·
Okunma
·
Beğeni
·
4.872
Gösterim
Adı:
Mutsuzluğumuzun Kışı
Baskı tarihi:
1961
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
F. Çiğdem Öztep
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Baskılar:
Kaygılarımızın Kışı
Acı Hayat
Mutsuzluğumuzun Kışı
Orijinal adı “The Winter of Our Discontent” olan “Mutsuzluğumuzun Kışı” ünlü yazar John Steinbeck‘in son romanı… 1961 yılında yayımlandığında Steinbeck yaklaışık olarak 60 yaşlarındaydı… Kariyerinde 16 roman bulunan ve 1968 yılında ölen yazar, bu son romanı yayımlandıktan 1 yıl sonra, 1962’de Nobel Edebiyat Ödülüne layık görüldü… Bugüne kadar 15 milyon adet satılan roman, kapitalizmin karşısında insanın çaresizliğini anlatır…

New York’un zengin şehirlerinden Long Island’da geçen roman, bu çaresizliği bir zamanlar zengin aileler arasında sayılan Hawley ailesinin bir ferdi olan Ethan ve onun ailesi üzerinden anlatır… Hawley’in babasından kalan mallar tükendiğinde, elinde kalan tek gayrimenkul olan büyük evde kalan aile, Ethan, karısı Mary ve ergenliğin eşiğinde olan biri kız, biri oğlan iki çocuktan müteşekkildir… Ethan, bir zamanlar kendisine ait olan bakkal dükkanını, sonradan Amerika’ya gelen ve burada zengin olan Marullo adlı bir İtalyan’a satmak ve aynı dükkanda tezgahtar olarak yaşamına devam etmek zorunda kalmıştır… Olaylar geliştikçe, Hawley ailesinin üyeleri, başta karısı Mary ve oğlu Allen olmak üzere Ethan’ın bir şekilde zengin olmasını istedikleri ortaya çıkar… Kimisi bunu, karısı gibi dolaylı olarak, kimisi de oğlu Allen gibi açıktan açığa söyler… Babanın aile içindeki durumu, giderek daha zorlaşır… Ethan, zengin olmak istemektedir ama kapitalist düzenin içinde kendisine bir yer edinememektedir… Bir savaş gazisi ve geçmişi olan bir aileye mensup olduğundan, başkaları gibi davranmakta güçlük çeker… Çevresinde iyi ve dürüst bir insan olarak tanınmakta ve aile geçmişinden dolayı itibar görmektedir… Aynı zamanda karısının da arkadaşı olan hafifmeşrep Margie Young-Hunt, Ethan’ı rahat bırakmaz… Bir yandan da, zengin adamlarla düşüp kalkan Margie, daha rahat bir hayata kavuşmalarının şart olduğunu söyleyerek Mary’nin aklını çelmektedir… Karısının bankadaki beşbin dolarını çeşitli şekillerde kullanması için banka sahibinin telkinleri vardır… Ancak Ethan, bu paranın karısına ait bir güvence olduğunu söyleyerek buna karşı çıkar… Ethan bu koşullar altında, sahibi eski bir aile dostu olan kasabadaki bankayı soymak dahil, her yolu düşünmeye başlar… Plan yapar ancak, kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle hayata geçiremez… Bir yandan da eski çocukluk arkadaşı alkolik Danny’nin durumuna üzülmektedir… Danny, planlanan tren yolunun üzerinden geçecek arazinin sahibidir ve bunu hiçbir şekilde satmak istememektedir… Danny’nin tek istediği içmektir… Ethan, karısının parasından bir kısmını çekerek, alkol tedavisini karşılaması için Danny’ye verir… Danny, ertesi gün Ethan’ın çalıştığı dükkanın kapısının altından bir kağıt atar… Kağıt, değerli arazinin tapusudur ve Ethan’a verilmiştir… Ethan, Danny’yi bulur ancak Danny’yi boş viski şişeleri arasında ölü bulur… Bu arada, Ethan’ın patronu olan yaşlı İtalyan’ın Amerika’ya kaçak girdiği anlaşılır ve sınırdışı edilmesine karar verilir… İtalyan, dükkanı üçbin dolar gibi az bir değerle Ethan’a satar
John Steinbeck.. Kesinlikle en sevdiğim yazar diye başlamak istiyorum..
Kaygılarımızın kışı, bireysel ahlakın toplum tarafından nasıl şekillendirip yönlendirildiğine dair son derece gerçekçi bir tutum sergiliyor. Vicdan,ahlak, saygınlık gibi kavramların ne denli iki yüzlü olduğunu gösteriyor.
