Mutsuz İnsanlar Sokağı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.599
Gösterim
Adı:
Mutsuz İnsanlar Sokağı
Baskı tarihi:
Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053114604
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
“Yüz kızartıcı bir suçtu çocukluk.”

Ben ne afili sözlerle seni etkileyecek yazarım ne de kafiyelerini bir kılıç ustası gibi kullanan şair. Ben sadece hikâyesi olan adamım. Bu yüzden elindeki kitabı okurken bir kâğıt parçasıdır deyip geçme. Yazdıklarımın sana ulaşmam için tek çarem olduğunu asla unutmadan oku.

İlk öldüğümde sekiz yaşındaydım. Eski bir binanın çatısında ölümle hayat arasındaki incecik ipin üstünde düşmeme mücadelesi veren acemi bir cambaz gibiydim. Anılar, düşünceler belirdi gözümün önünde. Annem belirdi mesela. Kıvırcık saçları belirdi karşımda. Sadece o kadarı. Fark ettim ki bir buzdağının her gün milim milim haritadan silinmesi gibi bilincim de yok oluyordu. Oysa bir resmi olsaydı son bir kez yüzüne baksaydım ne de güzel olurdu. Sonra gür mü gür sakallarıyla babam teşrif etti. Sakalları kadar karanlıktı yüzü. “Yapma oğlum!” diye bağırsın istedim. Demedi. Biraz daha kaydım boşluğa. Üvey annem Burcu oturdu yanıma bütün ihtişamıyla. “Beceremezsen seni evde bekliyor olacağım orospu çocuğu...” diye fısıldadı tuhaf yüzüyle ve kayan bakışlarıyla. Ellerimle biraz daha ittirdim minik bedenimi boşluğa. Belki de insan böyle anlarda, anılarında kalan en vurucu kişilere yoğunlaşıyordu.

Başımı boşluğa eğdim. İçime saplanmış bir kılıç çekildi sanki. Beyaz çoraplarımın ve minik ayaklarımın sonsuzlukla olan dansını izledim. Parmak uçlarım boşlukta aşağıdan geçen insanlara selam duruyordu. Ha gayretti. Bitti bitiyordu. Birkaç santim dahaydı. Bir rüyadaydım ve biraz sonra uyandığımda kâbus sona erecekti. Hafifçe eğilecektim.

