Nasıl Müslüman Olduk?

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.417
Gösterim
Adı:
Nasıl Müslüman Olduk?
Baskı tarihi:
23 Kasım 2011
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759169589
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Yayınları
Baskılar:
Nasıl Müslüman Olduk
Nasıl Müslüman Olduk?
Nasıl Müslüman Olduk
Nasıl Müslüman olduğumuzu genellikle sormadık kendimize. Çünkü İslamiyet'i "din ve hidayet aşkıyla", kendiliğinden benimsediğimiz yolunda koşullandırıimıştık.

Oysa doğruyu aradığımızda, Müslümanlaştırılma tarihimizin, insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Resmi ve geleneksel söylem ise bu gerçeği ısrarla gizlemeye çalışıyor.

Bugünü anlamak ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için doğru bir tarih bilincine sahip olmamız gerektiğinden hareketle; Erdoğan Aydın bu kitabında, Müslümanlaştırılmamızın dramatik öyküsünü ve bunun toplumumuza etkilerini gün ışığına çıkartıyor.
384 syf.
·1 günde·2/10
Böyle bir kitaba para verdiğime üzüldüm. Nasıl ki Kadir Mısıroğlu'nun kitaplarına para verecek olsam üzülürsem aynı derecede üzüldüm


İdeolojik saplantılı, Kadir Mısıroğlu'nun Sol versiyonu bir yazardan Türklerin Müslüman oluşu. Emevilerin katliamlarını 100 sayfalık kısımda anlatıyor ancak onda da gerçek manada katliamları anlatmaktan ziyade marksist terminoloji ile İspanyolların Amerika'yı yağmalamasına benzeterek anlatıyor. Anlatımları Türklere duyduğu saygıdan değil islam dinine duyduğu öfkeden kaynaklanıyor. Selçuklular ilgili bölümlerde büyük bir yanlışa düşüyor. Selçuklu Tarihinde bilimsel bir otorite kabul edilen Osman Turan yeriné bilimsel ve tarihi bir geçmişi olmayan Doğan Avcıoğlunu referans alıyor. Osmanlı Tarihinde Halil İnalcık, İlber Ortaylı neyse Selçuklu Tarinde Osman Turan da o ancak yazar tarih alanında Doğan Avcıoğlunu Osman Turan'a tercih ediyor.


Bazı bölümleri atlayarak okudum. Okumak için öyle zorlayacak bir kitap değil basit cümlelerle konuyu anlatan bir kitap. Ciddi şekilde okusam da bir gecede bitirebileceğim bir kitap. Okumak isteyen okusun da kimseye bir şey katacağını düşünmüyorum. Kadir Mısıroğlu bilgi bakımından insana ne verebilir ki bu da aynı o kafada olaya yaklaşıyor.

Abbasi dönemiyle birlikte Türklerin İslam'a geçişinde gönüllülük esası başlamıştır. Yazar Türklerin İslam'a geçişini kapsayan 350 yıllık bir dönemin hepsi kılıç zoruyla oldu yanılgısına düşmüş ya da böyle bir intiba bırakma gayretine girişmiş. Görülüyor ki Emeviler döneminde Türklerin toplu halde İslam'a geçişleri yok. Öyleyse Emeviler Döneminde yaşanan olayları, Türkerin İslam'a geçişlerinin tamamını kapsıyor izlenimi yaratması tarihin akışına aykırıdır.



İslamiyetin ilk yıllarında Zekat kavramına yüklenen anlam devlete bağlılığın bir ifadesi idi. Bu sebeple müslümamdan Zekat müslüman olmayanlardan ise cizye alınırdı. Kitapta ise yazar, "Madem istenen Zekat ise zekatın nasıl verileceği yazılıyor neden illa halifelere verilsin"diye bir düşünce içine girerek değerlendirmiş buna da güçlünün,İslam Dinini taahküm vasıtası olarak kullandığını söylemeye çalışmıştır.