J.Steinbeck'in zevkle okuduğum kitaplarından biri bu... Bir insanın ki; geçmişi ile soy kökeni ile bağlantılı yaşamında, İçine ailesini de alarak beşeri ilişkilerinde, toplum baskı ve çıkarlarının yaşadığı dönem itibariyle; toplumdaki dönen bürokratik, mali, ahlaki çarkın olumlu ya da olumsuz, hukuki yada gayri hukuki gidişatına yön veren her şeyin paranın acımasız kural ve kanunlarına nasıl ayak uydurması gerektiği, nasıl ona karşı konula bilinmesi gerekliliğini, sonunda o insanın nasıl yozlaşacağını muhteşem bir hikaye ve anlatım diliyle kaleme alınmış bir eser.
Okunması gerekir.
Duygusal çözümlemelerle süslenmiş, yavaş yavaş, bazen tekrar edilerek okunması gereken bir kitap. Olay kurgusu bakımından çok akıcı diyemeyeceğim çünkü betimlemeler ve ruhsal çözümlemeler ağırlıklı ilerliyor. Kitapta olaylar ana karakterin (Ethan hawley) ağzından anlatılmış. Zaten konu da Ethan'ın yaşadığı değişim. Çok zengin olan hawley ailesi Ethan'ın babasının bir hatası üzerine herşeyi kaybetmiş. Ethan daha önce kendilerinin olan bakkalda tezgahtar olarak çalışmak zorunda kalıyor. Buna rağmen kendi çizgisini bozmadan dürüstçe yaşamaya çalışıyor. Daha sonra ailesinin, çevrenin ve fakirliğin etkisiyle değişmeye başlıyor. Bu değişimi en çok eleştiren de yine Ethan oluyor. Ethan'ın olaylar karşısında aldığı kararları sorgulasa da bu durumdan rahatsız olan tek kişi yine kendisi oluyor. Okunmaya değer, okuyan herkese çok şey katacağına inandığım bir eser. Aslında olaylar karşısında Ethan'ın tutumu hoşuma gitti. Hiçbir şeyi umursamıyormuş gibi görünen çoğu zaman alay eden karakterimiz her şeyi kendi içinde çözüyor.
Steinbeck'in Nobel Edebiyat Armağanı kazanmasında büyük rol oynayan 'Acı Hayat -- The Winter of Our Discontent' kitabı. Orjinal adından da farkedilebileceği gibi farklı isimlerde çevirileri var. Diğer çevirileri 'Kaygılarımızın Kışı' ya da 'Mutsuzluğumuzun Kışı' olarak bulabilirsiniz.
Kitabın içeriğine gelicek olursak;
Yazar bir yandan karı-koca arasındaki ilişkiden sımsıcak bir dille (hatta biraz ileri gidip romantik bile bulabiliriz kimine göre!) bahsederken anne-baba-çocuk ilişkileri üzerine hafif hafif değinip yormadan düşündürüyor.
Hiyerarşide alt tabakalarda olan insanların nasıl dışlandığına, maddi olarak güçlenen bir insanın kendisinin de nasıl güçlenebildiğine dair güzel göndermeleri var yazarın.
Bir küçük kasaba düzeninde ilerleyen roman bürokrat mekanizmasının da nasıl birbirine dayanarak bir çıkar şebekesi halinde çalıştığını göstermekte.
Toplumsal düzensizliklerle ekonomik baskıların el ele vererek bir kişiyi nasıl yozlaştırdığı üzerine etkin bir roman olmuş.
Son olarak; dili bazı bölümlerde zorlu olsa da genel anlamda etkileyici bulduğumu belirtmek isterim.
Steinbeck diğer pek çok romanında olduğu gibi bu kitabında da kapitalizmin yıkıcı varlığından bahsetmiş.
Kaygılarımızın kışı,insanın temel değer yargılarının,paranın gücü karşısında nasıl bir sınavdan geçtiğini anlatıyor.
Paranın varlığı,diğer insanlar arasında mücadele etmek adına varoluşsal bir önem kazanmakta.
İnsanın en yakınındakileri dahi bu güç karşısında boyun eğmekte.
En namuslu insanlar bile zaman zaman zorlanmakta ve mücadele etmek yerine değerlerinden vazgeçmekte...
Yazarın büyük bir depresyon karşısında bile insandaki umudu en güzel şekilde yansıttığını görebiliyoruz
"Az bilinen mükemmel kitaplar" listesi oluşturulsa zirveye oynayabilecek bir kitap Acı Hayat. John Steinbeck'in dehasını iyiden iyiye hissettirdiği müthiş bir eser. Herhangi bir beklenti içine girmeden okumaya başladığım bu eserlerin şahı, baştan sona kendisini hayranlık içerisinde okutturdu. Böyle bir eser nasıl kıyıda köşede kalırda, Hikmet Anılların, Azra bilmemnelerin eserleri başucu kitabı olur inanın ki anlamak mümkün değil. Düpedüz çılgın olmak gerekir herhalde. Bırakın artık elinizden şu popüler olan matbaa ürünlerini. Kitap okuyun biraz!

