Nasrettin Hoca Hikayeleri

7,8/10  (6 Oy) · 
26 okunma  · 
4 beğeni  · 
708 gösterim
"... Dostum Şevket Rado bana Nasrettin Hoca'ya ait fıkraları da manzum olarak yazmamın iyi bir şey olacağını söylemişti. (...) Bu fıkraları bulabilmek için birkaç kitap karıştırdıktan sonra gördüm ki ünü yabancı ülkelere kadar yayılmış olan bu milli kahramanın hikayeleri daha hala Türkçe olarak yazılmamış. Güzel bir üsluptan geçtim, okuduğum kitaplarda, doğru dürüst bir Türkçe bile yoktu. Bunun üzerine de, bu fıkraları okunabilir bir dille yazmanın, küçümsenmeyecek bir iş olduğuna inandım. Yazdığım Nasrettin Hoca fıkralarının, bugüne kadar yazılanların en iyisi olduğunu söylersem pek de böbürlenmiş sayılmam."
-Orhan Veli Kanık-

Nasrettin Hoca fıkralarına, onların özünü bozmadan yeni bir renk, yeni bir tat katan Orhan Veli, 13. yüzyıldan günümüze uzanan, bazıları daha da eskilere kadar giden bu nükteleri, şiir diliyle yeniden ölümsüzleştirmiştir.

Nasrettin Hoca Hikayeleri'nde bir araya getirilen ve Hoca kimliğine bürünmüş halk zekasının ürünleri olan bu fıkralar, Orhan Veli'nin kattığı sevimlilikle karşılıyor bizi.
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2003
  • Sayfa Sayısı:
    134
  • ISBN:
    9789750805431
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 3 Alıntı

Nasrettin Hoca'nın Rüyası
Nasrettin Hoca bir gün rüyasında şeytanı görmüş.
Görür görmez de sakalına yapışmış ve var gücüyle çekiştirmeye başlamış.
Şeytan acıdan feryat figan bağırmış, Hoca ise,
"Bu hissettiğin acı, doğru yoldan çıkardığın ölümlülere
çektirdiğin acının yanında hiç bir şey" demiş.
Daha da kuvvetli çekmeye başlamış.
Sakalı öyle bir çekmiş ki can acısından bağırarak uyanmış.
Ancak o zaman, elinde tutmakta olduğu sakalın kendi sakalı olduğunu anlamış.

Nasrettin Hoca Hikayeleri, Orhan Veli KanıkNasrettin Hoca Hikayeleri, Orhan Veli Kanık

Orhan Veli Kanık'tan Nasrettin Hoca Hikayeleri
"... Dostum Şevket Rado bana Nasrettin Hoca'ya ait fıkraları da
manzum olarak yazmamın iyi bir şey olacağını söylemişti. (...)
Bu fıkraları bulabilmek için birkaç kitap karıştırdıktan sonra gördüm ki
ünü yabancı ülkelere kadar yayılmış olan bu milli kahramanın hikayeleri
daha hala Türkçe olarak yazılmamış.
Güzel bir üsluptan geçtim, okuduğum kitaplarda, doğru dürüst
bir Türkçe bile yoktu. Bunun üzerine de, bu fıkraları okunabilir bir dille
yazmanın, küçümsenmeyecek bir iş olduğuna inandım.
Yazdığım Nasrettin Hoca fıkralarının, bugüne kadar yazılanların
en iyisi olduğunu söylersem pek de böbürlenmiş sayılmam."

Nasrettin Hoca Hikayeleri, Orhan Veli Kanık (YKY - DOĞAN KARDEŞ Arka Kapak)Nasrettin Hoca Hikayeleri, Orhan Veli Kanık (YKY - DOĞAN KARDEŞ Arka Kapak)

YAZISIZ MEKTUP
Derler ki: -"Düğün var falanca yerde.
Kazanlar dolusu pilavla zerde!
Galiba şimdi de yemek zamanı..."
Görmeyin Hoca?daki heyecanı.
Bir anda zihni allak bullak olur.
Ne yapsa da gitse düğün evine?
Düşünür taşınır, çareyi bulur.
Çabucacık bir zarf alır eline;
Alı al moru mor, kapıya damlar.
Açıp ne istediğini sorarlar.
-"Bir mektubu var da ev sahibinin;
Onu getirmiştim..." -"Eh! Buyrun, girin."
Sırtında samur bir kürk, görünür ev sahibi.
Hoca zarfı eline tutuşturduğu gibi
Geçer kurulur sofranın başına;
Çala kaşık dalar düğün aşına.
Adam bakar bakar zarfın üstüne;
Sonra Hoca'ya der ki: -"Yahu, bu ne?
Üzeri yazılı değil bu zarfın."
Hoca içine gömülüp hoşafın:
-"Aceleye geldi, der, af buyurun;
İçi de yazılı değildir onun."

Nasrettin Hoca Hikayeleri, Orhan Veli Kanık (YKY - DOĞAN KARDEŞ)Nasrettin Hoca Hikayeleri, Orhan Veli Kanık (YKY - DOĞAN KARDEŞ)