Muzaffer Çok Kızar Valla

8,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
1 beğeni  · 
121 gösterim
Turgut’un kolları, rahat vermiyor dallara. Yine ağaca asmış kendini. Cılız vücudu sağa sola savruluyor. Sigaramın külünü silkeliyorum. Deminki rezillikten sonra, bu yaptığına şaşırmıyorum. Merdivenle ağaca çıkıp ayaklarından kavrarken yan komşumuz Hasan’ı çağırmadığıma şaşırıyor. İpin ucunda çırpınırken harekete geçeceğime güvenen bir rahatlık var halinde. O kadar gürültü çıkardı ki bahçeye giderken, bir bağırmadığı kaldı, “Bak yine asacağım kendimi,” diye.

Muzaffer Çok Kızar Valla, hayatın kendisi gibi öykülere kucak açıyor; gülmek ve ağlamak kol kola gezerken hangisine sığı- nacağına karar veremiyor okur. Gücünü yalınlıktan alan öyküler, bir yandan tebessüm ettirirken öte yandan vicdanın sesine dayıyor kulağını.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2017
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9786052021293
  • Yayınevi:
    Şule Yayınları
  • Kitabın Türü:
ms.toprak 
 02 Ara 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Muzaffer Çok Kızar Valla önce adıyla beni çektikten sonra geçen hafta 20.Edebiyat Sohbeti adı altında yaptığı tanıtımla kütüphaneme geldi. Adı olsun kapak tasarımı olsun dikkatimi üzerine çekti ve okuma sırasında araya kaynak yaptı; bu perşembe okudum. Başladım, okudum ve bitti; kendine çeken kısa kısa 19 öyküden oluşuyor. Her öykünün karakter profili ayrıydı, çocuk oluşları dışında ortak noktaları da yoktu. Yeni bir kitap yeni insanlar!
Yazarın 72 doğumlu olduğunu göz önünde bulundurarak hikayelere umutla beğenirim düşüncesiyle yaklaşmamıştım, bakış açım meraktan ibaretti. Kitabın kapağından edebiyat söyleşindeki yorumlardan edindiğim merak duygusu okuduktan sonra kendini beğeniye bıraktı. Her bir hikaye ayrı bir tat bıraktı zihnimde, yeni şeyler düşündüm farklı kapılar açtı en önemlisi.
Yeni basılmış kitap oluşu, yazarın ilk kitabı olması beni reklam yapıp daha fazla insana ulaşmasını sağlamaya itiyor. Güzele ulaşma ulaştırma isteği.
Öykülerin adını vermeden tanıtacağım beğendiğim karakterleri size-biri ilginizi çeker ve alırsınız belki-: karakter deyince ilk aklıma gelen annesini hiç tanımamış Zehra, merakla annesini bekleyen yanında dedikoducu komşuları duyan ama duymayan Zehra; siyah şemsiyesinden kurtulamayan her ay 'bu ay çok sıkışığız' laflarını duymaktan sıkılan kırmızı puantiyeli şemsiye isteyen küçük kız ve deli*; babasına sinirlenen genç kız; ölünün arkasından konuşulanlar; ölmeyen kaplumbağalar, yeni dönem anneleri ve onların annelerinin çocuk yetiştirme konusundaki zıtlıkları; kendisinin yerine geçen kediyi kıskanan kapıcının oğlu; bütün gösteri boyunca annesini gözleyen küçük çocuk ve en uç insanlardaki dahi gurur duygusu; çocukların farklı düşünceleri olduğu gibi hep masum olmamaları* ; merhamet; büyüklük; hırs ve daha nicesi.
Kitabın bana hitap eden öyküsü Baba Şıkkı'ydı, en beğendiğim Günahı Boynuna ve Kim Yanına Çağırdı oldu. Yazarın kadın olması, hem eğitim hayatına hem de ev hayatına hakim olması, sürekli okuması onu bir adım öne çıkardı; bunu öykülerinde hissediyorsunuz. Öykülerin kısa olması olayı 'pıt' diye bitirmesine sebep olmuş, böyle iki arada kalıyorsunuz; devamını değil son sahnenin ayrıntılarını dolduruyorsunuz. Bazı hikayelerde bu beni rahatsız etti fakat adı üstünde, öykü.
Kendisini tebrik ediyorum tekrardan, yazın hayatında başarılar dilerim.

Kitaptan 2 Alıntı

ms.toprak 
30 Kas 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Son günlerde kafam annemin giysileri gibi bana büyük gelen düşüncelerle doluydu....Aniden eve gelen misafirler görmesin diye özensizce toplanıp bir köşeye sıkıştırılan sofra bezi gibi, içim kırıntılarla dolu Ayşeler'in evine tıkıştırıldım. Ayşe'nin kör ninesi beni televizyon seyretmek için yanına çağırdı. O, filmi kulaklarıyla izlerken; ben gördüğümü duymuyor, duyduğumu görmüyordum; aklım evde, babamdaydı. Kör nine film bitince oyuncuların tiplerini önce onun, sonra benim anlatacağım bir oyun başlattı. Tasvirleri öyle sahiciydi ki benim gördüklerim mi onun söyledikleri miydi gerçek! Şaşırmıştım. "Ama sen körsün," deyiverdim. "Sen de gördüğünden emin değilsin, her şeye görmek istediğin gibi bakabilirsin," dedi minnoşu sever gibi kafamı ve boynumu okşayarak.

Muzaffer Çok Kızar Valla, Hilal Karaman (Sayfa 44 - Annemin Düğünü öyküsünden)Muzaffer Çok Kızar Valla, Hilal Karaman (Sayfa 44 - Annemin Düğünü öyküsünden)
ms.toprak 
 30 Kas 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Eskiden konuşmaya kalktığımda hep kavga çıkarırdı-onunla kavga etmeyi özledim-. Şimdiyse kendini öldürmeye kalkıyor. Bunu, benim gözüme soka soka yapıyor. O kadar ölmek istiyorsa neden kendini bir arabanın altına almıyor ya da ne bileyim çıkıp köprüden kendini aşağıya bırakmıyor. O zaman çaresizliğimi, perişanlığımı göremeyecek. Kurtaramadım diye kimse beni suçlayamayacak. Ölümüne oynuyor benimle.

Muzaffer Çok Kızar Valla, Hilal Karaman (Sayfa 11 - Günahı Boynuna öyküsünden)Muzaffer Çok Kızar Valla, Hilal Karaman (Sayfa 11 - Günahı Boynuna öyküsünden)