Ve sonsuzluk...
248 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Allah'ım lütfen bu kitapta yazılanlar ve yaşananlar sadece hayal ürünü olsun. Bir kitap için ilk defa böyle birşey diliyorum. Ben anlatırım da sen dinleyebilecek misin? diyor Osman İLHAN .. Ben hazırım, dinleyebilirim ne kadar kötü olabilir ki? ne kaldı ki bu hayatta şaşıracak ağlayacak artık derken her bir sayfayı hayretler içinde okudum. Sayfalar ilerledikçe lütfen öyle birşey olmasın derken buldum kendimi. Kitabın son 20 sayfasında gözyaşlarımdan yazıları bulanık görmeye başladım. Yazar kitapta "lütfen anla beni" "hadi 3 dakikalığına unut bütün acıları" "yalnız bırakma beni" diyor okuyucusuna.. Ben anladım dinledim ama ağır geldi çok ağır geldi. Bu kitap kursakta kalan heves gibi. Yeni doğan evladına sarilamamak gibi.Canımı yaktı bu kitap burun direğimi sızlattı. Kitapta sadece mutsuzluk yok acının en kralı var. Kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum keza bahsettiğim zaman dayanamaz bütün öfkemi yazarken kalkıp burada size kitabı anlatırım. Ama illa da konu bilmek istiyorsanız eğer mutsuz insanlar sokağına sizi de bekleriz zira biz hep ordayız.. Beklentimi fazlasıyla karşıladı yazar kaleminin ustalığıyla ve akıcılığıyla osman ilhan ilk kitabı bu kitap ve gayet başarılı Kaleminize yüreğinize sağlık. Siz hep yazın lütfen...
"Ben ne afili sözlerle seni etkileyecek yazarım ne de kafiyelerini bir kılıç ustası gibi kullanan şair.
Ben sadece hikâyesi olan adamım.
Bu yüzden elindeki kitabı okurken bir kâğıt parçasıdır deyip geçme. Yazdıklarımın sana ulaşmam için tek çarem olduğunu asla unutmadan oku..."
.
•"İlk öldüğümde sekiz yaşındaydım...
Eski bir binanın çatısında ölümle hayat arasındaki incecik ipin üstünde düşmeme mücadelesi veren acemi bir cambaz gibiydim...."
.
.
✓Ben bu kitabı anlatmaya nerden başlasam??
Ömer'in yaşadıklarından mı?
Ozan'ın yaşadıklarından mı?
Her sayfasını her satırını okurken birebir yaşıyor ve içinize işliyor :(
_"Yaşananları sansürlemeyeceğim .
Olabilecek tüm sonlara kendimi hazırladım çoktan" diyerek başlıyor anlatmaya...
Oaman İlhan öyle bir anlatım tarzı var ki; kitabı okumaktan çok sanki yazarla birebir konusuyormuşsunuz gibi,okuyucu ile sürekli iletişim içinde.
_"Lütfen anla beni,hadi üç dakikalığına unut acılarını yalnız bırakma beni..."
.
Okudum,dinledim çok ağır geldi bana yaşananlar.Ağlaya ağlaya bitirdiğim bu kitaptaki olaylar umarim gercelememistir :((
Acı,hüzün,mutsuzluk Ömer ile Ozan'ın yaşadıklarıni kabullenmek çok zor.
Hikayede Ozan oldum,Ömer oldum,Mihriban oldum,hatta Murat bile oldum ama asla Burcu olamadim.
Anlatımi,akicıligi,okuyucu ile iletisimi mükemmeldi mutlaka okumalisiniz.Osman İlhan elinize,emeginize ve yüreginize saglik
248 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Şimdi anlatacaklarım aslında buraya sığmayacak kadar fazla.Ancak öylesine derin ve öylesine etkileyici bir eser ki! Hevesle ve inanılmaz heyecanla ellerim titreyerek araladım her sayfayı.Bir çırpıda okuyup bitirdim.Bitmesin istedim.Sorguladım herkesi ve herşeyi.Aslında gerçek hayat var bu kitapta.İnan okurken sanki seninle sohbet ediyormuşcasına kıymet verip anlatıyor Osman ilhan MUTSUZ İNSANLAR SOKAĞI’NI. Evet mümkün olduğunca çok kitap okuyor lâkin yorum yapmıyorum.İsterim ki sende oku. Hayatın eksik kalan yanlarını her satırda hissedeceksin.Şükredeceksin,ağlayacaksın hemde dibine kadar...
248 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
”ilk isyan, ilk direniş. İlk yeter ulancılık, ilk bıktımcılık, ilk orospu çocuğu değilimcilik. Bir devrimcinin korkusuzluğuyla çocukluğunun en zalim eli kanlı diktatörüne başkaldırış. Sonunun devrimcilerle aynı olacağını bile bile...”
”Bir annenin evlat özlemine yapılan devrimi anlarım da, darbe neden?”
Sokağa ben de girdim ama çıkamadım. 90’larda çocuk olmak herkeste aynı diye düşünürdüm. Ne de olsa şanslı çocuklardık; susam sokağı, salçalı ekmek, yakan top, leblebi tozu, sokaklarda özgürce korkusuzca oynayabilen son nesildik. En büyük mutsuzluğumuz ne olabilirdi ki; bisikletin tekeri patlar, misket oyununda ütülür belki arkadaşlarla biraz kavga eder sonra yine oyuna kaldığımız yerden devam ederdik. Ama öyle değilmiş işte; yakınımızda veya uzağımızda bilmediğimiz ne acılar yaşanmış, kimlerin çocukluğu çalınmış... Ben bu hikayede Ozan oldum, Ömer oldum, Mihriban oldum bazen murat bile oldum ama Burcu olamadım, yapamadım midem almadı. İçtiğim paket paket sigaralara tahayyül edemeyeceğiniz küfürler sığdırdım, ağladım, bağırdım nefesim kesildi. Kitabı bitirince sarılıp uyudum, adını kadrolu mutsuzlar listesine yazdırmış bu insanlara sarılır gibi...Teşekkürler Osman İLHAN Devamı gelecek biliyorum, bekliyorum️
248 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
okurken sanki nefesim kesilecek gibi oldu...ara ara ağladım..kitabın konusu bence bugüne kadar hiç duyulmamış tarzda kesinlikle okuyun derim...Eminimki bu kitap zamanla çok çok okunacak.
248 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap ayık kafayla okunacak bir kitap değil. Okurken ağladım. Ağlamasaydım ölecektim... Bilseydim iş yerine ait masada oturup okumazdım. Rakı masasında okunacak bir kitap...Kalemine sağlık koca yürekli yazar Osman İlhan.
248 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hepimiz aynı geceyi yaşıyorken karanlığımız neden farklı ? ?

