1000Kitap Logosu
Mutluluk Elimizde

Mutluluk Elimizde

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
8.3
13 Kişi
64
Okunma
12
Beğeni
966
Gösterim
199 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 5 sa. 38 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Elit Yayınları · 2001 · Karton kapak · 9789756862100
Günümüz insanı teknolojinin verdiği refaha ve çeşitli imkanlarına rağmen mutlu değildir. Halbuki mutluluk hayatımızın hedefidir. Dünyada yaşamaktan mutlu olabildiğimizde zevk alırız, haz duyarız. Ancak herkes mutlu olabilir. Mutluluğu aramaya gerek yok, çünkü mutluluk içimizdedir. Yeter ki onu isteyelim. Mutluluk elimizde, mutlu olabilmek için dünyaya nasıl bakmamız ve neler yapmamız gerektiğini anlatıyor. Unutmayalım ki mutlu olanlar çevrelerine de mutluluk yayarlar. (Arka Kapak)
“ Her işte bir hayır vardır.”
“Bir zamanlar bir köyde yaşlı ve arif bir zat yaşarmış. Köylüler karmaşık problemlerde onun fikrini sorar, böylelikle daha rahat karar alırlarmış. Bir gün çiftçilerden biri büyük bir telaş içinde bu bilge kişiye gelmiş ve, “Ey yaşlı bilgin! Başıma korkunç bir felaket geldi. Öküzüm öldü, tarlamı sürecek başka hayvanım yok! Söyle bana, bundan daha kötü bir şey olabilir mi?” deyince bilge zat, “Şer gördüğün olayın hayır yönü de var, merak etme” şeklinde cevap vermiş. Çiftçi evine dönmüş ve çevresine yaşlı bilgenin artık bunadığını söylemiş. Çünkü başına gelenden daha kötü bir şey düşünemiyormuş. Bilge zatın bunu takdir edememesini bir türlü anlayamamış. Ne var ki birkaç gün sonra çiftçi, arazisinin yakınlarında başıboş gezen genç ve güçlü bir at görmüş. Bu sahipsiz olduğu anlaşılan atı yakalayarak ölen hayvanın yerine kullanmayı düşünmüş. Artık çiftçi çok mutluymuş. O güne kadar tarla sürmek hiç bu kadar kolay ve keyifli olmamış. Yanıldığını söyleyip özür dilemek için yaşlı zata gitmiş. “Haklıymışsın ey mübarek insan” demiş ve eklemiş: “Öküzümü kaybetmek olabilecek en kötü şey değilmiş. Aksine, Allah’ın bir nimetiymiş! Çünkü eğer başıma gelmeseydi, yeni atımı yakalayamazdım. Herhalde sen de kabul edersin ki, bu benim için çok güzel, hayırlı bir iş.” Bilge at bu defa da, “Hayır gibi görünen işte şer olabilir” demiş. Çiftçi, “Eyvah, bu adam gerçekten delirdi galiba. Bu güzel işin neresinde şer olabilir ki? Diye içinden geçirmiş. Oysa çiftçi yine olacaklardan habersizmiş. Birkaç gün sonra oğlu ata binerken düşmüş. Bacağı kırıldığı için tarlada babasına yardım edemeyecek duruma gelmiş. Çiftçi, yandım diye hayıflanmış. Yine bilge zata koşmuş. “Atı bulmanın sırf hayır olmadığını nasıl bildin? Diye sormuş. “Bir defa daha haklı çıktın. Oğlum sakatlandı ve tarlada bana yardım edemez hale geldi. Artık bundan daha kötü bir felaket düşünemiyorum. Herhalde bunu kabul edersin? Ne var ki, derin at yine sakin bir ifadeyle çiftçinin yüzüne bakmış ve onun üzüntüsünü paylaşan bir sesle, “Şer gibi gördüğün bu olayın ardında hayır vardır” demiş. Çiftçi tabii yine öfkelenmiş ve bilge atın dengesizliğine hükmetmiş. “Bu kadar da olmaz” diyormuş. Çiftçi böyle düşünedursun birkaç gün sonra köye askerler gelmiş ve yeni patlak veren anlamsız iç savaş için ne kadar eli ayağı tutan erkek varsa alıp götürmüşler. Kardeşin kardeşe vurduğu ve sayısız insanın öldüğü bu savaşta köyde kalan tek genç adam, çiftçinin oğluymuş. Köyden gidenlerin çoğu hayatlarını kaybetmişler. Oğlunun bu fitne savaşından kurtulması çiftçinin de gözünü açmış
16