Ethan adamımsın Ethan! Seni çok sevdim. Karına olan aşkını, bağlılığını, iyi bir baba olmanı sevdim. Evliliğinin üzerinden yıllar yıllar geçmesine rağmen Mary'im, Civcivim demeni sevdim. Aşkının hiç eksilmemesini sevdim.

Ethan'ın tezgahtarlık yaparken dükkandaki ürünlerle konuşması, bana yazarın Aşk Otobüsü kitabındaki Alice'nin kendi kendine konuşmasını anımsattı. İki karakter bir araya gelebilseydi iyi anlaşacaklarını düşünürdüm:)

Ethan dürüst bir insan. Bütün dürüst insanlar gibi hayatı zorluklar içerisinde. Mary'si ve iki çocuğu var ve bunlara bakma yükümlülüğü üzerinde. Kıt kanaat geçiniyorlar. Çünkü Ethan'ın gözü daha açılmamış(!)
Çevresindekiler gözünü açmaya uğraşıyorlar, nasihat verip duruyorlar.

Kitabın işleyişinde; Breaking Bad dizisindeki Walter White karakterin geçirdiği değişimin- bu kadar radikal olmasada- benzerini Ethan karakterinin geçirdiğini gördüm.

Hülasa; okunması gereken bir eser, zorla okutulması gereken bir eser...
Bir insanın kendisi ile çekişmelerini, yaptığı ya da yapacağı şeylerdeki psikolojik durumunu ve en sonunda da aslında kendimiz için değil sevdiklerimiz, değer verdiklerimiz için bazı şeyleri göze aldığımızı anlatan güzel bir roman.
Kitaplarını okumayı en sevdiğim yazar.Türlü meraklarla sayfaları çevirdiğim diyaloglarını güzel tebessümlerle okuduğum bir eser oldu. Vicdan,ahlak,saygınlık gibi kavramların ne denli ikiyüzlü olabileceğini gösteriyor. Yaşadığı sınıfsal düşüşte bedeninin ve zihninin yorgunluğuna teslim oluyor. Keşke böyle son bulmasaydı dediğim nadir kitaplardan.
John Steinbeck'i okudukça hayranlığım artıyor. Kitaplarında ki akıcılık ve işlediği konuya kattığı renkler mükemmel. Bu kitapta da zengin bir ailenin çson üyesi, ailesinin iflası sonucu tezgahtarlık yapması, bu durumunun toplum gözünde ahlaki konumu işlenmiş. Toplumda en çok istenen şey, başarının, aslında pekte ahlaki yollarla kazanılmadığı ve başarı sonrasında da toplumun sırf başarılı oldu diye ahlaka önem vermemesi ve toplumun bu konuda ki ahlaksızlığını harika işlenmiş. Ahlak diyince aklınıza namus gelmesin hemen bizim toplumda da epeyce eksik olan ahlaktan bahsediyorum.
İtiraf etmek gerekirse başlarda sıkılmıştım ancak sonradan Ethan’ın naifliği ve ahlaki çatışmaları sizi içine çekiyor. Aile haatı vesaire çok güzel işlenmiş. Sonu çok çarpıcıydı.
