·
Okunma
·
Beğeni
·
55
Gösterim
Adı:
Nataşa
Baskı tarihi:
Eylül 2005
Sayfa sayısı:
153
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758792832
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sempati Yayınları
Anlık, günah işlenerek yaşanan geçici hazların bıraktığı dakikalar unutulamıyordu. Aradan belli bir zaman geçse de insanların belleklerinde izleri kalıyordu. Bilinç devre dışı kaldığında yaşanılan çılgınlıklar su yüzüne çıkıyordu. Buna örnek bir olayı bir tanıdığım nakletmişti. Rusya ile ticaret yapan bir iş adamıydı. İş gezileri dolayısıyla uzun süre Rusya'da kalıyordu. Bir ara eşinin rahatsızlığı nedeniyle Türkiye'ye gelmek zorunda kalmıştı. Çok yorgun olduğundan gece deliksiz uyuyordu. Bir yandan da sayıklamaya başlamıştı. Sabaha karşı eşi uyandırdığında, bir an kendisini Rusya'da zannetmiş ve gözleri yarı kapalı, eşine yönelerek mırıldanmaya başlamıştı;
-Sveta sen ne zaman Türkçe öğrendin? Sorusunu gayri ihtiyari ağzından kaçırıvermişti.
Sveta Rusya'daki sevgilisinin adıydı. Bu adı duyan eşi ise çılgına dönmüştü. Bilinçaltının gizemli motor gücü erkeğin açığını ele vermişti.

Türk kafileleri sözde ticari bir amaçla Rusya'ya gidiyorlardı. Gerçeğinde ise birçoğunun amacı Nataşalarla eğlenmekti. Kafile, Rusya topraklarına yaklaştığında, limanda bekleyen Nataşalarla karşılanıyordu. Üç beş günlük beraberliğin ardından ayrılış saati yaklaştığında, erkeklerimizden bazıları ellerinde mendilleri, ağlayarak; bazıları da sızlayarak aşk kaçamaklarına yarı muzdarip veda ediyorlardı. Sanki yıldırım aşkıyla tutulmuşlar gibi bir tablo sergileniyordu.

Aynı Türk erkeklerini bir sonraki gidişlerinde de aynı Nataşa kafilesi yine aynı limanda bekliyordu. Lakin bu defa kadınlar farklı erkeklerle birlikte oluyorlardı. Yani kendi arkadaşları arasında kadınları takas ediyorlardı. Bu yeni partnerlerden ayrılışta da klasik Türk filmlerindeki sahnelere benzeyen yine aynı ağlama tabloları tekrarlanıyordu.

Dönüşte, aşk kaçamağının eşleri tarafından anlaşılmaması için gerekli hiçbir önlem ihmal edilmiyordu. Rusya'ya varır varmaz yeni elbiseler satın alınıyordu. Üzerlerindeki elbiseler bir torbaya konuluyordu. Rusya'da kaldıkları sürece satın alınan ikinci elbiseler giyiniliyordu. Türkiye'ye gelişlerinde de Rusya'da satın alınan elbiseler çıkartılara, kullanılmayan ve poşette bekleyen elbiselerle değiştiriliyordu. Böylece kaçamağı hissettirebilecek bütün deliller ayrıntılarına varıncaya kadar ortadan kaldırılmış oluyordu.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
J: J: Rousseau bu gerçekliği şu sözleriyle ifade etmektedir: Sıradan bir kadın nazarında, her erkek daima erkektir. Ama kalbinde sevgi olan bir kadın için aşığından başka erkek yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nataşa
Baskı tarihi:
Eylül 2005
Sayfa sayısı:
153
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758792832
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sempati Yayınları
Anlık, günah işlenerek yaşanan geçici hazların bıraktığı dakikalar unutulamıyordu. Aradan belli bir zaman geçse de insanların belleklerinde izleri kalıyordu. Bilinç devre dışı kaldığında yaşanılan çılgınlıklar su yüzüne çıkıyordu. Buna örnek bir olayı bir tanıdığım nakletmişti. Rusya ile ticaret yapan bir iş adamıydı. İş gezileri dolayısıyla uzun süre Rusya'da kalıyordu. Bir ara eşinin rahatsızlığı nedeniyle Türkiye'ye gelmek zorunda kalmıştı. Çok yorgun olduğundan gece deliksiz uyuyordu. Bir yandan da sayıklamaya başlamıştı. Sabaha karşı eşi uyandırdığında, bir an kendisini Rusya'da zannetmiş ve gözleri yarı kapalı, eşine yönelerek mırıldanmaya başlamıştı;
-Sveta sen ne zaman Türkçe öğrendin? Sorusunu gayri ihtiyari ağzından kaçırıvermişti.
Sveta Rusya'daki sevgilisinin adıydı. Bu adı duyan eşi ise çılgına dönmüştü. Bilinçaltının gizemli motor gücü erkeğin açığını ele vermişti.

Türk kafileleri sözde ticari bir amaçla Rusya'ya gidiyorlardı. Gerçeğinde ise birçoğunun amacı Nataşalarla eğlenmekti. Kafile, Rusya topraklarına yaklaştığında, limanda bekleyen Nataşalarla karşılanıyordu. Üç beş günlük beraberliğin ardından ayrılış saati yaklaştığında, erkeklerimizden bazıları ellerinde mendilleri, ağlayarak; bazıları da sızlayarak aşk kaçamaklarına yarı muzdarip veda ediyorlardı. Sanki yıldırım aşkıyla tutulmuşlar gibi bir tablo sergileniyordu.

Aynı Türk erkeklerini bir sonraki gidişlerinde de aynı Nataşa kafilesi yine aynı limanda bekliyordu. Lakin bu defa kadınlar farklı erkeklerle birlikte oluyorlardı. Yani kendi arkadaşları arasında kadınları takas ediyorlardı. Bu yeni partnerlerden ayrılışta da klasik Türk filmlerindeki sahnelere benzeyen yine aynı ağlama tabloları tekrarlanıyordu.

Dönüşte, aşk kaçamağının eşleri tarafından anlaşılmaması için gerekli hiçbir önlem ihmal edilmiyordu. Rusya'ya varır varmaz yeni elbiseler satın alınıyordu. Üzerlerindeki elbiseler bir torbaya konuluyordu. Rusya'da kaldıkları sürece satın alınan ikinci elbiseler giyiniliyordu. Türkiye'ye gelişlerinde de Rusya'da satın alınan elbiseler çıkartılara, kullanılmayan ve poşette bekleyen elbiselerle değiştiriliyordu. Böylece kaçamağı hissettirebilecek bütün deliller ayrıntılarına varıncaya kadar ortadan kaldırılmış oluyordu.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Tuncay YILDIRIM

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0