Yazar kitabı Arapların gönüllü müslüman olmadığı yükselen güç karşısında güce boyun eğdikleri düşüncesi üzerine kurmuş ve kitap boyunca buna yönelik bir metin oluşturmuştur. Kendi ideolojik dünyasına göre islamın gelişimini yorumlayan yazar bilimsel kriterlerden çok ideolojik taasubunun etkisiyle kitabı yazmış görünüyor. Kezâ Hazreti Ebubekir döneminde ortaya çıkan yalancı peygamberleri, muhalefet olarak niteleyen yazar, Hazreti Ömer'i ise Hazreti Ebubekir'in halifeliğini pekiştirmek için terör ve baskı uygulayan terör estiren kişi olarak görmüş. Bunlar yazarın kör bir ideolojik saplantı içinde olduğunu gösteriyor.


Tarihçilikte bilimsel bir metin ortaya çıkması için elde edilen verilerin metodolojik bir sistem ve değerlendirmeye tabi tutulması gerekir. Nasıl ki bir deney yaparken en doğru sonucu elde etmek için hassas davranılırsa tarihi değerlendirirken de en doğru tespiti yapmak için tarih metodolojisine uymak gerekir. Yazarın uyduğu tek metodoloji ise kendi ideolojik taassubudur.

Yavuz Bahadıroğlu, Mustafa Armağan, Kadir Mısıroğlu nasıl gerçekleri sapla samana katarak islami görünümde yalan-yanlış anlatıyorsa bu da onların Sol ve marksist versiyonu olarak onlardan farksız şekilde olaylara yaklaşıyor. Nasıl ki adı geçen islami görünümlü şahısların bir metodolojik sistemi yoksa bu da aynı şekilde sistemden yoksun masalsı bir anlatımla araya Kuteybe Bin Müslim'in katliamlarını serperek gerçek olayları ideolojik saplantıyla değerlendirerek bir neticeye ulaşmaya çalışıyor.

