Mysterious Portrait

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.458
Gösterim
Adı:
Mysterious Portrait
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052490730
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Портрет
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
(1809-1852) Ukrainian-born Russian author and dramatist is deemed by many as the Father of Russia’s Golden Age of Realism. Gogol turned to writing full­time when his position as assistant lecturer in World History at the University of St. Petersburg (1834-1835) failed. It was at this time that he published his collection of short stories Mirgorod (1835), containing the Sir Walter Scott influenced Taras Bulba, Old World Landowners, the comical satire The Tale of How Ivan Ivanovic Quarrelled with Ivan Nikiforovic and Viy. Gogol worked on St. Petersburg Stories (1835-1841) next. The Nose, a masterful comic short story (1835) was later turned into an opera. Release of Diary of a Madman (1835), The Inspector General (1836) were other studies. Dead Souls was published in 1842, a satirisation of serfdom, seen by many as the first ´modern’ Russian novel and a call for reform and freedom for serfs, much to Gogol’s chagrin
  • 88 syf.
    ·58 günde·Puan vermedi
    Kitap ele aldığı konu olarak ilgi çekici ancak yayınevinin kalitesizliği nedeniyle sürükleyiciliği kesiliyor. Çünkü level 3 olarak belirtilen kitap neredeyse Advance seviyesinde kelimeler içermekte. Bir kez daha yanılmadım. Türk yayınevlerinin yabancı dil kitaplarında yol alacakları çok yol var.
  • 96 syf.
    ·Puan vermedi
    Gogol çok sevdiğim, belki de en sevdiğim yazar. Keşke daha çok kitap yazsaymış diyorum, hiç sıkılmadan okurdum hepsini. Gerek absürdlüğüne, gerek bu absürd durumların olağanmış gibi görünmesine,gerek gerçeklerin trajikomikliğinin yansıtılmasına baktığımda Gogol'un anlatımını gerçekten beğeniyorum.
    Portre kitabına bakacak olursak ismi ayrıca ilgimi çekti- ilkokulda hayalim ressam olmaktı- ve zaten Gogol'un çok az kitabı olduğu için bu kitabını da almak istedim. İçeriğine baktığımızda bir şeytan tasviri var. Şeytanın etkisi altındaki insanlar hırslı ve paragöz oluyorlar. Aslında bu şeytan insanlara muhtaç, öyle ki tek korkusu insanların görmediği bir tozlu portre olarak kalmak, hatta onu yaşatacak bir portresinin dahi olmaması en büyük korkusu. Günümüze baktığımda şeytanın bir portresi olmadığı için korktuğunu veya üzüldüğünü hiç sanmıyorum. Zira kendisine binlerce canlı beden bulmuş durumda.
    Bir Solukta Klasikler serisindendi. Gerçekten de bir solukta bitti.
  • 96 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10 puan
    Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık" cümlesinden kastı eminim ki, Portre için de geçerlidir. Gogol'un kara mizah ve fantastik eleştiri tarzı ile eserlerindeki harikulade betimlemelerini okuyup, anladıkca kendinden sonrakilere nasıl bir ilham kaynağı olduğununu görmek mümkün.

