·
Okunma
·
Beğeni
·
18,1bin
Gösterim
Adı:
Nasıl Yapmalı
Alt başlık:
1. Cilt
Baskı tarihi:
Ocak 2011
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757530022
Orijinal adı:
Что делать?
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yar Yayınları
Nikolay Gavriloviç Çernişevski (1828-1889), Rus devrimci-demokrat yazar ve gazetecisi. Genç Rus aydınlarını 1860’larda büyük ölçüde etkilemiştir. 1 Haziran 1828’de, Saratov’da doğdu. Babası, yoksul bir köy papazıydı. 1854’te Sovremennik dergisinde yazarlığa başladı. Rusya’da Sosyal-Demokrasi’nin öncülerinden ve devrimci-demokrat hareketin ideologu ve lideriydi. Çar 2. Aleksandr’a karşı oludğundan, yıkıcı eylemlerde bulunduğu, devrimci kitaplar yazdığı gerekçesiyle tutuklandı; iki yıllık hapis cezasından sonra Sibirya’ya sürgüne gönderildi ve 1883’e kadar orada kaldı. ... Çernişevski, Rusya’da devrimci gençliğin oluşumunda büyük bir rol oynamıştır. "Nasıl Yapmalı" adlı romanı (1863) kuşaklar boyunca Rusya’da ve öteki ülkelerde devrimcilerin siyasi eğitiminde yardımcı olmuştur. Çernişevski’ye, popülistler (Narodnikler), Rus marksistleri ve Lenin büyük değer vermişlerdir. SSCB’de, Lenin’den önce yaşamış filozoflardan en büyüğü kabul edilir. Eserleri, Bolşevik ideoloji için önemli bir kaynak olmuştur... Çernişevski, materyalist görüşlerini, Nasıl Yapmalı adlı eserinde dile getirmiştir. Bu ölümsüz eser, Türkiye’de ilk kez, 1972 yılında Yar Yayınları arasında yayınlandı. Büyük ilgi ile karşılanan Nasıl Yapmalı’yı, Rusça aslında dilimize, 1982 yılında yitirdiğimiz onurlu insan, değerli çevirmen Güneş Bozkaya kazandırdı.
648 syf.
Üniversite yıllarımda okudum.Etkilendiğim güzel bir kitap. Beğendiğim kitaplara bir kaç satır da olsa inceleme yazarak gündeme getirmek istiyorum.
Evlilikle ilgili ütopik yaşantılarını anlattığı bir karı-koca ilişkisi var.Bu ilişkinin o dönemin sosyal siyasal yaşamıyla ilintili olduğunu söyleyebilirim. Çürümüş ilişkilere yeni bir davranış biçimi getirmeye çalışmış.Olabilir mi olamaz en başta dedim. ütopik.Ama gerçek dünyayla tanışmadan önce böyle bir evlilik hayali kurduğumda yalan değil.Yazarın hey okuyucu diye birden araya girmesi pek hoşuma gitmedi.Okunur...
584 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Nihilistlerin el kitabı olarak görülen bu kitapta siyaset, toplum düzeni, sosyalizm, aşk, evlilik hayatı gibi çok geniş bir yelpazede farklı okuma deneyimleri yaşatıyor yazar. Çizdiği “yeni insan” ütopik de olsa gerçek hayatta rastlanabilecek sıradan insanlar gözüyle anlatıyor kahramanlarını. Ben onları çok sevdim açıkçası. Keşke her insan onlar gibi “bencil” olsa dedim okurken. Bakış açınızı değiştirecek, ufkunuzu açacak bir kitap... Daha ayrıntılı inceleme için aşağıdaki linkten YouTube kanalıma ulaşabilirsiniz.
https://youtu.be/NVOEFgDxCD8

Bu arada kanalıma abone olup ve kitap sever dostlarınızla paylaşırsanız çok mutlu olurum.
580 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitap döneminin çok ilerisinde fikirlere sahip. Vera adlı kızın hikayesi ile başlıyor. Vera ailesi tarafından ailesinin istediği ama kendisinin istemediği bir evliliğe zorlanıyor. Çünkü çocuk zengin. Özellikle Vera'nın annesi her koşulda kendisini düşünen birisi olduğu için bu zenginliği kaçırmak istemiyor. Şimdi bu karakter önemli. Çünkü materyalistlerin eleştirildiği o dönemde paraya tapan, insani ilişkileri çıkardan ibaret görenler aslında materyalistleri eleştiren sözde maneviyatçı, sözde ahlaki değerlere öncelik tanıyanlar.

