Geri Bildirim

Naomi: Bir Budalanın AşkıCuniçiro Tanizaki

·
Okunma
·
Beğeni
·
780
Gösterim
Adı:
Naomi: Bir Budalanın Aşkı
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
265
ISBN:
9786056374319
Kitabın türü:
Çeviri:
İlker Özünlü
Yayınevi:
Jaguar Kitap
"Şunu fark etmiştim ki bir kadının yüzü, erkeğin nefretini çektikçe daha da güzelleşiyordu."

Na-o-mi: Üç hece, iki insan-medeniyet, bir başyapıt.

Bir yönüyle daha önce yazılmış bir Japon Lo-lee-ta...

Doğu ve Batı, sevgi ve öfke, aşk ve gurur, kadın ve erkek, insan ve insan arasında yaşanan gerilimlere dair bir temel roman...

Naomi, Batı hayranlığından yozlaşmaya, saplantıdan budalalığa ve hazdan işkenceye (veya tam tersi) ilerleyen hikâyesiyle, Juniçiro Tanizaki'nin neden yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olduğunu da anlatıyor.

"Onun hata ve kusurlarıyla sürekli yüz yüze gelmekten kurtulamıyor, eve hep mutsuz dönüyordum. Ancak bu mutsuzluk hiç de uzun sürmüyordu, zira ona duyduğum aşk gece boyunca değiştikçe değişiyordu. Tıpkı bir kedinin gözleri gibi..."
(Tanıtım Bülteninden)
28 yaşındayken 15 yaşındaki bir kıza aşık olan Kawai , daha ne kadar kendini küçük düşürebilir diye merak ede ede kitabı bitirdim. Okurken bir miktar çıldırıyorsunuz, bitirince Naomi'yi kırk yerinden bıçaklama arzusu oluşuyor içinizde.

Birini kendi benliğinizden, yaşantınızdan, arzularınızdan ve en önemlisi onurunuzdan vazgeçecek kadar sevebilir misiniz? Kawai seviyor yahu hem de zerre hak etmeyen birini.

Şiddetli batı özentiliği az biraz mazoşistlik barındıran bir kitap Naomi, 28 yaşındaki Kawai'nin her zaman gittiği cafede gördüğü 15 yaşındaki garson olan Naomi'yle olan tanışmasını ve sonrasındaki yaşantısını anlatıyor. edebi açıdan voovv bir eser değil, ama kendini okutturacak akıcılıkta yazılmış çerez bir kitap, vakti bol olan bir günde bitirir, kütüphanesine ekler.
Şaşıra şaşıra okuduğum bir kitabın yorumunu girmek üzereyim. Şu an yazarken bile şaşkınlığım geçmiş durumda değil.

Yazar kendi hayatını, karısıyla nasıl tanıştığını ve neler yaşadığını anlatıyor kitabında. Bir Budalanın Aşkı adını vermiş kitabına, budala demek biraz hafif kalmış ama neyse. Gerçek hayat hikayesi olduğu için ilgimi çekti ve okumaya başladım.

Kitabı anlatmaya başlamadan önce Naomi'den aşırı derecede nefret ettiğimi belirtmek istiyorum. Böyle bir kadından vazgeçemediği için yazardan hoşlanmadığımı da söylememe gerek yok.

Yazar beye, Naomi Joji diyor, başkaları Kawai bey. Ben Naomi gibi Joji demek istemiyorum o yüzden Kawai diye hitap edeceğim.

Kawai on beş yaşındaki Naomi'yi kendi himayesine alıyor, kolunda batılılar gibi modern, kültürlü bir kadın olsun istiyor. Bu yüzden piyano dersleri ve ingilizce dersleri almasını sağlıyor.

Naomi büyüdükçe çekilmez bir insan (şeytan) olmaya başlıyor. Kendini beğenmişin teki olup çıkıyor. Evde yemek yapmıyor, dışarıdan söylüyor. Kıyafetlerini çıkarıp rolu yapıyor ve bir yerlere sıkıştırıyor. Çamaşır yıkamıyor, yıkattırıyor. Neredeyse her hafta bir tane sandalet alıyor. Kawai bey sesini çıkartmıyor.

Aldığı maaş artık onları geçindirmeye yetmez hale geliyor. Bankadaki birikmişlerini de harcamak zorunda kalıyor.