    Kara mizahını ustalıkla kullanması itiraf edeyim ki, bazı yerlerde bana kahkaha bile attırdı. İlginçtir ki, paralel olarak Dostoyevski'nin kara mizahla dolu yapıtlarından biri olan "Stepançikovo Köyü ve Sakinler"i romanını da aynı şevkle okuyorum.
  • 96 syf.
    ·11 günde·Beğendi
    Çok gerçekçi görünen ve insanlar üzerinde farklı tesirlerde bulunan iki portreyi konu alan iki sürükleyici ve güzel hikayesi bulunan bir eser. İki hikaye aslında birbirine yakın görünen ama insan doğasına ve mistisizme atıf yapılan bana göre birbirinden farklı hikayeler. Okurken zaman zaman kasvet duygusu hissettim ki bu da Gogol'un ne kadar başarılı olduğunu kanıtlıyor bence. Çok güzel iki hikâyeydi, tekrar okunur bir eser. Tavsiye ederim.
  • 96 syf.
    ·4 günde
    Gogol'ın okuduğum ikinci kitabı, Palto gibi Portre'de harika bir eser, çok akıcı hemen okunup bitebilincek bir kitap.
    Kitap için söylenecek çok söz yok çünkü her okuyucuda farklı anlamlar çıkacaktır diye düşünüyorum, resmi çizerken sanatçının ne gördüğü nasıl baktığı çok önemlidir, ben bu kitabı okuduğumda ressam tefecinin ruhunu görüp onu yansıtmış diye düşündüm, tabiki herkesin bakış açısı farklı olacaktır.
    Ben kitabı çok sevdim okuyan herkesinde beğeneceğine eminim.
    Keyifli okumalar dilerim.
  • 96 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10 puan
    Bir uzun ve bir kısa öyküden oluşan kitapta ilk, yani uzun öykü ikinci öyküye aynı zamanda bir örnek oluşturuyor ve kısa, ikinci öyküdeki muhtemel taslaklardan birini detaylı tasvir ederek değinmek istediği noktayı sağlam bir limana bağlıyor.

    Gogol'ü bilirsiniz, neredeyse canlı bir tablo inşa eder gibi yazmaktadır, detaycılığı Ölü Canlar ile zirveye çıkararak bir yaprağın iskeleti gibi nahif varlıklarla imgeleminin zenginliğine katılıp gözleminin filtresinden geçen ince veya kritik noktaları okuyucuya aktarmasını bilir.

    Bu iki hikayede ise ruhu şeytana satma konusunu işlemiş, bunu bir sanat eseri düzeyine indirgemiş, şeytan olarak da bir tefeciyi seçip, bunu -şeytani hisleri- tefecinin portresiyle ve bu portenin uyandırdığı istek ve dürtülerle ifade etmiş.

    Hem milliyetçi bir yanla karakteristik özellikleri Rus insanına özgü gibi yazarken hem de kendi insanlarını eleştirmiş, sanatın hükümet yanlısı olması gerektiği gibi görüşleri canlandırarak kendisiyle zıt düştüğü bariz bir taşlama veya kendine yakışır bir ironi yapmış, dönemin paralı yayın yapan gazetesine kadar eleştirirken, yönetimin ve halkın durumuyla tarihsel rus belleğini bizlere aktarmıştır.
  • 96 syf.
    ·Beğendi·7/10 puan
    Bir ressamın bir portreyi almasıyla başlayan hikaye, sanat ve sanatçılarla ilgili bilgi verirken hayatta farketmediğimiz yol ayrımlarımızın nelere sebep olabileceğinden bahsediyor
  • 96 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10 puan
    Yoksulluk içinde yaşayan genç bir sanatçı olan Chartkov, bir kiralamak için para ödememek için hiçbir şeye sahip olmamasına rağmen, Schukin’in bahçesindeki bir dükkanda, iki kişili bir bilinmeyen kişinin portresini satın alıyor - Asyalı giysili yaşlı bir adam, tasvir edilen kişinin gözlerinin tamamen canlı göründüğü dikkatini çekti. Eve geldiğinde, yaşlı adamın ona baktığı izleniminden kurtulmaz, gece Chartkov'da portre ile ilgili kabuslar görülür. Rüyalardan birinde yaşlı adam, para dolu bir çantayla çerçeveden çıkar ve sanatçı "1000 altın parçası" yazısıyla bir paket kapmayı başarır. Sabah, ev sahibi ve mahalleci göründüğünde, Chartkov'dan daire için bir ücret talep etmekle birlikte, aynı kabarede, sanatçı kabusunda gördüğü portre çerçevesinde bulundu.