Ancak biz bu kadını da yargılayamıyoruz çünkü onun bu karakterini belirleyen de büyük ölçüde içinde yaşadığı toplum. "Şimdilik kötü bir şey yapıyorsunuz ama bu içinde bulunduğunuz koşulların bir sonucu. Eğer başka koşullar içinde bulunsaydınız zararlı bir insan olmayacağınız gibi hatta yararlı bir insan bile olabilirdiniz," cümlesi buna bir kanır. Tam da bu nedenle önce toplumun değiştirilmesi gerektiğine inanan yeni model insanlar ortaya çıkıyor. Bunlardan birisi Lopuhov.

Vera üzerinden Rus kadınlarının o dönemki durumu özetlenir aslında. Seçme şansları çok olmayan kişilerdir. Bodrum katı metaforu kullanılır. Işığı görmeyen, dünyayı o bodrum kadar dar zanneden kadınlar vardır. Bu nedenle bazen aşkı dahi bilmezler ancak kadınlar üzerindeki bu patriarki de yeni tip insanlarla geride kalacaktır. Kadın özgürleşince toplum daima ileri gidecektir. Vera'yı da o bodrumdan kurtaran hem Vera'nın azmi hem de Lopuhov olur. Evlenirler ve aynı evde birilerini çok sevseler de biri istemedikçe diğeri onun özel alanına karışamaz, sorularla karşıdakini boğmaz. Dönemin çok farklı bir evlilik anlayışı var.

Lopuhov materyalist ve bencil biri. Ancak bencillik deyince akla hemen kötü eylemler gelmemeli. Örneğin etrafımızı güzelleştirmek bizi de mutlu eder, birine yardım edince iç huzura kavuşuruz yani güzel şeyler yapmak önce kendimiz için iyidir. Yani kendimiz için bile olsa hep insanlara yardım edip herkesi kucaklayabiliz. İşte Vera'nın annesi gibiler yerine Lopuhovların dünyası zamanla egemen olacak ancak bu uzun sürecek diyor yazar. Hatta bu abartı gibi gelen karakterlerin aslında normal olduğunu göstermek için araya çok daha üst insan olan Rahmetov'u sıkıştırıyor. Biz onu okudukça diğer karakterleri normal görüyoruz. Kim bilir yıllar sonra Rahmetovlar da normal olacak ve daha iyi ve açık görüşlü insanlar yaşayacak.

Sonrasında Vera'nın fabrikasını görüyoruz. Tıkır tıkır işleyen, kazancın hakça paylaşıldığı, maliyetlerin akıllı hareketlerle azaltıldığı Owen'ın ütopik sosyalist tarzdaki fabrikası gibi. Peki Owen'ın kimdi ve felsefesi neydi? Döneminde yoksul çırakları çalıştırmayı reddetmiş, 10 yaşından küçük çocukların çalışmasını engelleyerek okula göndermiş, çalışma sürelerini azaltmış bir İngilizdir.

Ona göre vicdanen ve iyiliksever duygularımızla adil dünyayı kurabiliriz, mülk sahiplerine bu konuda önemli iş düşüyor ancak şu bir gerçek ki bir iki istisna dışında sermaye sahipleri tam da bu olmasın diye uğraşır. O nedenle bilimsel altyapısı olmayan bir düşüncedir. O anlamda Owen ütopik olarak anılır.

İşte Vera'nın fabrikası da bu nedenle önemlidir. Tam da önce toplum değişmeden fikirler ve yaşam tarzı değişmeyeceği için bu fabrika kurulmuştur. Çünkü değişime önce kendi hayatımızdan başlamamız gerekir

