken.

Özellikle son öykü dikkatimi çekti. Bu öykü de adamın biri dünyalar güzeli karısını elinde tutabilmek için 11 yılda tam 7 tane çocuk doğurtmuştur. Ne garip değil mi, bir kadının sizi sevmediğini bile bile sırf sizi terk etmesin diye sürekli hamile bırakıyor sunuz. Sonra da ben erkeğim diye insan içine çıkıyor sunuz. Erkeklik çocuk doğurtmak değildir. Erkeklik sahip çıkmaktır. Kıyamamaktır. Onunla ağlayıp onunla gülmektir. Hastalandığıda baş ucunda beklemektir. Kadını bir işçi olarak görüp bir hizmet aracı olarak kullanmak değildir erkeklik. Bir insan aile bireylerini sosyal statüde ki yeri gibi göremez. Bir öğretmen ise evdekiler öğrencisi değildir. Bir asker ise evdekiler emirerleri değildir. Onlar eşleri dir. Çocuklarıdır. Kimse toplum içinde ki yetersizliğini aile içinde ki bireyler ile tamamlayamaz.

Her şeyden önce bir canlıya insan muamelesi yapılması esastır. İnsanların zaaflarını bilip bunları dibine kadar kullanmak vicdan terazisi olmayan insanların en uğrak noktasıdır. Bir insanı meraktan öldürmekte, ona insan değil de bir eşya gibi davranmakta buna dahildir.

Okuyan herkese teşekkür ediyorum.

Not: Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapmayın.

Not not: Nasıl bulmak istiyorsanız öyle bırakın.

Not not not: İnsanları sadece kendi mutluluğunuz için bir oyuncak gibi görmeyin. Onlarında bir kalbi olduğunu unutmayın.
234 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Dünyadaki dört büyük öykücüden (Çehov, O. Henry, Poe ve Maupassant) üçünü okumuş, geriye okumadığım yalnızca Guy De Maupassant kalmıştı, Mutluluk ile onu da okumuş bulundum. Maupassant'ın yeri bende Çehov kadar özel oldu diyebilirim. Yazarı uzun zamandır okumak istemiştim fakat fırsat olmamıştı. Gerek kütüphanede geçen seferinde gördüğüm ve bir dahaki sefere almayı kafama koyduğum kitabının yerinde olmaması gerekse de mevcut okuduğum kitapları bitirememem bunda etkili oldu. Mutluluk'u kütüphanede, rafta gördüğümde dünyalar benim oldu.

Maupassant'da beni çeken özel bir yan vardı. Kitabın arka kapağında da bahsedildiği gibi yazar "hüzünlü bir gözlemci" rolü yüklüyor biz okurlara. Mutluluk'daki hikayelerin çoğu hüzün içeren öykülerdi. Ama bu rolü yalnızca duygusal anlatımla yapmıyor Maupassant. Hikayenin gidişatı daha en baştan belli ediyor kendini. Ama bu da ölçülü bir şekilde oluyor elbette. Hikayenin başında dramatik ve hüzünlü olaylar biraz biraz başlarken sonlara doğru işler öylesine karışıyor ki bir hüzün dalgasına kapılıyorsunuz. Bu dalgayı okura yansıtmak elbette ki kolay değil. Mesela bir öykücü, hikayesini nerede bitireceğini çok iyi ayarlamalıdır. Aksi takdirde hikaye okuru sıkabilir ya da beklentileri minimum halde iken öykünün bitmesi onu boğabilir.

Maupassant bunu çok iyi ayarlamış. Bir hikayeyi öyle bir noktada kesiyor ki, okur ister istemez öykünün vermiş olduğu duygusal akıma kapılıp gidiyor. Kendisi olay hikayecisi olduğu için öykülerinde bir devamlılık söz konusu değil. Yani öykü bittiğinde, olaylar okurun kafasında devam etmiyor. Fakat bu Maupassant'ın eksik bir yönü değil tabii ki; bu onun tarzı. Olay ve durum hikayeleri bu açıdan kıyaslanmamalı bana göre, ikisi de ayrı bir zevki yansıtıyor.

Maupassant'ın diğer bir yönü de betimlemelerindeki ustalık. Hocası Flaubert'in betimleme üzerine öğütlerine bağlı kalan yazar bunu zamanla öyle iyi bir dereceye getirmiş ki insan onu okurken ayrı bir zevk alıyor. İki aşığın gözyaşları ya da batan bir güneşin resmedilme anı öyle özgün bir dille betimlemiş ki okurken hayran kaldım. Elbette ki biz okurlara verilen "hüzünlü gözlemci" rolüne bu özgün betimlemeler de katılınca anlatım çarpıcı bir hale geliyor. Bu sayede de hikayelerin doruk noktası da mükemmel ayarlanmış. Üstte de bahsettiğim gibi hikayenin doruk noktasında içinize yepyeni duygular giriyor; bazen hüzün, bazense de neşe. Dolayısıyla her hikayeden sonra diğer bir hikayeye hemen başlayamıyorsunuz. Bu duyguların ağırlığı sizi bir süre onları sindirmeye zorluyor.

