Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir

·
Okunma
·
Beğeni
·
380
Gösterim
Adı:
Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981009
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
“Kırk beş yılı aşkın süren ve ne yazık ki erken gelen ölümüyle noktalanan yazı hayatı boyunca ortalığa çıkmayı sevmedi Bilge Karasu:
Hiç görünmemeyi seçmemişti şüphesiz; ama pek az röportaja yanaştı yaşarken, pek az söyleşiye kapısını aralık bıraktı.
Mustafa Arslantunalı’nın gerçekleştirdiği bu ‘son söyleşi’, birden fazla özelliğiyle, Karasu’nun olası vasiyetnamelerinden biri, belki en önemlisi olarak büyük önem taşıyor:
‘Usta’nın uzun uzadıya tartılmamış, kuşkular içinde durmadan sınanmamış, zaman içinde bir tür olgunlaştırma sürecinden geçirmediği tek bir cümlesi, yargısı çıkmıyor önümüze. Derin, sarsıcı, yakıcı belge.”
68 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İsminin hakkını veren Bilge Karasu ile Mustafa Arslantunalı'nın yaptığı bir söyleşi aslında bu. Merak ettiğim bir yazar zaten. Özellikle "Ne Kedisiz, Ne Kitapsız" eserini okumak istiyorum. Bu kısa turuncu kitapta bile pek çok bilgece sözler göreceksiniz.
68 syf.
Bu kitap Bilge Karasu'nun son röportajıdır. Mustafa Arslantunalı gerçekleşti bu söyleşiyi fakat röportajın özel bulduğu kesimlerini Kırpıp sunduğu için elimize ufak boyutta 70 sayfalık bir yazı ulaştı sadece. Kırk beş yılı bulan yazı hayatında ortalığa çıkmayı hiç istemedi Karasu hep kendi evinde okumakta olduğu kitapları ve yazmakta olduğu yazılarına eşlik eden kedisi ile beraber zaman geçirmeyi tercih etti en huzurlu tercih bu olsa gerek. Vasiyeti üzerine ölümünden sonra tüm eserlerinin telif haklarını Metis yayınları aldı ve ordan gelen gelirle Edebiyat bursu verildi.
Durmadan okumaktan söz ediliyor. Evet, ben de bir ömür boyu bunu yaptım, (gülerek) durmadan okudum, okudum ama, şimdi düşünüyorum, durmadan okumak, yani birtakım kitapları okumuş olarak rafa kaldırmak, bir yerlere yerleştirmek, şunları okudum demek mi amaç? Olmasa gerek. Bütün bunlar bize bir şeyler düşündürecek, bir şeyler gösterecek, bir şeyler anlatacak, kendi kendimizi belki daha iyi anlayacağız, hem kendimizi belki daha iyi tanıyabileceğiz, kendi kendimizi derken ille kendimizden söz etmek de istemiyorum, kendimizi, dünyamızı, dünyayı, insanları, oyunları, ilişkileri başkalarının aracılığıyla ya da başkalarının yardımıyla tanımlamak çok önemli; tabii bunun için de buna dikkatimizi çevirmemiz gerekiyor. Yetkin davranmamız gerekiyor okumamızda, bakmamızda, dinlememizde.
Bilge Karasu
Sayfa 58 - Kırmızı Kedi Yayınları
Ne kadar çok okursak, ne kadar çok konuşursak, ne kadar çok iletişirsek o kadar iyi olacakmış gibi geliyor insanlara. Ama iletişim başlı başına bir amaç değil, iletişim olsa olsa, ötekinde kendini, kendinde ötekini görebilmek. Ötekinin aracılığıyla, ötekinin yardımıyla bir anlamda kendi kendini anlamak, kendi kendini kurmak. Bu da okunanın, dinlenenin yalnız kaydedilmesini değil, birçok başka dizgeyle karşılaştırılmasını da gerektirecektir. Oysa bir şeyleri görmek ya da işitmekle yetinmek, gelip geçici bir şey olarak, yani başımıza, üstümüze yağan bir geçmiş yağmur olarak düşünülüyor birçok durumda, evet, gürültüsü de yüksek, sonra geçip gidiyor. Ha ben bunu görmüştüm oluyor, ha ben bunu işitmiştim oluyor, ben bunu okumuştum, ha evet bir yerlerde böyle bir şeyden söz edildiğini biliyorum. Evet, haberdarım, ama söz edildiğinden haberdar olmak, söz edildiğini bilmek bir şey demektir ama söz edilmiş de ne olmuş? O sözün edilmesi sana ne getiriyor, sana neler gösteriyor, sana neler gördürüyor?