Vera zamanla başkasını (Kirsanov) sever, bu dönemlerde kıskançlık ve aşk üzerine yazılan paragraflar oldukça etkileyicidir. Lopuhov'un intihar süsüyle ortadan kaybolması vs. bir çok da olay yaşanır ancak asıl önemlisi kadının ekonomik özgürlüğünü alması, ilişkilerin eşitlikçi olması, saygının olması ve dayatmanın olmaması üzerine harika paragraflar var. Boşuna Tolstoy, Lenin, Dostoyevski ve Kropotkin gibilerinin dikkatini çekmemiş. Kimi eleştirmiş, kimi çok sevmiş. Bence denemeye değer.
279 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabı okumam kadar kitap ile tanışmam ve farkına varmak da ilginçti. Kısaca anlatmam gerekirse Antalya ' da iş seyehatinde kaldığım otelde kitap okudugumu gören bir Rus turist ile sohbet ederken devamlı daha önce ki sohbetlerimde bana hep biraz ağızdan Puşkin demelerinden sıkıldığım için. ( yaklaşik 10 kişi ile sohbet etmişligim var bu konu ile ilgili daha hiç Dostoyevski ve Tolstoy diyeni duymadım ) Rus edebiyatında en çok sevdiğim yazarların isimlerini sayarken hep Ukraynalı yazarların isimlerini sayarken ( Mihail Bulgakov, Sergey Yeseni , Yevgeni Zamyatin) bir anda bu duruma sinirlenen Rus turist' in sinirden ağzından Çernişevski adının çıktığını duyunca ben bir an şaşırdım. İlk defa bir Rus turist daha önce adını hiç duymadigım bir Rus yazarın ismini söyledi. Hemen kitaplarını ve yazarı arastırinca " Nasıl Yapmalı? " kitabını okumaya karar verirdim.

ÇERNİŞEVSKİ Rusya ' da bir din adamının oğlu olarak o dönemde yaşadığı ülkenin sorunlarını ve problemlerini görerek kendi düşüncesi ile materyalist bir yaklaşımla ülkesinin sorunlarını yüksek sesle dile getirdiği için Çar tarafından tutuklanarak gönderildiği 4 Aralık 1862 ile 4 Nisan 1863 arasını kapsayan dört aylık sürede, Petropavlosk zindanında yazar.

Rusya 'nin o dönem yaşadığı sorunları , emeğinin karşılığını alamayan insanların problemlerini , çürümüş aile yapısında ki ebeveynlerin çocukları üzerinde ki etkilerini , toplumda bulunan kadınların görmezden gelinerek ikinci plana alınmasından dolayi toplum üzerinde ki etkilerini , Burjuvazim' in sosyal hayata etkisini, ülkesinin bu kaos ortamından kurtulmak için nasıl bir eylemde bulunmasını gerektiğini ülkede oluşan tüm aksaklıkları kitabın kadın kahramanlarından Vera Pavlovna ve onun etrafında gelişen Aşk, evlilik, aile yapısı ve o dönem gerçekçi bir anlatım üzerinden kendi düşüncesini anlatarak roman Ülkesinin ve ülkesinde yaşayan insanların yaşantisini etkileyen olaylar karşısında Nasıl Yapmalı ? Sorusuna cevaplar vererek anlatıyor.

Kitabın benim en çok hoşuma giden yerlerinden bir tanesi yazarın kitap ilerlerken müdahale edip okuyucu ile kurmuş olduğu monolog şeklinde kitap ile anlatmak istediği durumlarda atıf da bulunarak o dönemde edebiyat ve yazarlar üzerinden özellikle de yazmış olduklarından dolayi insanları etkiledi lerini düşündüğü yazarlara eleştiri anlamında atıfta bulunması ( Charles Dickens, Goethe, Gogol ) oldu.

Bir okuyucu olarak bizi Zaman zaman kendimizi en çok kaptırdığımız kitaplar, okuyucu olarak bizi karşı koymaya en azından okuduğumuzu tamamlamaya iten kitaplardır. Nasıl Yapmalı? Kitabını okurken okuyucu olarak kendi dallarimiz üzerinde, ama bir başkasının toprağında çiçek açarız gibi hissetmenize neden olacak ve hayata biraz daha farklı bir şekilde, derinlemesine bakmamizi sağlayacak bir kitap yazmış Nikolay Gavrolaviç Çernişevski...
688 syf.
·9/10 puan
Lenin’in, Dostoyevski’ nin ve daha birçok dönemin rus lider ve yazarın kitaptan çok etkilendiğini öğrenince hemen alıp okudum. İyiki de okumuşum. ‘Büyük insanlığı’ yaratmanın yolunun dayanışma, sevgi, dürüstlük ve çalışkanlıktan geçtiğini çok güzel bir şekilde anlatmış.
584 syf.
·6 günde·10/10 puan
Muazzam bir roman..

"Öyle bir iki atımlık değil, insana bir ömür boyu yetecek bir baruttur bu roman". Diyordu Lenin...

Kitabı bitirdikten sonra yapılan incelemelere göz atmak istedim.

Kimi dostlar romanın nihilistlikten,sosyalizmden, aşktan veyahut aile hayatından derlendiğini ve tüm konuların bundan ibaret olduğunu dile getirmiş.
Evet, tüm bu konular roman içerisinde yer almakta.
Özellikle aşk ve aile konusu epey meşgul etti bizi değil mi?

