Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir

·
Okunma
·
Beğeni
·
173
Gösterim
Adı:
Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981009
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
“Kırk beş yılı aşkın süren ve ne yazık ki erken gelen ölümüyle noktalanan yazı hayatı boyunca ortalığa çıkmayı sevmedi Bilge Karasu:
Hiç görünmemeyi seçmemişti şüphesiz; ama pek az röportaja yanaştı yaşarken, pek az söyleşiye kapısını aralık bıraktı.
Mustafa Arslantunalı’nın gerçekleştirdiği bu ‘son söyleşi’, birden fazla özelliğiyle, Karasu’nun olası vasiyetnamelerinden biri, belki en önemlisi olarak büyük önem taşıyor:
‘Usta’nın uzun uzadıya tartılmamış, kuşkular içinde durmadan sınanmamış, zaman içinde bir tür olgunlaştırma sürecinden geçirmediği tek bir cümlesi, yargısı çıkmıyor önümüze. Derin, sarsıcı, yakıcı belge.”
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Durmadan okumaktan söz ediliyor. Evet, ben de bir ömür boyu bunu yaptım, (gülerek) durmadan okudum, okudum ama, şimdi düşünüyorum, durmadan okumak, yani birtakım kitapları okumuş olarak rafa kaldırmak, bir yerlere yerleştirmek, şunları okudum demek mi amaç? Olmasa gerek. Bütün bunlar bize bir şeyler düşündürecek, bir şeyler gösterecek, bir şeyler anlatacak, kendi kendimizi belki daha iyi anlayacağız, hem kendimizi belki daha iyi tanıyabileceğiz, kendi kendimizi derken ille kendimizden söz etmek de istemiyorum, kendimizi, dünyamızı, dünyayı, insanları, oyunları, ilişkileri başkalarının aracılığıyla ya da başkalarının yardımıyla tanımlamak çok önemli; tabii bunun için de buna dikkatimizi çevirmemiz gerekiyor. Yetkin davranmamız gerekiyor okumamızda, bakmamızda, dinlememizde.
Bilge Karasu
Sayfa 58 - Kırmızı Kedi Yayınları
Ne kadar çok okursak, ne kadar çok konuşursak, ne kadar çok iletişirsek o kadar iyi olacakmış gibi geliyor insanlara. Ama iletişim başlı başına bir amaç değil, iletişim olsa olsa, ötekinde kendini, kendinde ötekini görebilmek. Ötekinin aracılığıyla, ötekinin yardımıyla bir anlamda kendi kendini anlamak, kendi kendini kurmak. Bu da okunanın, dinlenenin yalnız kaydedilmesini değil, birçok başka dizgeyle karşılaştırılmasını da gerektirecektir. Oysa bir şeyleri görmek ya da işitmekle yetinmek, gelip geçici bir şey olarak, yani başımıza, üstümüze yağan bir geçmiş yağmur olarak düşünülüyor birçok durumda, evet, gürültüsü de yüksek, sonra geçip gidiyor. Ha ben bunu görmüştüm oluyor, ha ben bunu işitmiştim oluyor, ben bunu okumuştum, ha evet bir yerlerde böyle bir şeyden söz edildiğini biliyorum. Evet, haberdarım, ama söz edildiğinden haberdar olmak, söz edildiğini bilmek bir şey demektir ama söz edilmiş de ne olmuş? O sözün edilmesi sana ne getiriyor, sana neler gösteriyor, sana neler gördürüyor?
Bilge Karasu
Sayfa 57 - Kırmızı Kedi Yayınları
Kendim olmak diye bir kaygım yok galiba. (Gülerek) İşte nasıl yazıyorsam öyleyimdir diyorum herhalde. Bu da yine imgelere getirecektir bizi ama, kendim olmak diye bir kaygım yok, onu anlatmak çok güç. Nasıl tasarlıyorsam, nasıl yazıyorsam öyle oluyor. Kendim olmak, başka bir şey değil ki, çünkü onun dışında, onun ötesinde bir kendimlik yok ki, kendimlik burada söylediğimde, yazdığımda, yaptığımda.