    Chartkov, Nevsky Prospect'teki lüks bir daireye taşındı, bir gazetede ilan verdi ve yakında birçok müşterisi oldu. Chartkov modaya uygun bir sanatçı olur, birçok portre yazar. Müşterilerin ihtiyaçlarını karşılar, ancak eski arkadaşlarının çoğu, daha önce kendini gösteren yeteneğinin ortadan kalktığını fark eder. Chartkov daha da kötüye giden ve yanlış bir hale dönüşüyor. Sergideki eski tanıdıklarından birinin resmini gördüğünde, kendi çalışmalarının aslında mükemmel olmaktan uzak olduğunu fark ediyor. Chartkov atölyesinde kendisini kilitledi ve böyle bir şey yaratmaya çalıştı, ama başaramadı; sonra pitoresk şaheserleri almaya ve onları yok etmeye başlar. Yakında, Chartkov çılgına döndü ve aniden öldü.Bir süre sonra, belirli bir müzayedede, diğer sanat objeleri arasında, bir zamanlar Chartkov tarafından satın alınan bir Asyalı portresi sergilendi. İhale sürecinde fiyat belirgin bir şekilde yükseldiğinde, sanatçı B. belirir ve bu resme özel bir hakkı olduğunu beyan eder. Sözlerini destekleyerek bir hikaye anlatır.

    Bir zamanlar St. Petersburg Kolomna'da yaşayan ve görünüşte elverişli şartlarda herhangi bir miktar borç vermesiyle tanınan bir para ödünç verdiğini açıklıyor, ancak bunun her zaman büyük ilgi görmesinin gerçekten de çarptığı sonucu ortaya çıktı. Para ödünç verenle yapılan anlaşma, istemcilerine her zaman talihsizlik getirdi.

    Aynı zamanda yakınlarda yaşayan bir sanatçı olan Peder B., kaba ve yalnız bir adamdan, portre için emir aldı. Karanlığın ruhunu komşusu kılığında tasvir etmeyi uzun zamandır düşündüğü için emri kabul etti. Ancak, portre çalışmaları sırasında (gözlerin özellikle korkutucu olduğu), sanatçı anlaşılmaz bir korku yaşamaya başlar ve sonunda işi bırakıp müşterinin evinden kaçar. Ertesi gün, para ödülü veren kişi ölür ve hizmetçi sanatçıya bitmemiş bir portre sunar. Zamanla, sanatçı kendinde garip değişiklikler hissetmeye başlar. Portre yakmak istiyor ama bir arkadaş onu caydırıyor ve kendine götürüyor; sonra kendisi yeğenine satar. Portrenin her sahibi talihsizlikler tarafından perilidir ve yaratıcısı kısa bir süre sonra karısını, kızını ve oğlunu öldürür. Sonra, yaşlı adamın ruhunun bir kısmının portrede kök saldığını fark eden sanatçı, hayatta kalan en büyük oğlu Sanat Akademisi'ne gönderir ve bir süre katı yaşam ve bencillik geçirdikten sonra İsa'nın Doğuşunu yazdığı ve eserinin kutsallıkla dolu olduğu manastıra gider. Oğlu onu bir manastırda ziyaret eder ve babası ona sanat hakkında bazı talimatlar ve düşünceler verir ve ayrıca bir portre bulup onu yok etmek için ona yardım eder.

    Sanatçı B., portrenin yazarının oğlu gibi görünüyor ve uzun yıllar aradıktan sonra nihayet bir resim bulduğunu söylüyor. Ancak, o ve onunla müzayede ziyaretçileri, tuvalin asıldığı duvara döndüğünde, portrenin kaybolduğu ortaya çıkıyor.
  • 96 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10 puan
    Fantastik bir portre ve ressamı konu alan kitap.
    Gogol’un Palto’su ve bu Portre kitabında da dikkatimi çeken ve hoşuma giden bir noktayı belirteyim. Tercüme eden değerli tercümanlar, yazarlar ve o dönemle ilgili tarihsel bilgi vermişler, kitap içinde bilmediğim yabancı kelime ve kahramanlar hakkında dipnot yapmışlar.
    Okunası kitaplar içinde yerini alan Portre tavsiye edebileceğim bir eser.
  • 96 syf.
    ·Beğendi·10/10 puan
    Kitab 2hissəlidir və sanıram ki, ayrı-ayrı rahatlıqla oxuna bilər.
    Əsərin ilk ana qəhrəmanı Andrey Petroviç Çartkov`dur. O, səfil hala düşmüşdü və son anda onun həyatını sonradan qazandığı məşhurluğu deyil də, aldığı kiçik amma "canlı" əsər idi.
  • 80 syf.
    ·Beğendi·8/10 puan
    Bir adamın bir portre ile nasıl başarılı ve en zirveye çıktığını anlatırken bir yandan batışını anlatıyor .2 bölümden oluşan kitap uzun ama merak uyandıran bir yazıyı kapsıyor. Bencillik,zariflik,ruh anlayışı gibi kavramları kapsayan bu kitap okumak için ideal.
  • 96 syf.
    ·Puan vermedi
    Umut Sarıkaya, Naber Dergi'nin ilk 6 ya da 7 sayısında bir dünya klasiğini kendince yorumlar ve enfes işler ortaya koyardı. Bu öyküden Naber vesilesiyle haberdar oldum. Hatta dergide çizgi romanlaştırılan tüm öyküleri de toplayacağımı söylemiştim kendi kendime.