Naomi'nin iki tane arkadaşı (!) var. Hamada ve Kumagai. Bu ikisi sürekli takıldığı insanlar, gelip sürekli misafir olanlardan tabii. Bu arada Hamada dans kursuna çağırıyor Naomi'yi. Kawai bey bir gün işten geldiğinde bahçede karşılaşıyor Hamada'yla.

Sonra yine bir gün Hamada ve Kumagai bunların evinde misafirken yağmur çok hızlı yağdığı için Naomi gitmeyin bu gece burada kalın diyor. Sonra küçücük bir odaya geçiyorlar ama odada dört kişinin kalmasına imkan yok, çok zor. Naomi bu odayı seçiyor nedense...

Kikirdiyor, oynaşıyor, erkeklerin ona ilgi göstermesine bayılıyor anlayacağınız. Ben Naomi'nin ne olduğunu sürekli etrafında erkeklerin olmasını sevmesinden anlamıştım ama Kawai bey inanmak istemiyor hatta aklına dahi getirmiyordu.

Kawai bey bir gün iş yerindeyken kulağına dedikodular geliyor. Naomi hakkında, en sonunda şüphelenmeye başlıyor. Naomi bana bunu yapmaz, belki o Naomi bu Naomi değildir falan diyor. Bir kere içine şüphe düştü neyse ki.

Eve gelip Naomi'ye duyduklarından bahsedince, Naomi öyle bir şey yok diyor. Ben hala temizim, masumum, seninim, seni asla aldatmam, yemin ederim. Ben inanmıyorum, Kawai bey çaresizlik içinde inanıyor...

Sonra Naomi bir yazlıktan bahsediyor. Bilmem kimin tanıdığının neyi olan biri sayesinde yazlığı bir aylığına tutuyorlar. Kawai bey her şeyi Naomi'nin halletmesine izin veriyor. Ve yazlığa gidiyorlar.

Kumagai ve Hamada'da orada tabii...
Yine bir gün Kawai bey işten yazlığa geliyor ama gelmesi gerekenden erken geliyor. İçeri girdiğinde kimseyi bulamıyor. Naomi yok. Görevliye soruyor ve nerede olduğunu öğreniyor. Ve bunun ilk kez olmadığını da öğreniyor. Naomi sürekli o işteyken çıkıp gidiyormuş ya da erkek arkadaşları geliyormuş. Yani anlayacağınızı anlamanız lazım burada, benim anladığım gibi.

Gittiği yere gidince dört erkek arasında buluyor Naomi'yi üzerinde bir önlükle. Gizlice izlerken Hamada onu görüyor, yakalanıyor. Sonra sarhoş Naomi ne diyor biliyor musunuz? 'Joji, gelip bize katılsana.' tabi daha uzun bir şey diyordu da genel olarak buydu. Dört erkekle beraber gülüyor, gevşekçe sohbet ediyor. Hepsinin ona ilgi göstermesine bayılıyor.

Orada Kawai bey bağırıyor ve küfür ediyor, kusura bakmayın ama gayet haklı küfürlerdi onlar. Sadece bir tane önlük (kolsuz,düğmeli bez parçası diyeyim) ve başka hiçbir şey yok altında. Hiçbir şey...

Ondan sonraki günlerde Kawai bey işten izin alıyor ve gitmiyor. Naomi'nin yanında kalıyor sürekli. Üç dört gün sonra bütün elbiselerini görevliye bırakıp kaçamasın diye kilitliyor, geceliği hariç hiçbir elbisesi olmadan bırakıp işe gidiyorum diye gidiyor. Aslında işe gidecekti ama son anda evlerine gidip aşk mektubu falan bulurum belki diye düşünüyor.

Eve gittiğinde bulduğu şey aşk mektubundan daha şok edici. Hazır olun...
Kapıyı açıp içeri girdiğinde karşısında Hamada'yı buluyor.

Bundan sonraki ve en en en can alıcı kısımları yazmak istemiyorum. Okumanız gerekiyor. Okumanız ve bu ne genişlikmiş demeniz gerekiyor.

Ben o kadar şaşkındım ki bu kitabı okurken, kardeşim bile Naomi'nin namını biliyor. Ona da anlattım meşhur Naomi'yi çünkü birileriyle şaşkınlığımı paylaşmam gerekiyordu.

Yaşanan her şeye rağmen yazarın yaptığı o şeye ne desem bilemiyorum. Son kısımda bide ahlaktan falan bahsetmiş yok artık diyorum. Ahlaktan bahsedecek en son kişi sensin herhalde yazar efendi.

