National Geographic Türkiye - Eylül 2017

8,3/10  (4 Oy) · 
10 okunma  · 
4 beğeni  · 
187 gösterim
Güneşin doğmasına daha yarım saat var. Kumsalı döven sular simsiyah görünüyor.

On kadar balıkçı, Punta Abreojos sahil görevlisinin ofisinde oturmuş, gülüşüp laflayarak o gece yapacakları partiyi konuşuyor.

Meksika’da, Baja California yarımadasının orta kesiminde yer alan bu küçük köydeki şenlik havasının nedeni, tüm yıl boyunca beklenen günün gelip çatmış olması. Bugün denizkulağı av sezonu açılıyor. Aslında sezon dört ay önce açılmış ama Punta Abreojos sıradışı bir uygulamayla kendi kendine yasak uyguluyor. Ocak ayında resmi avlanma izni çıkmasıyla birlikte denizkulağı avına başlamak yerine, kabuklunun biraz daha etlendiği Nisan ayına kadar bekliyorlar.

Delikanlılık günlerinden beri birlikte çalışan 50’li yaşlarında üç balıkçıyla birlikte Büyük Okyanus’a açılıyorum. “At” motoru çalıştırıyor, “Köstebek” denizkulağı çuvallarını çekiyor, “Balık” da doğal olarak dalgıç. (Adları Porfirio Zúñiga, Eduardo Liera ve Luis Arce ama burada hiç kimse onlara asıl adlarıyla hitap etmiyor.)

Balık bugün olağanüstü neşeli. Pebble Beach’te sörf yapıp biraz da golf oynadığı Kaliforniya’dan henüz dönmüş. Yepyeni dalgıç elbisesini üzerine geçirirken arkadaşları onunla dalga geçiyor. Güneşin yükselmesiyle birlikte denizin rengi siyahtan laciverte dönüşüyor. Avlanma yerine gelmeden önce At, denizkulağı kaynayan bir resifin üzerinde motoru durduruyor. “Bunlar yeşil denizkulağı,” diyor Köstebek. “En az bir ay sonra hazır olurlar.”

Birkaç kilometre sonra Balık suya dalıyor. İki saat içinde av sınırına ulaşınca sağlıklı denizkulağı dolu bir çuvalla gülerek yukarı çıkıyor. Meksika’daki çoğu balıkçı köyünde –hatta gelişmekte olan ülkelerin çoğunda– balıkçılar tükenmiş sulardan az miktarda av çıkarıyor ve kıt kanaat geçinerek yaşıyor. Peki ama At, Balık ve Köstebek henüz başlayan sezona neden bu kadar iyimser bakıyor? Yeni donanımlar almaya ve lüks golf sahalarında tatil yapmaya güçleri nasıl yetiyor?

Köyün 1948’de kurulan balık kooperatifi de diğer kooperatifler gibi yıllar boyunca denizden olabildiğince fazlasını alarak faaliyet göstermiş. Ancak, 1970’lerde hayal kırıklığı yaratan birkaç hasadın ardından balıkçılar yeni bir yöntem denemeye karar vermiş. İstiridyeleri (ve denizkulağını) kısa dönemli kârları düşünerek değil, uzun dönemli bir anlayışla yönetme kararı almışlar.