Müzikal Erotik (Ya Da Dolayımsız Erotik Evreler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
992
Gösterim
Adı:
Müzikal Erotik
Alt başlık:
Ya Da Dolayımsız Erotik Evreler
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055302627
Kitabın türü:
Çeviri:
Merve Elma
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
Ruhsal aşk tam olarak ince ayrıntıların gerçekten önemli olduğu, bireysel hayatın zengin çeşitliliği içinde yol alır. Duyumsal aşk ise her şeyi bir araya koyabilir. Onun için temel olan tamamıyla soyut kadınlıktır ve olsa olsa daha fazla duyumsal ayrımdır. Ruhsal aşk zaman içinde sürekliliğe sahiptir; duyumsal aşk ise zamanda kayboluştur ve müzik onu ifade edecek tek gerçek aktarım aracıdır.

Müzik bunu başarabilecek en uygun araçtır; zira dilden daha soyuttur ve bu nedenle tekil olanı değil kendi evrenselliği içinde yine evrensel olanı açık bir şekilde ifade eder; ancak evrensel olanı düşüncenin soyutlanması ile değil, tersine dolayımsız olanın somutlaştırılmasıyla ifade eder.
(Tanıtım Bülteninden)
"Müzikten söz ediyorum. O bütün başka sanatlardan kopuk, tek başına durur. Müzikte dünyadaki yaratıkların ideasının taklidini, yeniden üretimini saptamayız. O, büyük, parlak bir sanattır. Müziğin insanın en derin doğası üzerindeki etkisi çok çok güçlüdür. Yetkin, evrensel bir dil olarak, insanın en derin bilincinde derinlemesine, tam olarak anlaşılır. Öyle ki onun açıklığı algılanır dünyanın kendisini bile geçer."
-Arthur Schopenhauer

Søren abiiiiiiii! Søren ağabey! Abi, beni sev! Müzikal Erotik adlı kitabını okuduğum için çok sevindim be abi. İçindeki duygu ile düşünceleri çok güzel dile getirmişsin. Seni anlamak, daha doğrusu anlamaya çalışmak gerçekten eşsiz denemelerdi. Zekânın inceliği ve içinin güzelliğine en içten saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Şimdi de kitaptaki seni, kitaptaki konuyu ve kitaptaki beni anlatmaya çalışayım.

Herkese merhaba arkadaşlar! Yeni bir evlilik programıyla sizlerle birlikteyiz. Bu sezonda... Bir dakika ya! Bir dakika! Yanlış yerden girdim. Kafam karıştı. Bu erotizm, o erotizm değildi. Pardon, ayol! Müzikal Erotik bambaşka bir şeydi. Søren abimin kıyıda köşede kalmış, hayranlıkla bütünleşmiş ve Mozart tarafından oluşturulmuş arzusal ile estetik dünyasına bir yolculuk bu. Mozart'ın ünlü eseri Don Giovanni'nin sarsıntıya uğrattığı ruh ile aklın dışa yansıması bu. İçindeki zelzelerin sebep olduğu yıkım ve yıkımdan sonra ayakta kalan özsel yapıların sunuluşu bu. Şeffaf bir anlaşılma ve paylaşılma isteği, içten ve yüce bir hayranlık ile bir araya gelerek ortaya çıkan bir sonuç bu. Müziğin kusursuz ve muazzam tesirinden etkilenen öznenin, başka bir özneye dokunma çabası bu. Søren abimiz için her şeyin başlangıcı olmasa bile, onun için sanatın son zirvesiydi bu. Don Giovanni, Søren Kieerkegard'ı içine alarak kendi benliğinde kaybedişiydi bu. Ve tüm bunlar ile daha niceleri son olarak gelip beni vurdu.