Ancak kendi kendime dedim ki; yahu büyük Ekim Devrimini gerçekleştirmiş Lenin, bu kitaptan nasıl etkilenmiş, hangi yönden onu incelemiş ve başarılı bulmuş?
Ve bu soruların cevabını bulmak için yine kitabın ele alınış şekli ile ilgilenmeyi, her satırı, her olayı didik didik incelemeyi şart koştum kendime. Çünkü roman, Diyalektiğin ve Materyalizmin o keskin, tutarlı kanunlarını içine işleyerek bize sunulmuş..

Roman içerisinde bizi tamamıyla meşgul eden karakterler küçük burjuva sınıfın temsilcisi durumundalar..
Ve bu insanlar, gerek aşık olurken, gerek kolektif bir işi örgütlerken aslında tamamen kendi kişisel mutluluklarını ve hazlarını tatmin etme amacı güdüyorlar.

Veroçka mesela...

Aslında sosyalist, devrimci bir özelliği yok.
Peki neden açmış olduğu atölyeyi kolektif bir şekilde işletme ihtiyacı duymuş? Yani kazanılan paranın ortak dağıtılması, iş bölümünün ortak yapılması gibi tüm sosyalist bir devlete özgü etkinlikleri bu ideolojik birikime sahip olduğu için mi yapmak istemiştir?

Hayır...

Veroçka, bunu sadece Zihnini meşgul eden ağır düşüncelerden kurtulmak istediği için yaptı..
Eğer gerçekten sosyalist ideolojik çerçevede bu işletmeyi yaratmış olsaydı, ilk engelde yani tabelanın kaldırılması engeline boyun eğmezlerdi. Oysa onlar sadece kendilerinin rahatı ve mutluluğu için yaşıyorlardı...
Yani bencilce bir istek ve hayal vardı bu karakterlerin özünde ama toplumdaki diğer sefil ve aşağılık insanlara göre onlar yinede yararlı olabilecek nitelikte insanlardı.
Yazar bize bu bölümde sadece sosyalist ekonominin ne denli yararlı olabileceğini, çalışanların üretime olan katkısını ve kazanımları ile birlikte entelektüel anlamda her çalışanın üzerine eklediği o olağanüstü gelişimi sadece sosyalist bir toplumda elde edebileceğini göstermeye çalışıyor...

Veroçka, Kirsanov ve diğer karakterler üzerinde çok duruyor roman. Aslında yazar bizi öyle güzel yanıltıyor ki, vermek istediği mesajı 700 sayfalık bir romanın sadece 10 sayfasında bize gizli kapaklı aktarıyor ve bunu da aslında itiraf ediyor...

Rahmetov...

Bu karakter hiç ilginizi çekti mi?
Yani koca kitabın sadece 10 sayfasına sığan bu isim bize aslında romanın vermek istediği ana mesaj olmuş olamaz mı?
Diğer karakterlerden söz ederken onların derbeder, bencil veyahut hayatının yegane amaçlarının aşk üzerine, başarı üzerine geçtiğini görüyoruz..

Peki Rahmetov nasıl bir karakter?

Yazar burada devreye giriyor ve diyor ki:
Anladın mı sevgili, basiretli okurum şimdi.
Rahmetov'un nasıl bir insan olduğunu doğrudan doğruya tarif etmek için sayfalar dolusu yazı yazmadığım halde, daha da fazla sayfalar sadece seni bu kişi ile tanıştırmak için yazılmıştır ve üstelik bu kişi asla romanın kahramanlarından birisi değildir. Söyle bu halde bu kişi sana neden gösterildi ve niye bu kadar ayrıntılarıyla anlatıldı?

Bu sorunun cevabını bence romanı okuyacak arkadaşlar yine romanın içerisinden bulup çıkarmalıdılar.. Özellikle diğer karakterler ile kıyaslayarak hatta kendisi ile de kıyaslayarak...
Ancak, Rahmetov hakkında tek bir cümle söylemek gerekir ise; o, olmamız gereken insandır...
Hayatımızın amacını yüzümüze tokat gibi vuran insandır..