Her okurun bir metinde bulunabilecek her şeyi görmesi söz konusu değil; kimi buna takılır, kimi ona takılır, kimi onu görür, kimi bunu görür. Ama dediğimiz gibi değişik okurların okumaları günün birinde bir araya gelince ya da gelirse, bir yazarın yapıtları üzerine biraz daha geniş, daha ayrıntılı sözler edilmiş olur.
Bilge Karasu
Sayfa 49 - Kırmızı Kedi Yayınları
Sevgi, içinden dışarıya taşırabileceğin, verebileceğin, başka varlıklarla aranda kurabileceğin en güzel bağdır belki de. Sevgi yalnız bir coşku, bir fışkırma değil, bir ilişkinin temeli olabilir ama o ilişkinin de o sevginin kalıbınca kurulup yaşanması gerekir.
Bilge Karasu
Sayfa 52 - Kırmızı Kedi Yayınları
Doğrusu ben, yeni olsun diye uğraşıyor değilim. Bir şeyi nasıl yazacağım diye düşünürüm. Yaza boza, nasıl yazılması gerektiğini düşünüyor isem, ki bu fazla bir şey de demek değildir, o hale getirmeğe çalışırım. O hale getirdiğim zaman, ben yenilik olsun diye yapmış değilimdir bunu, ama birtakım alışılagelmiş anlatı ya da anlatım biçimleri bana yetmemiştir ya da onların dışına çıkmak istemişimdir. Olabilir. Ama yenilik olsun diye değil, yapmak istediğim bir şeyi yapmağa çalışıyorum. Yenilik olsun diye uğraşmıyorum. Şimdi, okurlar bunu (şimdi değil ya, vaktiyle öyle olmuştur) bir bulmaca diye görmüşlerse, alışageldikleri anlatı biçimlerinin ya da anlatı yollarının dışına çıktığı içindir belki. Alışılmış bir şey, alışıldığı kalıplar içerisinde anlaşılır, kolay görünüyor. Burada öyle değil belki ama, bana alışılmış olması hiç mi düşünülemez? Benim yazıma alışılmış olması?
Bilge Karasu
Sayfa 25 - Kırmızı Kedi Yayınları
Yenilik alışageldiklerimizin dışında bir şeydir, alışageldiklerimizin dışında. Her çağda her dönemde alıştırılageldiklerimizle iç içeyizdir. Bu alıştırılageldiklerimizin dışındaki, yeni olmasa da, bize çok değişik gelebilir. Eninde sonunda her an, her okur söylenmiş olan, yazılmış olan her şeyi okumuş, biliyor değildir ya… Her zaman en azından birilerine yeni gelen, değişik gelen bir şeyler söylemek, düşünülemeyecek bir şey… Ama bunların yeniliği değişik biçimlerde çıkabilir karşımıza; çok yadırgadığımız bir şey, gerçekten hiç bilmediğimiz yeni bir şey olarak.
Bilge Karasu
Sayfa 22 - Kırmızı Kedi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981009
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
“Kırk beş yılı aşkın süren ve ne yazık ki erken gelen ölümüyle noktalanan yazı hayatı boyunca ortalığa çıkmayı sevmedi Bilge Karasu:
Hiç görünmemeyi seçmemişti şüphesiz; ama pek az röportaja yanaştı yaşarken, pek az söyleşiye kapısını aralık bıraktı.
Mustafa Arslantunalı’nın gerçekleştirdiği bu ‘son söyleşi’, birden fazla özelliğiyle, Karasu’nun olası vasiyetnamelerinden biri, belki en önemlisi olarak büyük önem taşıyor:
‘Usta’nın uzun uzadıya tartılmamış, kuşkular içinde durmadan sınanmamış, zaman içinde bir tür olgunlaştırma sürecinden geçirmediği tek bir cümlesi, yargısı çıkmıyor önümüze. Derin, sarsıcı, yakıcı belge.”

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • ceren
  • Eyüp Tatar
  • Kemal Tuncar
  • indéfini
  • Kadir Ünsal
  • •Onur Özkan•
  • Selman Ç.
  • Biri

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0