·
Okunma
·
Beğeni
·
5210
Gösterim
Adı:
Narziss ve Goldmund
Baskı tarihi:
16 Mart 1990
Sayfa sayısı:
398
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Afa Yayınları
Baskılar:
Narziss ve Goldmund
Narsis və Qoldmund
Narziss ve Goldmund
Narziss ve Goldmund, kişilikleri ve dünya görüşleri çok farklı iki insan arasındaki sıradışı dostluk ekseninde, yaşam, ölüm, sanat, us, aşk tutku ve cinselliğin izini sürüyor.
Bir yanda bilge Narziss, öte yanda sanatçı Goldmund; ikisi de kendi yolunda, "kendini gerçekleştirme" yolunda mükemmel'e karşıt yönlerden yaklaşamayı başarabiliyorlar ancak. Karşıtlıkların iki insanı birbirinden koparmadığı, tersine, birbirlerini bütünlemelerini sağladığı bu roman, ortaçağda geçmesine karşın güncelliğini hep koruyacak, bugün olduğu gibi yarın da çağdaş dünyaya önemli mesajlar vermeye devam edecek.
318 syf.
·4 günde
Narziss ve Goldmund ile üç Hermann Hesse kitabı okumuş oldum. Bu üç kitapta dikkatimi çeken iki tane ortak özellik var. İlki bu üç kitap yazarın kendi hayatından izler taşıyor. İkincisi, bana göre en dikkat çekeni, kendi kendini keşfetmeye çalışan ve ruhsal evrende gizemli olanı arayan, dünyada bir hedefi olmayan, boş yaşayan kişiler hep başkarakterleri oluşturuyor. Tıpkı Montaigne’nin “Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder. Çünkü her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır,” dediği gibi amacı olmayan bir hayatı yaşamaya değer görmüyorum. Ama Hesse karakterlerinin hedefini, amaçsız yaşayarak kendilerini gerçekleştirme olarak seçmiştir.

Narziss ve Goldmund’un ‘zıt kutuplar birbirini çeker’ sözünü doğrulayan bir dostluğu var. Aralarındaki dostluğun tek amacı bu yani birbirlerine hiç benzememeleri. Birbirlerinin karşıt ve bütünleyici birer parçasılar. Narziss us ve bireyselliği, Goldmund ise hayalleri, düşleri önemseyen bir karakterdir. Narziss usun sağlam ve kesin olanı nitelediğini, olası şeylerden değil gerçeklerden hoşlandığını, doğaya karşıt bir güç olarak varlığını sürdüreceğini savunuyor; kendini bu yoldan gerçekleştirme yolunda ilerliyor. Goldmund da başta Narziss gibi bu yoldan gitmeye çalışıyor. Ama Narziss Goldmund’un hayallere ve düşlere verdiği önemi bildiği için, yani yaşamın anne tarafına, onun us yoluna gitmesini engelliyor( Yaşamın anne tarafı demekle ne istemiş Hesse? Anneler genelde duygusal ve yumuşak huyludur. Tersine babalar, ne kadar iyi olursa olsun, katı ve kesindir. Teşbihte hata olmaz, yaşamın baba tarafı usun kesin ve katı isteklerini nitelerken, anne tarafı ise duyguları ve hazzı simgeler. Burada sanata da, somut ve soyutun birleşmesi, çocukları gibi bakabiliriz). Goldmund Narziss’i iyi anlamış ve hayatına yaşamın anne tarafını baz alarak devam etmiştir.