    Bundan sonrası bol spoiler içerir;

    Güzel bir öykü, sürükleyici ve merak uyandırıcı. Ne var ki ben mistik şeylere bağlanan işleri pek sevmiyorum ve ne yazık ki bu da öyle. Hikayenin son sayfalarına kadar devam eden merak duygusu, hikayenin mistik bir sona bağlanmasıyla sabun köpüğü etkisi yarattı bende. Bir şeyleri kolay yoldan elde edersen o şey anlamını yitirir, sana başta hayal ettiğin hazzı veremez olur tarzı benzeri defalarca söylenmiş ve bence günümüz için fazla klişe mesajları içeren bir öykü. Hele hele sonlarına doğru ''nesnenin arkasındaki hikmeti gör'' mottosu hiç hazzetmediğim bir şey. Yalnız öyküdeki rüya içerisinde rüya pasajını ve duygu tasvirlerini çok başarılı buldum ki eski kitaplardaki, klasiklerdeki bu tarz tasvirlerin günümüzde yazılan kitaplarda olmadığını düşünüyorum.

    Hasan Ali Ediz çevirisinden okudum, yer yer baskı hataları olsa da (Toplumsal Dönüşüm Yayınları) leziz bir çeviriydi diyebilirim.
  • 96 syf.
    ·Puan vermedi
    Gogol, diğer eserlerinde olduğu gibi, bu eserinde de birçok saçmalıkların olduğu dünyayı ve kader kavramını irdelemektedir. Yazara göre dünyada hiçbir şey uzun süreli değildir. Kitapta, Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi’nde ya da Balzac’ın Bilinmeyen Şaheser’inde olduğu gibi benzer bir konu işlenmektedir. Canlı bir portre tablosu vardır ve zamanla bu portre, ona sahip olan kişileri etkileyen büyülü ve şeytani bir özellik barındırmaktadır. Portre kitabında bulunan bu tablodaki portrenin sahibi ise bir zamanlar tefeci olan duygusuz, dünyevi bir iblisin imgesidir. Bu portre, gözlerinin gerçekliği ve ürkütücülüüğü ile dikkatleri çekmektedir ve tabloya sahip olan kişilere sıkıntı getirmektedir. Bu kişi hakkında Asyalı bir yaşlı erkek olması dışında hiçbir bilgi verilmemiştir. (Hakkında bir bilginin olmaması ve batı toplumunun içerisinde bir Asyalı olarak varolması, portreyi gören kişilerin ona karşı daha yabancı bir gözle bakmalarına neden olmaktadır.) Yazar, sanatçıların üretim sürecinde yaşadıkları duyguları da ele almıştır. Portreye sahip olan kişilerin çoğu ise sanatçılardan oluşmaktadır. Kitapta gerçeküstü unsurlar bulunmaktadır. Okurken bu gerçeküstü olayların farkında olsanız da yaşananların gerçekten varolduğu hissine kapılıyorsunuz. (Açıkçası ben kitabı okurken gerildim.) Kitaptaki olay dizisini, konusunun gizliliğinin korunması adına anlatmayacağım; kitaptan bir bölüm paylaşıp incelemeyi bitireceğim. Sanattaki yozlaşmanın toplumda, hayatın başka bir yerindeki yozlaşmadan daha derin etkilerinin olduğunu açıklayan bir cümle:
    “Aydınlık bayramlık kıyafetleriyle evinden çıkan birisinin pislenmesi için arabalardan birinin tekerinden sıçrayan çamur kafidir; o vakit kalabalıklar sarar çevresini, parmaklarıyla gösterirler onu ve şapşallığını anlatır dururlar, oysa bu kalabalık, gündelik kıyafetleriyle geçmekte olan diğer yayaların üzerindeki sayısız lekeyi hiç fark etmemektedir. Zira gündelik kıyafetlerin üzerindeki lekeler fark edilmez.”
  • 96 syf.
    ·7/10 puan
