·
Okunma
·
Beğeni
·
7bin
Gösterim
Adı:
Müzekki'n Nüfus
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
544
Format:
Ciltli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Saadet Yayınevi
Müslüman kardeş, zenginlik istiyorsan, önce nefsine sahip ol.Nefsine sahip olduğun zaman, hem ebedi saadet ve zenginliğini bulacaksın, hem de dünya malı ve zevklerinin ne kadar kısa sürdüğünün farkına varacaksın.

Bu kitabımızda nefsin mücadelesi anlatılıyor.Gelin hep beraber bu mücadeleye katılalım.Allah(c.c.) Hepimizin yardımcısı olsun.
622 syf.
·29 günde·Puan vermedi
Müzekkin Nüfus, Eşrefoğlu Rumi'nin nefsin mahiyetini ve nefsin hatalarından kurtuluş reçetelerini izah ettiği güzel bilgiler içeren bir eserdir. Eser; genel itibari ile islam'da "hayvanlardan aşağı" olarak işaret edilen "emmare nefs" den kurtulmayı ana hedef haline getirmiştir. Elbette nefs'e dair tüm makamlar, haller, hastalık ve tedaviler anlatılmış olsa da günümüz insanının en yaygın hasleti olan nefsi emmare'nin çirkin fiillerinden kurtuluş esas plandadır. Kitap insanı nefsi emmarenin bataklığından kurtarmayı görev edinmiştir.

Rumi eserinde, diğer bazı tasavvuf kitaplarında izaha çalışılan harikulade işler, keramet gibi konulara girmemeyi tercih etmiştir ki; şahsen eseri seçmemin ana sebebi budur. Yazar, daha çok Kur'an ve Sünnet-i Resulullah esaslı nefs teskiyesine dair soru ve cevaplarla izaha yönelmiştir. Kanaatimce Doğrusu da budur. Zira kitaptada söylendiği gibi; önemli olan keramet değil, istikamettir; yani kulun dünyaya meyil etmeden her daim Hakk yolunda ilermeye ve gelişmeye devam etmesidir. Keramet ve harikulade şeyler bekleyen aslen nefsin ta kendisidir. Yüce Allah kullarından ziyadesiyle istikamet beklemektedir. İstikamette olmanın ana şartlarından birisi de Kur'an ve Sünnet'in gösterdiği dümdüz ve emin yolda ilerlemektir.

Eserde bazı tasavvuf büyüklerinin, ariflerin, dervişlerin hayatlarından kıssalar da aktarılmıştır. Misalen öfke, açlık, kibir gibi insani haller açıklanırken Kur'an ve Sünnet-i Seniyye'den deliller aktarıldıktan sonra - veya önce- konuya dair din büyüklerinin hayatlarından kıssalar da aktarılmıştır. Kıssalarda coşkunluktan ziyade sadelik ön plandadır.

Yazar, eserin girişinde belirttiğine göre; bazı konuları sadece işin manevi anahtarına sahip ariflerin anlayabileceğini beyan etmiş, bazı kısımlarda da rumuzlar kullanarak konuları izah edeceğini beyan etmiştir. Ki yazarı burada saygı ile karşılamak lazımdır: Çünkü tasavvufla iştigal eden pek çok mutasavvıf da bu yolu izlemişlerdir. Aslı zühd olan tasavvufun esasını korumak gayesiyle rumuzlu anlatılar halef ve selef eserlerde de tercih edilmektedir.