Yunan mitolojisinde Narkissos adında erkeklerin bile güzelliğine hayran oldukları bir kahraman vardır. Kitaptaki Narziss mitolojideki gibi fiziki bir güzelliğe sahip değildir. Çirkin ve çelimsizdir. Onun güzelliği düşüncelerindedir. Bulunduğu manastırda, tıpkı mitolojide erkeklerin Narkissos’un güzelliğine hayran oldukları gibi, hemcinsleri düşüncelerine hayrandırlar. En büyük hayranı da tabii ki Goldmund’dur. Goldmund da Narziss’in aksine boylu poslu ve yüz hatları hayranlık oluşturabilecek tiptedir. Hesse’nin mitolojideki Narkissos’un özelliklerini birbirinden farklı iki kişi arasında paylaştırması, onun değişik karakterlerde mükemmele yaklaşma çabalarının en büyük göstergesidir. İyi okumalar.
318 syf.
Peki sen bir gün nasıl öleceksin Narziss, bir annen yok çünkü? Annesiz insan nasıl sevebilir, annesiz nasıl ölebilir?

diyor Goldmund.
Bence demek istiyor ki ; Hey dostum Sen günahsızsın, çünkü bir meleksin !
Ben günahkarım, çünkü bir anneden doğmuş insanım. İnsan günahlardan geçerek insan olur. İnsan hata demektir. İnsan doğruyu, yaşayarak öğrenir ve herkesin doğrusu kendi keşfidir.

Kamuran Şipal'in bu şiir tadındaki çevirisi için bile bu mükemmel hikaye okunur.
Sanki çevirmen, bu güzel kitabı daha güzel nasıl yazabilirim demiş ve çevirmemiş adeta tekrar yazmış.
Bayıldım, okurken adeta kendimden geçtim.
Okuyun okutturun.
340 syf.
şaşkınlıkla okuduğum kitaplardan biri oldu. realizmi resmen kitaba sığdırmış yazarımız.
en son ne zaman bu kadar gerçekçi bir roman okudum, hatırlamıyorum. narziss ve goldmund sembolizasyonu üzerinden gerçekçiliği bu kadar iyi işlemek gerçekten aşık olunası. başından sonuna sanat kokuyor kitap.

incelemelerde göremedim ama okuyan, bilmiyorum dikkat etti mi avrupa'nın kilise karanlığından nasıl kurtulduğunu işlemiş hesse. çok cezbetti beni bu eser.

kitabın felsefi perspektifi de oldukça iyi. çok gezen mi çok okuyan mı? çok düşünen mi, akışına bırakan mı? gibi; deneyim mi? akıl mı? diye sormuş hesse aslında. bizi biz yapan deneyimlerimiz mi yoksa aklımız mı? narziss ve goldmund sembolizasyonu ile irdelenen de tam olarak bu durum. biri saf deneyim, diğeri saf akıl.

ve sonunda deneyim ve akıl bir araya gelerek itiraflarda bulunurlar. bu bölüm ise fazla değinmeyeceğim kısmı olacak çünkü kendiniz okumalısınız bu güzel kitabı. kendi dünyanızda kendi algı çerçevenizde bulmalısınız mesajı.

hesse'nin bıraktığı şu notu paylaşarak noktalayayım incelemeyi;
"bu kitapta, çocukluktan beri içimde taşıdığım almanya'yı ve almanlık ruhunu bir kez olsun dile getirmek ve onlara duyduğum sevgiyi itiraf etmek istedim.bugün, alman olan her şeyden nefret ediyorum çünkü."
318 syf.
·Puan vermedi
Narziss aklı, gerçek, bilim ve olması gerekeni, Goldmund duygu, hayal, sanat ve olması istenileni temsil eder. Iki karşıtlığı Naziss ve Goldmund karakterleri üzerinden verirken bu zıtların dostluğunu anlatmış ve karşıtlıkların birbirini tamamladığını ve bir arada olabileceğini vurgulamış.
318 syf.
·12 günde·5/10
Hermann Hesse'nin eserlerini genel olarak beğenmişimdir. Bu kitabı için de başarılı olduğunu söyleyeceğim ancak Sidharta ile aralarında paralellikler var. Okurken kendinizi Sidharta'nın gezerek öğrendiklerini aynı yöntemle keşfeden birinin yanında bulacaksınız.Kitabın farklılığı, sanat ve bilimin düşünme şekillerindeki ayrımı karakterler aracılığıyla ortaya koymasında. Bence özellikle genç arkadaşların okumasında yarar var.
318 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Kitapta bir tarafta kendini kitaplara ilme ve felsefeye vermiş olan Narziss diğer taraftaysa bir sanatkar olan dünyaya açılıp severek o kadından öbürüne sürüklenip Hayyamvari bir hayat yaşayan Goldmund var. Hikaye dost olmalarıyla başlıyor sonrasında Goldmund üzerinden dönemin dünyasında yolculuk yapıyor. Evet Goldmund kadınları seviyor ve her kadında annesini arıyor. Yolculuğunu yaparken dünyanın karanlık taraflarına da tanık oluyor bunun üzerine din üzerine ahlak üzerine sorgulamalara gidiyor. Onunla birlikte biz de düşünüyoruz tabii