Søren abim, bu kitapta, Mozart'ın ölümsüz eseri olan Don Giovanni adlı yapıtına ve Mozart'a duyduğu hayranlığını dile getirmiş. Dile getirmeye çalıştığı duygu ve düşünce durumlarını belli bir mahçubiyet ile sarhoş eden hayranlıkla yapmış. Ki bana göre kitabın en eşsiz yanı buydu. Çünkü yaptığı işlere ve dehasına hayran olduğum birisi, başka bir deha tarafından etkilenişini anlatıyordu. Bu konunun ve ifade ediliş şeklinin, benim üzerimdeki tesirini az çok anlayabilirsiniz. Bu tıpkı boyu kısa olduğu için buzdolabının üzerindeki çikolataya ve onun hayaline erişemeyen bir çocuğun, oraya yetişen ve çikolatayı ona veren ebeveynine duyduğu hayranlığın; içeri odaya gittiklerinde diğer ebeveynin getirdiği başka bir çikolata ile ilk ebeveyn üzerinde hayranlık uyandırmasına tanık olması gibi. İstemsizce o çikolataya ve ebeveyne duyacağı duygusal yoğunluk muazzam oluyor. Søren abi bu hayranlığını dile getirirken naçizane bir giriş kısmı yapmış. Bu kısımda müzikle olan bağlantısını -daha doğrusu uzman olmadığını yani teknik bağlantısını olmadığını-, yapacağı yorumlamaların bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini ve üzerine vazife olmasına bile her şeye rağmen kendi anladıklarını anlatmak istediğini dile getirmiş. Klâsik kelimesinin anlamına değinerek, sanat dallarına ve bu dallardan çıkan büyük eserlerin bir kaçını anlatmış. Tabii bunların hepsi Don Giovanni adlı müzikal başyapıt etrafında dönmüştür. Kendisi klâsik eserlerde bir sıralama olmayacağını, yani hangisi daha iyi ya da kötü değerlendirme olamayacağını düşünmesine rağmen, bir sıralama yapılması kaçınılmaz olacaksa eğer ilk sıraya koyacağı eserin Don Giovanni olduğunu söylemektedir. Bu durumu da kitabın içinde bulunan giriş kısmı ve üç evre diye böldüğü kısımlarda ifade etmiştir. Evre kelimesine yüklediği anlam ise art arda gelen basamaklar değil, iç içe geçmiş ve birbirinden ayrılmadıkları gibi birbiriyle bütünleşmiş olarak düşünülmesi gerektiğini söylemektedir. Don Giovanni'nin anlaşılabilirliği için evre evre düşünülmüş ve aktarılmıştır, ancak evrelerin ayrışmazlığı düşünceden önce geldiğini de belirtmiştir. Müziği ve Mozart'ı çok farklı bir yere koyan Søren abim, daha sonra dışarıdaki bu olgunun algılanması üzerine konuşmalar yapmıştır. Dolaylı ve dolaysız ruhsal -bu kısım bana göre mental- anlamalar ile özsel duyumsama olayını yine Don Giovanni üzerinden anlatmıştır. Açıkçası, bu kısımlar genelleşen nadiren kısımlardan biriydi. Yani sadece eseri anlamaya değil, genel olarak dışarıda da kullanılabilecek türden yorumlamalar içeriyordu. Bu anlayış kısımlarını kendime göre anlatayım. Duyu organlarımızın dışarıdan yansıttıkları algıları geri plana itmeye çalışarak, nesneyi veya olguyu saf bir şekilde duyumsamaya çalışmaktan bahsediyor. Örnek: Bir kuşun sesini duyumsarken, onu kelimelerden uzak tutmak. Sesi olduğu gibi kendi içinde algılamaya çalışmak. İnsansı bir kalıba sokmamak. Başka bir örnekte ise ağaca dokunduğumuz zaman dokunma duyusu ile gelecek olanları bilgiyle değil, duyumsama ile bırakabilmek. Yani yine kelimeleri içeren katı, soğuk, pürüzlü vb. gibi sıfatlarla ya da düşüncelerle değil, ağacın ağaç oluşunu duyumsamaya çalışarken, içindeki etkiyi anlamak. Duyumsama kısmını az buçuk bir şekilde kendime göre söyledim. Kitapta daha açık -belki size kapalı ve karmaşık da gelebilir- bulabilirsiniz. Düşünceleri birbiri ardına en derine getirerek anlatması odaklanınca anlamayı kolay bir hâle getirmiş. Bana göre kitap güzeldi. Sıkıntı çektiğim bir kısım vardı. Ancak bu da büyük bir sıkıntı oldu. Don Giovanni adlı eserin müzikal operasını bilmiyordum. O yüzden önce internetten biraz araştırma yapmam gerekti. İzlemedim, ancak bir kaç bilgi edindim. Sonrası da Søren abimin anlatımı ve hayal gücümle birleşerek bir şeyler oluşmaya başladı. Fakat bu cahilliğim yüzünden kitaptan çok faydalanamadım. Dediğim gibi, kitap tamamen Don Giovanni etrafında dönüyor. Tıpkı müzikalin kendisi gibi. O yüzden, bu kitabı okuyacak arkadaşlara öncelikli tavsiyem Mozart'ın Don Giovanni adlı eserini araştırması ve mümkünse eğer izlemesini ve dinlemesini tavsiye ederim. Aksi takdirde kitabı anlamak ve okumak hem zor hem de anlamsız gelebilir. Sanırım, söyleyeceklerim kısaca bunlar. Søren abim, adamdır!