    Sanatçının sanat yaparken asıl amacının ne olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Daha doğrusu sanatı ne için yapmamalı :p Okurken biraz tırstığımı itiraf etmeliyim :) Sonunun daha çarpıcı bir şekilde bitmesini beklerdim çünkü kitabın gidişatı kafamda başka sonlar çağrıştırmıştı. Yine de merakla okudum. Teşekkürler Gogol <3
  • 96 syf.
    ·Beğendi·8/10 puan
    Spoiler İçerir!
    "Portre" Gogol'un diğer eserleri arasında oldukça dikkat çekici temalardan birine sahiptir. Gelecek vaat eden yetenekli bir ressam dünyanın geçici nimetleriyle baştan çıkar ve maddiyatın yaratıcılıktan daha önemli olduğunu düşünür. Gerçek sanata ihanet edip yeteneğini kaybettiğinde de önce ahlaken sonra da fiziksel olarak ölür. İki bölüme ayrılan "Portrede" bağlantı unsuru uğursuz tefecinin portresidir. Gogol bu eserinde sanat görüşünü de dile getirmiştir. Ona göre, sanatçı çoğunluğun zevklerine, modaya, insanlara özellikle de yüksek topluma boyun eğmemeli, sahte başarının, ucuz popülerliğin peşinde koşmamalıdır. Böyle yapan biri er ya da geç, şöhretin bütün boşluğunu ve sahteliklerini hissedecek, nihayetinde de bir "hayaletin" peşinden sürüklendiğini anlayacaktır. Doyuma ulaştığında kendisine fayda sağlayan durumun gelip geçici ve en büyük mutluluğu vaat edenin yaratıcılık olduğunu dehşetle fark edecektir. Sanatın hakiki görevini yerine getirebilmesi bütün cezbedici şeylerden, kişisel çıkarlardan, dünyevi arzulardan arınmış "gerçek" bir sanat olmasına bağlıdır. Fantastik bir özellik taşıyan bu eserinde Gogol "kötü ruhun" bir ürünü olan tutkuya, istikrarsızlığıyla şeytani ruhun tuzağına oldukça meyyal olan Rus insanının özelliklerine de değinir. Kötülük "Portrede" mistik bir unsur olarak karşımızı çıkar. Gogol'un baş karakter için Çartkov ismini seçmiş olması da pek yerindedir. Zira kelimenin kökenine bakıldığında bu ismin iblis anlamına geldiği, bununla şeytana çağrışım yapıldığı görülmektedir. Kasvetli renkleriyle pek çok mizahi dokunuşun olduğu "Portre" Çartkov'un düşüşünün, geç gelen pişmanlıklarının, her şeyi yiyip bitiren, ruhuna hakim olan kıskançlığının ve tutkusunun trajedisidir. Gogol'a göre Çartkov'un psikolojisinin temelinde yatan ve genellikle de Rus insanın karakteristik özelliği olan şey, irade zayıflığı ve iç disiplin eksikliğidir. Çağdaşları arasında benim için özel bir yere sahip olan Gogol burada bize beğenilmemek ve eleştirilmek pahasına da olsa kendi çizdiği yoldan şaşmayan istikrarlı duruşun başkalarının isteklerine boyun eğmekten, başkaları tarafından yüceltilmekten çok daha önemli olduğunu anlatır.
  • 96 syf.
    ·1 günde·6/10 puan
    Nikolay Vasilyeviç Gogol burda bir ressamın kişiliğine hayatına ve eserlerine ayrıca sanat konularını ele aldığı betimlediği ve sonuca vardığı bir eser ki şöyle bir ders çıkarıyorum bir okuyucu olarak:
    Sanatçı esasında para da kazanmalı ama para kazanmak için eser yapmamalı.
    Sanatçı bütün ruhunu sanata adamalı ve çıkarcı yaşanamalı.
    Sanat aslında şan şöhret için bir merdiven değil aksine özgürce eserler ortaya koymak için bir muazzam olay veya yapıt veya nerdesiniz bilemem ama sanat aslında sanat içindir. İnsanların bakış açılara göre şekil verilecek ve ticari olacak bir alan değildir.