Bilge Karasu
Sayfa 57 - Kırmızı Kedi Yayınları
"...durmadan okumak, yani bir takım kitapları okumuş olarak rafa kaldırmak, bir yerlere yerleştirmek, "şunları okudum" demek mi amaç? Olmasa gerek. Bütün bunlar bize birşeyler düşündürecek, bir şeyler gösterecek, bir şeyler anlatacak, kendi kendimizi belki daha iyi anlayacağız, hem kendimizi belki daha iyi tanıyabileceğiz, kendi kendimizi derken ille kendimizden söz etmek de istemiyorum, kendimizi, dünyamızı, dünyayı, insanları, oyunları, ilişkileri başkalarının aracılığıyla ya da başkalarının yardımıyla tanımlamak çok önemli; tabi bunun için de buna dikkatimizi çevirmemiz gerekiyor. Yetkin davranmamız gerekiyor okumamızda, bakmamızda, dinlememizde."
Kendim olmak diye bir kaygım yok galiba. (Gülerek) İşte nasıl yazıyorsam öyleyimdir diyorum herhalde. Bu da yine imgelere getirecektir bizi ama, kendim olmak diye bir kaygım yok, onu anlatmak çok güç. Nasıl tasarlıyorsam, nasıl yazıyorsam öyle oluyor. Kendim olmak, başka bir şey değil ki, çünkü onun dışında, onun ötesinde bir kendimlik yok ki, kendimlik burada söylediğimde, yazdığımda, yaptığımda.
Her okurun bir metinde bulunabilecek her şeyi görmesi söz konusu değil; kimi buna takılır, kimi ona takılır, kimi onu görür, kimi bunu görür. Ama dediğimiz gibi değişik okurların okumaları günün birinde bir araya gelince ya da gelirse, bir yazarın yapıtları üzerine biraz daha geniş, daha ayrıntılı sözler edilmiş olur.
Bilge Karasu
Sayfa 49 - Kırmızı Kedi Yayınları
"Ne kadar çok okursak, ne kadar çok konuşursak, ne kadar çok 'iletişirsek' o kadar iyi olacakmış gibi geliyor insanlara. Ama başlıbaşına bir amaç değil, iletişim olsa olsa, ötekinde kendini, kendinde ötekini görebilmek. Ötekinin aracılığıyla, ötekinin yardımıyla bir anlamda kendi kendini anlamak, kendi kendini kurmak."
Sevgi, içinden dışarıya taşırabileceğin, verebileceğin, başka varlıklarla aranda kurabileceğin en güzel bağdır belki de. Sevgi yalnız bir coşku, bir fışkırma değil, bir ilişkinin temeli olabilir ama o ilişkinin de o sevginin kalıbınca kurulup yaşanması gerekir.
Bilge Karasu
Sayfa 52 - Kırmızı Kedi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981009
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
“Kırk beş yılı aşkın süren ve ne yazık ki erken gelen ölümüyle noktalanan yazı hayatı boyunca ortalığa çıkmayı sevmedi Bilge Karasu:
Hiç görünmemeyi seçmemişti şüphesiz; ama pek az röportaja yanaştı yaşarken, pek az söyleşiye kapısını aralık bıraktı.
Mustafa Arslantunalı’nın gerçekleştirdiği bu ‘son söyleşi’, birden fazla özelliğiyle, Karasu’nun olası vasiyetnamelerinden biri, belki en önemlisi olarak büyük önem taşıyor:
‘Usta’nın uzun uzadıya tartılmamış, kuşkular içinde durmadan sınanmamış, zaman içinde bir tür olgunlaştırma sürecinden geçirmediği tek bir cümlesi, yargısı çıkmıyor önümüze. Derin, sarsıcı, yakıcı belge.”

Kitabı okuyanlar 30 okur

  • Kitap okuyan insan
  • Gizem Korkmaz
  • Seher Tülay
  • ikircikli
  • Türkan Karatün
  • Ayşegül
  • Emre kaya
  • Melek Ceylan
  • Samet Civan
  • Ecehan Ümmü Topal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%0
8
%25 (1)
7
%0
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0