Maupassant'ın hikayelerine bir bütün olarak bakılmalı bana göre. Çünkü kimi öykülerinde ayrıntıya fazla yer verilmemiş. Dolayısıyla olaylar ve verilmek istenen duygular tüm hikayeye yayılmış. Bu açıdan bir bütün olan öykülerinin çoğu gereksiz ayrıntılarla kirlenmemiş desem yeridir. Bunun nedeni belki de Maupassant'ın öyküleriyle okura vermek istediği olgular. Okura kimi duyguları yaşatmak istemiş zannımca. Bu duygular genellikle hayattaki olaylar karşısında içimizde yeşeren ya da çürüyen duygulardan ibaret. Kısacası hayatın duygusal anlamdaki gerçekliğini öykülerinde gayet etkili bir şekilde yansıtmayı başarabilmiş bir yazar Maupassant.

Her öyküsünün sonundaki o duygu yoğunluğunu deneyimlenizi kesinlikle öneririm. Şahsen bundan sonra Maupassant dendiği zaman benim aklıma hikayelerindeki doruk noktaları gelecek. Bu deneyim bir nevi hayatın kendisi; kendi hayatınızı, başka hayatlardan yansıtıyor size Maupassant.
206 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
17 öykü 17 hayat. Mükemmel bir dil akıcı bir üslup.en çok beğendiğim ise "soru yaratan guzellik" idi.kitabı hediye eden arkadaşıma teşekkür ederim beni böyle mükemmel bir yazarla tanıştırdığı için.
206 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabı elime aldığım da uzun bir hikayeyle karşılaşacağımı zannediyordum.Oysa yirmiye yakın kısa öykülerle karşılaştım.Çoğu güzel ders verici öykülerdi.Ama bazı öyküler günümüzden çok uzaktı.Bunun da sebebi değişen şartlar insanoğlunun ilerlemesidir.Beğenerek okuyacağınızı düşünüyorum.Yazarın dili çok akıcı öyküler hemen bitiyor.Sıkılsanız bile diğer öyküye geçiyorsunuz.Güzel bir kitap herkesin okumasını isterim.
206 syf.
·3 günde
Birbirinden güzel hikayeler mevcut.Okurken cok keyif aldim.Beni ortaokul yıllarıma götürdü.Okurken zevk alacağinız bir kitap.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
242 syf.
·11 günde·4/10
Maupassant’ın farklı kısa öykülerinden oluşan bir kitap. Ben edebi üslup olarak Maupassant’ın dilini beğendim, kitapta çok güzel betimlemeler mevcut; bazı tarifleri gerçekten hoş ve etkileyiciydi. Beğendiğim öyküler de var fakat kitaptaki öykülerin çoğunda gelişme bölümünü beğendim ama sonuç kısımları benim için çok tatmin edici değildi. Sanki olaylar daha farklı gelişmeliydi ve böyle bitmemeliydi dedim hep.
Dil ve anlatım olarak beğendiğim ama gelişme kısmından sonra sonuçta beklediğim duygu yoğunluğu, anlam ve etkileyicilik yönüyle benim için eksik olan bir kitap oldu.
162 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
21 tane öykünün hepsinde biraz mutluluk ve daha çok hüzün ile karşılaşacağınız kitap.

Aklınıza gelebilecek her duygu anlatılmış ve dikkatli okunursa hepsinden ders çıkartılabilir.

Ben keyifle okudum size de keyifli okumalar dilerim.
206 syf.
Öykülerin sonları o kadar şaşırtıcı ki, her birinden ayrı keyif alarak okuyorsunuz.

Başından sonuna kadar keyifli bir kitap, okumanızı tavsiye ederim.
206 syf.
·3 günde
Maupassant ile tanışmam üniversite yuıllarına denk gelir. İlk kitabını o zaman okumuştum. Kalemi güzel ve güçlü, anlatmak istediklerini çok fazla karıştırmadan anlartan bir yazar.
Fakat bu kitbında açıkçası, çoğu öyküde, ruhum sıkıldı. Mutluluk adı altında anlatılan öykülerin aslında hiç de mutluluk olmadığı, sonucunun mutlulukla bitmediğini gördüm.
Birbirine sadık olmayan eşler ancak taraflardan birinin ölümüyle bunu öğreniyor. Aslında bir taraf kendini mutlu zannederken madalyonun diğer yüzü ortaya çıkınca işlerin hiç de öyle güzel olmadığı çıkıyor ortaya.
Köpeğini çok sevdiği fakat işini köpeğine tercih etmek zorunda kaldığı için köpeğini öldürmek zorunda kalan bahçıvanın aklını yitirmesi, av tutkunu olan iki kardeşin bu tutku yüzünden birisinin ölmesi, küçük yaşta tecavüze uğrayan kızın toplumda dışlanışı ve sonrasında onu çok seven bir erkekle evlenmesi, herşeyin düzene girdiğine düşünmesine sebebp olurken toplum önünde o yakıcı geçmişin halk tarafından yüzüne vurulması ve kadının intihar etmesi ve daha niceleri....

Açıkça kitapta mutlulukla bitecek bir hikaye aradım ama bulamadım maalesef. Sanki her güzel bir şeyin arkasında bir yalan gizlenmiş gibi...
‘Aşk, güçlü, tutkulu olmalı... Yakıcı, yıkıcı olmalı... Aşk dünyada hiçbir engel tanımaz, her şeyi kırar geçirir. Kanun, ilke, aile bağlılığı, namus, şeref, onur, her şeyi hiçe sayar, çiğner geçer. Ben aşk diye böylesine derim.’

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutluluk
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
Orijinal adı:
Le Bonheur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oluş Yayınevi
Baskılar:
Mutluluk
Mutluluk
Mutluluk

Kitabı okuyanlar 271 okur

  • Mustafa Ruşen Çolak

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0