Muz Sesleri

6,9/10  (55 Oy) · 
262 okunma  · 
38 beğeni  · 
1.637 gösterim
Bir insan bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce âşık olur. Ne mutluluktur öte yandaki ne de tadıyla meraklandıran bir acı. Aşk diye buna denir: Bir insan bir insanda tekinsiz bir ev görür…
...
İnsan, yarası yarasına denk geleni seviyor demek ki…
Ece Temelkuran, kalplerin en çok yağmalandığı, neşenin ve kederin ayırt edilemeyecek kadar birbirine karıştığı bir coğrafyadan anlatıyor hikâyeyi: aşkın ve savaşın başkenti Beyrut’tan…
Muz Sesleri, en büyük gürültülerin içinde hayatı ayakta tutan küçük ama inatçı seslerin romanı…
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2016
  • Sayfa Sayısı:
    304
  • ISBN:
    9789750733154
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Erhan 
04 Haz 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bu kitaba haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Beyrut'ta geçen farklı bir hikaye, biraz da şehrin etnik gruplarını ve kültürünü anlatıyor. Ece Temelkuran Beyrut'a hakim ve bence etkili bir yazar. Onun tarzı biraz farklı herkese hitap etmeyebilir ama bu kadar da olumsuz olmamalıydı yorumlar. Ben rahatlıkla bu kitabı beğendiğimi söyleyebilirim...

Humphrey Bogart 
 08 May 17:59 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Bir savaş anlatılıyor. Savaştan arda kalan hüzünler ve acılar.
Savaşın içinde filizlenen bir aşk anlatılıyor bu kitapta. Belki de aşkın en acısı, en heyecanlısı, en trajiği savaşın içinden filizlenen aşktır.
"Asıl savaş alanı suskundur arkadaş" demişti Orhan Kotan bir şiirinde.
"Asıl savaş alanı sahipsizdir."
Yaşadığımız savaş alanında kendi savaşımızı yazmanın yasak olduğu bir ülkede, hiçbir şey olmamış gibi Beyrut'ta bir savaşı okumak, bir kadının acısına üzülmek sadece bize özgü müdür ?
Kendi toprağımzın acısını ne kadar biliyoruz ? Ne kadarını kabul ediyoruz ?
Sözü fazla uzatmadan Orhan Kotan'la bitirelim.

yani yetsin diyorum
şarkılarınızı dağlarıma sürün diyorum
uzatın ellerinizi diyorum
uzatın tanışalım
helallaşalim.

Aslında oturup 3-5 paragraf yazmaya çalışmam gerek çünkü kitabın puanı okumayanların ilk düşüncesini olumsuz etkiliyor. Ama şu an inceleme yazabilecek gücü bulamıyorum, ki hiçbir şey yazmasaydım da olmazdı.

3 ay önce falan okudum. Az kitap okudum ama savaşı, aşkı, kaybetmeyi, hüznü, acıyı, yalnızlığı özellikle ayrıntıları ve duyguları en iyi anlatan, anlatan degil, o duyguların, olayların ve savaşın yabancısı değilseniz en güzel hissettiren kitaplardan biri bence.

Ece temelkuran okuyanlar fark etti mi bilmiyorum ama sanki bir çocuğun gözünden bakıyor yazar. Ben baya sevdim bunu. Yani bir teknik gibi değil de, bir his gibi olmuş, doğal ve samimi bir çocuksuluk. Yazarın yapısı gereği muhtemelen.

Hep hüzünlü ve sisli bir hava var kitapta.

Aslında düşündüm de, hislerimi anlatamayacağımı fark ettim şimdi. Devam edersem şansımı zorlayıp yapmacıklığa kaçmış olurum.

Siz ne yapın biliyor musunuz? Bu kitabı eleştiren incelemeleri dikkate almayın hiç. Puanının düşük olmasını da. Çok övenleri de dikkate almayın. Beni de. Bu kitabı listenize ekleyip satın alın. Okuyun. Okuyun ama. Pişman olmazsınız umarım. Zaten dediğim gibi yabancısı değilseniz severek okursunuz.