Eser içeriği; güvenilirlik, kesin delillere bağlılık ve açıklamalardaki sadelik ile konuya yabancı dahi olsalar herkesin okuyabileceği ve istifade edebileceği, güvenilir ve doğru bir çizgide hazırlanmıştır. Bu sebeplerle İslam'ı hayat nizamı olarak seçen tüm okuyuculara tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
622 syf.
·10/10 puan
Kitap fuarında nasibime düşen inci tanesi
Öldükten iki gün sonra, en sevdiklerimiz dahi kokumuza katlanıp yanımıza yaklaşmaz.
O halde bu kendini beğenme ve büyük görme halini nerden edindin?
Bu yersiz değil mi? Buna hakkın var mı? Hem gurur sana yakışıyor mu?
544 syf.
·121 günde·Beğendi·10/10 puan
Eşrefoğlu Rumi'nin " Müzekki'n-Nüfus " ( Ruhlara Ab-ı Hayat ) adlı bu kitabını günümüz türkçesine " Yaman Arıkan " tercüme etmiş.Gayet akıcı ve sürükleyici bir dil kullanmış.Yaklaşık yetmiş sayfalık bir önsöz sizi kitaba hazırlarken,iki bölümlük bu eserde tasavvufa ait konular sizi adeta büyülüyor.Konular okuyucuyu sıkmadan ve örnek hikayelerle anlatılıyor.Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
544 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kitap bir çok konuda insanı kendi içinde sorgulamaya teşvik edip sonrasında yönlendiren bir eser
Nefs üzerinde oldukça etkili. Adeta kitap ile Allah dostları irşad ediyor siz farkında olmadan... Ayetlerle , hadislerle gerekse büyük zâtların hayatlarından kıssalarla " "insanların hayatlarında ki hallerini " merkez alıp doğruyu bulmaya teşvik eden yeğane eserlerden biri kütüphanemde ki en önemli eserlerin başında yerini aldı belli aralıklarla tekrar ve tekrar okunacak bir eser her evin kitaplığında bulunması kazanç olur incelemeyi bir ayet ile bitirmek istiyorum İman edenlerin kalpleri Hak Teâlanın zikri ile mutmain olur Dikkat Hak Teâlanın zikri kalbleri mutmain mertebesine yükseltirEr Ra-d süresi 28 ayet
Kitap size tasavvufun kapılarını açıyor. Tasavvuf ile ilgili kafanızda ki soru işaretlerini giderdiği gibi kitabın müellifi fevkalade üslubuyla sizi tesiri altında bırakıyor. Bir nevi onun rahle-i tedrisatından geçiyorsunuz. Eserin muhtevasında bolca ayetler, hadisler, veciz sözler ve ibretlik menkıber mevcut. Yalnız bu bir kere okunup rafa kaldırılacak bir eser değil sık sık ele alınıp dikkatle okunması gereken bir baş ucu kitabı. Hak tealanın dostları olan meşayihe tazim edenlerin bu kitaptan fayda göreceğine yakinen inanıyorum. Fakat İmam-ı Gazali'nin şu tespitiyle sözlerimi tamamlamak istiyorum. ''Sen tasavvuf ilminin bütün eserlerini yediden yetmişe okusan, Mürşid-i Kâmil eli tutmadıkça sana hidayet kapısı açılmaz'' 
512 syf.
·341 günde·Beğendi·10/10 puan
Hacı Bayram-ı Veli'nin hem talebesi hem de damadı olan Eşrefoğlu Rumi'nin bu kitabı insanın ahlak ve nefis terbiyesi konularında çok güzel bir dille rehberlik ediyor. Kesinlikle her nefis sahibi insanın okuması ve tavsiye edip kitaplığında da bulundurması gereken mükemmel, sürükleyici bir eser.Unutmayalım ki oturup kalktığımız insanlarla ve okuduğumuz kitaplarla şekil alıyor, gelişiyoruz..Böylesi kitaplar da en çok ruhumuza özümsetmemiz gereken türlerden..
572 syf.
·10/10 puan
Allahın izni ile radikal kararlar aldırıp hayatımda köklü değişime sebep olmuş bir kitaptır.Günahlarını, kendini ve Allah'ı düşünüp kıvrandırıyor.Eğer siz de bu kıvranmayı sevenlerdenseniz tavsiye ederim.
622 syf.
Döneminin bilinmeyen ve unutulmaya yüz tutmuş hikayeleri ile bir müslümanın ölçüsünün ne olması gerektiğini aktaran eser mutlaka her kütüphanede bulunmalı . Okuyunca ağlayacak , göz yaşları arasında kendi benliğinizden ve sahip olduklarınızdan utanacak ve korkuya kapılacaksınız.
Ey kardeş:
Yarın, kıyamet gününde herkese beratları verilirken, bazı kimseler defterlerinde işlemediği bazı güzel amellerin de bulunduğunu görür ve niyazda bulunur:
— Yâ Rab! Ben, bu amelleri, bu oruçları, bu namazları, bu iyilikleri dünyada iken işlemedim. Acaba, bu berat bana yanlış mı verildi?
Hak teâlâ buyurur:
— Ey kulum! Bazı kullarım senin için dedikodu ettiklerinden, o günahları işleyenlerin sevaplarının da senin defterine yazılmasını irade buyurdum. Onların bütün güzel amelleri, oruçları, namazları, iyilikleri hep senin defterine yazıldı.
Sultan-ül-meşâyih Bayezid-i Bestamî rahmetullâhi aleyh buyurur ki:
Bir gün, bir cenaze namazına gittim. Biraz bekledim, bir derviş geldi ve halktan para toplayarak dilendi.
Kendi kendime:
— Ne olurdu dilenmeseydi ne hoş derviş olurdu diye hatırımdan geçirdim. Bu mesele üzerinde fazla bir şey düşünmedim ve zikrimle meşgul oldum. Namaz kıldım ve halvetime gidip oturdum.
Murakabeye vardım, birisi üzerinde bir adam ölüsü bulunan birisini getirdi, önüme koydu:
— Şunu ye! Dedi, örtüsünü kaldırdım ve cenaze namazı kılmak için beklerken dilendiğini gördüğüm ve içimden kınadığım derviş idi.
— Ben insan eti yiyici değilim, diyecek oldum. — Cenazede bunun etini yemiştin. Şimdi neden yemiyorsun, dedi.
— Ben onu dilimle söylemedim, gönlümden geçirdim, deyince:
— Dervişlerin gönlüne gelen de gıybettir, cevabını verdi.
Cabir radıyallahu anh buyurur ki: Resûl aleyhisselâmın yanında olduğum bir vakit iğrenç kokan şiddetli bir rüzgâr esti.
— Resûlullah aleyhisselâm, bu koku nedir bilir misiniz diye sorduktan sonra, bu pis koku müminlerin gıybetini edenlerden geliyor diye buyurdu.
Şimdi ey kardeş:
Gördün mü, bu dil kişiyi nasıl zararlara uğratır ve bütün amellerini sevmediklerine verdirtir. İnsanın sevmedikleri aleyhinde konuşması, amâl-i hasenesini götürüp ona vermesi demektir.
Göz göre göre kendisini zarara uğratmaktır. Kaldı ki, artık dilin afetlerini de duymuş ve öğrenmiş bulunuyorsun.
Hasan Basri rahmetullahi aleyhe geldiler ve dediler ki:
— Filân kişi seni zemmetti.
Hasan Basri hazretleri, hemen o adama hediyeler gönderdi ve:
— Şunları lütfen kabul etsin, sevabını bize vermiş. Gerçi bu hediye bu sevabın karşılığı değil amma mazur görsün, diye haber gönderdi.
- Ey aziz,
Bu kadarcık bir söze, Habib-i Kibriyâ efendimiz GIYBET buyurdu. Sen ise, gıybet ile bütün ömrünü harcadın. (Gıybet etme!) deyince: (Bu gıybet değil!) dersen kâfir olursun.
Eşrefoğlu Rumi
Sayfa 219 - Önceki alıntıya bknz
Ey işiniz bilmez bîçare, madem nefsinin arzularından vazgeçmiyorsun, hiç olmazsa köpek nefsini götür, bir şeyhin kapısına teslim et. Allah dostunun kapısında susuz kalmış gönlünü sulamaya bak.
Hasan Basri rahmetullahi aleyhi buyurur ki:

