Muzaffer Oruçoğlu Anlatıyor (Zavot'tan Vartinik'e)

·
Okunma
·
Beğeni
·
34
Gösterim
Adı:
Muzaffer Oruçoğlu Anlatıyor
Alt başlık:
Zavot'tan Vartinik'e
Baskı tarihi:
1 Haziran 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141327
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Nihayetinde herkesin hikâyesi ayak izlerindedir. Muzaffer Oruçoğlu’nun doğduğu köy Zavot bir Malakan köyüdür. Vartinik ise bir Ermeni mezrasıdır. Oruçoğlu birinde doğmuş, diğerinde baskına uğramıştır. Bu iki mekândan da birer halk sürülmüştür. Oruçoğlu’nun sürgün ve mekânsız kalmasıyla buradaki halkların sürgün ve mekânsız oluşu arasında bir ilişki olduğu söylenebilir. Aslına bakılırsa Oruçoğlu’nun şimdi yaşadığı Merlbourne’deki varlığı da öyledir. Yeter ki, “Neden Avustralya?” diye bir soran olsun… Cevabı son elli yılın sol’dan hikâyesidir.

Zavot ve Merlbourne…

Oruçoğlu’nun bu iki mekân arasında geçen kişisel hikâyesinin önemi, aynı zamanda siyasal tarihimizin önemli anlarına, zamanlarına tanıklığından kaynaklanıyor. Bizzat hikâyenin yazıcısı olarak içerden bir tanıklıktır bu. Sağlamdır. Doğrudur. Bunun kayda geçmesi gerekiyordu. Bu kitapta bu amaçlanmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Evet,dönüp dolaşıp yine geldik Dersim'e. Gökyüzüne yükselişte birbirleriyle yarış halinde olan güzel dağlar diyarı,diyebiliriz oraya. Ermeni,Zaza,Kürt ve asimile olmuş Türkmen ekaliyetlerinin yuvası. Tecrit edilmiş,yalnızlaştırılmış bir diyar. Yeşillenme,çoğalma arzusu aynı zamanda. Çölde orman rüyası gören tek bir ağaç gibi,köklerine sıkı sıkıya tutunmuş. İnancında paganist ışıltılar var ; geyikler,yılanlar,beyaz kurtlar,kartallar var ; renklii çaputlarla bezenmiş ulu zirve ağaçları,kutsal sular ve yüce dağ dorukları var; Hızır ya da Surp Sarkis kılığında gezinen ak sakallı insanlar var.Dilinde ve kültüründe ise Hitit, Urartu, Daylem ,Med ve Türkmen renkleri..
Komisyon
Sayfa 154 - Ayrıntı yakın tarih
Yorgun Savaşçı filmini biliyorsun,12 Eylül'de yaktılar. Yılmaz Güney'e yaptıklarını Kemal Tahir'e de yaptılar. Nazım'ın iyi arkadaşıydı,aynı davadan birlikte yatmıştı.Film yakma deyince aklıma başka bir filim geldi.Fakir Baykurt, Avusturalya'ya geldiğinde bana dedi ki : " yılanların öcünü yazdım " , film oldu, yasakladılar. Ben de Milli Birlik Komitesi'ne, Cemal Gürsel'e başvurdum.Beni çağırdı.Bastonla yürüyordu. Sağlığı iyi değildi.Görüştük. "Bu romanı sen mi yazdın Fakir ? " Evet Paşam dedim. "Nesi var miye yasaklamışlar ? Getirin bakalım birlikte seyredelim " dedi. Makineyi kurdular,duvarda gösterdiler. Baktım Paşa yaslanmış Yılanların öcü filmini seyrediyor. Film bitti. Bitince yanındakine dedi ki Bitti mi ? Evet Paşam. Ben anlamadım,bunu mu yasakladınız ? Ne var bunda? Köylülerin durumunu anlatmış ne güzel, diye noktayı koydu. Ben şaşırdım,korkuyordum. Böyle olmaz ülkenin birliğini bozar diye düşünür. Sonra,kaldırın bu yasağı ,dedi.
Ertesi hafta bütün sinemalarda oynamaya başladı filmim. "Türkiye'nin Halleri böyle "
Komisyon
Sayfa 174 - Ayrıntı yakın tarih
Sorular bölümünde "Yaşar Abi" dedim, " Kemal Tahir'in Devlet Ana adlı romanı çok geniş tartışmaları beraberinde getirdi. Tahir Alangu gibi eleştirmenler romanın üzerinde ciddiyetle durdu. Sizin görüşünüz nedir ? " Muleta görmüş boğaya döndü birden. Tek gözü ,ziyadesiyle büyüdü ve şedid ışıltılarla yüzünü kapladı.
"Si..ir et onu, soracak başka soru bulamadın mı " diye kesip attı. Sustum ve si..ir etmek zorunda kaldım tabii. Kızgınlığının nedenini biliyordum. Kemal Tahir,yılkar önce İnce Memed'i küçümsemiş,ona karşı " Rahmet yolları kesti " romanını yazmıştı. Daha önemlisi , Kemal Tahir , yeni romanı Devlet Ana ile ATÜT teorisini edebi düzleme oturtmuş ,devletçi ve katı ahlakçı bir anlayışla doğu devlet tipini ve Osmanlı toplum düzenini , Batı'ya ve Cumhuriyete karşı yüceltmişti. Hiç kimse Yaşar Kemal'e , "Tımarlı sipahi ya da ikta sistemi,sınıfsız bir sistemdir " diyemezdi, diyeni küfre sarar , kör gözünün çukuruna gömerdi .
Komisyon
Sayfa 173 - Ayrıntı yakın tarih
Bütün ideolojiler şu veya bu şekilde dinden nemalandığı için biz de özellikle biçim,yöntem ve vaat olarak tam anlamıyla yakayı kurtaramamışız.Ezilen, sömürülen yığınlara cenneti ; ezen, sömüren sınıflara da cehennemi vaat ediyoruz.
Komisyon
Sayfa 187 - Ayrıntı yakın tarih
En iyi yanlarımızdan biri ,katliamlara,soykırımlara karsı olmamızdır. Gelgelelim ki kızartılmış etleri hipopun kazı gibi yutuyor, evimizi kazara istila eden karınca sürülerini de zehirli fısfıslarla kâmilen kırıp geçirebiliyoruz. Bir karıncanın yaşam hakkı ile bir insanın yaşam hakkı arasında hiçbir farkın olmadığını henüz tartışmış değiliz.
Komisyon
Sayfa 188 - Ayrıntı yakın tarih
Kadın haklarını savunma konusunda ileri adımlar attık. Dayağın ve tecavüzün özellikle amansız düşmanlarıyız. Gelgelelim ki, libidomuz bazen depreşip ve de habisleşip gemi azıya aldığında, eşimizin makus talihini, tek yönlü isteğe dayanan bir yekinişle tecavüze çevirebiliyoruz.
Komisyon
Sayfa 189 - Ayrıntı yakın tarih
Din güçlenip ülke atmosferi ümmet anlayışıyla daha bir karardıkça, ahlakımızı ve namusumuzu daha bir tahkim etme ihtiyacını duyuyoruz. "Etik " ve " ortak akıl " deyimleri bizim de dilimize pelesenk oldu. Ahlakın, özgürlüğe karşı, ortak aklın da özgür akla karşı olduğunu, sürü aklı olduğunu farkdemiyoruz.
Komisyon
Sayfa 189 - Ayrıntı yakın tarih