  • 96 syf.
    ·Puan vermedi
    Tek solukta okunabilecek harika bir Gogol öyküsü. Rus edebiyatı için "Gogol" nedir, kimdir yalnızca bu öykü okunduğunda bile anlaşılabilir. Betimlemeler muhteşem, konu keyif verici ve akıcı. Üstüne Gogol'un, damağınızda çikolatalı irmik helvası tadı bırakan üslubu da eklenince ortaya öyküde anlatılan portre gibi karşı konulamaz bir eser çıkmış. Öykü boyunca mistik bir hava sizi sarıyor. Karakterle birlikte bir korkup bir boşveriyorsunuz. Bitirdikten sonra ise damağınızda tatlı bir lezzet, zihninizde öyküden çıkarıp günlük yaşamımızda sıklıkla karşılaştığınız durumlarla kalakalıyorsunuz. *spoiler sayılabilir* Lanetli bir portre üzerinden insanoğlunun kıskançlığını ve bu kıskançlığın hiç de basite indirgenmeyecek bir şekilde nasıl ölümcül bir hastalığa yol açtığını fark ettiğinizde gözleriniz ufak bir aydınlanmayla fal taşı gibi açılacaktır. Okuyun, okutturun.
  • 96 syf.
    ·2 günde·10/10 puan
    iki kısımdan oluşan mistik bir gogol hikayesidir. Kitap sondan basa dogru yazilmis.Olaylar sondan basa dogru anlatiliyor. Bir ressamin hayata bakisi ozlemleri hirslari ve domemin sosyo ekonomik dokusuyla beraber verilmis. Oldikca begendim.
  • 96 syf.
    ·10/10 puan
    Mükemmel mükemmel . Günümüz dünyasında herkesin başına gelebilecek bir hikaye ya ün şöhret ve para uğruna saçmalıcaksın yada ülkülerin adına dünyevi zevklerden mahrum ama bir yandan manevi doygunluğun doruğuna ulaşacaksın
  • 96 syf.
    ·6/10 puan
    Yer yer gerilim tadı aldığım güzel bir kitaptı. Hırsın, insan evladını nasil etkileyebildiği öne çıkarılmıştı. Dili de gayet akıcıydı. Tavsiye ederim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mysterious Portrait
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052490730
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Портрет
Dil:
English
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
(1809-1852) Ukrainian-born Russian author and dramatist is deemed by many as the Father of Russia’s Golden Age of Realism. Gogol turned to writing full­time when his position as assistant lecturer in World History at the University of St. Petersburg (1834-1835) failed. It was at this time that he published his collection of short stories Mirgorod (1835), containing the Sir Walter Scott influenced Taras Bulba, Old World Landowners, the comical satire The Tale of How Ivan Ivanovic Quarrelled with Ivan Nikiforovic and Viy. Gogol worked on St. Petersburg Stories (1835-1841) next. The Nose, a masterful comic short story (1835) was later turned into an opera. Release of Diary of a Madman (1835), The Inspector General (1836) were other studies. Dead Souls was published in 1842, a satirisation of serfdom, seen by many as the first ´modern’ Russian novel and a call for reform and freedom for serfs, much to Gogol’s chagrin

Kitabı okuyanlar 332 okur

  • Lolita Dolares

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0