Kitabın asıl güzelliği ayrıntılarında gizli. O ince ayrıntılarda o kadar güzel şeyler gizli ki felsefeden hoşlanıyorsanız ve farklı bir kitap arıyorsanız alıp okumanız lazım. Kitapta bilim üzerine, din ve Tanrı üzerine, sanat üzerine öyle güzel tespitler var ve karakterler öyle güzel anlatılmış ki gerçekten bir etki bırakıyor üzerinizde
Yusuf
Yusuf Narziss ve Goldmund'u inceledi.
@rdlfstnr·05 Mar 2018·Kitabı okumadı
<Spoiler İçerir >

Narziss daha bir öğrenciyken üstün Yunanca ve Latince bilgisi ve derslerdeki başarısı ile manastırda dikkat çeken ve kıskanılan bir kişiydi. Ders verecek kadar bilgili bu rahip adayı, hayranları ve kendisini çekemeyenler çok olmasına rağmen bir dosta sahip değildi. Bunun sebebi üstün bir zekaya sahip bir düşünce ve mantık insanı olmasının ortaya çıkardığı bir kibirlilikle insanlarla ilişkilerinde soğuk olmasıydı. Bir gün manastıra Goldmund adında son derece naif, dost canlısı ve duygusal köylü bir genç geldi. Daha ilk karşılaşmalarında birbirlerine zıt karakterdeki bu iki kişi birbirlerinden oldukça etkilendiler. Bunun sebebi her ikisinin de bir diğerindeki ruh soyluluğunu sezmesiydi. Bu etkilenme zaman içinde büyük bir dostluğa dönüştü. Narziss bu dostluğu birbirini tamamlayan ama asla birbirine dönüşmeyen iki unusurun akıl ve tutkunun birlikteliği olarak yorumluyordu.

Goldmund annesinden daha küçük yaşta ayrılmış ve babası tarafından büyütülmüştü. Annesi ile ilgili tüm hatıralarını bastırmış, onları unutmuştu. Narziss bunu sezinleyerek o hatıraların tekrar canlanması konusunda Goldmund'a yardımcı oldu. Sonunda annesine duyduğu özlem ve dış dünyaya duyduğu merak Goldmund'un manastırdan ayrılmaya karar vermesine sebep oldu. Dış dünyayı bilmek, bir gezgin gibi özgürce yeni yerler gezip görmek, yeni insanlarla tanışmak arzusu gönlünde uyandı. Rahip olmadan önce son bir inzivaya çekilmiş dostu Narziss ile hüzünle vedalaştı ve manastırdan gizlice ayrıldı. Yıllarca bir hedefi olmadan bir konaktan diğer konağa seyahat etti. Bircok kadını sevdi, birçok insanla tanıştı. Çocukluktan çıkarak olgun bir insana dönüştü.