http://i.hizliresim.com/PDj2Lb.jpg
http://i.hizliresim.com/X6Z8Aj.jpg

Søren Kieerkegard etkinliği (#34128416) düzenleyen
arifsahin sayesinde bu kitabı okudum. İyi ki de okumuşum. Çünkü öncesinde okuduğum kitaplardaki Søren abi tasavurrumda çok fazla boşluk doldu. Onu okumuş ve/veya okumak isteyen biriyseniz eğer, bir kaç eserinden sonra bu kitabı tavsiye edebilirim. Bu yüzden, okumama vesile olmasından dolayı arifsahin Bey'e teşekkür ederim. İncelemeyi okuyan herkese de teşekkür ederim. Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Søren Kieerkegard, adamdır!
"Søren Kierkegaard, felsefe, psikoloji ve teoloji ekseninde ortaya koyduğu, karmaşık ve bir o kadar da etkileyici çözümlemelerini içeren düşünceleri ile okuyucusunu zaman zaman yıldıran, ancak kendisi gibi hakikat arayışında olan o okuyucudan da yardımını esirgemeyen bilge bir filozoftur."

Kitabın çevirmeni Merve Elma, önsözde böyle yazıyor Kierkegaard için. Baştan fikrimi söylemem gerekirse, bu kitap Kierkegaard'ı tanımak için okunması gereken kitaplar arasında yer almaz, kitabın özellikle ikinci bölümü tamamen üstadın "Don Giovanni" operasını izledikten sonraki duyguları ile ilgili ve sıklıkla da "Don Juan"dan bahsediyor.

Kierkegaard'ı anlamak için şart olmasa da üstat, bu operayı felsefesinde sıkça kullandığı "dolayım, duyumsal aşk ve yaşamın evreleri" kavramlarıyla birlikte açıklıyor.


"Hayal edilebilecek en soyut fikir, temel özgünlüğü içinde duyumsallıktır. Peki bu fikir hangi aktarım aracı ile temsil edilebilir? Tabii ki yalnızca müzikle. O bir enerjidir, bir rüzgardır; sabırsızlık ve tutkunun şiirselliği içinde tek bir anda değil birbirini takip eden anların bütünlüğünde mevcuttur."

Bu ifade, kitapta yer alan en sarsıcı fikir diyebiliriz. Kierkegaard'ın fazlaca boş zamanı olduğu bir zaman diliminde yazdığına inandığım eser, duyumsal olmak, erotik aşk ile ruhsal aşk kavramlarının açıklanmasına dayanıyor diyebiliriz temel olarak.

Kitap, yer yer "Tekerrür" kitabını anımsatıyor ama onun kadar etkileyici olmadığını düşünmekteyim. Kierkegaard, sanatsal ve edebi zevklerini göstermek, ne kadar usta bir yazar olduğunu yeniden ispatlamak istemiş gibi bir his yaratıyor.
Müzik, içinde zamanın bir unsurunu barındırır; ama yine de eğreti mevcudiyetinin dışında zamanın içinde mevcut olmaz.
İnsanın temel kavramı ruhtur; ancak aynı zamanda iki ayağının üzerinde yürüyebiliyor olması bunun önemini değiştirmez. Dilin temel kavramı ise düşüncedir. Birkaç duygusal insanın dilin en önemli özelliğinin anlaşılmaz sesler üretebilmek olduğunu söylemesi bunu değiştirmez.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Müzikal Erotik
Alt başlık:
Ya Da Dolayımsız Erotik Evreler
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055302627
Kitabın türü:
Çeviri:
Merve Elma
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
Ruhsal aşk tam olarak ince ayrıntıların gerçekten önemli olduğu, bireysel hayatın zengin çeşitliliği içinde yol alır. Duyumsal aşk ise her şeyi bir araya koyabilir. Onun için temel olan tamamıyla soyut kadınlıktır ve olsa olsa daha fazla duyumsal ayrımdır. Ruhsal aşk zaman içinde sürekliliğe sahiptir; duyumsal aşk ise zamanda kayboluştur ve müzik onu ifade edecek tek gerçek aktarım aracıdır.

Müzik bunu başarabilecek en uygun araçtır; zira dilden daha soyuttur ve bu nedenle tekil olanı değil kendi evrenselliği içinde yine evrensel olanı açık bir şekilde ifade eder; ancak evrensel olanı düşüncenin soyutlanması ile değil, tersine dolayımsız olanın somutlaştırılmasıyla ifade eder.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Hello and Goodbye!
  • Ömer
  • Seçil Tanemonal
  • arifsahin
  • Marja
  • Ersin Denk
  • Dilşah Aker

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%75 (3)
8
%25 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0