Sosyal medyadan tanıştığım , güzel sohbetinden keyif aldığım güzel insan @nihalin_kitapligi nın bana hediyesi bu kitap . . Sevgili eşi Osman İlhan ın kaleme aldığı kendi hayat hikayesi imiş “ keşke bunu gönderirken bana söylemeseydi “
“ Bu kitapta yazılanlar ve yaşananların hepsi birer hayal ürünüdür “ yazsaydı keşke
Ben anlatırım da sen dinleyebilecek misin? diye başladı Osman İLHAN .. Ben hazırım , dinleyebilirim ne kadar kötü olabilir ki ? Dedim kendi kendime . . #hayatsızkadınayşe yi yeni bitirmişim gerçek ve sarsıcı bi hikayeden yeni çıkmışım daha kötüsü olamazya , ayrıca ne kaldı ki bu hayatta şaşıracak artık derken her bir sayfayı hayretler içinde yok artık diye diye yüzüm buruş buruş nefesim kesile kesile okudum . Sayfalar ilerledikçe lütfen allahım lütfen öyle birşey olmasın derken buldum kendimi . Kitabın son 20 sayfasında gözyaşlarımdan yazıları bulanık görmeye başladım . Yazar kitapta " lütfen anla beni " " hadi 3 dakikalığına unut bütün acıları " " yalnız bırakma beni " diyor . . Ben anladım dinledim ama ağır geldi çok ağır geldi . Zaten iyi değilim bu günlerde Canımı yaktı bu kitap çok derinden burun direğimi sızlattı . Kitapta sadece mutsuzluk yok acının en büyüğü var . Kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum keza bahsettiğim zaman dayanamaz bütün öfkemi yazarken kalkıp burada size kitabı anlatırım . Ama murat ve Burcu “ Allah belanızı versin sizin “ demeden geçemicem . Devamını heyecanla bekliyorum umarım ilahi adalet yerini bulmuştur Kaleminin ustalığıyla ve akıcılığıyla Osman İlhan ilk kitabı bu kitap ama sanki kitap okumadım da oturduk o anlattı ben derdini dinledim gibi aktı gitti bir günde 2 çocukla hasta hasta 247 sayfa Kaleminize yüreğinize sağlık . .
Daha başlangıçtan bizi dost görüyor, tüm sırlarını en açık şeklinde yazacağını o sırlarda kaybolacaksın diyor. Ben anlatmaya kendimi hazırladım ya sen kendini anlatacakalarıma hazır hissediyor musun?

Kendini hazır hissediyorsun başlıyorsun okumaya. Çok geçmeden hazır değilmişim bırakayım diyorsun ama bırakamıyorsun.
Çocukluğundan, bir çocuk geleceğinden öyle kolay vazgeçer mi?

Anlatıyor ama neden, tek bir isteği var oda anlaşılmak.

Çok merak ettiğim bir kitaptı, okuyucu yorumları olsun gerek yazarın paylaşımları olsun bende bir merak aldı gitti. Daha giriş cümlesinin etkisinde kalmışken diğer sayfalarda halim ne olacak diyerek okuduğum doğrudur.