Gerçek olan katliamları anlattığı sayfa sayısı 100 civarı. Ancak burada da üzerinde durduğu nokta katliamlar değil islam dinine duyduğu öfke olduğunu düşünüyorum. Çünkü İslam Dinini, ilahi bir din değil sanki birilerinin uydurduğu bir din gibi değerlendiriyor. Kurdupu cümlelerden bunu anlıyorum. Emeviler dönemide yazılan ana kaynak olarak ifade edilen kaynaklardan sadece Taberî Tarihine başvurmuş, Taberî Tarihine de kendisi değil onun üzerine çalışma yapan Zekariya Kitapçı'nın kitaplarından yararlanarak kullanmış böyle bir yöntem tarihçilikte pek itibar edilen bir şey değil. onun dışında hiçbir islam ana kaynağına başvurmamış. Yararlandığı kitaplar Doğan Avcıoğlu. Abbasiler Dönemine ilişkin kaynakları yine Abbasiler döneminde yazılan el yazması eserler değil günümüz yazarlarının yazdığı kitaplar. Mesela Osman Turan Selçuklu Tarihi ile ilgili kitap yazarken Arap, Fars yani İran, Bizans, Süryani ve Ermeni kaynakları kullanmış öyle kitaplar yazmış Erdoğan Aydın önemli bir konuda kitap yazıyor ama dayandığı tek şey kendi ideolojik körlüğü.
360 syf.
Nasıl Müslüman olduk? Türklerin Müslüman olma süreçleri okullarda öğretildiği gibi Talas Savaşı'yla kolay bit şekilde olmuyor.
Arapların, İslamiyet'i yayma kisvesiyle yaptıkları onca istila, talan, katliam... Ve sıra Orta Asya coğrafyasına, Türklere gelir.
Türkler, İslamiyete geçmeme adına çok direnirler, savaşırlar. Türklerin İslamiyete geçişi zorlamayla, cebren, mecbur bırakılarak oluyor.
Ve İslamiyete geçişle birlikte Türk kültürünün de nasıl değişme gösterdiğini güzel örneklerle anlatıyor. Artık Türk kültürüne ait özellikler yok oluyor, kadına verilen önem ortadan kalkıyor, kölecilik geliyor, dini hoşgörü ortadan kalkıyor, farklı inançlara kafirlik damgası vuruluyor..
360 syf.
·8/10
Türk halkının nasıl Müslüman olduğunu yazar ele almış. Gönül fethinden ziyade siyasi ve savaş sebepleriyle zorunlu bir İslam'a geçişi dile getiriyor. Kitabın bakış açısı düşünmeye değer. Gönülden İslami seçenlerin olduğu gibi zorunlu bir şekilde de Müslüman olanların da olduğunu düşünüyorum.
360 syf.
·8/10
Bu kitabı özel yapan şey; kaynaklarını katliamcılarının takipçilerine dayandırmasıdır.
Kaynak kitap yazarı olan şahsın ben din yolunda yapılan hizmeti övmek için yaptım demesi çok onurkırıcıdır.
Kitapta anlatılan, orta ve ön asya türklerine yapılan katliamlar hiç bir vahşet filminde bulamayacağınız büyüklüktedir. işgalcilerin asimilasyon için yaptıkları o kadar ileridir ki; aile mahremiyeti bile yoktur.
Talas savaşının farklı bir versiyonunu da içerir. (resmi anlatımın zıttı)
okumalısınız.
360 syf.
·91 günde·Beğendi·8/10
Orta asya bozkirlarinda ve Arap Yarimadasinda arap kavimlerin birleserek dini emperyalizmi kilicla, kanla olağandisi şiddetle, siyasi emellerine ulasmak adina nasil kullandiklarini kaleme almis olan Sn. Erdoğan Aydin'a tesekkurlerimi bir borc bilir, aydinlanma cizgisinde, carpitilmis gerceklerin dogru bilinmesi icin herkese kutuphanesinde 400 sayfalik bir yer vermesini tavsiye ederim...
360 syf.
·Puan vermedi
Ezberlerimi bozan ve Türk - İslam ekollerini merak etmemi sağlayan kitaptır. Anadolu Aleviliğinin, Sünni İslam'ın anlattığı gibi "kötü", "bidat", "sapkınlık" olmadığını öğrenmem, bu kitabı okuduktan sonraki araştırmalarımda baş gösterdi. Tavsiye ederim.
360 syf.
·1/10
Kitabı sonuna kadar zor dayanarak okudum, birçok abartı var. Yazar kafasında birşey kurgulanmış ve buna göre sonuçlar çıkarmaya çalışmış. Kendi barbarlıklarını örtmek için Müslümanları barbar göstermeye çalışanlara hizmet etmekten başka bir şey değil. Ortadoğu bataklığında milyonlarca müslüman öldü. Bunun müsebbibi belli, birleşmiş milletler yardım kamplarında medeni denen toplumların tecavüzleri, zorda insanları köle gibi kullanmış olmaları yeni yeni ortaya çıkıyor. Dünya üzerinde yapılan soykırımların yüzde 80'i Müslümanlara karşı yapılıyor ama sorsan Müslümanlar barbar. Bu kitabı yazan yazar da bu düşünce ile yoğrulmuş beyninde ki kurgularından hiçbir geçerliliği olmayan kaynakları göstererek bir kitap yazmış. İyi bir tarihçi bu kitapta kullanılan kaynakların geçerliliği olmadığını şıp diye anlayacaktır.
https://youtu.be/S0BnK1g1AaE bu bağlantıyı izlerseniz ilber hocanın da bu kitap hakkında ki düşüncesini öğrenmiş olursunuz.
360 syf.
·8 günde·6/10
Olaya nötr olan bünyeme bile 'Biraz fazla abartılmamış mı?' sorusunu sorduran bir kitap oldu. Açıkçası bence hala müslümanlığa geçişimiz nasıl oldu tam olarak bilemiyoruz. Bildiğim tek şey Talas savaşından yüzyıllar sonra geçişimiz tamamlandı. Çok tatmin olmadım.
360 syf.
·Beğendi·8/10
bu konu hakkında araştırma yapmayı seven yada ilkokul kitaplarında lise kitaplarında yazıldığı gibi hiç bir şeyin olmadığını düşünenlerin alması gereken kitaplardan .
Arap emperyalizmini çok güzel özetlemiş
360 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Farklı bir tarihçi diğer kitaplarınıda aldım aslında kuteybe ve zeyd'in Türklere yaptığı katliamları duymuştum fakat detaylı ve inanılmaz biçimde ele almış
360 syf.
Çok tartışılan bir konudur Türklerin nasıl müslümanlaştığı. Zorla mı? isteyerek mi? Tabiki hiçbir devirde, aynı zamanda psikoloji gereği olarak, kimse isteyerek inandığı dinden vazgeçmez. Fakat bunu açıklamanın belirli yolları vardır. Bu olaya karşı direnişlerden bahsedersiniz. Bu kitapta direnişlerden bahis çok var fakat bir nefret hissi de var benim gördüğüm kadarıyla. Bunu bağırmadan söyleyebilen insanı çok severim. Ama kitap yazıp da bir şey söylemeden ortada bırakmak iyi değil. İslam tarihinin Türklerle ilk kesiştiği zamanlar hakkında sadece en temel kaynaklar var. Bunlardan haberdar olmak için okunabilir. Okuduktan sonra fikir değiştirecek güçte bir kitap değil.
384 syf.
·329 günde·Beğendi·10/10
resmi tarih yazımında türklerin müslümanlıkla tanışması, din değişimlerinin başlaması Talas savaşı ile ilişkilendirilir. acaba gerçekten öyle midir? acaba türkler yüzyıllardır sürdürdüğü inançları "ya bak müslümanlık diye bir din varmış, bizim inancımıza benziyor hatta bizim inancımızdan da daha mantıklı ve güzel duruyor" deyip zamanla müslümanlaştılar mı? yoksa bu din değişimi sürecinde savaşlar, ölümler, baskı ve zulümler oldu mu? eğer kendinize "ben şu anki inancımı daha mantıklı, güzel ve doğru bir din gelirse dinimi kolaylıkla değiştiririm" diyorsanız okuyup kendinizi yormasanız da olur. yok realist bir insansanız değil bir ulusun bir ailenin bile bu din değişimine nasıl direnç göstereceğini azçok tahmin edebilirsiniz.