*Hiç doyurucu olmamış. Gün gelecek ben de size doyurucu bir inceleme bırakacağım buralara...

Yağmur 
30 Oca 17:14 · Kitabı okudu · 11 günde · 10/10 puan

Spoi içerirdir.Beyrutta geçiyor.Beyrutun yaşam tarzı,yaşanmışlıkları anlatılıyor.Etkileyici idi ama bana karakterlerin ruhları tam geçemedi.Ya da ben alamadım.Ama tekrar tekrar okuyabileceğim bir kitap.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.

Burak Denizli 
26 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Biraz iteleye kakalaya bitirebildiğim bir roman sonuçata karar size ait. Yazarın ilk kitabı kitapta daha çok Beyruttan bahsediyor ve Beyrutu çok güzel tasvir etmiş. Beyrutun yakın tarihi bir ders kitabı gibi paylaşılmış bizlerle

Ben bu kitabın daha ilk sayfalarında heyecanlanmaya başladım. Dr.Hamza'nın hikayesi kızına yazdığı mektup du beni en çok etkileyen. Yüreğim dayanmadı bir ara çok duygulandım, bazen çocukluk ve yoksulluk beni taaaaa içerimde bir yerlere götürdü. eskilerden sahneler koydu ekrana ve izletti. Ece Abla hep bunu yapıyor bana zaten. hep eskileri hatırlatıyor bana. anlattığı her hikayede benden birşeyer mutlaka serpiyor aralara. Hepimizin hikayeleri bunlar. Sonrası benim istediğim gibi değildi (pek güzel değildi benim için demek de Ece Abla'ya haksızlık olur) ama genel itibariyle güzel bir kitaptı.

Ece Temelkuran'ın diğer kitaplarından sonra oluşan beklentiyi karşılamadığını düşünüyorum. Kişisel olarak iyi bir roman diyemem ama konusu itibariyle fikir edinmek isteyenler için bir başlangıç olabilir.

blgn 
07 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ece temelkuran'ın ilk aşk romanı. oxford, paris, beyrut üçgeninde geçen romanını yazmak için, 9 ay beyrut'ta kaldı.
İlk defa elimde kalemimle, her yerini çize çize okuduğum roman. betimlemelerine, benim beş bin cümlede anlatabileceğim bi duyguyu, tek bir satırda anlatabilmesine bayıldığım..

Irem 
31 Mar 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ece Temelkuran'ın kendine has üslubuyla anlattığı dağılan, yeniden kurulmaya çalışılan hayatlara dair hüzünlü,düşündürücü bir hikaye... Geçmişle gelecek arasındaki git geller biraz okuru yorsa da severek okuduğum bir Ece Temelkuran romanı daha.

Caner demir 
15 Tem 13:02 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

"Her ilişkinin gizli bir mezarlığı vardır. Eğer iki kişiden biri bu mezarlığı yalnız ziyaret etmeye başlamışsa pek yakında o mezarlık, ilişkinin de ebedi istiratgahı olacak demektir"

2 /

Kitaptan 82 Alıntı

Nisa Nur 
13 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Sonra saçlarını taradılar. Sanırım kadınlar birbirlerini saçlarından iyileştiriyorlar.”

Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Sayfa 37)Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Sayfa 37)

“Dilini bilmediğin bir yerde ağlamak fenadır. Çünkü seni, senin dilinde susturacak kimse yoktur.”

Muz Sesleri, Ece TemelkuranMuz Sesleri, Ece Temelkuran
Nisa Nur 
18 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Dünya tarihi hep böyleydi benim tatlı kıbbem, belki de biz türümüzün en kötü örnekleriyiz. Yani en zarif olanlar evrim sürecinde yok olup gittiyse, belki de biz, şimdi yaşamakta olanlar, türümüzün en vahşi, en kaba temsilcileriyiz. Ama biz, kaba vahşiler, bir şeyi biliyoruz Filipina: o gidenler kalanlardan daha çok acı çekecekler...
Çünkü yarım kalmış bir hikayeden daha çok kanayan hiçbir şey yoktur. "

Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Sayfa 109)Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Sayfa 109)
Nisa Nur 
 17 Oca 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“İnsan yarası yarasına denk geleni seviyor demek ki...”

Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Sayfa 36)Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Sayfa 36)
elif dinç 
09 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"İnsan çok yalnızken, bir tane daha kendinden doğuruyordu içinde, "korkma" desin diye..."

Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Sayfa 8)Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Sayfa 8)

Kadınları çoğu zaman anlamıyorum Filipina. Onlara öyle şeyler yapıyoruz ki, niye hala bizi sevdiklerine, koyunlarına aldıklarına her gün şaşıyorum. Sanırım her seferinde yaralı bir köpek gibi bakmayı başarabildiğimiz için. Çünkü kadınlar şefkat göstermezse ölürler. Sanırım bu yüzden her seferinde bizi geri alıyorlar. Eğer bizi sevmeleri bizimle ilgili bir şey olsaydı, çoktan topluca göç etmiş olurlardı bu topraklardan.

Bizim derdimiz ne biliyor musun Filipina? Annelerimizin intikamını almak için büyüyoruz biz. Lanet olası savaşın, tozun toprağın içinde her gece kırık oğlan çocukları büyüyor. Annelerinin babalrı yüzünden nasıl ağladığını izleyen oğlan çocukları. Anneleri onlara o kadar aşık ki, yavaş yavaş büyüyüp babalarına benzediklerini göremiyorlar. Her gün biraz daha annelerinin kocaları olarak ihtiyarlıyorlar küçükken. Bir gün bir kadın geleceğini sanarak büyüyorlar. Bütün bu saçma denklemi değiştirecek bir kadın. Ama gelse alacak yerimiz yok. Çünkü annelerimiz gibi ağlamayan kadınları nasıl seveceğimizi bilmiyoruz biz.

Onları ağlattığımız için kendimizden nefret ediyoruz, ama ağlamadıkları zaman da annelerimiz kadar iyi yürekli olmadıklarını sanıyoruz.

Oysa bizim, bize gülecek kadınlara ihtiyacımız var. Bize gülüp peşimizden sürüklemekten yorulduğumuz salyangoz kabuklarımızı çatlatacak kadınlara. Ama en çok da kadınların bize gülümsemesinden korkuyoruz. Gülen kadınlardan ödümüz patlıyor bizim Filipina. Bu yüzden şöyle ferah feza sevmeyi de sevilmeyi de beceremiyoruz. Kadınların bizi gösterişli kabuklarımız yüzünden sevdiğini sanıyoruz. O kabuğa katlanmak için her gece nasıl ağladıklarını göremiyoruz.

Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Everest)Muz Sesleri, Ece Temelkuran (Everest)

Etimden et koparıyorum seni gönderirken. Yalnız seni değil, bu savaşın ortasında sığındığım tüm hatıraları da gönderiyorum denizlerin ötesine. Çünkü burada insanlar bir yanlışlık gibi ölüveriyor. Sen bir yanlışlık olamayacak kadar güzelsin.

Muz Sesleri, Ece TemelkuranMuz Sesleri, Ece Temelkuran

Acı, insanları gövdelerinin dışına kaçırır. Acının gövdelerinden geçmesini beklemek için etlerinden gider insanlar. Bazıları, bir daha hic geri dönmez. Tuhaf olan şu ki, bu toprakların tarihi baştan sona bununla ilgili olmasına rağmen kimse çocuklara bunun bir gün onlara da olacağını öğretmez. Oysa ruh, boyle yas tutar. Gövdeden giderek.

Muz Sesleri, Ece TemelkuranMuz Sesleri, Ece Temelkuran

"...bir insan bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce aşık olur...
"...insan, yarası yarasına denk geleni seviyor demek ki."

Muz Sesleri, Ece TemelkuranMuz Sesleri, Ece Temelkuran