Her cümlesinde,kelimesinde,sayfasında olayın tam ortasında hissetmek kolay bir şey değil.Ki bunu yaşayan birisi var gerçekten.

Bu anlatılan hikayede tek bir suçlu var.(onu söylersem eğer devamında hikayenin hepsini anlatmış kadar olacağımdan sadece bunu söylemekle yetiniyorum.) O insan müsveddesi olacak kişilik tek başına koskoca üç hayatı zehirledi. Hep bir nefretle yaklaştığımı söyleyebilirim,anlamaya asla çalışmadım yaşamım boyunca da bu tarz kişilikleri de anlamaya çalışmayacağım.

Okurken aklımın hep bir köşesinde 'biz hiç insan olduk mu?' düşüncesi vardı.Ben cevabını bulamadım.Sizce hiç insan olabildik mi?  Eğer ben kendime insan dersem ona ne diyeceğim? Ya da ben ona insan dersem kendime ne diyeceğim?

Şimdi gelelim en zor soruya ben bu kitabı öneriyor muyum? Hem okunmasını istiyorum hemde okunmasın. Neden derseniz eğer bu kitabın her sayfası yaşanmışlık kokuyor,insanlığını kaybetmemiş bir insan evladınında etkilenmemesi içten bile değil. O yüzden kararı size bırakıyorum ,yazara yeni bir yoldaş olmak isterseniz eminim sizi bekliyor olacaktır.
248 syf.
·2 günde·10/10 puan
Kitabı çok güvenmeden almıştım. En kötü ihtimalle okumam durur kitaplıkta demiştim. Diğer kitabı bitirip yatmadan iki dk bakıyım dediğim kitap gece dört olmuş hem ağlıyorum hemde gerçek olmasın hayal olsun bunlar diye dua ediyorum. Hikaye Türk filmi severler için mükemmel. Bir kaç Türk filmi bir arada. Gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.
248 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Elindeki kitabı okurken bir kâğıt parçası deyip geçme.Diyor Osman İlhan
Ne mümkün
Küçük bir çocuğun sevgisiz ve acı dolu yaşamını anlatıyor bize
Babalığı penisinden eşinin rahmine dökülen spermlerden ibaret zanneden bir ucubenin kendi uçkurundan başka hiçbir şeyi düşünmeyen insan müsveddesi
Çocuklarına ve de eşine değersiz birer eşya gibi davranan kanı bozuk köpekler günümüzde de varlıklarını sürdürüyor bir çocuğun göz yaşına bir kadının feryadına gözlerini kapayıp kulaklarını tıkıyor insanlar ve adalet sessiz kalıyor böyle olaylar karşısında

Bir çocuğun gözyaşında sele kapılmalı tüm kötülükler bir kadının feryadında kasırgalar kopmalı
Ve