— Başkalarından sana ve senden de başkalarına haber götürüp getiren kimselerin yüzlerini, kâğıt gibi karalamak ve karartmak gerektir. Zira, bu gibiler iki yüzlü kâğıt gibidirler. Onun için, bunların iki yüzlerini de karartmak lâzımdır ki, artık ne sana haber getirebilsin ne de senden başkalarına haber götürebilsinler.

İki yüzünü karartmak demek, böyle bir kimse sana gelip dedikoduculuk ettiği zaman, kendisine: — Senin bu yaptığın iş, Müslümana yakışır iş değildir. Söylediğin, yalansa; Hucurât sûresinin 6. âyeti olan (Eğer, bir fâsık size bir haber getirirse, hemen inanıp kapılmayın, onu araştırın.) kavl-i celiline uymuş oldun.
Eğer, söylediklerin doğru ise, bu takdirde Kalem sûresinin 11. âyeti olan: (Daima halkın ayıbını araştıran, gammazlık la lâf götürüp getiren.) hükmü cehline uymuş oldun, demelidir.
Bazı irfan ehline sordular:
— Dedikodu edenlerin ağızlarından gelen o çirkin kokuyu, avam neden duymaz?
Şöyle cevap verdiler:

— Zira, dedikodu halk arasında o kadar çoğalmıştır ki, onların burunları bu kokuya alışmıştır. Deri tabaklayan debbağları ve kirişçileri görmüyor musunuz? Onların, çalıştıkları yerlerdeki kokulara kimse tahammül edemez ama kendileri bunu duymaz ve iğrenmezler. Çünkü, gece gündüz içindedirler. Dedikodu edenler de böyledir. Çok dedikodu ettiklerinden dolayı burunları alışır ve kokusu kendilerine kötü gelmez.
Hak teâlâ, her insan için bir melek yaratmıştır. Daima, onunla beraber gezer yürür. O kimse, başka bir kimseyi zemmetse o melek der ki:
— O şerrin hepsi senin üzerine olsun ki, Allahu teâlânın kulunu kötülükle andın, o kötülük sendedir. Bir kimse de başka bir kimseyi hayır ile anarsa, o melek bu defa da:
— Allâhu teâlâ senden razı olsun ki, Allâh’ın kulunu hayırla andın, o hayır seninle de beraber olsun, der. Böyle olunca, hiç kimse hakkında fena söz söylemek iyi değildir. Bir kimse, diğer bir kimseden ne kadar fenalık görse de onu hayra hamletmek gerektir:

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Müzekki'n Nüfus
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
544
Format:
Ciltli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Saadet Yayınevi
Müslüman kardeş, zenginlik istiyorsan, önce nefsine sahip ol.Nefsine sahip olduğun zaman, hem ebedi saadet ve zenginliğini bulacaksın, hem de dünya malı ve zevklerinin ne kadar kısa sürdüğünün farkına varacaksın.

Bu kitabımızda nefsin mücadelesi anlatılıyor.Gelin hep beraber bu mücadeleye katılalım.Allah(c.c.) Hepimizin yardımcısı olsun.

Kitabı okuyanlar 328 okur

  • Burçak Kübra Erdem
  • SÜLEYMAN SADIK
  • Bêhire
  • Yasin bural
  • Tuğbabyk61
  • Cebrail Gözen
  • Muhammed محمد
  • Kader Ceylan
  • Kasım Fidan
  • Abdulsamet BOZKURT

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5 (6)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0