ayrıca erdoğan aydın ile ilgili küçük bir de not düşmek istiyorum: erdoğan aydın sanırım bu kitabında kendi dünya görüşü olan sosyalist bir bakış açısı ile tarihi yorumladığını açıkça ifade etmiştir. bu da bence önemlidir. zira yazarın da dediği gibi olay ve olgular mevcut olmakla beraber bu olay ve olguların yorumlanışı yazarın siyasal görüşü ile paralellik göstermektedir.
Yoksa birilerince, hatta doğrudan kendimizce kandırılıyor olmayalım?.. Ve bu sorgulamanın hemen sonrasında ayağa kalkacak insanlık vicdanımızın onurlu sesine kulak verelim. Hangi cennet, hangi cehennem başka ülkeleri işgal etmeye, insanları kendi yurtlarını savunuyorlar diye katletmeye, çocuklara köle, kadınlara cariye diye el koymaya, çapul sürüleri gibi mallarını yağmalamaya yeterli neden oluşturabilir?..
Erdoğan Aydın
Sayfa 175 - Literatür Yayınları
Geçmiş ve gelecek bütün iyilik ve kötülüklerin Tanrıların değil, ancak insan ürünü olduğu basit gerçeğini anımsatmak da gerekmiyor. Ancak altını kalınca çizmeliyiz ki; anlamı kişiden kişiye değişen "kutsal" değerlere ilişkin saygısızlığa, hele ki onları altına çevirecek denli soyguncu bir saygısızlığa kimse mazeret aramamalıdır.Çünkü bu işin mazereti olmaz!Birilerine anlamsız gelebilir, ama böylesi bir durumda mazeret aramak yerine yapılacak bir tek uygar ve ahlaki davranış vardır: Herkes, kendi inandığı değerler adına tarih boyunca işlenmiş insanlık suçları için özür dilemek durumundadır.Yoksa kendimizi nasıl temizleriz?
Erdoğan Aydın
Sayfa 201 - Literatür Yayınları
Öyle ki, atalarımızı öldüren Arap komutanlarının isimlerini çocuklarımıza veriyorduk. 'Dinimizin yayilmasidir' diye çoğu zaman insan olarak bile değil, düpedüz 'kafir' olarak belletilen atalarimizin yenilgilerine sevinir hale getirilmistik. İşgaller 'fetih', talan savaşları 'gaza', Araplarin kendi doğrularıni kılıç zoruyla dayatması da, 'hidayete erdirmek' olarak aktariliyordu yabancilastirilan bilinclerimize.
" Eğer yurdunu işgalciye karşı savunmak insan ve toplumların en onurlu sorumluluklarından biriyse, işte Hazarlar bu onurun en büyük temsilcilerindendir.
Eğer başkalarının yurduna el koymak, toplumlar tarihi adına ahlak dışı bir suç olup bu suç, o halkın direnişi oranında büyüyorsa Araplar da işte bu suçun en büyük temsilcilerinden biridirler. "
Muaviye'nin Horasan Valisi Ubeydullah b. Ziyad, 673 yılında 24 bin kişilik bir orduyla Ceyhun'u geçer ve Buhara'yi kuşatir. Bu arada Buhara'yi Kıbaç HATUN yonetmektedir. Hatunun diğer Türk beyliklerinden istediği yardım karşılıksız kalınca Ubeydullah'in saldırısına tek direnir. Türklerin gösterdiği büyük mukavemet sonucu Müslümanlar tam bir zafer elde edemeseler de büyük yağma geliriyle geri dönerler.
Türk toplumu, dışarıdan kendisine doğru sızdırılan tek yanlı din etkilerine pasifçe katlanmadı. Şamanizm'inden kalma yığınla gelenek ve göreneklerini İslamlığa aktardı. Türklerin dinlerinde yüzde kaç Müslümanlığın, yüzde kaç Şamanizm'in yaşadığı araştırılacak şeydir.
Erdoğan Aydın
Sayfa 327 - Literatür Yayınları
Ancak bütün çabalara rağmen Türklerin, “İslam dinine kendi arzuları ile ve samimi olarak girmeleri mümkün olmuyordu. Buhara halkı, bu zorlamalar sonucu zahirde Müslüman imiş gibi görünüyorlarsa da gerçekte putlara tapıyor ve atalarının dininden bir türlü vazgeçmiyorlardı. O kadar ki iç kalede bulunan muhafız Arap güçleri herhangi bir tehlike üzerine kaleden çıktıkları zaman Mubedler ateşgedeleri uyardılar ve halk da İslami ayin yapmaya hazırlanıyormuş gibi görünürlerdi.” (Z. Kitapçı, Türkistan’da İslamiyet ve Türkler, s. 120)