Romanda bazı konular o kadar güzel mantık ürünü olarak karşımıza çıkıyor ki, bir aşk konusu bile daha doğrusu romanda geçen çelişkili bir aşk konusu bile aslında içinde çok ince bir ayrıntı barındırıyor. Dediğim gibi; her cümlesi, her olayı dikkatle okunması gereken bir roman ve hayatımızın her döneminde bence okumamız gerekir. Romanı daha iyi anlamak ve yazarın vermek istediği dersi hayatımızın her döneminde bilince çıkarmak istiyorsak bundan başka alternatif yok gibi görünüyor...
586 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10 puan
19. yüzyıl "yeni insanlar"ını anlatan sosyalist ve feminist çizgide bir roman. Ardından antitez olarak Yeraltından Notlar okunmalı, döneminde ne kadar ses getirdiğini ve ne kadar tartışıldığını anlamak için. Aslında daha uzun yazacaktım. Bu iki kitabı tartışacağımız bir klasikler atölyesi yapacaktık ama atölyemiz iptal oldu, benim de keyfim kaçtı.
Şöyle güzel bir yazı bırakayım oradan okuyun, napam:
http://www.edebiyathaber.net/nasil-yapmali-sule-tuzul/
Ayrıca Vera Pavlona'yı "Yarin yanağından gayrı paylaşmak için her şeyi " diyen Nâzım'ın sözünden geçmediği ve Lopuhov'a verdiği ilk ve son ayardan dolayı tebrik ediyorum. Baştacısın yenge !
279 syf.
·5 günde
Rivayet odur ki kitaba karşı bir eleştiri yazmaktansa, toplumsal meselelere bu kadar naif çözümler sunmaya kalktığı için 'Yer Altından Notlar'ı yazarak yanıt verir Dostoyevski. Kimileri ise Çernişevski'nin kitabı Turgenyev'in Babalar ve Oğulları'na yanıt olarak yazdığını söylüyor. Kitabın yazıldığı dönem serflerin bağımsızlığını kazandığı, Rusya'da çarlık rejiminin kazanının kaynadığı ve devrim lafının iyiden iyiye telaffuz edildiği bir dönemlerde geçer. Kitapta Vera Pavlovna adında genç bir kız, şirret, paragöz annesi tarafından çok da varlıklı olmada hatırı sayılır düzeyde gayrimenkul sahibi biriyle evlendirilmek istemektedir. Vera şirret annesi ve suya sabuna çok da dokunmayan kâhya babası ile yaşadığı evi zindanvari bir 'bodrum' olarak görmektedir. Kardeşine özel ders veren Lopuhov bir tıp öğrencisidir ve Vera'nın bu durumdan kurtulması için her şeyi yapar ama sonunda çareyi evlenmekte bulurlar. Aşktan çok minnettar bir duyguyla kocasına bağlı olan Vera ile Lopuhov arasındaki evlilik sıradışı bir şeydir. Ayrı odalarda yatarlar, çalışma zamanları ayrıdır filan. Derken duygularını kontrol edip dürüst bir eş olmaya çalışmasına karşın Vera, Lopuhov'un yakın arkadaşlarından Kirsanov'a aşık olur. Lopuhov'a sadece bir minnet duygusuyla bağlı olduğunu rüyasında da görmesine karşın durumu kendine kabul ettiremez lakin kocasına anlattığında rüyasını Lopuhov onun ve arkadaşının yolunu açmaya karar verir. Olayları net olarak göremeyen ikiliye Rahmetov adında ikonik bir karakter yardım edecektir.
Bir aşk hikâyesinden yola çıkarak son derece iyimser ama hayli didaktik bir havayla Çernişevski'nin toplumsal yaşam, ortak yaşam üzerine düşüncelerini Vera'nın açtığı ve genişlettiği bir terzihane yoluyla okuyucuyla yer yer senli benli olarak aktarır. Yazarın yer yer manzum eserlerden alıntılar yapması, mitolojik karakterlerden yararlanması da hikayeyi daha güzel kılıyor. Lenin'in Nasıl Yapmalı adlı eseri çıkınca Ne Yapmalı olarak da değiştirilmiştir.
279 syf.
·60 günde·8/10 puan
Çernişevskiy çoğu Rus edebiyatı okuru tarafından bilinmemektedir. Fakat Nasıl Yapmalı kitabı ile onunla tanışmak isterseniz, bizlere göre geç kalmış sayılmazsınız. Bu kitap her ne kadar az bilinse de birçok Rus yazarı etkilemiş bir kitaptır.
279 syf.
·8/10 puan
Lenin'i devrime giden yolda en çok etkileyen eser Çernişevski 'nin ''Ne Yapmalı?'' kitabıdır.Hatta Lenin devrim stratejilerini yazdığı esere de '' Ne Yapmalı?'' adını vermişti.Karışmaması için Çernişevski'nin yapıtı ''Nasıl yapmalı?'' olarak söylenmeye başlanmıştır.Ütopik sosyalistlerden olan Çernişevski bu eserinde bizlere sosyalizm ve dünya görüşünü aktarmakta.
300 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Uzun süredir böyle dolu bir kitap okumanın hasretindeydim. Normalde okuduğumuz şeylerin vitamin olduğunu, içimizde yavaş yavaş biriktiğini fark etmeyiz. Her bir cümle, sözcük ulaşması gereken yerlere olağan bir doğallıkla ulaşır. Bunların hayatın olumsuzluklarına karşı bizde bir direnç oluşturduğunu fark etmeyiz bile. "O kadar okuyorum aklımda bir şey kalmıyor!" diyerek hayıflanırız, tüm bunların kısa vadede ayırtında olmadığımız için. Okuduğumuz romanlarda olay örgüsü, cümleler akıp gider geriye tortusu yani özü kalır aslında zihninde. Kitabı bize hatırlatan, bizi başkasına o kitabı önermeye iten veya bize "Çok güzel bir kitaptı." derdirten şey de olaylar, cümleler değil elimizde kalan öz, tortudur aslında.