Bir gün bir klisede gördüğü Meryem Ana heykelindeki yüz ifadesi onu derinden etkiledi. Bu heykeli yapan kişi olan Niklaus Usta ile tanışmak istedi ve onu bulmak için yola koyuldu. Niklaus Usta'yı kısa zaman içinde buldu. Kendisini çırak olarak almasa da yine de himayesine aldı Niklaus Usta. Ondan bir heykeltıraş yarattı. Yine de bu sanatın da diğer her sanat gibi büyük bir özveri ve disiplin istemesi Goldmund'un özgürlüğe duyduğu tutkuyla tutuşmuş ruhunu sıkıyordu. Bir gün ustasını hayal kırıklığına uğratarak ve her seyi elinin tersiyle itip tekrar yollara düştü. Veba ile mezarlıklara dönmüş köylerden geçti, ölümle yüzleşmenin verdiği dehşetle çarpılmış yüzlerle karşılaştı. Her şeye rağmen yeni dostlar, yeni sevgililer edindi. Ama kış yaklaşmaktaydı ve Goldmund'un ustasının yanına gerisin geri dönmekten başka çaresi kalmamıştı. Halbuki ustası da bu dünyadan göçüp gitmişti. Veba ile sarsılmış kentte bir başınaydı artık. Ama ruhu yeni maceralar peşinde koşmadan duramıyordu. Başını bu sefer büyük bir belaya soktu. Valinin sevgilisine gönlünü kaptırınca idama mahkum edildi. Ama bir tesadüf eseri vali ile görüşmeye gelmiş Narziss arkadaşını ölümden kurtardı, onu yanına alarak yıllar önce ayrıldığı ve artık yöneticiliğini yaptığı manastıra götürdü. Ona bir atölye açtı. Narziss'in içindeki sanatçı ruh tekrar alevlendi. Ustalık eserlerini ortaya koydu. Ama eserlerini tamamladıktan sonra içinde oluşan boşluk, amaçsızlık ruhuna sıkıntı verdi, yine maceraya atılma isteğine karşı koyamadı. Ama bu seferki macera uzun sürmedi. Artık yaşlanmıştı, gençliğinde sahip olduğu sevimliliği, sempatikliği kaybetmişti. Hayatın ona sunabileceği çok bir şey kalmamıştı. Büyük bir hayalkırıklığı içinde kendini kaybetmiş bir şekilde atını sürerken attan düşerek kaburgalarını kırdı. Günlerce ağrılar ve hastalık içinde kıvranarak zorlukla manastıra geri döndü. Ölüm döşeğindeydi artık. Narziss arkadaşının durumuna çok üzülüyordu ama Goldmund ölümü annesi ile tekrar buluşma imkanı olarak değerlendiriyor ve onu büyük bir neşeyle karşılıyordu.