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Muzaffer Oruçoğlu Anlatıyor
Alt başlık:
Zavot'tan Vartinik'e
Baskı tarihi:
1 Haziran 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141327
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Nihayetinde herkesin hikâyesi ayak izlerindedir. Muzaffer Oruçoğlu’nun doğduğu köy Zavot bir Malakan köyüdür. Vartinik ise bir Ermeni mezrasıdır. Oruçoğlu birinde doğmuş, diğerinde baskına uğramıştır. Bu iki mekândan da birer halk sürülmüştür. Oruçoğlu’nun sürgün ve mekânsız kalmasıyla buradaki halkların sürgün ve mekânsız oluşu arasında bir ilişki olduğu söylenebilir. Aslına bakılırsa Oruçoğlu’nun şimdi yaşadığı Merlbourne’deki varlığı da öyledir. Yeter ki, “Neden Avustralya?” diye bir soran olsun… Cevabı son elli yılın sol’dan hikâyesidir.

Zavot ve Merlbourne…

Oruçoğlu’nun bu iki mekân arasında geçen kişisel hikâyesinin önemi, aynı zamanda siyasal tarihimizin önemli anlarına, zamanlarına tanıklığından kaynaklanıyor. Bizzat hikâyenin yazıcısı olarak içerden bir tanıklıktır bu. Sağlamdır. Doğrudur. Bunun kayda geçmesi gerekiyordu. Bu kitapta bu amaçlanmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Ramazan Özdemir
  • Kibrit Çöpü

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0