Ama 'Nasıl Yapmalı?'yı okurken farklı farklı vitaminleri avuç avuç yuttuğunun ayırtında olabiliyorsun. Çoğunluğun kitap bittiğinde, kitabı okumuş başka kimselerle kitap üstüne konuşma arzusu duyacağından neredeyse eminim.

Öncelikle bu kitabı okurken beni güdüleyen unsurlardan bahsetmek isterim:

1. Çernişevski'nin Lenin ve Ena Goldman gibi isimleri etkilemiş olması ve özellikle Lenin'in "Nasıl Yapmalı?" romanından alıntılar yapmış olması.
2. Çernişevski'nin materyalist, ütopist ve sosyalist olması.
3. Kadın, ilişkiler ve evlilik sorunsalarına kitabında bolca değinmesi ve bunlara çözümler üretmesi.
4.Çernişevski'nin sıkı bir Narodizm savunucu olması özellikle köy komün yaşamının sosyalizmin özü olduğunu vurgulaması ve devrimci güç olarak köylüyü görmesi.
5.Romanın başından sonuna dek üzerinde durduğu temel konunun "ÖZGÜRLÜK" olması.
6. Çernişevski'nin "Nasıl Yapmalı?" isimli bu romanını hapiste iken, zorlu koşullar altında yalnızca 4 ayda yazması.

Roman, temel ve belki de en önemli karakterlerinden biri olan Vera Pavlona'nın aile yaşamıyla başlıyor. Oldukça berbat bir ailenin içinde yaşamaktadır. Şirret, cahil bir kadın olan annesi Vera'yı zengin bir adamla evlendirmek istemektedir. Vera ise bir iş bulup bu hayattan kurtulmanın derdindedir. Bu arada annesinin baskıları sonucu babasının kahya olarak çalıştığı konağın zengin oğlu ile gönülsüz bir şekilde nişanlanmıştır. Bu zengin damat adayı Storeşnikov, kendisine benzeyen diğer arkadaşları Serj ve Jan ile birlikte kadınlara bir meta olarak bakan, zengin, sığ düşünceli, züppe erkekleri temsil etmektedir. Yazar, anne dahil tüm bu olumsuz tipleri sergilerken "çevre" ve "hayat koşulları" üzerinde durmakta kötü insanlara iyi şartlar sunulduğunda aslında iyi insanlar olabileceğine değinmektedir. İnsanı kötü kılan bulunduğu koşullar ve çevresidir. Araçların yeterliliği veya yetersizliğine göre durumlar değişebilir. En kötü bir insana bile daha iyi bir çevre sunulduğunda çok daha yararlı bir insan olabilir.

Vera, kardeşine ders vermek için evlerine gelen tıp fakültesi öğrencisi Lopuhov'a aşık olur. Bu karşılıklı bir aşktır. Anne Marya Alekseyevna'ya karşı verdikleri savaşı kazanır ve evlenirler. İşte tam da bu noktada özgür olma konusuna değinilmektedir. Kadınlar çoğu zaman özgürleşebilmek için evlenirler. Çünkü evlenene dek bir gerontokrasi ile yönetilirler. Çünkü kadın ailelerin gözünde de metadır. Evlenene dek tüm sorumluluk ailededir ve nihayet bir kadın evlendiğinde bu kutsal sorumluluk (!) başka bir erkeğe aktarılır. Eğer şanslı bir köleyseniz eşiniz ailenize göre biraz daha insancıldır. Eğer şansızlığınız devam ediyorsa ailenin baskılarını başka bir üstakıl sürdürmeye devam eder. Eğer size bir meta olarak bakmayan, sizin de aynı birçok hakka sahip olduğunuzu düşünen 'yeni insanlarla' karşılaşırsanız evet işte o zaman mutlu bir evli olabilirsiniz.