Zengin ve köklü bir aileden gelen Ethan Hawley iflas edince bakkal dükkanın da tezgahtar olarak çalışmaktadır.Sevdiği bir eşi 2 çocuğu vardır.Yaşadığı kasabada insanlarla ve ailesi ile iyi ilişkiler içindedir,karısının ve kendisinin zengin olma hayalleri onu başka bir insan haline getirecektir zamanla.
"Fenerlerden oluşan bir toplum olduğu, dünyayı kaplayan bir şenlik ateşi bulunduğu yalan. Herkes kendi fenerini taşıyor, kendi kimsesiz fenerini."cümlesi kitabın son parağrafına yakın bir yerde geçiyor. Kitabı özetleyen bu cümle, yazarın, Ethan karakterini,zenginleşme ve para kazanma arzusuyla yanıp duran ailesi üzerinde bireyin kendi kişiliğinden ve ilkelerinden ödün vererek zenginleşmesine dair olaylar silsilesini anlatmakta. Verilen ödünlerin ne kadar fayda verdiğini düşündürmekle mesaj vermeye çalışan yazar, basit kurguyu, iç monologdan çok kişiler arası diyaloğu tercih ederek toplumsal bir durum anlatmış. Çevirmenin anlatımı, alt yazılı filmlerdeki çevirler gibi, üslup kaygısından çok çevirmekle meşgul olmuş. Beklenti çok yüksek olmayacaksa okunmaya değer. İyi okumalar.
Hiçbir insan diğer insanları gerçekten anlamaz. Elinden en fazla, onları da kendisi gibi olduğunu varsaymak gelir.
John Steinbeck
Sayfa 63 - Sel yayıncılık
Öyle usulca konuştu ki Margie irkildi. "Bana inanmıyorsun. Biliyor musun Margie gerçeklere kimse inanmıyor."
John Steinbeck
Sayfa 225 - Sel yayıncılık
İnsan her şeye alışıyor. Kıyıma, cenaze kaldırmaya, hatta idama bile; insan bi kere alıştıktan sonra işkence masasıyla kerpeten de yalnızca birer aletten ibarettir mutlaka.
John Steinbeck
Sayfa 148 - Sel Yayınları
Tavsiye nasıl bir şeydir, bilirsin. Ancak zaten yapmayı planladığınla örtüşürse duymak istersin.
John Steinbeck
Sayfa 165 - Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutsuzluğumuzun Kışı
Baskı tarihi:
1961
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
F. Çiğdem Öztep
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Baskılar:
Kaygılarımızın Kışı
Acı Hayat
Mutsuzluğumuzun Kışı
Orijinal adı “The Winter of Our Discontent” olan “Mutsuzluğumuzun Kışı” ünlü yazar John Steinbeck‘in son romanı… 1961 yılında yayımlandığında Steinbeck yaklaışık olarak 60 yaşlarındaydı… Kariyerinde 16 roman bulunan ve 1968 yılında ölen yazar, bu son romanı yayımlandıktan 1 yıl sonra, 1962’de Nobel Edebiyat Ödülüne layık görüldü… Bugüne kadar 15 milyon adet satılan roman, kapitalizmin karşısında insanın çaresizliğini anlatır…