(...)Kuteybe, Z.Kitapçı’nın yakıştırmasıyla, “gayri samimi” olan bu tavırdan haberdar olunca, bir yandan baskının dozajını artırırken, diğer yandan da sonradan hiçbir sömürgeci zalimin uygulamayı düşünemediği bir yolar başvurur. Buharalıları doğrudan denetim altına almak amacıyla herkese, evinin yarısını Araplarla paylaşma zorunluluğu getirir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nasıl Müslüman Olduk?
Baskı tarihi:
23 Kasım 2011
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759169589
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Yayınları
Baskılar:
Nasıl Müslüman Olduk
Nasıl Müslüman Olduk?
Nasıl Müslüman Olduk
Nasıl Müslüman olduğumuzu genellikle sormadık kendimize. Çünkü İslamiyet'i "din ve hidayet aşkıyla", kendiliğinden benimsediğimiz yolunda koşullandırıimıştık.

Oysa doğruyu aradığımızda, Müslümanlaştırılma tarihimizin, insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Resmi ve geleneksel söylem ise bu gerçeği ısrarla gizlemeye çalışıyor.

Bugünü anlamak ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için doğru bir tarih bilincine sahip olmamız gerektiğinden hareketle; Erdoğan Aydın bu kitabında, Müslümanlaştırılmamızın dramatik öyküsünü ve bunun toplumumuza etkilerini gün ışığına çıkartıyor.

Kitabı okuyanlar 79 okur

  • Hila tepedüzü
  • Hakan KURU
  • Wedat Sinbag
  • Kaan Ç.
  • oluyoröylebazen
  • Murat Akbayrak
  • MybiSGen
  • Fatma Samanci
  • Berkay Sarı
  • Serhat Cüre

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.7 (1)
9
%0
8
%0
7
%2.7 (1)
6
%2.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%2.7 (1)
1
%0