Evet Çernişevski'nin üstünde durduğu konu bu yeni insanlardır. Ve Nasıl Yapmalı sorusunun cevabı da bu yeni insanlardadır.

Vera'nın Lopuhov ile evlendikten sonra kurduğu atölye ise bu Nasıl Yapmalı sorusunun ekonomik bir cevabıdır aslında. Dikiş dikmeyi iyi bilen Vera küçük bir atölye açar ve zamanla işlerini büyütür. Ama ne atölye! Atölyenin tüm karı çalışan tüm emekçilere eşit şekilde bölüştürülür. Onlara barınacak yer ayarlanır, güzel yerler, güzel yaşarlar. Aynı zamanda Vera onların dersler almasını, kitaplar okumasını sağlar. Öyle ki kitap okumak işin bir parçasıdır. Atölye böylece genç kızların yetiştirildiği, onların her anlamda özgür kılınmaya çalışıldığı bir eğitim yuvası haline gelir. Ama ortada başka bir sorun vardır. Vera gerçekten Lopuhov'a mı aşık olmuştur yoksa onu kurtaran adamın ona sağladığı özgürlüğe mi? Bunun ayırtında değildir. Ama gördüğü bir rüya bilinçaltını açığa çıkarmaktadır. Artık Lopuhov da biliyordur ki Vera kendisine değil, onun en yakın arkadaşı Kirsanov'a aşıktır. Onların ruhları birbirine daha çok uymaktadır. Evlilik gerçekten de kutsal bir yemin mi olmalıdır? Üstüne titrenilmesi gereken, asla bozulmaması gereken kutsal bir yemin midir? Hangi insan bir başka insana onu yıllarca sevebileceği garantisini verebilir? Bu düpedüz budalalık değil midir? Hangimiz yaşamadığımız gelecek için başkalarına söz verebiliriz? Lopuhov, bunu nasıl karşılayacaktır? "Sana o kadar emek verdim, seni o hayattan kurtardım, lanet olası kadın, bunu bana nasıl yaparsın!" mı diyecektir yoksa Vera'yı anlayabilecek midir? Böylece kitabın ilk cildini de bitirmiş olacaksınız. 2. Cilt ise daha soluksuz okunacaktır.

Vera artık ayakları üstünde duran özgür bir kadındır. Burada romana Rahmetov dahil olacak. O ne müthiş insandır. O ne farklı bir insandır.

Roman boyunca Vera'nın gördüğü rüyaları da okuyacaksınız. Ancak rüya motifi metafiziksel olarak değil bilimsel olarak kullanılmış ve Freud'a dayandırılmıştır.

Bir insanın bir başka insanı sevmesi onu ne kadar özgürlüğüne kavuşturduğuna bağlıdır. Yani kısacası sevginin değeri özgürlükle ölçülüyor bu romanda. Mülkiyet eleştirisini bol bol okuyacaksınız.

Vera Pavlona, kötü yaşam koşullarından gelen ve özgürlüğünü hayatla savaşarak kazanan bir kadındır. Lopuhov, yine koşullarını kendi yaratan özgür bir erkektir. Rahmetov, varsıllıktan gelen ancak 'emek-eşitlik' fikrinden uzaklaşmamış başka bir özgür insandır. Kirsanov, orta halli dediğimiz, zeki, çalışmayı seven bir başka özgür kişidir. Bütün bu insanlar Çernişevski'nin "YENİ İNSANLAR"ıdır. Nasıl mı yapmalı? Bu yeni insanları çoğaltmalı, kadınları özgürleştirmeli, evlilikleri yasal kölelik haline getirmemeli, birbirine uygun ruhları birleştirmeli, eşitlikçi olmalı, aynı yerlere gitmeli, aynı ekmeği bölüşmeli.