Ben buna aşk diyemiyorum, bu yaşananlara aşk diyemem. Resmen uyuşturucu (Naomi) bağımlısı haline gelmiş adam. Beynini kaybetmiş, çünkü beyni olan bir insanın böyle bir şey yapmaması gerekir. Tamam aldın, büyüttün, evlendin, emek verdin ama bu kadarı da olmaz.

Bu arada Naomi'nin ailesinin randevu evi varmış. Okumayan anlamaz ama okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. Yazar bunu en başında söyleseydi Naomi'nin ne olacağını rahat rahat söyleyebilirdim.

Açıkçası bir insanın ailesine bakarak onun ne olacağına dair bir fikir yürütebilirsiniz mesajı da veriliyor kitapta. Her şey ailede başlıyor ve bitiyor. Bitiyormuş daha doğrusu, bunu biliyordum ama bu kitapta daha iyi öğrendim.

Son olarak böyle geniş bir yazarı okumaya devam etmeyeceğimi de söyleyeyim. Bu okuduğum ilk ve son kitabıydı. Böyle bir adamdan ne öğrenebilirim ki?

Yine de bir ders olması açısından okumanızı tavsiye ediyorum. Gerçekten asla unutamayacağınız bir kitap olmaya aday...
İnsan hayret ediyor, erkeğin nasıl bir saplantısı var ki Naomi'ye katlanabiliyor diye.
Kitabın bana göre ana konusu olan Batı özentisi güzel işlenmiş.
erkek milletinin birbirine ne kadar benzediğini itiraf etmem gerekiyor. gündüz vakti ne olmuş olursa olsun gece vakti gelince indiriyorum yelkenleri. yelkenleri indirmekten çok, içimdeki hayvanın ona boyun eğdiğini söylemem doğru olacak.
"Şunu fark etmiştim ki bir kadının yüzü, erkeğin nefretini çektikçe daha da güzelleşiyordu."
kendimi elimden geldiğince sakinleştirmeye çalışarak ve hislerime mağlup olmamak için amansız bir mücadele vererek, son bir senaryo daha koydum önüme : eğer beni aldattığı ortaya çıkarsa onu affedebilecek miydim?
Hoş bir şeyler yaşamak uğruna anneyi kandırmaktan bir hayır gelmiyor.
çıplak ayaklarına geçirdiği terlikleri ve üzerinde astarsız yazlık fanila kimonosuyla, öğrendiği şarkıları söyleyerek geçen zamana asıl damgasını vuran Naomi'ydi.
hiçbir sorguya yer bırakmayacak şekilde, şeytani bir kötülüğün vücut bulmuş şeklinden başka bir şey değildi Naomi, ama aynı zamanda bedeniyle bütün güzelliklerinin tavan yaptığı aynı kişi de yine kendisiydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Naomi: Bir Budalanın Aşkı
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
265
ISBN:
9786056374319
Kitabın türü:
Çeviri:
İlker Özünlü
Yayınevi:
Jaguar Kitap
"Şunu fark etmiştim ki bir kadının yüzü, erkeğin nefretini çektikçe daha da güzelleşiyordu."

Na-o-mi: Üç hece, iki insan-medeniyet, bir başyapıt.

Bir yönüyle daha önce yazılmış bir Japon Lo-lee-ta...

Doğu ve Batı, sevgi ve öfke, aşk ve gurur, kadın ve erkek, insan ve insan arasında yaşanan gerilimlere dair bir temel roman...

Naomi, Batı hayranlığından yozlaşmaya, saplantıdan budalalığa ve hazdan işkenceye (veya tam tersi) ilerleyen hikâyesiyle, Juniçiro Tanizaki'nin neden yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olduğunu da anlatıyor.

"Onun hata ve kusurlarıyla sürekli yüz yüze gelmekten kurtulamıyor, eve hep mutsuz dönüyordum. Ancak bu mutsuzluk hiç de uzun sürmüyordu, zira ona duyduğum aşk gece boyunca değiştikçe değişiyordu. Tıpkı bir kedinin gözleri gibi..."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Melek Işık
  • Nesrin Ay
  • sleepsleeslesls
  • Jenn
  • Aycan
  • behram dilasan
  • Rüveyda Kamçi
  • Dilşah Aker
  • Eslem Büyükarslan
  • Toru Watanabe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%22.2 (2)
8
%0
7
%11.1 (1)
6
%44.4 (4)
5
%11.1 (1)
4
%11.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0