New York’un zengin şehirlerinden Long Island’da geçen roman, bu çaresizliği bir zamanlar zengin aileler arasında sayılan Hawley ailesinin bir ferdi olan Ethan ve onun ailesi üzerinden anlatır… Hawley’in babasından kalan mallar tükendiğinde, elinde kalan tek gayrimenkul olan büyük evde kalan aile, Ethan, karısı Mary ve ergenliğin eşiğinde olan biri kız, biri oğlan iki çocuktan müteşekkildir… Ethan, bir zamanlar kendisine ait olan bakkal dükkanını, sonradan Amerika’ya gelen ve burada zengin olan Marullo adlı bir İtalyan’a satmak ve aynı dükkanda tezgahtar olarak yaşamına devam etmek zorunda kalmıştır… Olaylar geliştikçe, Hawley ailesinin üyeleri, başta karısı Mary ve oğlu Allen olmak üzere Ethan’ın bir şekilde zengin olmasını istedikleri ortaya çıkar… Kimisi bunu, karısı gibi dolaylı olarak, kimisi de oğlu Allen gibi açıktan açığa söyler… Babanın aile içindeki durumu, giderek daha zorlaşır… Ethan, zengin olmak istemektedir ama kapitalist düzenin içinde kendisine bir yer edinememektedir… Bir savaş gazisi ve geçmişi olan bir aileye mensup olduğundan, başkaları gibi davranmakta güçlük çeker… Çevresinde iyi ve dürüst bir insan olarak tanınmakta ve aile geçmişinden dolayı itibar görmektedir… Aynı zamanda karısının da arkadaşı olan hafifmeşrep Margie Young-Hunt, Ethan’ı rahat bırakmaz… Bir yandan da, zengin adamlarla düşüp kalkan Margie, daha rahat bir hayata kavuşmalarının şart olduğunu söyleyerek Mary’nin aklını çelmektedir… Karısının bankadaki beşbin dolarını çeşitli şekillerde kullanması için banka sahibinin telkinleri vardır… Ancak Ethan, bu paranın karısına ait bir güvence olduğunu söyleyerek buna karşı çıkar… Ethan bu koşullar altında, sahibi eski bir aile dostu olan kasabadaki bankayı soymak dahil, her yolu düşünmeye başlar… Plan yapar ancak, kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle hayata geçiremez… Bir yandan da eski çocukluk arkadaşı alkolik Danny’nin durumuna üzülmektedir… Danny, planlanan tren yolunun üzerinden geçecek arazinin sahibidir ve bunu hiçbir şekilde satmak istememektedir… Danny’nin tek istediği içmektir… Ethan, karısının parasından bir kısmını çekerek, alkol tedavisini karşılaması için Danny’ye verir… Danny, ertesi gün Ethan’ın çalıştığı dükkanın kapısının altından bir kağıt atar… Kağıt, değerli arazinin tapusudur ve Ethan’a verilmiştir… Ethan, Danny’yi bulur ancak Danny’yi boş viski şişeleri arasında ölü bulur… Bu arada, Ethan’ın patronu olan yaşlı İtalyan’ın Amerika’ya kaçak girdiği anlaşılır ve sınırdışı edilmesine karar verilir… İtalyan, dükkanı üçbin dolar gibi az bir değerle Ethan’a satar

Kitabı okuyanlar 132 okur

  • AYŞEGÜL
  • esra kazar
  • Belkin
  • Dr.Okur

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0