Siddhartha, Demian ve Boncuk oyunu isimli romanları okuduktan sonra Herman Hesse'nin tüm kitaplarını okuma kararı aldım ve bu karar doğrultusunda Narziss ve Goldmund'u da bitirmiş bulunuyorum. Bu romanda da diğer romanlarındaki gibi Hesse'nin insanın ve evrenin varoluşu ile ilgili önemli soruları ortaya koyma ve bunları aydınlatma çabasını gözlemliyoruz. Hesse'nin eserlerindeki temeli olusturan bu düşünsel çaba onun düşünür yönünü ortaya koyarak beni sanatçı yönünden daha çok kendine çekiyor. Hesse bu romanında konu olarak iki karşıt öğe olan akıl ve tutku arasındaki ilişkiyi bir düşünce insanı olarak kurguladığı Narziss ile bir sanatçı olarak kurguladığı Goldmund üzerinden somutlaştırarak işliyor. Bu zıt unsurların birlikteliğini ve birbirlerini nasıl tamamladıklarını bu iki kişinin yıllara yayılan dostlukları üzerinden örneklendiriyor. İlginç bir şekilde bu roman bana Fuzuli'nin Rind ve Zahid isimli mesnevisini hatırlattı. Eserdeki karakterlerin birbirlerine yaklaşımları farklı olsa da o eserde de bu konu işlenmiş ve aynı sonuca ulaşılmıştı. Fuzuli her ikisinin de takip ettiği yolun her ne kadar birbirinden farklı olsa da onları aynı hedefe ulaştırdığını söyleyerek eserini bitirmişti. Hesse'nin ulaştığı sonuç da bundan farklı değil bence.
318 syf.
·9/10
Kitabı çok severek okudum. İkilikler üzerine, hakkında çok söyleşilecek bir kitap okumanın sevinciyle blogda incelememi yaptım. Okunmasını tavsiye ettiğim kitaplardan biri olarak kitaplıkta yerini çoktan aldı.
https://musambafener.wordpress.com/...narziss-ve-goldmund/
318 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
Narziss ve Goldmund, kişilikleri ve dünya görüşleri çok farklı iki insan arasındaki sıradışı dostluk ekseninde, yaşam ölüm, sanat, us, aşk, tutku ve cinselliğin izini sürüyor... hermannhesse kitaplarını her okuduğumda farklı bakış açısı yakalamayı öğrendim. Bu kitapta da yeni birşey öğreneceğimden eminim. Hemde ihtiyacım olan zamanda!!!
318 syf.
·7 günde·7/10
Kitaba ilk başladığımda çok mutlu olmuştum, uzun zamandır edebi sayılabilecek kitaplar okumadığımı fark etmeme sebep olmuş ve Herman Hess'in kullandığı dil ile mesut olmuştum. Hatta kitabın ilk 100 sayfasına kadar bu mutluluğum devam etti ama sahnenin yavaş yavaş Goldmund karakterine geçmesiyle biraz hayal kırıklığına uğramadım değil. Hatta kitabın devamını Narziss'e kavuşma umuduyla okuduğum doğrudur. Sanırım bunda Goldmund karakterinin hayatının amacını bulmak için izlediği yolun etkisi büyük. Bu benim karakterime o kadar zıttı ki sevemedim bir türlü karakteri. Burada da haklısın be Goldmund diyemedim. Diyemeyince de hep kızdım Goldmund'a, zaten bunları hak ediyorsun sen dedim başına gelen zorluklar için. Belki de yazarın yapmaya çalıştığı buydu, iki zıt ama birbirini tamamlayan karakter ile okuyucuları yüzleştirmek, taraf tutmalarını sağlamaktı. Bir tarafı tutarken bir tarafı acımasızca eleştirmeyi sağlamaktı amacı...

Ama kitabın dili gerçekten güzeldi, bitirince bir daha Hermann Hess okumalıyım diyecek kadar güzeldi hemde.
318 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Gözleriyle veda etti Narziss’e. Başını sallamaya çalışır gibi yapıp fısıltı halinde şöyle dedi: ‘Peki, sen bir gün nasıl öleceksin, Narziss, bir annen yok çünkü? Annesiz insan nasıl sevebilir, annesiz nasıl ölebilir?”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Narziss ve Goldmund
Baskı tarihi:
16 Mart 1990
Sayfa sayısı:
398
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Afa Yayınları
Baskılar:
Narziss ve Goldmund
Narsis və Qoldmund
Narziss ve Goldmund
Narziss ve Goldmund, kişilikleri ve dünya görüşleri çok farklı iki insan arasındaki sıradışı dostluk ekseninde, yaşam, ölüm, sanat, us, aşk tutku ve cinselliğin izini sürüyor.
Bir yanda bilge Narziss, öte yanda sanatçı Goldmund; ikisi de kendi yolunda, "kendini gerçekleştirme" yolunda mükemmel'e karşıt yönlerden yaklaşamayı başarabiliyorlar ancak. Karşıtlıkların iki insanı birbirinden koparmadığı, tersine, birbirlerini bütünlemelerini sağladığı bu roman, ortaçağda geçmesine karşın güncelliğini hep koruyacak, bugün olduğu gibi yarın da çağdaş dünyaya önemli mesajlar vermeye devam edecek.

Kitabı okuyanlar 404 okur

  • Gamze Gökçe

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0