Sür’a üflendiğinde değil bir çocuğun gözyaşında ve bir kadının feryadın da kopmalı kıyamet
248 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Osman İlhan’ın kaleme aldığı Mutsuz İnsanlar Sokağı adlı roman, Destek Yayınları’ndan çıktı. Osman İlhan kitabında, ölümle yaşam arasında gidip gelen ruh halini yansıtan satırları okuyucuyla buluşturuyor. 248 sayfadan oluşan ve akıcı bir dille yazılan romanın tanıtım yazısı olan "Yüz kızartıcı bir suçtu çocukluk" cümlesi ile okuyucuların romanın içeriği hakkında fikir edinmesi hedeflenmiş. Farklı ailelerde yetişen ve farklı karakterlere sahip çocukların umutsuzluklar ve çaresizlikler içinde geçen yaşam öykülerinin ele alındığı kitapta, çocukluktan başlayarak içsel dünyada meydana gelen yıkımlar anlatılıyor. Hikayeler arasında 8 yaşındaki bir çocuğun intihar etmeye karar verirken içinde bulunduğu çıkmaz ve bunun ardında yatan binlerce sebebin irdelenmesi dikkat çekiyor.
248 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Ana karakterlerin yaşadıkları olayların kaleme alınış tarzındaki gerçeklikle okuyucuyu kendine çeken kitapta, yer yer ölümle ilgili keskin ifadeler dikkat çekiyor. 90’larda yaşanan olayları, bir çocuğun gözüyle hafızalarda canlandıran yazar, acıların yıllar geçse de hala ne kadar derin bir şekilde hissedilebileceğini ifade ediyor. Doksanlarda çocuk olan bir jenerasyonun anılarını su yüzüne çıkaran yazar, o dönemde yaşanan zorlukları ve mücadeleleri anlatıyor. Hayatları acı çekerek geçen çocukların mücadelesini ele alan yazar, olay örgüsünün yalın ve sade bir dille okuyucuya sunuyor. 90’ların irdelendiği kitapta o dönemde yaşanmış birçok olayın da perdesi aralanıyor. Ölümle yaşam arasında gelgitler içerisindeki ruh halini yansıtan yazar, yer yer özeleştirilere de açıklıkla yer veriyor.
Ben ne afili sözlerle seni etkileyecek yazarım ne de kafiyelerini bir kılıç ustası gibi kullanan şair. Ben sadece hikâyesi olan adamım. Bu yüzden elindeki kitabı okurken bir kâğıt parçasıdır deyip geçme. Yazdıklarımın sana ulaşmam için tek çarem olduğunu asla unutmadan oku.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutsuz İnsanlar Sokağı
Baskı tarihi:
Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053114604
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
“Yüz kızartıcı bir suçtu çocukluk.”

Ben ne afili sözlerle seni etkileyecek yazarım ne de kafiyelerini bir kılıç ustası gibi kullanan şair. Ben sadece hikâyesi olan adamım. Bu yüzden elindeki kitabı okurken bir kâğıt parçasıdır deyip geçme. Yazdıklarımın sana ulaşmam için tek çarem olduğunu asla unutmadan oku.

İlk öldüğümde sekiz yaşındaydım. Eski bir binanın çatısında ölümle hayat arasındaki incecik ipin üstünde düşmeme mücadelesi veren acemi bir cambaz gibiydim. Anılar, düşünceler belirdi gözümün önünde. Annem belirdi mesela. Kıvırcık saçları belirdi karşımda. Sadece o kadarı. Fark ettim ki bir buzdağının her gün milim milim haritadan silinmesi gibi bilincim de yok oluyordu. Oysa bir resmi olsaydı son bir kez yüzüne baksaydım ne de güzel olurdu. Sonra gür mü gür sakallarıyla babam teşrif etti. Sakalları kadar karanlıktı yüzü. “Yapma oğlum!” diye bağırsın istedim. Demedi. Biraz daha kaydım boşluğa. Üvey annem Burcu oturdu yanıma bütün ihtişamıyla. “Beceremezsen seni evde bekliyor olacağım orospu çocuğu...” diye fısıldadı tuhaf yüzüyle ve kayan bakışlarıyla. Ellerimle biraz daha ittirdim minik bedenimi boşluğa. Belki de insan böyle anlarda, anılarında kalan en vurucu kişilere yoğunlaşıyordu.

Başımı boşluğa eğdim. İçime saplanmış bir kılıç çekildi sanki. Beyaz çoraplarımın ve minik ayaklarımın sonsuzlukla olan dansını izledim. Parmak uçlarım boşlukta aşağıdan geçen insanlara selam duruyordu. Ha gayretti. Bitti bitiyordu. Birkaç santim dahaydı. Bir rüyadaydım ve biraz sonra uyandığımda kâbus sona erecekti. Hafifçe eğilecektim.

Ve sonsuzluk...

Kitabı okuyanlar 86 okur

  • Merve Nur Mercan
  • Sevil Soysal
  • Fatma Gül Akyüz
  • selin
  • Dilek durukan
  • selva
  • Gamzenur Kayaokay
  • Oya Akgül
  • süheyla çandıroğlu
  • WeZz10

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%67.3 (33)
9
%10.2 (5)
8
%14.3 (7)
7
%2 (1)
6
%2 (1)
5
%2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%2 (1)