Mesela neden evliliklerde çiftlerin özel alanları hatta belki özel odaları bulunmaz? Neden buna hiç gerek duyulmaz? Neden akıllara gelmemiştir bu? Misafir odalarımız vardır ama bizzat kişisel odamız yoktur. Kendi özgürlüğümüzdense konuklarımız rahatlığını öncelik sırasında daha yukarılara yazmışız. Yatak odası ise özel alan değildir, başka biriyle paylaşmana zorlandığın bir alandır aslında. Eğer orada hep de bulunmak istemiyorsan. Galiba bu roman her bireyin evlenmeden önce de mutlaka okuması gereken bir romandır.

Zamanla Vera işlerini büyütür, Atölyeyi ikiye çıkarır. Bu fikir başka yatırımcıların da dikkatini çeker derken atölye üç olur. Vera eşi gibi doktor olmaya karar verir. Acaba bu eşi Lopuhov mudur yoksa onun doktor olan ev arkadaşı Kirsanov mudur?

Zaman zaman romana yeni karakterler dahil olur, kimi önemlidir kimi önemsiz.

Yazar, okuyucularla özellikle de erkek okuyucularla bildiğiniz alay eder. Hatta onları aşağılar.

Her bir satırın bir vitamin olduğunun ayırtında olarak kitap okumak istiyorsanız buyurunuz.

Eğer Vera, Kirsanova ve Lopuhov'u okuduğumuzda "Vay be ne insanlar ama!" diyorsak bu yeni insanlar bizden çok üstün oldukları için değil biz onlardan çok aşağıda olduğumuz içindir. Yazarın da dediği gibi bu insanlara baktığımızda saraylar değil, olması gerektiği gibi olan doğal bir ev, kulübe görmemiz yeterlidir. Bunu gördüğümüzde yeni insan olabiliriz çünkü.

Ve bazı romanların zamanı vardır. Ben doğru zamanda okudum. Umarım siz de doğru zamanda okursunuz. Ne demek istediğimi ancak kitabı okuduğunuzda anlayabileceksiniz :) Ve gerçek bir kitapsever bu romandan tat alabilir.
Ah, ne iğrenç! Ne iğrenç “sahip olmak”! Ne demek bir insana sahip olmak! Bu ne cesaret! İnsan bir sabahlığa, bir terliğe sahip olabilir...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nasıl Yapmalı
Alt başlık:
1. Cilt
Baskı tarihi:
Ocak 2011
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757530022
Orijinal adı:
Что делать?
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yar Yayınları
Nikolay Gavriloviç Çernişevski (1828-1889), Rus devrimci-demokrat yazar ve gazetecisi. Genç Rus aydınlarını 1860’larda büyük ölçüde etkilemiştir. 1 Haziran 1828’de, Saratov’da doğdu. Babası, yoksul bir köy papazıydı. 1854’te Sovremennik dergisinde yazarlığa başladı. Rusya’da Sosyal-Demokrasi’nin öncülerinden ve devrimci-demokrat hareketin ideologu ve lideriydi. Çar 2. Aleksandr’a karşı oludğundan, yıkıcı eylemlerde bulunduğu, devrimci kitaplar yazdığı gerekçesiyle tutuklandı; iki yıllık hapis cezasından sonra Sibirya’ya sürgüne gönderildi ve 1883’e kadar orada kaldı. ... Çernişevski, Rusya’da devrimci gençliğin oluşumunda büyük bir rol oynamıştır. "Nasıl Yapmalı" adlı romanı (1863) kuşaklar boyunca Rusya’da ve öteki ülkelerde devrimcilerin siyasi eğitiminde yardımcı olmuştur. Çernişevski’ye, popülistler (Narodnikler), Rus marksistleri ve Lenin büyük değer vermişlerdir. SSCB’de, Lenin’den önce yaşamış filozoflardan en büyüğü kabul edilir. Eserleri, Bolşevik ideoloji için önemli bir kaynak olmuştur... Çernişevski, materyalist görüşlerini, Nasıl Yapmalı adlı eserinde dile getirmiştir. Bu ölümsüz eser, Türkiye’de ilk kez, 1972 yılında Yar Yayınları arasında yayınlandı. Büyük ilgi ile karşılanan Nasıl Yapmalı’yı, Rusça aslında dilimize, 1982 yılında yitirdiğimiz onurlu insan, değerli çevirmen Güneş Bozkaya kazandırdı.

Kitabı okuyanlar 660 okur

  • E
  • Gonca
  • Bihavva Kızı
  • Destina
  • Kontess
  • İbrahim Demiröz
  • Pınar Ozansoy
  • Fatih şalk
  • Hakan Ünal
  • Şerife Alpözel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.6 (3)
9
%1.6 (3)
8
%1.6 (3)
7
%0
6
%0.5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları